Erdoğan'ın rezerv açıklamasına ekonomistler ne dedi?

Ekonomistler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “95 milyar dolar rezerv var” açıklamasını değerlendirdi.

Erdoğan'ın rezerv açıklamasına ekonomistler ne dedi?

VERYANSIN TV

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AKP İzmir 7’inci Olağan İl Kongresi’nde yaptığı açıklamada döviz rezervlerinin eksiye indiği iddialarına yanıt verdi.

Merkez Bankası’nın rezervlerinin sıfırlandığı iddialarına da karşı çıkan Erdoğan, “Şu anda Merkez Bankası’nın döviz rezervi sıfırlandı diyorlar. Sıfırın altına düştü dediler. 27.5 milyar dolar döviz rezerv vardı göreve geldiğimizde. Şimdi 95 milyar dolar var. “ ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarına ekonomistlerden itiraz geldi. 

Sosyal medya hesabı Twitter’dan paylaşım yapan iktisatçı Mustafa Sönmez “Başekonomist Erdoğan, 95 milyar dolar rezervimiz var demiş. O, brüt! Net rezerv 14; Swap yani kiralanmış döviz 59; swapı çıkarırsan net rezerv eksi 45 milyar dolar! Eksi!” dedi.

İktisatçı Hayri Kozanoğlu da “Pratik bir rezerv dersi : Eğer cepte 500 TL varsa bu brüt rezerv ! Kredi kartı borcumuz 600 TL ise net durum -100 TL.Bu da net rezerv ! Ayrıca komşudan 1 haftalığına 300 TL borç alıp saati rehin bırakmışsak nihai pozisyon -400 TL.İşte swap dahil rezerv !” paylaşımında bulundu. 

Veryansın Tv'ye konuşan ekonomi gazetecisi Recep Erçin ise Erdoğan'ın açıkılamasını şöyle değerlendirdi: 

"Rezervler konusuna ben farklı bir pencereden bakıyorum. Fakat oraya gelmeden evvel bir defa ne kadar rezervimiz var ona bakmak lazım. 5 Şubat 2021 itibarıyla brüt 95.5 milyar dolarımız var. Bunun 41.1 milyar doları altın. Geçen yılın aynı döneminde altın rezervi 27.5 milyar dolardı. Toplam rezerv de geçen yıl 102.3 milyar dolardı. Bu işin görünen kısmı.

Eski Merkez Bankacı, ekonomi yazarı Uğur Gürses bloğunda kaleme aldığı yazıda esasen durumu özetledi: '2019 yerel seçimler öncesinde şubat ayından itibaren başlayıp, 2020 eylül ayına kadar olan dönemde Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri 102 milyar dolar erimiştir. 16 milyar dolarlık diğer ülke swaplarının da sadece bilanço makyajı olduğu hesaba katılırsa 120 milyar dolara yakın bir döviz eritildiği açıktır.'

Bu net rezerv brüt rezerv meselesi öteden beri tartışıladurur. Ben size birkaç veri sunayım. Yine Gürses'in yayınladığı zaman serisinden çıkardım bunları: Şubat 2019'da net rezervimiz 53.5 milyar dolarla zirveye çıkmış. Geçen yılın sonuna doğru -Berat Albayrak'ın görevden affını istediği dönemde- kasım civarı olacak eksi 48 milyar dolara düşüyor. Ağustos 2014'te bizim brüt rezervler 131 milyar dolara varıyor. Yukarıda aktardım Şubat 2021 itibarıyla 95.5 milyar dolar.

Net rezerv bir hesaplama yöntemidir. Sahip olduğunuz varlıklardan yükümlülüklerinizi düşerseniz arta kalandır. Bizim payımıza eskiden fazla düşerken şimdi eksi düşüyor. Yani Merkez Bankamız net borçlu durumda. Ama kime borçlu kısmına da bakmak lazım. İşte rezervler hangi kalemlerden mürekkep. İşin o kısmına girdiğinizde esasen brüt rezervin Merkez Bankası'nın inisiyatifinde olduğunu, serbest piyasa düzeyinde ekonomiye ve ekonomik kurumlara güvenin parasal karşılığının ne olduğunu görüyorsunuz.

Şöyle anlatayım. Yukarıda belirttik. Kasımda net rezerv eksi 48 milyar dolara düştü. Şubatta eksi 38.9 milyar dolar. İşte kabaca 10 milyar dolarlık bir toparlanma diyelim. Bu nasıl oldu? Merkez Bankası döviz alım ihalesi açmadı. Nereden topladı bu rezervi? Rezerv nasıl oluşur onu açıp okursanız öğrenirsiniz ben buraya yazarsam şimdi bu iş makaleye döner. Ama şunu söyleyeyim. Ülkenin finansal sistemine giren kayıtlı her dövizi Merkez Bankası çeşitli mekanizmalarla izler. Devlet İç Borçlanma Senetlerine gelen para, işte gerek yurtiçindeki gerek yurtdışındaki gerçek ve tüzel kişilerin mevduatları hatta bankaların sağladıkları döviz kredileri vs. bunlar böyle çeşitli mekanizmalarla rezerve eklenir. O para rezerve girdi mi işte Merkez Bankası'nın elinin altındadır. O bakımdan brüt rezerv orada duruyor. Ama net rezerv nasıl bu kadareksi oluyor derseniz işte siz dövizle iç borçlanma yaparsanız ekonomiyi dolarize ederseniz bir de sistem dışına döviz çıkışı olursa bu oluyor. Teknik anlatmamaya çalışıyorum, üstünkörü geçiyorum. Çünkü meramımız başka. Bu iş böyle.

Ha bu net rezerv meselesini böyle afişe eden de uluslararası kredi kuruluşlarıdır. Bir dönem Türkiye'nin net rezervine takmışlardı. O zamanda beri bu işleri bilen her ekonomist onun sadece bir hesap işi olduğunu rezerv kullanımı söz konusu olduğunda brüt kalemdeki rezervin hepsinin kullanıma hazır olduğunu belirttiler.

Gelelim benim hadiseye nasıl baktığım kısmına ben onu YouTube'da bir videoda da belirttim: sürekli dış açık veren bir ekonomide rezerv dediğiniz şey bir bilanço kaleminden öte bir şeyi ifade etmez. Nedir? Bir öykünün salınışı gibi anlatayım size; Türkiye'nin dış dünya ile yaptığı alışverişin esasen bütün muhasebesinin tek bir kalemde görüldüğü yer uluslararası yatırım pozisyonu verisidir. Bakıyoruz Ak Parti'nin iktidara geldiği (Niye o dönem derseniz Kemal Derviş'in güçlü ekonomiye geçiş programı ile 2002 sonrası Türkiye başka bir yöne evrildi) 2003 yılında bizim net rezerv eksi 25 milyar dolar. İşte Şubat 2011'de net rezerv zirve yapıyor pozitif 55 milyar dolar. İşte 2020 sonu yukarıda belirttik eksi 48 milyar dolar. Şimdi o dönemler itibarıyla ben size Türkiye'nin net uluslararası yatırım pozisyonu açığı yani Türkiye'nin döviz varlıklarının döviz yükümlülüklerine karşı net durumunu vereyim; 2003'te negatif 105 milyar dolar, 2011'de eksi 315 milyar dolar, 2020'de eksi 402 milyar dolar. Bu eksi dediğim döviz açığıdır. Bunun içine dövizle olan her şey girer. Rezerv de buraya dahildir. Alınan borçlar da ülkeye giren fonlar da uzun vadeli kısa vadeli yatırımlar da dahildir. Bizim yurt dışındaki yurt içindeki döviz varlıklarımız da dahildir. Kamu özel farketmez hepsi bu bilançoda vardır ve sonuç 2020 sonu negatif 402 milyar dolar. Yani tabi bu ekonomik açıdan olmaz ama bugün dış dünya dese ki hadi ben Türkiye'de neyim var neyim yok alıp çıkıyorum. Biz onu varlıklarımızla ödemeye kalksak 402 milyar dolar milli gelirin yüzde 56'sı kadar borçluyuz. Şimdi bu durumda hangi rezervden söz ediyorsunuz siz bana!

Sen Almanya gibi Çin gibi dış fazla veren bir ülke misin ki net rezervden bahsediyorsun! Bu rezerv olayı nedir bakın ben size anlatayım. Bu küresel sistemin sömürdüğü çevre ülkelerin ağzına çaldığı bir kaşık baldır. Sen hangi yıl cari fazla verdin de onu rezerve ekledin var mı öyle bir sene. İstisnalar var ama onlar da ufak tefek birkaç milyarlık durumlar. Sonraki yıl eşek yüküyle açık vermişsin. Bu rezerv nedir o halde derseniz? Şöyle basit anlatayım. Ben sizden borç almışım 100 milyar. Onun 20 milyarını gitmişim bankaya yatırmışım. 80 milyarını harcamışım. Paranın faizi geldikçe işte o 20'den çekip ödüyorum. Ama borç duruyor. Çünkü 80 milyarı ben tüketime harcamışım. O borcu ödeyecek ticaretimde dış fazla verecek bir sistem kuramamışım. İşte böyle salgın gibi ABD tehditleri filan gibi durumlarda yabancı parasını çekmeye başladığında bize yeni kredi açmadığında o bankaya ayırdığım kısım hızlıca eriyip gidiyor. Bizim gerçek anlamda bir rezervden söz edebilmemiz için ekonomimizin dış fazla veren bir modele evrilmesi lazım veya çok az dış açık veren. Yoksa o rezerv dediğimiz şey bize güvenip para verenlerin kısa vadeli şoklardaki çıkışlarını karşılamak için tuttuğumuz ve hatta tutulmasını da onların şart koştuğu bir bilanço kalemidir. Onu da işte öteden beri o kredi kuruluşları net rezerv, net rezerv diye diye dillerine dolamaları ondan. Bu rezerv öyle bir şeydir ki açık veren döviz ihtiyacı olan bir ekonomide trilyon dolar rezerviniz olsa sizi kurtarmaz, hızlıca erir. Bir de ihtiyatlı ekonomi politikası izlemiyorsanız hepten yandınız. 2020 olan oydu. Almanya geçen yıl 200 küsür milyar cari fazla verdi. Avrupa Merkez Bankası parayı bastı verdi. Almanya'da deli gibi rezerv var ama bizim ekonomimiz büyüdü onların ki büyümedi. Biz elalemin parasıyla tükettik çarkları çevirdik büyüdük. İşte ekonomide her şeyin bedeli var. Türkiye gibi tüketime aç ekonomide ucuz krediyi verirsen büyürsün. İşte vatandaş gider onun bir kısmıyla da döviz alır. Altın alır. Bankaya koyar onun bir kısmı yine rezerv olur döner. Ama sistem dışına çıktı mı sıkıntı büyük olur. Geçen yıl onu gördük. Sistem dışına çıktı. Yani rezervler nerede derseniz; vatandaşın döviz hesaplarında, şirketlerin döviz varlıklarında, bir kısmıyla dış borç ödendi, bir kısmını fonlar aldı gitti (onlara da 6.80'lik kurdan rahat rahat çıkma imkanı verdik, kuru bıraksak o dönem çıkamazlardı belki de zararına çıkarlardı ama ekonomi yönetimi fonlara da şu mesajı verdi; bakın ben serbest ekonomiyim çıkarken de sizi koruyorum, işler düzelince yine gelin ki kasımdan sonra geldiler), bir kısmını işte ithalatla yedik, altın ithalatına dikkat mesela.. Altın deyince Merkez Bankası'nın altın rezervlerini artırması çok eleştirildi ama Berat Albayrak'ı tebrik ederim son derece doğru bir adım oldu. Türkiye ABD ile cephe cepheye geliyor. Bir ambargo durumunda sen dolar kullanamazsın derse isterse Merkez Bankasında Çin'deki gibi 3 trilyon dolar olsun hiçbir şey yapamazsın. Adamın parası kullanamazsın der. O yüzden riski azaltmak anlamında iyi oldu. Döviz rezervi kısmında da ben o SWAP'ları o yüzden önemsiyorum. Çin yuanı, Rus rublesi ve avronun ağırlığı artırılmalıdır. Bizim en büyük ticaret ortaklarımız Çin, Rusya ve Almanya. Ben bir defasında bir iş insanına ABD ambargo koyarsa dolar kullanamazsın derse ne yapacağız? diye sordum. Bana dedi ki; avro ile satarız!

Uzattım ama eksik kalan yerler de olmuştur rezerv sadece rezerv değildir onun siyasi ve küresel finansal sisteme eklemlenme boyutu da var."