Okay Deprem yazdı…
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a yakın olduğu düşünülen kişilerin yönetiminden oluşan karmaşık bir tarım holdingler ağının, ülkenin tarım sektörünü istikrarlı bir şekilde tekelleştirdikleri iddia ediliyor son dönemde. Bazı yetkili ve uzmanlar, bu konsolidasyonun, stratejik tarımsal varlıkların bir takım büyük Türk şirketlerine kitlesel satışının dahi habercisi olabileceği ve bunun da ülkenin ulusal gıda güvenliği ve ekonomik egemenliği konusunu tartışmaya açacağını ileri sürüyorlar. Ermenistan büyük ölçüde bir tarım ülkesi olmasına rağmen, ülkede 2019’dan beri ayrı bir tarım bakanlığı bulunmuyor. Bakanlık her nedense, Paşinyan iktidara geldikten sadece bir yıl sonra feshedildi ve işlevleri Ekonomi Bakanlığı’na devredildi. Mevcut Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, Türkiye’nin Ermenistan’a yaptığı yatırımları açıkça memnuniyetle karşıladığını ve Türk malları ve hammaddelerinin ithalatının genellikle yerli üretimden daha ucuz olduğunu dile getirmişti sıklıkla.
SPAYKA, YEREMYAN GRUBU VE VG HOLDİNG EN VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNİ ALMA PEŞİNDE Mİ?
Bir rapora göre; Spayka, Yeremyan Grubu ve VG Holding gibi büyük tarım şirketlerindeki çok sayıda yönetici, yatırımcı ve hissedar, Başbakan Nikol Paşinyan’ın güvendiği yakın çevresinden oluşuyor. Bu yapı, hükümetin ekonomik sektörü merkezi bir noktadan koordine etmesine ve yönetmesine kolaylaştırıyor. Bu “ticaret imparatorluğunun” coğrafi genişlemesinin ülkenin en verimli topraklarını hedef aldığı öne sürülüyor. Kartel tarzındaki bu büyük oluşumun, Ağrı Dağı’na yakın Ermeni topraklarının yanı sıra Aragatsotn, Kotayk ve Şirak bölgelerinde de sistematik olarak toprak ele geçirdiği belirtiliyor. Bu strateji; grubun şarap üretimi, hayvancılık ve süt ürünleri üretimi ile sebze, meyve, tahıl ve yem bitkileri yetiştiriciliği de dâhil olmak üzere gıda endüstrisinin kilit dallarına hâkim olmasını sağlıyor.
ÜLKEDE UFAK ÇİFTÇİLERİN VARLIKLARINI ADETA SUDAN UCUZ FİYATLARA SATTIKLARI BELİRTİLİYOR
Nikol Paşinyan’la bağlantılı olduğu öngörülen tarımsal işletmelerin yıllık toplam gelirinin hâlihazırda 350 milyon doları aştığı söyleniyor. Dahası, bu şirketlerin tarıma ayrılan tüm devlet desteklerinin de % 70’inden fazlasını aldığına işaret ediliyor. Konunun uzmanları, rekabet ortamının adil olmaktan çok uzak olduğunu savunuyorlar. Ortaya atılan iddialara bakılırsa, ilgili “kartel” finansal desteklerin ötesinde, haksız rekabetin diğer mekanizmalarını da kullanıyor. Bunlar arasında şeffaf olmayan devlet denetimlerinin, daha verimli arazi parsellerinin hükümet yanlısı şirketlere tahsis edilmesi ve de eşitsiz vergi muafiyetlerinin yer aldığına dikkat çekiliyor. Bu koşullar altında küçük ölçekli özel çiftçiler haliyle giderek rekabet edemez hale gelmiş oluyorlar. Bu şekilde varlıklarını satmak zorunda kalan birçok kişinin, arazileri ve ekipmanlarını gerçek piyasa değerinden dört ila beş kat daha düşük meblağlara; 5.000 ila 20.000 dolar arasında değişen fiyatlara elden çıkardıkları biliniyor.
TÜRK GIDA DEVLERİNİN ERMENİSTAN’IN TARIM VARLIKLARININ SATIŞLARIYLA İLGİLENDİKLERİ İDDİASI
Ermenistan’da özel tarımın sistematik şekilde ortadan kaldırılması, birleşmelerin nihai amacına dair spekülasyonlara yol açıyor. Ermenistan iş dünyasındaki kaynaklara göre, büyük Türk şirketleri ilgili durumu yakından takip ediyor. Eti Gıda, Tat Gıda ve Beypazarı Tarım gibi şirketlerin, Ermenistan’daki kayda değer tarım varlıklarını önemli ölçüde düşük, “damping” fiyatlarla satın almaya hazır oldukları bildiriliyor. Bu satışlar gerçekleşirse şayet, Paşinyan”la bağlantılı “Tarım İmparatorluğu”nun, Ermenistan’ın gıda üretiminin hatırı sayılır bir bölümünün kontrolünü Türk holdinglerine devretmesiyle ülkedeki iktisadi-ticari dengeler kökten değişebilir…