Faruk Bildirici ikinci analizini paylaştı… ‘İzleyiciler bu ilişkileri bilmeli'

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, tartışma programlarına ilişkin ikinci raporunu paylaştı. Bildirici "Tartışma programlarının düzenli konuklarına ücret ödeniyor ama açıklanmıyor. Oysa yorumcularla TV arasında maddi ilişki olduğunu izleyici bilmeli" dedi.

Faruk Bildirici ikinci analizini paylaştı… ‘İzleyiciler bu ilişkileri bilmeli'

VERYANSIN TV

Faruk Bildirici izlediği sekiz kanala ilişkin analizini paylaştı. NTV, CNN Türk, Habertürk, Haber Global ve A Haber’deki tartışma programlarına katılan 200 konuğun 52’sinin gazeteci-yazar, 56’sının politikacı, 55’inin de akademisyen olduğunu söyleyen Bildirici, geri kalanın da araştırmacı, hukukçu, emekli asker, sanatçı ve çeşitli uzmanlardan oluştuğuna dikkat çekti.

Bildirici, 52 gazeteci- yazardan 33’ünün, 56 politikacıdan da 31’inin AKP yanlısı isimlerden oluştuğunu kaydetti.

Çarpıcı medya analizi... Ekranların gediklileri ve yasaklılar listesi

Bildirici’nin analizinin devamında şu ifadeler yer aldı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok konuklu programlara katılmaya izin vermediği için CNN Türk, Habertürk ve Haber Global ekranlarına genellikle Mehmet Metiner ve Resul Tosun gibi eski AKP milletvekilleri çıkarılıyor. Tek olarak programa çıkmak isteyen bakan ve parti yöneticileri de kanal yöneticilerine programın süresiyle ilgili dayatmalar yapıyor.

Halk TV, KRT ve Tele 1’de ise dört hafta içerisinde toplam 168 kişi tartışma programlarına katıldı. Bu katılımcıların 53’ü gazeteci-yazar, 58’i politikacı, 20’si akademisyendi; diğerleri de çeşitli alanlardan muhalif kimlikleriyle tanınan isimlerdi. Bu üç kanaldaki programlarda görünen 53 gazeteci yazar arasında ve 58 politikacı arasında AKP’li hiçbir isim yoktu. Bu kanallardaki programlara katılan 58 politikacının 42’si CHP’li, kalanları ise İyi Parti, Saadet Partisi, DEVA, Gelecek Partisi’ndendi.

Bu da gösteriyor ki, NTV, CNN Türk, Habertürk, Haber Global ve A Haber’deki programlar iktidar karşıtlarına ne kadar kapalıysa, Halk TV, KRT ve Tele 1’deki programlar da iktidar taraftar ve yöneticilerine o kadar uzak.”

DÜZENLİ KONUKLARA ÖDENEN ÜCRET

Programların konuklarının arada bir çağrılanlar ve “düzenli konuklar” olarak ikiye ayrıldığına dikkat çeken Bildirici, şunları kaydetti:

“Arada bir davet edilenler değilse de ‘düzenli konuklar’ın çoğu, televizyon kanallarından ücret alıyor. Düzenli davet edilen bu konuklar bazen ‘Güvenlik Danışmanı’ gibi unvan verilerek kanalın kadrolu elemanı haline getiriliyor.

Ama genellikle anlaşmalar sözlü ve kayıt dışı oluyor, ödeme de “telif” biçimde yapılıyor. Her ay belirli bir miktar ödeme yapılan kişilerin diğer kanallardaki programlara da çıkmamaları isteniyor.

‘BU İLİŞKİLERİN İZLEYİCİLER TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM’

Elbette bu konukların para almalarında bir sakınca yok. Harcadıkları zamanın ve emeğin karşılığının ödenmesi doğal. Ancak ben bu ilişkinin izleyiciler tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü izleyiciler, sadece konuk gibi görünenler ile TV kanalı arasında maddi ilişki olduğunu bilmiyor. Halbuki araya para girince bağımsızlık ortadan kalkıyor, o uzman TV kanalının ücretli elemanı haline geliyor. Bu ilişkiyi bilmek, söylediklerini ona göre değerlendirmek izleyicilerin hakkı. Hem şeffaflıkta ne sakınca var ki?

Ayrıca eklemekte yarar var; televizyonlardaki bu programlarda sık görünmenin siyasi partilerin etkinliklerinde ve belediyelerde ücretli konuşmalar yapmak gibi ekstra işler getirmesi de ayrı bir araştırma konusu…”