Fatih Altaylı’dan ‘DASK’ tepkisi: Böyle bir sistem ne halta yarar!

“Böyle bir sistem ne halta yarar. Sigorta dediğin gelir, kontrol eder, varsa bina ile ilgili daha önce yapılmış tüm incelemeleri alır ortaya bir risk senaryosu çıkarır ve buna göre bir prim belirler. Yoksa? Haybeye para ödemiş, bir anlamda kanun yoluyla dolandırılmış oluruz.”

Fatih Altaylı’dan ‘DASK’ tepkisi: Böyle bir sistem ne halta yarar!

Habertürk yazarı Fatih Altaylı 2000 yılında kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun(DASK) Zorunlu Deprem Sigortası’na “saçmalık” olarak değerlendirdi. 

“Böyle bir sistem ne halta yarar. Sigorta dediğin gelir, kontrol eder, varsa bina ile ilgili daha önce yapılmış tüm incelemeleri alır ortaya bir risk senaryosu çıkarır ve buna göre bir prim belirler.” İfadelerini kullanan Altaylı’nın “DASK saçmalığı” başlıklı yazısındaki ilgili bölüm şöyle: 

“Gelelim bir başka meseleye.

DASK’a.

Biraz bilinçli olanlarımız evlerimize DASK denilen Deprem Afet Sigortası yaptırıyoruz.

Sözde yasal zorunluluk.

Meydana gelen bu afette bu sigorta ne yapacak diye sormayacağım merak etmeyin.

Daha vahim bir sorum var?

Bu kadar dandik, bu kadar palavradan bir sigorta sistemi olur mu?

Evinize, binanıza, DASK yaptırmak dünyanın en kolay işi.

Giriyorsunuz internete, bir formu dolduruyorsunuz, üç kuruş para yatırıyorsunuz.

Bitti.

Allah aşkına böyle bir sistem olur mu?

Böyle bir sistem ne halta yarar.

Sigorta dediğin gelir, kontrol eder, varsa bina ile ilgili daha önce yapılmış tüm incelemeleri alır ortaya bir risk senaryosu çıkarır ve buna göre bir prim belirler.

Ya da der ki, “Burada yaşanmaz ben bunu sigorta etmiyorum.”

Böyle olursa o sigorta sistemi bir işe yarar.

Yoksa?

Aynen deprem riskleri azaltmak için 1999’un hemen ardın koyulan ÖİV gibi olur.

Haybeye para ödemiş, bir anlamda kanun yoluyla dolandırılmış oluruz.”

"...NASIL DENETLENMEKTEDİR!"

Altaylı bazı fotoğraflar paylaşarak çürük binalara denetim yapılmamasına da tepki gösterdi.

“Deprem sonrası yine pek çok akılcı öneri gelmeye başladı.

Ada bazında kentsel dönüşümden, binaların kimlik kartına sahip olması gibi kolay uygulanabilir pek çok öneri.

Ama biliyoruz ki, hiçbiri olmayacak bunların.

Haftaya hepsini unutacağız.

Çünkü bununla ilgili bilinç sahibi değiliz.

Ne sosyal ne siyasal bilinçlenme var.

Ve en vahimi ne de teknik.

Bakın buraya birkaç fotoğraf koyuyorum.

Koymamın nedeni şu.

Dün bir okurumun belirttiği gibi, malzemeden çalmak elbette ki önemli ama daha önemlisi bilgiden, beceriden ve akıldan yoksun olmak.

Fotoğrafları görüyorsunuz.

Bu malzemeden çalmak değildir.

Bu bilgisizliktir, bu eğitimsizliktir, bu sorumsuzluktur.

Burada kolonları, kirişleri C50 betondan da yapsanız, hatta C100 betondan da yapsanız ne fark eder.

Kötü bir proje ya da kötü bir uygulama, en iyi malzemeyi bile yok hükmüne getirir.

Merak ederim.

İçinde yaşayacağımız, sevdiklerimizi ve canımızı, malımızı koruyacak bu binaları yapanlar kimlerdir?

Kaçı bu konuda bir eğitim almış, inşaatla ilgili bir meslek lisesini bitirmiş, inşaat teknolojileri meslek liselerinde okumuştur?

Yetkinlikleri nedir?

Bu yetkinlik nasıl denetlenmektedir!

Daha doğrusu denetlenmekte midir?

Bu fotoğraflarını koyduğum inşaat bir süre sonra bitecek.

O gördüğünüz kolon ve kiriş kesikleri sıva ile kapanacak.

Sonra gelip bunun kolonundan karot alıp “süper beton” raporu çıkarsan ne olacak!”