1. Haberler
  2. Siyaset
  3. DEM Parti’den Bahçeli’ye ‘parmak sallama’ yanıtı

DEM Parti’den Bahçeli’ye ‘parmak sallama’ yanıtı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 'Tek muhatap İmralı' diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yanıt verdi. Bakırhan, "Sayın Bahçeli, haklı bir şey söyledi. Sayın Öcalan'ın rolünü vurguladı. Biz de soruyoruz; 40 günü aşkındır sayın Öcalan ile bir görüşme yok? Bir yıldır rolünü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz ama ortada henüz bir şey yok ya da bizim bildiğimiz bir şey yok. Diyoruz ki; sayın Öcalan'ın özgür yaşam ve iletişim koşullarının sağlanması gerekmiyor mu?" dedi. Bakırhan, "Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam televizyon kanallarını izlesin" ifadelerini kullandı.

featured

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Halep’teki çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Bakırhan, Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) “Suriye’nin yardım talep etmesi halinde Türkiye’nin gerekli desteği sağlayacağına” yönelik açıklamasına tepki gösterdi.

Bakırhan, “Sadece birkaç dakika empati yapın. Kendinizi bu ülkenin vatandaşı bir Kürdün yerine koyun. Bu manzara size ne anlatır? Hangi duygular içerisinde olursunuz? Dönüp herkes kendisine bir sorsun. Hangi ülkenin televizyon kanallarında Kürt düşmanı ve ırkçılar buradaki kadar var? Kardeşlik edebiyatı yapanlara sesleniyorum: Kıbrıs Türkünün hakkını savunduğun kadar Halep’teki Kürdün de hakkını savunsaydın bu manzara, bu buz gibi gerçeklik ortaya çıkmazdı” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da yanıt veren Bakırhan, “Siyasette olması gerekenlere değil olanlara bakalım. Halep’teki vahşete bakalım. 10 Mart mutabakatına uymayan SDG değil, Kürtler değil, rejimdir. 1 Nisan anlaşmasıyla SDG, Halep mahallerindeki ağır silahlarını çekmedi mi? Silahlı militanlarını çekmedi mi? Buna rağmen oraya saldırılıyorsa 10 Mart mutabakatına uymayan Şam yönetiminin kendisidir” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, Bahçeli’ye seslenip “Sayın Bahçeli, haklı bir şey söyledi. Sayın Öcalan’ın rolünü vurguladı. Biz de soruyoruz; 40 günü aşkındır sayın Öcalan ile bir görüşme yok? Bir yıldır rolünü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz ama ortada henüz bir şey yok ya da bizim bildiğimiz bir şey yok. Diyoruz ki; sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve iletişim koşullarının sağlanması gerekmiyor mu?” dedi.

Bakırhan, şöyle konuştu:

“Tek derdi Kürt’e dönük saldırılar gerçekleştirmek isteyenlere soruyoruz. Şam’ın 50 kilometre ötesinde, Golan’da başka ülkelerin bayrakları dalgalanırken İsrail, Şam’ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken, görünmez olan egemenliğiniz neden söz konusu Kürtler olunca bir anda görünür oluyor? İsrail’in Gazze’de uyguladıkları dün ve önceki günlerde Kürtlere karşı Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de uygulandı. Gazze için gözyaşı döküp Halep’i Gazzeleştirmeye çalışanların iki yüzlüğünü hepimiz görüyoruz. Gazze’ye ağlayıp Halep’e alkış çalan her kimse İflah olmaz bir Kürt düşmanıdır.”

‘SAFIMIZ DA ÇAĞRIMIZ DA NETTİR’

Bakırhan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2026’ın ilk günleri yeni bir dönemin habercisi oluyor. Artık kimse yastığa başını huzurla koyamıyor. Dünya, temeli çatlamış bir bina gibi sallanıyor. Dünyada artık kural değil pazarlık işliyor. Egemenlik bir tapu senedi gibi değil, her an ihlal edilen bir olguya dönüştü. Hukuk, iktidarın elinde halkı hizaya sokan bir sopaya çevriliyor.

Savaşlar da artık cepheden ibaret değil. Avrupa’da yıpratma, Ortadoğu’da sıcak çatışma, batı yarımkürede tahakküm var. Pasifikteki gerilimler ise tüm dünyayı ilgilendiriyor. Peki tüm bunlar bize ne anlatıyor? Bu yeni dönemi doğru okumayan, kendi siyasetini de doğru kuramaz. Bizim görevimiz, korku siyasetine karşı kurucu demokratik bir siyaset inşa etmektir. Üçüncü yolu çok daha fazla sahiplenmektir. İçeride toplumsal barışı büyütmek, dışarıda ise halkların eşitliği ve hukuk için yeni bir dayanışma hattı örmektir.

İran’daki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Sokak, çarşı, esnaf, işçi, kadınlar ve gençler ‘yeter’ diyor. Kürt kentlerinde yoğunlaşan baskı, ayrımcılık ve şiddet ise rejimin tekçi, mezhepçi ve merkeziyetçi karakterini tüm dünyaya ilan ediyor. Yüksek enflasyonun, işsizliğin, ağır yaşam koşullarının altında ezilen halklar, barışçıl biçimde itiraz ediyor. Bu itiraz, en temel ve meşru haktır. Rejimin cevabı ise yine aynı: Cop, gözaltı, cezaevi, idam tehdidi.

Hiçbir iktidar, kendi yurttaşlarının iradesine rağmen kalıcı olamaz. Ülkenin internetini, iletişimini komple keserek sessizlik karantinasına alarak çözüm getiremezsiniz. Şalterleri indirerek meşruiyet üretemezsiniz. Ülkeyi ‘açık hava hapishanesine’ çevirmekle sorunları çözemezsiniz. Demokrasi, İran için bir beka tehdidi değil, tek çıkış kapısıdır. İran’ın ve Ortadoğu’nun geleceği; copların ve darağaçlarının gölgesinde kurulamaz. Kürt’ün, Fars’ın, Azeri’nin, Beluç’un ve kadınlar ile gençlerin eşit yurttaş olduğu demokratik bir zeminde kurulabilir. 21. yüzyılın siyasi formülü şudur: Demokratik rejimler tüm tehditlere rağmen ayakta kalır. Demokratik olmayan ve iç barışını sağlamayan rejimler ise kuralsız dünyada darmadağın olma riskini hep yaşar.

Safımız da çağrımız da nettir: Halkların haklı direnişinin yanındayız. Baskının değil demokrasinin, yasakların değil özgürlüklerin yanındayız.

‘MSB REJİME DESTEK VERMEYE HAZIRIZ DEDİ’

Bugün Halep gündemi üzerinde ayrıca durmak istiyorum. Son on gündür hepimizin gözü kulağı Şeh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeydi. Dünya Venezuela ve Karayipler’deki haydutlukları konuşurken, yanı başımızda, Halep’te sessiz bir soykırım provası yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Şam rejimi ve Türkiye’nin güdümündeki çeteler, IŞİD’in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere harekete geçtiler. Şeh Maksud ve Eşrefiye mahallesinde yaşayan yüz yıllık sakinlerine terörist diyenler gerçeği çarpıtıyor. Biz canlı yayınlarda IŞİD’in mahallelere akın ettiğini gördük. Öyle ki üniformaları bile değiştirme gereği duymamışlar. Biz bu zihniyeti iyi tanıyoruz. Enfal’den tanıyoruz, Şengal’de kadınları köle pazarlarında satan, Kobani’de vahşeti dayatan o zifiri karanlıktan tanıyoruz. Biz bunları daha geçen gün esir aldıkları bir Kürt kadın savaşçıyı binadan aşağı attıkları alçaklıklarından da tanıyoruz.

Bakın, Halep’te bir binadan aşağı atılan kadın savaşçıya sessiz kalan da, bu vahşeti yapanları destekleyen de gün yüzü görmez. Hiç sözü eğip bükmeden net olarak ifade edeyim: Halep’te yeni bir Halepçe denemesi yapıldı. Buradan o karanlık hesapları yapanlara sesleniyoruz: Kürtleri ‘soykırım kıskacında’ tutarak, çürümüş rejimlerinizi ayakta tutamayacaksınız. Kürde soykırım salık vererek siyasi hesaplarınızı gerçekleştiremeyeceksiniz, çünkü biz biz izin vermeyeceğiz. Suriye’nin sorunu; topraklarını savunan Kürtler, inançlarını koruyan Aleviler ya da Dürziler değildir. Suriye’nin sorunu Selefi, tekçi, ırkçı yönetim anlayışıdır. Kürt anasını görmesin diye tüm imkanlarını seferber eden iflas etmiş akıldır.

İnsanlıktan nasibini almamış çeteler, Halep’in Kürt ve Süryani mahallelerine saldırdığında BM Genel Sekreteri itidal çağrısı yaptı. ABD’den AB’ye, Kanada’dan Kürdistan Bölgesel Yönetimine kadar herkes sağduyu çağrısı yaptı.

Peki kim rejime hemen destek vermeye hazırız dedi? Türkiye Milli Savunma Bakanlığı.

Sadece birkaç dakika empati yapın. Kendinizi bu ülkenin vatandaşı bir Kürdün yerine koyun. Bu manzara size ne anlatır? Hangi duygular içerisinde olursunuz? Dönüp herkes kendisine bir sorsun. Hangi ülkenin televizyon kanallarında Kürt düşmanı ve ırkçılar buradaki kadar var? Kardeşlik edebiyatı yapanlara sesleniyorum: Kıbrıs Türkünün hakkını savunduğun kadar Halep’teki Kürdün de hakkını savunsaydın bu manzara, bu buz gibi gerçeklik ortaya çıkmazdı. Bu ülkede Kürt, Türk, Arap, Ermeni, muhafazakâr, laik, demokratlar olarak ölüm ve savaş isteyen azınlığa karşı cesur olmalıyız. Hep birlikte barış istemeli, ırkçıların maskelerini düşürmeliyiz.

’10 MART MUTABAKATINA UYMAYAN SDG DEĞİL’

Siyasette olması gerekenlere değil olanlara bakalım. Halep’teki vahşete bakalım. 10 Mart mutabakatına uymayan SDG değil, Kürtler değil, rejimdir. 1 Nisan anlaşmasıyla SDG, Halep mahallerindeki ağır silahlarını çekmedi mi? Silahlı militanlarını çekmedi mi? Buna rağmen oraya saldırılıyorsa 10 Mart mutabakatına uymayan Şam yönetiminin kendisidir.

Daha kısa süre önce Alevilere, Dürzilere açık katliam yapanlar bugün Kürtlere yerini çevirmiştir. Bu da somut bir gerçek değil mi? Biz buna sessiz kalmayacağız sayın Bahçeli. Size düşen oradaki Kürtlerin hakkını, hukukunu müdafaa etmektir. Türk-Kürt kardeşliği diyorsunuz, alın size fırsayın.

Sayın Bahçeli, ‘Türkler ve Kürtler kader ve kederde birliktedir’ diyor. Kürtler de soruyor, ‘Neden keder kısmı hep bize düşüyor’ diyor. Hani ikisinde de ortaktık? Halep’tekinin kederi biraz da sizi ilgilendirsin. Halep’te IŞİD çeteleri ve rejim, sivil Kürtlere saldırdığında bu ülkenin Savunma Bakanı değil mi ‘Desteğe hazırız’ diyen. Hani kederde ortaktık. Kürtler Ankara’da, Şam’da çözümü ararken, Halep’te katliamla yüz yüze bırakılmasının bir izahı var mıdır?

Sayın Bahçeli, haklı bir şey söyledi. Sayın Öcalan’ın rolünü vurguladı. Biz de soruyoruz; 40 günü aşkındır sayın Öcalan ile bir görüşme yok? Bir yıldır rolünü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz ama ortada henüz bir şey yok ya da bizim bildiğimiz bir şey yok. Diyoruz ki; sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve iletişim koşullarının sağlanması gerekmiyor mu?

DEM Parti elbette sürecin sağlığı ve selameti için, kalıcı bir barış için önerileri olur ve olacaktır. Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam televizyon kanallarını izlesin. Parmak sallayan iktidar yöneticileri ve medyadaki yüzleri bizzat kendisi görecektir. Bizim uyarılarımız parmak sallamak değil, barış için el uzatmaktır.

DEM Parti olarak 27 Şubat çağrısının arkasındayız, çözümden yanayız, barıştan yanayız. Sorumluluk sahibi olan yürütme erki de Meclis’te artık somut adımlar atarak bunun arkasında durduğunu pratik adımlarla kanıtlasın.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!