'Amma da başarılıyız' lobisi iyice coştu! Ekonomide lobi savaşları...

Ekonomide “battık-bittik” lobisi, son günlerde atağa kalkan “amma da başarılıyız” lobisi karşısında çaresiz kaldı adeta. “Amma da başarılıyız” lobisinin bu şamatasına rağmen, ekonomide tam anlamıyla “ses var görüntü yok” tablosu yaşanıyor...

'Amma da başarılıyız' lobisi iyice coştu! Ekonomide lobi savaşları...

Eski Ekonomi Bakanı Ufuk Söylemez, Türkiye'nin Dünyanın ilk 50 gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomisi arasında, kredi iflas risk primi (CDS) en yüksek olan üçüncü ülke olma başarısını(!) gösterdiğini söyledi. İlk iki ülkenin de Arjantin ve Venezuela olduğunu hatırlattı.

Söylemez, Aydınlık'taki "Amma da başarılıyız lobisi iyice coştu" başlıklı yazısında ekonomide son durumu özetledi.

Yazının satır başları şöyle:

"Ekonomide “battık-bittik” lobisi, son günlerde atağa kalkan “amma da başarılıyız” lobisi karşısında çaresiz kaldı adeta.

En kötüyü (5'inci defa) geride bıraktık diye demeçler mi istersiniz, IMF’den borç almadık (2015’te 6 milyar dolar aldılar) hatta vermeye kalkıştık diyenler mi istersiniz, Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler yüzde 30’lar düzeyinde küçülürken, biz en az küçüldük diye konuşanlar mı istersiniz, bir furyadır gidiyor.

“Amma da başarılıyız” lobisinin bu şamatasına rağmen, ekonomide ise tam anlamıyla “ses var görüntü yok” tablosu var hala nedense…

Şaka bir yana, ekonomideki perişanlık tablosunu örtbas edebilmek ve kamuoyunun dikkatini alakasız konulara çekebilmek için, Ayasofya’nın ibadete açılması şovundan, “idam isterük” hamasetine değin her gün akla hayale gelmedik konularla, algı ve propagandayla bu geminin daha fazla yol alabilmesi mümkün görünmüyor.

***

Çünkü bir yandan milli ve yerli hamaseti yapılırken, içerden “dolar” bazında milyarlarca dolarlık iç borçlanmaya gidiyorlar. Hem dolarizasyondan şikayet ediyorlar, hem yandaş müteahhitlere geçilmeyen köprüden, gidilmeyen hastaneden “dolar” bazında garantili kefaletler veriyorlar.

Dünyadaki bütün kredi derecelendirmelerinin (raytinglerin) yüzde 90’ından fazlasını gerçekleştiren ilk üç kredi derecelendirme kuruluşu (rating agencies) Türkiye ekonomisinin “yatırım yapılamaz” olduğuna dair ardı ardına raporlar yayınlıyorlar. Bunlar hala “dış güçler” hamaseti yapıyorlar.

Yılbaşından bu yana, Türkiye’ye doğru-dürüst, kalıcı yabancı sermaye yatırımı gelmiyor, bunlar hala ne kadar da başarılıyız diyorlar.

Yine yılbaşından bu yana devlet tahvilleri ve borsadan 13 milyar doları aşkın yabancı satış yaparak çıkıyor, bunlar 2023’te nurlu ufuklar vaat etmeye devam ediyorlar.

Aynı anda çift haneli enflasyon ve ekonomik küçülmeye ekonomi literatüründe “slumpflasyon” deniyor.

Korona salgını nedeniyle gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde ekonomik daralma-durgunluk ile çok düşük enflasyon, yani “resesyon” yaşanırken, Türkiye “negatif” ayrışarak, hem ekonomik küçülme, hem de enflasyonda yüksek artışı bir arada yaşayarak “slumpflasyon başarısı” gösteriyor.

Dünyanın ilk 50 gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomisi arasında, kredi iflas risk primi (CDS), en yüksek olan üçüncü ülke olma başarısını(!) da gösteriyorlar elbette (ilk iki ülke Arjantin ve Venezuela)

Ama ne gam, çok kanallı fakat tek sesli medyadan, bu kadar da başarılıysak peki o zaman bizi kim dövüyor diye soran, sorabilen, sorabilecek kimsenin olmaması nedeniyle, susturulmuş ve sindirilmiş topluma, hiç sıkılmadan, utanmadan “amma da başarılıyız ha…” demeye ve aklımızla adeta alay etmeye aynen devam ediyorlar ne yazık ki…"