F-35’in bel kemiğinde kritik sorun!

ABD Savunma Bakanlığı tarafından F-35 programının kritik bir parçası olan Otonom Lojistik Bilgileri Sistemi’nin (ALIS), savaş aracının ihtiyaçlarını karşılayamadığı belirtilerek, 'ALIS’te görülen sorunları çözmeliyiz' denildi. Buna göre sistemde değişikliğe gidilebileceği ifade edildi.

F-35’in bel kemiğinde kritik sorun!

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, F-35 üreticilerinin ALIS’i F-35 sisteminin “bilgi işlem belkemiği” olarak tanımladığı ve ALIS’in hava aracının idamesi, bakımı, planlaması ve desteği kapsamında kullanıldığı vurgulandı. Örnek olarak, hem operatörler, hem de bakımcıların ALIS’i iş siparişleri ve otomatik parça siparişinde kullanabildiği söylenirken, F-35 sisteminde, araç yere indikten sonra sisteme ALIS’in yüklenmesini sağlayan geniş bir sensör yelpazesi bulunduğu belirtildi. Bu sistemin aracın nasıl performans gösterdiğini analiz edebildiği, eskiyen parçaları belirleyebildiği ve bunların siparişini verebildiği belirtildi.

Ankara bu raporu iyi okumalı: F-35’in boyası nasıl döküldü?

ABD Savunma Bakanlığı satın alım ve sürdürülebilirlik müsteşarı Ellen M. Lord, Perşembe günü konuyla ilgili ABD Silahlı Hizmetler Komitesi’nin iki alt komitesine ait ortak basın toplantısında şunları söyledi:

“Ne yazık ki şu an gördüğümüz üzere ALIS, savaş aracının ihtiyaçlarını karşılayamıyor. ALIS’te görülen sorunları çözebiliriz ve çözmeliyiz.”

Savunma Bakanlığı’nın ALIS sorumluluklarını belirli bir süre zarfında tamamlamaları için belirli kişilere verdiğini belirten Lord, şöyle devam etti:

“Şu an yaptığımız şey, ödenen vergilerin doğru kullanılması için ve aracın ihtiyaçlarının karşılanması için yeniden inşa etmek ve bunun hangi kapasitede uygulanabileceğine yönelik detaylı bir plan üzerinde çalışıyoruz.”

Lord’un yanında ABD Hava Kuvvetleri Korgenerali Eric Fick de mevcut ALIS sisteminin 3.1.1.1 versiyonuna sahip olduğunu, fakat 3.5 versiyonu üzerinde çalışıldığını vurguladı. Fick, söz konusu gelişmenin “kullanıcılara daha iyi bir sistem sunulması için temel işlevselliğe 300 sabitleme tamiri” içerdiğini belirtti.

F-35’İN TARİHÇESİ

F-35 uçağının stealth kabiliyetinin giderek kaybolduğunu bu canlı örneklerle anlattıktan sonra hafızalarımızı tazeleyelim ve F-35 uçağının ilk planlamasından başlayarak geçmişini hatırlayalım.

* Havacılıkta söz sahibi ülkeler, dünyada radara düşük görünümlü ilk imal edilen ABD yapımı F-117 Stealth uçağının 17 Ocak 1991 günü başlatılan 1’nci Irak Harekatı’nda (Desert Storm) hedef bölgesinin yoğun füze ve uçaksavar savunmasına rağmen Bağdat ve civarındaki hedefler ile Dicle ve Fırat nehirleri üzerindeki 43 adet köprüden 39 adedini tahrip etmesinden ve harekât boyunca tek bir uçak kaybı olmadan bu görevleri yerine getirmesinden çok etkileniyor ve böyle bir uçağa sahip olmak istiyorlar. Ancak ABD F-117 uçaklarını ve sonradan imal ettiği stealth yetenekli F-22 Raptor uçaklarını en yakın müttefiki İngiltere dahil hiçbir ülkeye satmıyor.

* ABD 1994 yılında JSF (Joint Strike Fighter) programını başlatıyor ve daha önce imal ettiği iki stealth model uçağın çok pahalıya mal olduğunu görerek maliyeti düşürmek için NATO ve müttefik ülkelerden arzu edenlerin JSF programına katılabileceğini bildiriyor. Programa ABD, Avustralya, Danimarka, Hollanda, İtalya, İngiltere, Kanada, Norveç ve Türkiye katılıyor. Programa daha sonra Japonya, İsrail ve Güney Kore dahil ediliyor.

* Uçağı imal edecek firmanın seçimi için yapılan yarışmayı tek motorlu X-35 model uçakla Lockheed Martin kazanıyor.

* 2001 yılında uçağın imalatına başlanıyor

* 2002 yılında Türkiye programa dahil oluyor.

* 2006’da F-35 ilk uçuşunu yapıyor.

* 2011’de ilk seri imalat (production) modeli F-35 üretim hattından çıkıp birliğe teslim ediliyor.

* 2018 Haziran’da uçağın fabrikası Fort Worth / Dallas’da Türkiye’ye ilk F-35 uçağı teslim ediliyor.

* 17 Temmuz 2019 tarihinde ABD ve diğer 7 ortak ülkenin müşterek kararıyla Türkiye F-35 programından çıkarılıyor…

F-35, SU-57, F-3, J-20 KARŞILAŞTIRMASI

F-35 uçağının uçuş performansındaki zayıf noktaları, somut rakamlar kullanılarak, diğer stealth uçakların performanslarıyla şöyle mukayese edilebilir:

– F-35 uçağının yüksek irtifada maksimum sürati 1.6 Mach iken; Rus Sukhoi SU-57, Japon F-3 ve Çin J-20 uçaklarının hepsi yüksek irtifada 2.Mach ve üzeri sürat yapabilmektedir.

– F-35 uçağı maksimum 7 G çekebilirken SU-57, F-3 ve J-20 uçakları 9 G çekebilmektedir. (Bizim F-16 uçaklarımızın da 9 G çektiğini hatırlayalım)

– F-35 uçağı gövde içi dahili silah yuvasında 2 adet hava yer mühimmatı taşırken SU-57 ve J-20 uçakları dahili silah yuvalarında F-35’in iki misli hava yer mühimmatı taşımaktadır.

– F-35A’nın harekât yarıçapı 584 deniz mili iken, SU-57’nin 900 deniz mili, J-20’nin 1.100 deniz mili, yani F-35’in yaklaşık iki mislidir.

Ruslar Su-57’yi aşıyor: İnsansızı geliyor

SU-57

F-35’TEN DAHA İYİLER

F-35 uçağının diğer stealth uçaklar Rus SU-57 ve Çin J-20 uçaklarına kıyasla yukarıda somut rakamlarla belirtilen performans düşüklükleri, F-35 uçağının tek motorlu imal edilmesi, SU-57 ve J-20 uçağının çift motorlu olmasından kaynaklanmaktadır. Kim ne derse desin Amerikalılar stealth kabiliyetli bir uçağı tek motorlu dizayn etmekle stratejik bir hata yapmışlardır. Bu stratejik hatayı taktik tedbirlerle düzeltmeleri de mümkün değildir. F-35 uçağının en büyük gücü başlangıçta stealth kabiliyetli bir uçak olmasıydı. Stealth kabiliyette bir uçağa sahip olmak isteyen ülkelerin amacı da harekât planlarında bu uçağı düşman radarlarının göremeyeceği düşüncesiyle taarruzi rolde kullanmak idi. Şimdi F-35 uçağı stealth özelliğini kaybedince, geriye harekât yarıçapı kısa, uçuş manevraları esnasında çekilen G miktarı düşük, dönüş yarıçapı geniş, düz uçuş ve tırmanış sürati düşük, gövde içi dahili silah yuvasında taşıdığı mühimmat diğer stealth uçaklara göre yarı yarıya az, şişman görünümlü bir uçak kalmıştır.