Eski Bakan Hikmet Çetin'den 'Afganistan' uyarısı: Tüm dünyayı tehdit altına sokabilir

Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin 'Şu an sadece Taliban değil, DAEŞ, El-Kaide ve diğer pek çok radikal ve ideolojik terörist grupların sürece dahil olma riski var. Umarım yanılırım ama, Afganistan bir gün terörün hüküm sürdüğü bir ülke haline gelebilir. Taliban’ın kendi ülkesi hariç diğer ülkeler ile sorunu yok, fakat DAEŞ ve El-Kaide’nin denkleme dahil olması, bölgeyi ve hatta tüm dünyayı tehdit altına sokabilir.' dedi.

Eski Bakan Hikmet Çetin'den 'Afganistan' uyarısı: Tüm dünyayı tehdit altına sokabilir

İstanbul Aydın Üniversitesi’nin düzenlediği webinar’da konuşan Eski Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin, uluslararası toplumun Afganistan’a destek olması gerektiğini söyleyerek “Umarım dünya yeni bir 11 Eylül yaşanmasını beklemez. Afgan halkına yardım etmek için elimizden geldiğince çok çalışmalıyız” dedi.

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) lisansüstü Eğitim Enstitüsü ile Diplomasi Araştırmaları Derneği’nin (DARD) düzenlediği Uluslararası Webinar Serisi’nin, “Afganistan'daki Güncel Gelişmelerin Farklı Perspektiflerden Değerlendirilmesi’’ başlıklı yedinci oturumunda konuşan Hikmet Çetin, Afganistan’daki gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Moderatörlüğünü İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Alihan Limoncuoğlu’nun üstlendiği webinar, Hikmet Çetin’den başka, TRT World editörü Tanya Goudsouzian, Heritage Foundation’ın uluslararası ilişkiler merkezi direktörü Luke Coffey ve Pakistan’dan İslamabad Stratejik Araştırmalar Enstitüsü- Hindistan Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Saif ur Rehman Malik’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.

ÇETİN: AFGANİSTAN’DA KAPSAYICI BİR HÜKÜMET ŞART

Yakın geçmişte Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı, TBMM Başkanlığı ve NATO Afganistan Kıdemli Sivil Temsilciliği görevinde bulunan Çetin, Afganistan’da kapsayıcı bir hükümetin kurulmaması durumda hem ülke hem de bölgede büyük zorluklar yaşanacağını kaydetti. Çetin, “Uluslararası toplumun Taliban hükümetinden daha kapsayıcı bir hükümete geçişte Afganistan’a destek vermesi şart. Kapsayıcı bir hükümet kurulamaması halinde hem ülke hem de bölge büyük zorluklar yaşayacaktır. Umarım dünya yeni bir 11 Eylül yaşanmasını beklemez. Afgan halkına yardım etmek için elimizden geldiğince çok çalışmalıyız” diye konuştu.

'TÜM DÜNYAYI TEHDİT ALTINA SOKABİLİR'

Çetin konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Şu an sadece Taliban değil, DAEŞ, El-Kaide ve diğer pek çok radikal ve ideolojik terörist grupların sürece dahil olma riski var. Umarım yanılırım ama, Afganistan bir gün terörün hüküm sürdüğü bir ülke haline gelebilir. Taliban’ın kendi ülkesi hariç diğer ülkeler ile sorunu yok, fakat DAEŞ ve El-Kaide’nin denkleme dahil olması, bölgeyi ve hatta tüm dünyayı tehdit altına sokabilir. Çünkü DAEŞ ve El-Kaide gibi terör örgütleri gidebilecekleri ve barınabilecekleri bir ülke aramaktalar” ifadelerini kullandı.

'EN BÜYÜK BEDELİ KADINLAR ÖDEYECEK'

Söz konusu sürecin en büyük bedelini kadınların ödeyeceğinin altını çizen Çetin, “Afganistan’da bulunduğum süre zarfında konuştuğum kadınlar yalnızca barış istediklerini söylüyorlar. Taliban’ın kadın haklarına yönelik söylemlerine inanmıyorum. Çünkü görüyorum ki; Afganistan’da kadınlar işsiz, okula gitmiyor ve bu durumun gelecekte de değişeceğine ilişkin bir öngörüm yok. Bir diğer öngörüm ise, Afganistan’ın gelecekte iç savaşla karşı karşıya kalabileceğidir” şeklinde konuştu.

LUKE COFFEY: SONUÇ ABD İÇİN FİYASKO

Konuşmasında, Afganistan’da yaşanan her şeyin aslında engellenebilir olduğuna dikkat çeken Heritage Foundation’ın uluslararası ilişkiler merkezi direktörü Luke Coffey, “Geçtiğimiz birkaç haftada gördüklerim arasında beni en çok üzen şey, tüm yaşananların önlenebilir olmasıydı. Amerika’nın yaşadığı sona ulaşılmasında temel neden; Biden’ın, Trump’ın dış politikada savaşı sonlandırma politikasının iç politikada fayda sağladığını görmesi ve bu çizgiyi sürdürmesi oldu. Öyle ki Biden hiçbir zaman Afganistan’da büyük bir ABD askeri varlığını desteklemedi. Maalesef yaşanan bu sürecin ABD halkına çok ciddi bir ekonomik maliyeti de oldu. Kendisi her ne kadar seçim dönemi büyük sözler vermiş olsa da sonuç ABD açısından fiyasko; Biden uzun süredir oval ofiste ve Taliban, Afganistan’da yönetimi ele geçirdi” diye konuştu.

TANYA GOUDSOUZIAN: TALİBAN 2.0’IN İMAJI GİDEREK ZEDELENMEKTE

2001’den beri Afganistan hakkında yazılar kaleme aldığını, Muhammed Zahir Şah, suikasta uğrayan Cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani, eski Başbakan Gulbeddin Hikmetyar gibi pek çok politikacıyla röportajlar gerçekleştirdiğini hatırlatan TRT World editörü Tanya Goudsouzian, “Taliban'ın değişmediğini, sadece PR'da daha iyi olduklarını, dünyaya daha modern bir yüze sahip yeni ve geliştirilmiş bir Taliban gösterdiklerini düşünüyorum ve bu durum Taliban 2.0 kavramını ortaya çıkarmakta. Taliban Kabil'in kansız bir şekilde ele geçirilmesinden yaklaşık bir ay sonra, sözcülerinin tekrarlanan tüm güvencelerine rağmen hem Afgan halkına hem de uluslararası topluluğa yönelik verdiği tüm taahhütlerinden neredeyse vazgeçmekte. Taliban 2.0'ın özenle hazırlanmış imajı giderek daha da fazla çatlaklar gösteriyor. Tüm bu yaşananlar ile halkın hükümete olan inancını yıpratmak, Taliban'ın askeri açıdan yenilmez olarak sunarak Afgan güçlerinin moralini aşındırmak ve ülke yönetimini Taliban'ın ele geçirmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermek amaçlandı” dedi.

DR. SAİF UR REHMAN MALİK: ULUSLARARASI TOPLUMUN DESTEĞİ ŞART

Son olarak konuşan ve sözlerine “Afganistan'da normal hayata geri dönülmeli ve barış hâkim olmalıdır. DAEŞ ve El Kaide gibi bölge için tehdit oluşturan unsurlar o toplumda kök salmamalı, aksi takdirde yalnızca Afganistan değil tüm bölge ülkeleri acı çekeceklerdir” ifadeleriyle başlayan Pakistan’dan İslamabad Stratejik Araştırmalar Enstitüsü- Hindistan Araştırmaları Merkezi Direktörü Dr. Saif ur Rehman Malik, “Bu yüzden bir ulusun yeniden inşasına yardım etmek için uluslararası toplumu ön plana çıkarmaya mecburuz. Kapsayıcı ve kolektif hükümetlerin kurulmasına katkı verebilirsek, barış içerisinde bir geçiş dönemi yaşanabilir ve bu da en az hasar ile normal hayata dönülmesini sağlayabilir. Bu kapsamda yeni yönetimin uluslararası krediler alabilmesi, ithalat ve ihracatını gerçekleştirebilmesi ve kilit sektörlerde çevre ülkeler ile etkileşim içerisinde olması büyük önem taşımaktadır” değerlendirmelerinde bulundu.