Erdoğan: Cuma günü vereceğimiz müjdeyle Türkiye'de yeni bir dönem başlayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki Başkent Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası'nın açılış töreninde yaptığı konuşmada “Son dönemde vaka sayılarında kısmi bir artış yaşansa da salgın halen kontrolümüz altındadır" dedi. Erdoğan ayrıca, "Cuma günü ülkemize büyük bir müjde vereceğiz. Türkiye'de yeni bir dönemin açılacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.  

Erdoğan: Cuma günü vereceğimiz müjdeyle Türkiye'de yeni bir dönem başlayacak

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de hakkını sonuna kadar aramakta kararlı olduğunu söyledi. Erdoğan, "Hiçbir sömürgeci güç, hiçbir tehdit ülkemizi bu bölgede var olduğu tahmin edilen zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarından mahrum bırakamaz. İnşallah cuma günü tüm milletimize bir müjdeyi vermek ile karşı karşıya olacağımızı tahmin ediyor ve buna inanıyorum. Bu müjdenin hayalleri ve rüyası içindeyiz. Cuma günü inşallah bu müjdeyi tüm milletimize vermek sureti ile Türkiye'de yeni bir dönemin açılacağına şimdiden inanıyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'nın Sincan ilçesi Başkent Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulan Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası'nın açılış törenine katıldı. 

'SALGIN KONTROLÜMÜZ ALTINDADIR'

Erdoğan burada yaptığı konuşmada, üretim tesisini Türkiye'ye kazandıran Kalyon Holding'i ve projeye destek veren bakanlıkları tebrik etti. Yenilenebilir enerjinin kendileri için çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, "Artık sadece üretmek yetmiyor, şirketlerimizin üretimle beraber inovasyona ve AR-GE faaliyetlerine de ağırlık vermesi gerekiyor. Şirketimizin modern bir AR-GE merkeziyle desteklenmiş olması bu bakımdan takdire şayandır" dedi.

Dünyanın birçok ülkesinde koronavirüs sebebiyle yatırımların durduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin özgün bir yol izlediğini söyledi. Erdoğan, "Bu süreçte salgınla mücadeleyi sekteye uğratmadık. İnsanımızın sağlığından taviz vermeden, hiç bir vatandaşımızı mağdur etmeden ekonomimizi yeniden büyüme trendine sokmaya gayret ediyoruz. Dünya genelinde 800 bin insanın canına mal olan sağlık krizinin üstesinden gelmek elbette kolay değildir. Salgın sadece sosyal hayatı değil, üretimden ticarete, turizmden eğitime kadar günlük yaşantımızın her alanını da etkilemiştir. Ülkemiz zamanında aldığı tedbirler ile bu salgını en başarılı şekilde yöneten nadir ülkelerden birisidir. Son dönemde vaka sayılarında kısmi bir artış yaşansa da salgın halen kontrolümüz altındadır. Havayolu trafiğinin de kaybettiği ivmeyi tekrar yakaladığını görüyoruz. Turizm sektörümüz toparlanmaya başlamıştır. Ülkemiz kaynaklı olmayan bazı sıkıntılarla karşılaşsak da, hamd olsun Türk ekonomisi salgın öncesi ivmesini tekrar yakalamış görünüyor. İnşallah bu tempoyu daha da arttırmakta kararlıyız" diye konuştu.

'CHP'NİN TEK DERDİ İMF KOMİSERLERİNE ÜLKEYİ TESLİM ETMEK'

Erdoğan, koronavirüs salgınıyla değişen küresel dinamiklerin, Türkiye'nin önünde yeni kapıların aralanmasına, yeni fırsatların belirlenmesine vesile olduğunu söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu süreçte bize düşen, işi gücü karamsarlık aşılamak olan muhalefete aldırmadan üretime, yatırıma devam etmektir. CHP zihniyetinin bizi esir almasına eğer izin verirsek bu ülkeyi siyasette, vesayette, sanayide, ithalatta, enerjide dışa bağımlılığa mahkûm ederiz. Milletin mücadelesine destek olmak yerine, takoz olan sığ bir muhalefet anlayışının ülkemize verebileceği hiç bir şey yoktur. Türkiye'nin kalkınmasına katkı yapmak varken, sürekli ülkemizi karalayan, sağa sola Türkiye'yi şikayet eden bir muhalefet bu ülkeye tamamen yabancılaşmış demektir. CHP'nin tek derdi, otel lobilerinde gizlice buluştukları IMF komiserlerine ülkeyi yeniden teslim etmektir. Tüm müteşebbislerimizin, bu ülkenin aydınlık geleceğine güvenmelerin istiyorum. Nasıl bugün daha iyiysek, yarın çok daha iyi bir konumda olacağız. 18 yılda nasıl Türkiye'nin çehresini değiştirdiysek yeni başarı hikayelerini birlikte yazacağız. Bunu da son 18 yılda olduğu gibi CHP'nin sorumsuz siyasetine rağmen başaracağız." 

'DOĞU AKDENİZ'DE DAYATILAN SEVR'E BOYUN EĞMEYECEĞİZ'

Doğu Akdeniz'deki gelişmelere değinen Erdoğan, "Bir asır önce nasıl millet olarak Sevr'i yırtıp atmışsak bugün de Doğu Akdeniz'de ülkemize dayatılan Sevr'e boyun eğmeyeceğiz. Yüzde yüz haklı olduğumuz meselede şayet korsanlığa prim verirsek gelecek nesillerin yüzüne bakamayız. Evlatlarımıza kendi haklarını savunmaktan aciz, özgüven ve cesaret yoksunu ülke teslim edemeyiz. Geçmişte yapılan hataların bedelini ödemek zorunda kaldık. Özellikle tek parti CHP'sinin dış politikada bıraktığı mirasın ceremesini 83 milyon olarak halen biz çekiyoruz. Misakı milli sınırlarımıza sahip çıkılmaması ile adalar meselesinde ürkek davranılmasının ülkemize çok büyük maliyetleri olmuştur. Sadece uğrunda şehitler verdiğimiz toprakları kaybetmedik, aynı zamanda güneyimizdeki zengin enerji kaynaklarının da dışında bırakıldık" dedi.

'CHP'DEN TÜRKİYE EKSENLİ HAREKET ETMESİNİ İSTİYORUZ'

Ege ve Akdeniz'de yüzleştikleri kronik sorunların temelinde bu dönemde yapılan yanlış hamlelerin bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zamanın şartlarına sığınarak hataları örtmeye çalışmak kolaycılıktır. CHP'nin, ana karamızdan bir taş atımı mesafedeki adaların nasıl elimizden alındığını milletimize izah etmesi gerekiyor. CHP bu kötü mirası ile hesaplaşmak yerine pişkince bizi eleştirmekte, Rum ve Yunan tezlerinin savunuculuğunu yapmaktadır. Siyasi hırslarını ülkenin çıkarlarının önüne koyan bir partiden milli bir taviz beklemek elbette gerçekleşmesi zor bir hayaldir. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de attığı adımlar günlük siyasete kurban edilemeyecek kadar stratejik öneme sahiptir. CHP'den yurt dışındaki dostlarına taşeronluk yapmak yerine, en azından Doğu Akdeniz meselesinde Türkiye eksenli hareket etmesini istiyoruz. CHP yönetiminden Rum ve Yunan tezlerine sözcülük yapmasını değil, milli bir meselede milletin hissiyatına uygun davranmasını bekliyoruz." 

'TÜRKİYE'DE YENİ BİR DÖNEMİN AÇILACAĞINA İNANIYORUM'

Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de hakkını sonuna kadar aramakta kararlı olduğunu belirterek, "Hiçbir sömürgeci güç, hiçbir tehdit ülkemizi bu bölgede var olduğu tahmin edilen zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarından mahrum bırakamaz. Biz hiç kimsenin hakkına, hukukuna el uzatmıyoruz. Biz Akdeniz'de gerilim ve kavga da istemiyoruz. Biz sadece milletimizin hakkını, Kıbrıs Türklerinin hukukunu savunuyoruz. Gerilim yerine müzakerenin, kavga yerine konuşarak, anlaşarak çözmenin peşinde olduk. Bugün de aynı samimiyetle hareket ediyoruz. Muhataplarımızdan da gerilimi tırmandıracak değil düşürecek, diyalog yolunu açacak adımlar bekliyoruz. İnşallah cuma günü tüm milletimize bir müjdeyi vermek ile karşı karşıya olacağımızı tahmin ediyor ve buna inanıyorum. Bu müjdenin hayalleri ve rüyası içindeyiz. Cuma günü inşallah bu müjdeyi tüm milletimize vermek sureti ile Türkiye'de yeni bir dönemin açılacağına şimdiden inanıyorum. Tabii açıklarsak bu işin heyecanı kaybolur, onun için açıklamamakta fayda var diye düşünüyorum" dedi.