1. Haberler
  2. Analiz
  3. Eleştirinin konfor alanından çıkmak: Ulusal irade ve iktidar olmak için kolektif sorumluluk ve fiili siyasi girişim zamanı

Eleştirinin konfor alanından çıkmak: Ulusal irade ve iktidar olmak için kolektif sorumluluk ve fiili siyasi girişim zamanı

featured

Sefa Yürükel yazdı…

Türkiye, tarihsel kırılma anlarından birini yaşıyor. Siyasal yozlaşmanın kurumsal meşruiyeti aşındırdığı, anayasal rejimin fiilen rafa kaldırıldığı, halkın ekonomik ve sosyal çöküşe itildiği bu dönemde, artık salt eleştirel retoriğin toplumsal karşılığı kalmamıştır. Çünkü sorun sadece tespit edilmiş değil, halkın gündelik yaşamına derinlemesine işlemiş, yapısal bir krize dönüşmüştür.

Ancak bu ağır tabloya rağmen muhalif aktörlerin önemli bir kısmı sadece ve hâlâ eleştirel analiz döngüsünde kısır bir şekilde dönmektedir. Siyasi muhalefetin büyük bölümü, adeta akademik seminer havasında durum analizleri yaparak halkı “bilgilendirmeye” devam etmekte; fakat harekete geçirme, örgütleme, umut üretme ve alternatif inşa etme konusunda ciddi bir tıkanma yaşamaktadır.

DURUM TESPİTİ: SONSUZ BİR GEÇİŞ DÖNEMİ SENDROMU

Türkiye’de muhalefet, uzun süredir bir “sonsuz geçiş dönemi” sendromu yaşamaktadır. Her krizden sonra, “bu gidişat sürdürülemez” söylemi yükselmekte, ancak bu söylemi bir stratejiye, politik programa ve örgütlü eyleme dönüştürecek irade ortaya konulamamaktadır. Halk ise artık analiz değil, eylem beklemektedir. Bu bağlamda halk ile muhalefet arasındaki mesafe her geçen gün açılmakta, halkı doğrudan temsil etme iddiası taşıyan yapılar sadece “ söylemciliğe ve gözlemciliğe” hapsolmaktadır.

SİYASİ KOLEKTİF LİDERLİK: KURUMSAL KARİZMA YERİNE DAYANIŞMACI KOORDİNASYON

Mevcut otoriter yapının merkezinde kişiselleşmiş bir iktidar modeli varken, bu modele karşı geliştirilecek alternatifin bireysel değil kolektif olması bir zorunluluktur. Çağımızın siyasal krizlerine karşı, “kahraman lider” mitolojisinden beslenen geleneksel reflekslerin değil, katılımcı, yatay örgütlenmiş, görev ve sorumluluğu paylaşan bir kolektif siyasi liderliğin inşa edilmesi gerekmektedir. Bu, sadece etik bir tercih değil; otoriterliğe karşı en etkili direnç biçimidir.

MUHALEFET İÇİN YENİ BİR EŞİK: SADECE ELEŞTİRMEKLE DEĞİL, HALKI HAREKETE GEÇİRMEKLE SORUMLUYUZ

Artık şu gerçek kabul edilmelidir: Çünkü milli siyaset sadece eleştiri üretme pratiği değildir; iktidar olmak için alternatif yaratma, inşa etme, risk alma ve halkla birlikte yürüyebilme cesaretidir. Eleştiri konfor alanıdır. Fiili siyasi mücadele ise riskli ama dönüştürücü alandır. Bu anlamda, “eleştirdim, görevimi yaptım” kolaycılığına sığınmak, halka karşı sorumluluktan kaçmaktır.

Halkın karşılık verdiği siyaset, sadece neyin kötü olduğunu anlatan değil, neyin nasıl iyi olacağını örgütleyen siyasettir. Bugün bu kolektif mücadele ruhunu somutlaştıracak halkçı programlar, taban hareketleri, koalisyonlar ve stratejik ittifaklar üretmek iktidar olmak için milli bir zorunluluktur.

YURTTAŞLIK BİLİNCİ VE TOPLUÖSAL HAREKETİN EYLEMSEL KARŞILIĞI

Yurttaşlık, sadece seçim günü sandığa gitmekle sınırlı bir eylem değildir. Asıl yurttaşlık, anayasal meşruiyetin tehlikeye girdiği durumlarda irade göstermeyi, pasif gözlemciliği terk ederek aktif sorumluluk almayı gerektirir. Çünkü bugün Türkiye’de: sistemin meşruiyeti halkın rızası dışında biçimlenmekte ve bu, anayasal rejimin ruhuna açıkça aykırıdır.

Dolayısıyla, “vatanseverlik” artık soyut bir aidiyet değil, somut bir siyasal eylemlilik biçimi haline gelmelidir. Demokratik kitle örgütleri, medya, sendikalar, aydınlar, akademisyenler ve halkın öncülerinden oluşan tüm milli unsurlar, birlikte hareket etme sorumluluğunu üstlenmelidir.

SONUÇ: TARİH PASİFLERİ DEĞİL, EYLEME GEÇENLERİ YAZAR

Bugün görev, sadece konuşmak değil; halkı örgütlemek, harekete geçirmek, yol haritasını çizmek ve iktidar alternatifi oluşturmak için cesur adımlar atmaktır. İktidar olmak için toplumsal meşruiyetini halktan alan bir halk hareketi, sadece sandıkta değil, sokakta, düşüncede, örgütlenmede ve dayanışmada karşılığını bulmalıdır.

Eğer bu hareket şimdi başlamazsa, yarının çok geç olacağı aşikârdır.

Bu yüzden çağrımız nettir:

Artık durum tespiti devri kapanmalı, iktidar olmak için fiili halk iradesi, hareketi ve kollektif liderlik devreye girmelidir.

Çünkü vakit tamamdır!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!