ERAY ÇELEBİ/ VERYANSIN TV
Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar, geçen sene 22 Haziran’da yapılan NATO liderlerinin katıldığı Madrid zirvesindeki ABD baskısını anlattı.
SETA’nın düzenlediği “Türk Dış Politikasının Yüzyılı” konferansında sunum yapan Akçapar, konuşmasında ABD-Çin rekabetine değindi.
ABD ile Çin’in savaşıp savaşmayacağına dair tartışmalara değinen Akçapar, iki ülke arasında savaşın ticari anlamda başladığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“İki dev var. Aslında 3 dev var. Birisi AB. Ama ana kuvvetler Amerika ve Çin. 1890’dan beri dünyanın en büyük ekonomisi ABD. Hiçbir şey değişmezse Çin ekonomisi Amerikan ekonomisini çok yakın bir tarihte yakalayacak.
‘SAVAŞ BAŞLADI ASLINDA’
‘Kaçınılmaz bir ABD-Çin savaşı mı var?’ diye tartışılıyor. Savaş başladı aslında. Ticari anlamda, çok ciddi bir şekilde…
Ticari anlamda bir tarafın öbür tarafı dizlerinin üzerine çökertemeyeceği ortada. Dolayısıyla yeterli olmayacak. Şu anda Çin’in büyümesinin sınırlandırılması gibi bir şey var ama o da etkili değil. Çin bugüne kadar Amerikan malı üreterek büyüdü ama artık kendi inovasyon kapasitesini de geliştirmiş durumda. İç pazarı artık çok büyüdü.
‘ABD DÜNYANIN EN BÜYÜK DENİZ GÜCÜ’
‘Çin’i nasıl kuşatabilirim’ stratejisi başlamış durumda. Karadan çok zor ama denizde daha kolay. ABD dünyanın en büyük deniz gücü.
Deniz gücü kuvvetli başka müttefikleri de var. Çatışma kaçınılmaz hatta başladı diye düşünüyorum. “
‘BİRÇOK ÜLKE BELLİ BİR LİSANI KABUL ETTİ’
“ABD güdülenmiş durumda Çin’e karşı. Uluslararası toplumu da yanında taşımak istiyor. Müneccim olmaya gerek yok.” diyen Akçapar, taraf tutmaya zorlanacaklarını, ABD baskısının şimdiden Çin’in ilk defa tehdit unsuru olarak kayda geçtiği “Stratejik Konsept” müzakerelerinde görüldüğünü kaydetti.
Akçapar, “Önümüzde artan bir şekilde saf tutma baskısı olacak. Biz bunu şimdiden Madrid zirvesi ‘Stratejik Konsept’ müzakerelerinde gördük. Birçok ülke ABD’nin baskısı altında belli bir lisanı kabul etti. O baskının daha da artacağını görebiliyoruz. Zaten tarihten de biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
‘TEK KUTUP VAR, O DA BATI KUTBU’
Akçapar’a göre tek kutup var, o da Batı kutbu, Çin ise bir güç merkezi:
“Tek kutup var, o da Batı kutbu. İkinci bir kutup Şanghay mıdır? Kutup olması için oraya girmek isteyen, etrafta öbeklenen bir şeyden bahsetmek lazım. Güç merkezi olarak baktığımızda Çin bir güç merkezidir ama bir ittifak sistemi oluşturamıyor. Çin çevresiyle birlikte büyüme stratejisini kaybetti. O stratejiyi daha fazla uygulayamadı.
Bir yerde Çin gerçeği kesinlikle var ama ne kadar kutup ne kadar merkez onu göreceğiz.
ABD-AB REKABETİ
Bu kutup ya da merkez olsun bunlardan birisi de AB’dir. Biz AB’yi NATO içinde baktığımız için ABD ile birlikte gördük. Ama şimdi Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in açıklamalarına baktığımız zaman teknoloji alanında ABD ile bir rekabet var. Yeni teknolojilerdeki normları ‘Brüksel mi ABD mi belirleyecek’ rekabeti var.”
‘STRATEJİK KONSEPT’ BELGESİ
28 ve 30 Haziran 2022 tarihlerinde Madrid’de düzenlenen NATO liderler zirvesinde kabul edilen yeni ‘Stratejik Konsept’ belgesinde Çin ilk defa tehdit unsuru olarak zikredilirken, stratejik ortak sayılan Rusya ise bu kez “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak sınıflandırıldı.
“Rusya, müttefiklerin güvenliğine yönelik en önemli ve doğrudan tehdittir. Zorlama, yıkma, saldırganlık ve ilhak yoluyla etki ve doğrudan kontrol alanları oluşturmaya çalışıyor.” değerlendirmesine yer verilen belgede Rusya’nın bu amaçlarına ulaşmak için NATO müttefiklerine ve ortaklarına karşı geleneksel yöntemlerin yanı sıra siber ve hibrit araçlar kullandığı kaydedildi.
Belgede “Çin’in hırsları ve zorlayıcı politikaları, çıkarlarımıza, güvenliğimize ve değerlerimize meydan okuyor. Çin küresel ayak izini ve proje gücünü artırmak için geniş bir yelpazede siyasi, ekonomik ve askeri araçlar kullanırken, stratejisi, niyetleri ve askeri birikimi hakkında belirsizliğini koruyor.” denilmişti.


İşimiz çok zor uluslararası dengede yerimizi koruyacak devlet adamlarına çok ihtiyaç var