Eski GATA Dekanı'na 'Katar protokolü'nü sorduk

Eski GATA Dekanı, emekli Tümgeneral Prof. Dr. Mehmet Zeki Bayraktar Türkiye ile Katar arasındaki “eğitim” protokolünü Veryansın Tv’ye anlattı. Protokolün sivilleri değil askeri öğrenci ve personelleri kapsadığını anlatan Bayraktar, anlaşmayı Türkiye adına yürütecek kurumun Milli Savunma Bakanlığı olmasını ise çelişkili buldu. Askeri hastanelerin sivilleştirildiğini anlatan Bayraktar, “Gelen öğrencilerin sivil bir hastanede yetiştirilmesi dışında nasıl bir eğitim verilecek, meçhul” dedi.

Eski GATA Dekanı'na 'Katar protokolü'nü sorduk
Eski GATA Dekanı'na 'Katar protokolü'nü sorduk

ERAY ÇELEBİ/VERYANSIN TV

Türkiye ile Katar arasında “Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İşbirliği” protokolü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından onaylandı.

İlgili haber: Katar protokolünde gerçek ne?        

Protokol kamuoyunda Katarlı gençlerin sınava girmeden Türkiye’de tıp eğitimi alabileceği yönünde yorumlandı. 

İlgili haber: Siyasette 'Katar' polemiği... Üst üste mesajlar

Peki iddia edildiği gibi protokol sivillerin eğitimiyle mi ilgili? 

Veryansın Tv’ye konuşan eski GATA Dekanı, emekli Tümgeneral Prof. Dr. Mehmet Zeki Bayraktar’a göre anlaşma “Katar’ın askeri personelinin sağlık alanında yetiştirmesini” kapsıyor.

BENZER ANLAŞMALAR DAHA ÖNCE YAPILDI MI?

Yetiştirilecek öğrenciler askeri sağlık alanında görev yapmak üzeri hekim, diş hekimi ve askeri hemşireler, askeri yardım personeli gibi çeşitli alanlarda görev yapacaklar“ diyen Bayraktar, geçmişte benzer anlaşmaların yapıldığını vurguladı:

Bu tip anlaşmalar Türkiye ile 16’ya yakın devlet arasında daha önce yapılmış olan anlaşmalara paralel bir anlaşma. Anlaşmanın geçmiş anlaşmalardan bu bakımda çok ciddi bir farkı yok. “

Ancak Bayraktar bu noktada Türkiye’de askeri sağlık eğitimi verecek kurum olmadığına dikkat çekiyor.

Askeri eğitim veren kurumların 15 Temmuz’un ardından sivilleştirildiğini anlatan Bayraktar protokolde anlaşmayı Türkiye adına yürütecek kurumun Milli Savunma Bakanlığı olarak gösterilmesinin büyük bir çelişki olduğunu belirtti.

Bayraktar şöyle konuştu:

“Burada üzerinde durulması gereken nokta eskiden Gülhane Askeri Tıp Akademisi mevcutken dünyanın en gözde askeri sağlık alanında eğitim veren kurumundan bahsediyorduk. Bu aslında dünyada temayüz etmiş, bir ya da iki ülkedeki kurumlardan birisiydi. Bu eğitimi dostluk iş birliği mevcut olan ülkelerin askeri personeline yetiştirmek üzere veriyorduk, eğitim alanındaki tecrübelerimizi aktarıyorduk. Öğrencileri en iyi şekilde eğitiyorduk. GATA bu alanda 30 yıldan fazla eğitim veren bir kurumdur.

‘ASKERİ SAĞLIK EĞİTİMİ KURUMU YOK’

Ancak eskiden askeri sağlık eğitim alanında görev alan GATA sivilleştirildiği için bu eğitimi verecek askeri sağlık eğitim kurumu yok. Dolayısıyla bu öğrenciler geçmişte anlaşmanın paralelindeki bir anlaşmayla ülkeye gelecekler, ama eğitim görecekleri kurum sivil ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı.

MSB GÖSTERİLİYOR AMA…

Protokolde anlaşmanın hükümlerini yürütecek merci de Türkiye’de Milli Savunma Bakanlığı gösteriliyor. Savunma Bakanlığı’nın Gülhane’deki eğitimler üzerinde bir etkisi söz konusu değil. Çünkü kurum tamamen Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla Gülhane’de Türk öğrencilere bile yeterli askeri sağlık eğitimi yok. Şimdi biz onları sivil öğrenci olarak yetiştiriyoruz. Gerekirse Türk Silahlı Kuvvetleri’nde istihdam ediliyor.

‘NASIL BİR EĞİTİM VERİLECEK MEÇHUL’

Yani eskisi gibi askeri alanda kombine eğitim söz konusu değil. Gelen öğrencilerin sivil bir hastanede yetiştirilmesi dışında nasıl bir eğitim verilecek meçhul… Dolayısıyla gelen öğrencilerin sivil bir eğitim kurumunda görev, eğitim almak dışında hiçbir özellikleri olmayacak ki bu da askeri sağlık eğitim anlamına gelmez. “

GATA’nın yeniden Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gerektiğini söyleyen Bayraktar şu ifadeleri kullandı:

“ Bu anlaşmadan da anlaşıldığı üzere dünyadaki pek çok ülke Türkiye’deki askeri sağlık eğitimini, ülkemizin yönetim kademlerinden çok daha iyi anlamışlar. Hala birçok ülke Türkiye’deki eğitim kurumunda öğrencilerini yetiştirmek üzere başvurabiliyor. Türkiye’yi yönetenlere düşen de yapmış oldukları yanlıştan bir an önce dönmek suretiyle GATA’yı yeniden askeri tıp alanında eğitim veren düzgün bir eğitim kurumuna döndürmesi olacaktır. Bu özellik kaybedildiği takdirde sadece Türkiye’de değil dünya genelinde bile bu alanda kayıp olacağına inanıyorum.

HEKİM ELBİSE GİYİNCE ASKER OLMAZ

Çünkü bizdeki askeri tıp akademisi özgün eğitim veren, askeri sağlık alanında eğitim veren; hem asker hem de hekim, diş hekimi ve hemşire yetiştiren bir kurumdu. Bir sivil hekimi askeri elbise giydirmekle askeri hekim yapamazsınız. Askeri hekim dediğiniz bir piyade bir komando kadar asker olacak hem de modern sağlık kurumlarında hizmet verecek kadar tıp bilgisine sahip olacak.

Böyle bir kurumun ortadan kaldırılıp sivilleştirilmesi asla mantıkla bağdaşacak bir hareket değil. “