Evcil dostlarımız kedi ve köpeklerin çıkardığı seslerin anlamı nedir?

Bölgesini korumakla görevli bir köpek, oraya insan ya da başka bir hayvanın girmesine engel olmak, uyarmak için havlar. Yaklaşan bir tehlikeyi haber vermek için alarm niteliğinde havlar. Canı sıkılınca ilgi çekmek için havlar. Bu durum genelde bahçede olan köpeğin önünden bir insan veya başka bir hayvanın geçişi sırasında olur. Köpeğin beden dili saldırganlık ipuçları taşımaz. Yani “hey ben buradayım, selamlıyorum seni” der.

Evcil dostlarımız kedi ve köpeklerin çıkardığı seslerin anlamı nedir?

Son yıllarda evcil hayvanların evlerde beslenmesi oldukça yaygınlaştı. Evcil hayvanlar köyde, sokakta, barınakta…

Aslında onlar hayatın ta içinde.

Düşünüyorlar, duygulanıyorlar, psikolojik sorunlar yaşıyorlar.

Biz ise doğanın “hakim canlısı” olarak onları nasıl tanıyoruz?

Onları anlıyor muyuz?

Örneğin köpekler niçin ulurlar hiç düşündünüz mü?

Uluma bir ağıttır, yalvarmadır. Neredesin gel artık haykırışıdır. Sesimi duy artık bağırtısıdır. Sevdiğinden (bağlı bulunduğu ailesinden) ayrı kalmış köpeğin sıla özlemidir.

Köpeğin her çıkardığı ses uluma değildir elbette.

İletişimde kullandığı başka sesler de vardır. Sıradan zannettiğimiz havlamalar mesela.

Bölgesini korumakla görevli bir köpek, oraya insan ya da başka bir hayvanın girmesine engel olmak, uyarmak için havlar. Yaklaşan bir tehlikeyi haber vermek için alarm niteliğinde havlar. Canı sıkılınca ilgi çekmek için havlar. Bu durum genelde bahçede olan köpeğin önünden bir insan veya başka bir hayvanın geçişi sırasında olur. Köpeğin beden dili saldırganlık ipuçları taşımaz.Yani “hey ben buradayım, selamlıyorum seni” der.

Köpekler bazen de sosyal ilişki gereği havlarlar. Civarda havlayan bir arkadaşına eşlik ederler. Yalnızlık kaygısı taşıdıklarında da havlarlar.

KEDİLERİN SESLERİ

Evlilerde en çok beslediğimiz ikinci canlı kedilere gelince, köpeğe göre en önemli artıları gürültüsüz oluşlarıdır diyebiliriz. Köpekler havlar, kediler miyavlar. Ancak kediler kendi aralarındaki iletişimde sesten ziyade beden dilini daha çok kullanırlar. Uzak ya da yakın mesafede birbirleri ile iletişimde miyavlamazlar. Kulak, kuyruk bıyık gibi organlarını kullanarak oluşturdukları vücut hareketleri ile iletişim kurarlar. Mart kedileri hariç. O ay gelince sevgililerine serenat için sesler çıkarırlar.

Kediler, miyavlayarak iletişim kurmayı insanla kurdukları ilişkide daha çok kullanırlar. Çünkü bilirler ki insanlar onların miyavlamalarına daha çok ilgi gösterirler. Hatta her durumda ayrı bir ses tonu kullanarak (duygulu, acı çeken, acıkmış, coşkulu) adeta bizlerle konuşurlar. Ben bir veteriner hekim olarak bir çok kedi sahibinden “benim kedim bana anne diyor “dediklerini duymuş ve bu duruma tanık olmuşumdur.

KÖPEKLER DÜNYAYI BİZLER GİBİ Mİ DENEYİMLER?

Ünlü köpek davranış uzmanı Sezar Milan diyor ki insanlar önce görür, sonra duyar, daha sonra koku alırlar. Köpekler ise durumu algılarken koklar, duyar, son olarak da görürler.

Kediler ve köpekler avcı hayvanlardır. Doğada hiç kimse hazır mamalarla servis yapmıyor onlara. Kendi mamalarını kendileri avlayarak yemek zorundalar. Avlanırken avın renginin önemi var mı sizce? Ne renk olsa yerler tabi ki. Oysa kabın kokusunu almak, sesini duymak renginden çok daha önde gelir.

Köpekler de, kediler de insanlar kadar net görüş keskinliğine sahip değillerdir. Yaklaşık +3° miyopturlar. Çok yakın ve uzaktaki cisimleri göremezler. Ancak hareketlerdeki farklılığı algılarlar. Böyle olunca bizler onları yıllarca siyah beyaz görüyor zannettik. Oysa köpekler dünyayı mavi veya yeşilin tonlarında görüyorlar.

PEKİ YA KEDİLER DOKUZ CANLI MIDIR?

Hayır, elbette onlar da bizler gibi tek yaşama sahiptirler. Yükseklere tırmanırlar, zıplarlar, atlarlar, düşerler ve çoğunlukla hayatta kalırlar. Bizler de bu nedenle dokuz canlı olduklarını düşünürüz. Aslında yüksekten düşen kediler ”paraşütçü kediler”dir. Yani düşüş anında bir paraşüt gibi yavaşça süzülür ve dört ayak üzerine düşüşü ayarlarlar. Ancak günümüzde binalar çok yüksek ve etrafları beton zeminde halı kaplı .Bu nedenle en şanslı “paraşütçü kediler” üç ve dördüncü kattan düşen kedilerdir.

Kediler köpekler kuşlar insanlar tüm canlılar birbirlerinden farklı özellikler taşırlar.

Doğada üstünlüğü elinde tutan bizler, doğaya duyduğumuz özlemle farklı özelliklerdeki hayvanları kendi yaşam alanlarımıza sokarken onların türe özgü özelliklerini de yaşamalarına olanak tanımalıyız. Özgürlük ve refahlarına saygı duymalıyız. Gerektiğinde bir köpeğin ulumasını Mart kedisinin miyavlamasını anlayışla karşılamalıyız.

Dr. Veteriner Hekim Gürbüz Ertürk