VERYANSIN TV
YouTube yayınındaki sözleri nedeniyle 11 Aralık 2025’te gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamasıyla tutuklandı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, Aysever hakkındaki soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı.
1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianamede, Aysever’in “sol görüşlü vatandaşları, sağ görüşlü vatandaşlara karşı alenen tahrik ettiği” savunuldu.
Aysever’in avukatı Mikayil Dilbaz, Veryansın Tv’deki Salı Sallanır canlı yayınında iddianameyi değerlendirdi.
Mikayil Dilbaz, Enver Aysever’in sözlerinin suç olmadığını savunarak tutukluluğu “hukuki karşılığı olmayan bir karar” olarak niteledi.
Aysever’i cezaevinde en çok üzen şeyin “yalnız bırakılması” olduğunu belirten Dilbaz, siyasetçilerin ve muhalif medyanın hukuksuzluk vurgusu yapmak yerine sürecin magazin yönüyle ilgilendiğini söyledi.
CHP’nin desteğinin yetersiz kaldığını ifade eden Dilbaz, Meclis’te güçlü bir sahiplenme ve kamuoyu baskısı oluşmadığını ifade ederek ‘Aysever’in dostlarının sessizliğine’ dikkat çekti.
CHP YÖNETİMİNE ‘İMAMOĞLU’ TEPKİSİ
CHP yönetimine sert tepki gösteren Dilbaz, ana muhalefetin halkın gerçek sorunlarından uzaklaştığını söyledi. Dilbaz, öğrencilerin barınma krizi ve emeklilerin geçim sıkıntısı gibi sorunlar yerine “Ekrem İmamoğlu’nu kurtarma mitingleri” yapıldığını belirterek, CHP’nin tek bir ismin hegemonyasında siyaset ürettiğini söyledi. Belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına yanıt verilmediğini ifade eden Dilbaz, bu soruları dile getirenlerin ise “iktidar aparatı” olmakla suçlandığını ifade etti.
Dilbaz, “70 bin TL maaşla 100 milyonluk mal varlığını nasıl elde etmiş diyorum. Bana verilen cevap ‘yiğidim aslanım burada yatıyor’. Adam tutmuş dışarıya bilmem kaç milyon dolar para kaçırmış ya biri bunun hesabını versin diyorum. Adam kalkıyor diyor ki ‘güneş topla benim için'”diye konuştu.
SÖZLERİNİ HATIRLATTI
Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay ve Veryansın Tv yazarı Engin Balım’ın sorularını yanıtlayan Dilbaz, şunları söyledi:
“Enver Bey bundan yaklaşık 2 ay 3 gün önce kendi YouTube kanalında Ekrem İmamoğlu’nun babasını eleştirmek bağlamında bir takım düşüncelerini dile getirmişti. Bu düşüncelerinde sağ ve sol görüş ayrılığında yapılan insanların bulunduğu ruh halini sosyolojik olarak betimlemeye çalıştı. Sağcılarla ilgili yani aynen kullandığı ifadesi şu. Tabii sosyolojik tespitte bulunuyor. Bunu sert eleştirir diyebilirsiniz, kızabilirsiniz, farklı düşünebilirsiniz. Uçuk görebilirsiniz. Ama söylediği eylemlerin iddianameden sonra suç olmadığını burada analiz ettiğimizde daha net ortaya çıkacağı kanaatindeyim. Çünkü orada Enver Bey’in tutuklanmasına sebep olan olayda Enver Bey diyor ki “Sağcılar, Menderes’ten bugüne kadar baktığımızda hırsızdır, ahlaksızdır” diyor. “Solcuların içerisinde de hırsız olan varsa bu da sağcıdır ama sağcıların içerisinde hırsız olmayan varsa hırsızlıkla mücadele eden biri varsa bence de o sol görüşü bir insandır” der. Ne kadar kendini sağda tanımasa da aslında orada sosyolojik olarak şunu söylemeye çalışıyor: Sağcılık her zaman kapitalizmin yanında yer alır, emperyalizmin yanında yer alır. Dolayısıyla emperyalizmin olduğu yerde de sömürü olur, hırsızlık olur, ahlaksızlık olur. Ana fikir olarak bunu anlatmaya çalıştı. Sert eleştiri. Bence de kaba söz, bu hiç tartışmasız ama bu bir suç değil başlı başına.
‘KANUNDA TANIMI OLMAYAN BİR SÖYLEM’
Halkı sosyal sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesim açısından halkı tahrik etmek vs. Yani kısacası halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama suçu kapsamında kendisinin ifadesi alındı ve tutuklandı. Şimdi buradaki konu şu. Bir gazeteciyi görüşlerinden dolayı eleştirebilirsiniz ama bir gazetecinin düşüncesini söylemesi hoşunuza gitmiyorsa izlemezsin ya da takip etmezsin. Ona verebileceğin en büyük ceza odur. Kanunda tanımı olmayan bir söylemle bir insan cezaevine konulur mu? Tutuklanabilir mi? Yani burası 3. dünya ülkesi değil.
Enver Aysever neden tutuklu? TCK 216’ya 1 ne diyor? Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama suçu. Şimdi kanunun lafını açayım. Enver Bey sağcılıktan bahsediyor. Şimdi kanun metni açık. Diyor ki, “kin ve düşmanlık tahrik suçunu bir halkın sosyal sınıf…” Sağcılık sosyal sınıf mı? Hayır. Sosyal sınıf memur, işçi, burjuva vesaire vesaire. Sağcılık ırk mı? Hayır. Sağcılık din mi? Hayır. Sağcılık mezhep mi? Hayır. Sağcılık bölge bakımından farklı özellikle sahip bir kesimi mi ifade ediyor? Hayır. Kanun lafzı yani bu.
‘KARŞILIĞI YOK’
“Bu etmenlerden, bu olgulardan birine siz tahrik edici aşağılayıcı bir beyanda bulunur iseniz eğer bununla ilgili bir suç oluşur ki bunun maddi unsurun oluşabilmesi için de bu eylemleri yaptıktan sonra sokakta bir infial yaratılması lazım” diyor. Enver Bey’in söylemi kanunun lafsının maddesine birer birer girdiğinizde kesinlikle karşılığı yok. Hadi diyelim ki örneğim ben bir laf ettim… ‘Bütün işçiler hırsızdır” dedim örneğin. Benim bu söylemin bile bu kanun maddesinde suç değil. Bunun suç olabilmesi için sokakta bir infial yaratmalı. Yani tepki vermeli dışarıya çıkmalı bir eylem olmalı, olay olmalı, bir protesto olmalı. Birileri benim bu eylemimden her ne kadar bu böyle bir beyanda bulunsam bile kanun lafzı yargıda ortada. Sokakta bir infial yaratmadan, bir tarih unsuru olmadan yine ceza veremezsiniz. Şimdi gelelim somut olayımıza.
Enver Aysever bu bahsetmiş olduğu sağcılık tanımından dolayı söyleminden dolayı. Sokakta bir infial var mı? Topu topu bu olayla ilgili Enver Bey YouTube’un altına 6 tane yorum yazılmış 6. Ki bunların birçoğu hakaret. Yorumdan dolayı bu adamı tutuyorsunuz. Siz kanuni bir gerekçesi olmadan tutukladığınızı içeriye koydunuz.
Dolayısıyla bu kadar çok kantarı bozarsanız gün gelir o kantar sizi de tartar. Yani bu düzen böyledir. Bizim de bir hukukçu olarak mahkemede, savcılıkta dile getirdiğimiz, derdimizi anlatmaya çalıştığımız nokta burası.
‘DOSYAYA BAKTIK BULAMADIK’
Müvekkil 2,5 aya yakındır içeride. Mart ayının 12’sine duruşma günü verildi. O zamana kadar tam 91-92 gün tutuklu kalacak. Diyelim ki hakim tuttu. ‘Ya ben 3 yıl veriyorum’ dedi. Üst sınırdan vermesi için bir gerekçe de yok. Hadi diyelim 3 yıl verdi. Suçun yatarı yok. Yatarı olmayan bir suçtan dolayı Enver Aysever içeride maalesef tutuklu. Ben bir kişiyi bir savcı olarak suçluyorsam, delillerimi toplamışsam, iddianamemi ortaya koymuşsam bu eylem şu suça karşılık geliyor diyorsam ortalığa bunu koymuşsam dolayısıyla bu iddianamenin dışında başka bir gerekçe yok. Biz dosyanın sağına soluna altına üstüne baktık. Bulamadık.
Enver Aysever hukuksuzluğa uğradığının farkında. Neden yattığını düşünüyor. Yani beni bu sebepten alamazlar. Şimdi ben mesela bir gazeteci olarak gözaltına alındım diyelim. Bu saçma sapan bir nedenden dolayı. Bu suç değil.
ENVER AYSEVER NE DİYOR?
Bu yatar suç değil. Beni kim neden içeride tutuyor olabilir diye düşünüyor Enver Aysever. Şunu düşünüyor, diyor ki… “Daha önce de birilerinin demek ki benim yapmış olduğum Youtube üzerinde kanalında yapmış olduğum yorumlar birilerini rahatsız etti ve bunun üzerinden bahane üreterek kurt kuzu misali beni burada tutuyorlar” diyor. Yani onun daha önceki yorumlardan rahatsızlığı dolayısıyla orada tutulduğunu düşünüyor. Aslında hatırladığım kadarıyla da Enver Bey’ metafor yapıyor yani bir filozof gibi, bir düşünür gibi metafor yapıyor aslında.
Bu metaforu yaparken hedefindeki kişi Hasan İmamoğlu. Hatırlayalım Hasan İmamoğlu ne demişti? Bu TMSF’ye geçen Can Holding gibi holdingler üzerine işte bir espri yaparak “Ben yıllarca komünizmle mücadele derneklerinde çalışmış, hayatım komünizmle mücadele üzerine kurulu” ANAP’ta siyaset yapmış. Ülkücü bir aileden geliyor vesaire.
Hukukken fatura etmeli. Bizim burada zorumuza giden de insanların kişisel hırsını hukuk üzerinden fatura etmeleri. Yani bu hukuk devletine yakışmayan durumlar. Enver Aysever içeri girdi. Tutuklandığı anda ben programda şunu söylemiştim. Dedim ki “Enver Aysever bunu solculara söylemiş olsaydı o zaman gerçekten yine aynı şey olacak mıydı?” Olacak mıydı? Mümkün değil. Yani ya da ‘faşistler ahlaksızdır’ dedi mesela. Bu da nihayetinde bir siyasi bir görüş. Şimdi ne yapacağız mesela? Faşistler ahlaksızdır deyince gözaltına alma, tutuklama durumu söz konusu olabilir mi? Aynı mantık. Komünistler ahlaksızdır dedin. Aldın yani. Bunu şimdi ben anlamakta şimdi Enver Aysever bu konuları açık açık söyler.
AYSEVER’DEN SİYASİLERE ZİYARET TEPKİSİ
Enver Bey’in bana dediği tek şey, zoruna giden tek şey şu… “Buraya geliyorlar beni ziyarete dedikoduya. Yani demiyorlar ya arkadaşım sen burada haksız yere yattın. Haksız yere sana bir hukuksuz bir yere gelip yattın. Bunu dile getiren yok.”
İşte içeride ne oldu? Onunla kaldığın şöyle mi oldu? Böyle mi oldu? Yanına gelen milletvekillerinin yüzde 90’ı bunu sordu. Hatta yüzde 100’ü. Gelir gelmez. İlk soru bu. Haber buydu. “Ya arkadaşım burada haksız yere yattığımı kimse bana sormuyor. Kimse bana gelip de derdi ya sen burada yattın sana burada bir hukuk haksızlığı var, hukuk cinayeti var. Mağdursun. Kimse bunu bana sormadı. Ama her gelen olayın magazin boyutunu sordu.” diyor.
Tabii o magazin boyutunu da sormaları lazım ama öncelik olmamalıydı. Oraya bir siyasetçi biliyorsa önce bir geçmiş olsun der. Ondan sonra ya niye düştün ne oldu? Bu haksızlık oldu bilmem ne.. Son olayın magazinini sorardı. O da doğaldır.
BASIN NEDEN TEPKİ GÖSTERMİYOR?
Yani özellikle bizim muhalif basının temel sorunu da bu. Zaten iktidar basınını anladık. Onlar doğasının gereğini yapıyor. Ama bizim muhalif basın hep böyle söylemde yazarken, çizerken, konuşurken mangalda kül bırakmıyoruz ama eyleme gelince olay farklı oluyor. Yani bu Enver Bey’e içeride ben şunu söylemiştim: “Hiç canını sıkma. Bunlar senin için bir milat, bir ders olsun. Sen kara kaplı defterine yaz”
Yani Aliya İzzetbegoviç’in güzel bir lafı vardı. “Savaş bittikten sonra biz düşmanlarımızın ne yaptığını değil diyor dostlarımızın sessizliğini konuşacağız” . Sen burada düşmanın ne yaptığı belli. Ama sana dost gözüküp de sana sahip çıkmayan senin mağduriyetini dile getirmeyenlere bir sessizliğinin defterini gör dedim. Helalleşelim bunlarla bu lafı ettim. E tabi o da yılların gazetecisi. Farkında bazı şeylerin. Bu anlamda o da artık 12 Mart’ı bekliyoruz. Erken bir itiraz ettik. Olur mu? Hukukken hareket edilirse olur. Ama olmazsa biz artık 12 Mart’ta artık bu kadar da değil deyip talihe bekliyoruz hukukken.
Enver Aysever’in çocuğu var, ailesi var. Bir namusu, şerefi var. Adamın namusuyla şerefiyle oynadılar.
İMAMOĞLU İLE EL SIKIŞMAMASI
Olaydan dolayı beni de yalancılıkla suçladılar, iftiracılıkla suçladılar. İşte Enver yarın çıkıyor dediler. Bunu diyeli 15-20 gün oldu. Hala Enver Bey içeride. Hala tutukluluk hali devam ediyor deniliyor. Tutuklama incelemesinde. “Sırf Ekrem İmamoğlu’na bunu bilerek yaptı, kendini kurtarmak için” diyenler oldu. Beni yalanlayarak, beni iftiracı yaparak ortaya çıkmaya kalktılar. Ama sağ olsun Enver Bey de dik bir adamdır. Yani ne olursa olsun bedelini öder. Ağzından çıkan neyse arkasında duran bir insan.
CHP’YE TEPKİ
Sayın Genel Başkan Özgür Özel de gitti görüşmeye. Ama bu görüşmelerde tabii ki “geçmiş olsun” falan dendi ama böyle yüksek tonajla söylenmedi. Yani arkasında durulmadı. Bir Meclis’te yanılmıyorsam Ali Mahir Başarır dillendirdi ama devamını getirmedi. Bir cümle söyledi çekti gitti yani. Böyle dostlar alışverişte görsün diye söyledi. Normalde şöyle olması gerekir. Farklı düşünebilirsin, sevmeyebilirsin, tarzını çirkin bulabilirsin. Bu olabilir ama bir gazeteci kanunda suç sayılmayan bir eylemden dolayı içeride yatıyor. Meclis’te bulunan, milletvekilleri olan ve dostuz diye geçinen insanların hiçbiri bunu bırakın dile getirmeyi tweet atabilecek cesareti göstermiyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bunu vicdan kabul edebilir mi? Bırakın siyasetin kabul etmesini. Bırakın hukukun kabul etmesini. Ya insan vicdanı bunu kabul edebilir mi?
DEM PARTİ’DEN DESTEK OLDU MU?
Hiç, kesinlikle. Hiç onlardan da destek yok. AKP’den zaten yok. MHP’den yok. Şu an İYİ Parti’den falan da gördüğünüz bildiğiniz herhangi birisi yok.
Bireysel olarak beni arıyorlar. “Ya biz Enver’i şöyle seviyoruz, böyle seviyoruz. Bir şeye ihtiyacı var mı? Bir sıkıntısı var mı?” falan ama iş cezaevine ziyarete ya da bir mektuplaşmaya girdiği zaman ‘ya izin alamadık falan’ diyor. Ya sen milletvekilisin neyine izin alamıyorsun? Yani kimle dalga geçiyorsunuz? Aklımızla mı dalga geçiyorsunuz? Bunların hepsinin farkındayız. Ama yani şu an bizim olayın bu magazin boyutuyla uğraşabilecek gücümüz yok. Enerjimizi de buraya harcamak istemiyoruz.
Benim müvekkilim içeride tutuklu. Enver Bey içerideyken benim Özgür Özel’le, Ekrem İmamoğlu ile olan tartışmamda Enver Bey’in tost olmasını bir avukat olarak istemem. Kardeş olarak da hiç istemem. Bu aklı selim bir hareket, davranış tarzı olmaz ve ahlaklı olmaz.”
Yayının tamamını izlemek için tıklayın:


Gerçekler her zaman dur bu ülkede doğrucular ceza çeker