Erdoğan: Eğitimde Batı’yı kopyalamayı tercih ettik

Yeni eğitim öğretim yılının açılışı vesilesiyle konuşan Erdoğan, iktidarları döneminde eğitim sistemindeki büyük altüst oluşları, sürekli sistem değişikliklerini gündeme getirmeden yaptıklarını anlattı.

Erdoğan: Eğitimde Batı’yı kopyalamayı tercih ettik

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadıköy’deki Atatürk Fen Lisesi’nde düzenlenen Yapımı Tamamlanan Okulların Ortak Açılışı ve 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılının Açılış Töreni’ne katıldı.

Yeni eğitim öğretim yılının açılışında şehit öğretmenleri de anan Erdoğan, öğrenci, öğretmen ve ailelere başarılar diledi.

Erdoğan, yeni eğitim öğretim yılıyla 81 ilde inşası tamamlanan 716 okulun da resmi açılışlarının yapıldığını dile getirerek, “Böylece anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye kadar eğitimin tüm kademelerinde toplamda 12 bin 640 yeni dersliği ülkemize kazandırıyoruz. Toplam yatırım bedeli 4 milyar 638 milyon lirayı bulan bu okullarımızın da milletimize ve eğitim öğretim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu okullarda okuyacak öğrencilerimizin hepsine Mevla’dan zihin açıklığı niyaz ediyorum.” diye konuştu.

‘BASKICI ZİHNİYETİN İZLERİNİ SİLMEK İÇİN ÇOK ÇABA HARCADIK’

Erdoğan, sorunlar yumağı içinde boğuşan bir ülkeden, en zor sıkıntılarına bile kendi gücüyle çözüm üreten bir ülkeye ulaşıldığını vurgulayarak, eğitim öğretim konusunda tarihin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza atarak, eğitimin altyapısını adeta yeni baştan inşa ettiklerini belirtti.

Her sene bütçede aslan payının eğitim öğretime ayrıldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Milli Eğitim Bakanlığımızın bütçesi göreve geldiğim zaman 7,5 milyar idi, şimdi ise 114 milyar liraya yükselttik. Aslan payını eğitim öğretime verdik. Ülkemize kazandırdığımız 309 bin yeni derslikle milletimizin en önemli dertlerinden birisi olan kalabalık sınıfları tamamen ortadan kaldırdık. Ben 75 kişilik sınıfta okudum. O dönemde 100 kişiyi aşan öğrencilerin okuduğu sınıflar vardı. Ama şimdi az önce kız evladımıza sordum, ‘Sınıfınıza kaç öğrenci var?’, ’30’ dedi. Şu anda Türkiye genelinde de zaten ortalama 30 ve altı. Çok nadirdir bunun dışında olan. Çünkü eğer keyfiyet arıyorsak öğrenci sayısını sınıflarda azaltmamız gerekiyordu. Şimdi 20 kişilik sınıfların olduğu okullarımız da var, buralara ulaştık. Çünkü başarıyı yakalamaya mecburuz. Eğitimin fiziki altyapısını geliştirmenin yanında önceki dönemlerin o yasakçı, baskıcı zihniyetlerinin izlerini silmek için de çok çaba harcadık. Meslek liselerine adeta 2. sınıf, üvey evlat muamelesi yapan katsayı sistemine son verdik.”

Erdoğan, 8 yıllık kesintisiz eğitim yerine, 4+4+4 olmak üzere zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını hatırlatarak, “Eğitimde fırsat eşitliğini ve adaleti sağlamak için özellikle maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerimizin burs imkanlarını genişlettik. Ders kitaplarını ücretsiz bir şekilde bütün okullarımızda dağıtıyoruz. Hamdolsun artık ne öğrencilerimiz ne de velilerimiz ders kitabı peşinde koşmuyor. İşte bunların acısını biz yaşadık. Bizler ders kitabı bulmak için, kırtasiyeci dükkanına giderdik, kitap alacağız ve kırtasiyeci bize bir hafta sonraya, 10 gün sonraya gün verirdi. Artık bunları kaldırdık, şimdi okullarımız açılırken sıraların üzerinde tüm kitapların görüldüğü bir dönemi yaşıyoruz. Çünkü eğitim öğretimde böyle bir yanlışa müsaade etmemiz mümkün değildi, bunu başardık. Okul öncesi eğitimi de süratle yaygınlaştırıyoruz. İlkokula başlama yaşını 69 aya düşürdük. Ders müfredatlarını özgürlükçü, demokratik, şeffaf ve objektif bir anlayışla yeni baştan hazırladık. Milletimizin inancını, insanımızın medeniyet ve kültür değerlerini hor gören ideolojik unsurları ders kitaplarımızdan tamamen temizledik.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 70-80 kişilik sınıflarda okuduğunu iddia ederek, şöyle devam etti:

“2002 yılında İstanbul’da ilköğretimde derse özellikle başlarken her derslikte derslik başına 56 öğrenci düşüyordu. Açtığımız yeni dersliklerle bu sayıyı da 30 ve altına indirdik. Şu anda 22 kişilik sınıflarımız da var. Buraya ulaştık. Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayımız ilköğretimde 24’e, ortaöğretimde 20’ye, genel ortaöğretimde 21’e, mesleki ve teknik ortaöğretimde ise 19’a kadar geriledi. Kız çocuklarımızın okullaşma oranlarında ve devamsızlık konusunda da önemli ilerlemeler kaydettik. Eğitim kurumlarımızı, spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlarla donatarak alt yapı problemlerini önemli ölçüde çözdük. Ayını şekilde öğretmenlerimizin mali ve sosyal haklarında da gözle görülür iyileştirmeler gerçekleştirdik. İnşallah önümüzdeki dönemde ülkemizin imkanları geliştikçe bunlardan öğretmenlerimizin de faydalanmasını temin edeceğiz.”

‘BATI KÜLTÜRÜNE HAYRANLIK DUYMANIN ÖTESİNDE KATKISI OLMAYAN KAYIP NESİLLER YETİŞTİRDİK’

Bunların hepsinin çok değerli ve önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, “Asıl önemli işimiz, bundan sonra başlıyor. Artık hep birlikte eğitimde kalite artışı gibi daha fazla emek ve zaman isteyen meselelere yoğunlaşmamız gerekiyor. Eğitimde niteliği yakalamanın günübirlik bir konu olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. ‘Alışkanlıklar değiştirmek atomu parçalamaktan daha zordur’ diye malum biz söz var. Eğitimde cumhuriyet tarihimiz boyunca bize özgü bir gelenek oluşturamadık. Böyle bir sistemi maalesef kuramadık. Hukukta, idari düzende, bürokrasi de olduğu gibi eğitimde de Batı’yı kopyalamayı tercih ettik. Açıkçası ne kendi kadim değerlerimizi ne Batı kültürünü öğrencilerimize layıkıyla aktarabildik. Sonuçta kendi değerlerine bigane kalan, aslını inkar eden, Batı kültürüne hayranlık duymanın ötesinde katkısı olmayan kayıp nesiller yetiştirdik.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim sisteminin daha çok ezbere dayalı ve sınav odaklı olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Sınavlardaki başarıya odaklı dar bir bakış açısı eğitim sistemimizin en büyük handikaplarından birisi oldu. Düşünmeye, soru sormaya, sorgulamaya, öğrencilerimizin sanat, spor, bilim, edebiyat gibi farklı alanlardaki yeteneklerini keşfetmeye yeterince önem verilmedi. Uzun yıllar eğitim sadece insan formatlama, tektipleştirme, dikte aracı olarak görüldü. Eğitimde yaptığımız reformların gayelerinden biri de bu sakat anlayışı tümüyle ortadan kaldırmaktır.”

Erdoğan, insana bir makine olarak değil, yaratılmışların en şereflisi sıfatıyla yaklaştıklarını, her insanın özel ve biricik olduğuna inandıklarını, çünkü Allah’ın yarattığı kullarının her birine ayrı ayrı kabiliyetler verdiğini söyledi.