Filenin Sultanları, Milletler Ligi Kupasının ardından, Avrupa Şampiyonasında da şampiyon olarak, kupayı ülkemize getirdiler. Her iki başarı da ülkemizin ilk defa tanık olduğu, Türk kadınının neler yapabileceğinin göstergesi olarak, tarihteki yerini aldı.
Ülke, bu başarıların ardından adeta ikiye bölündü. Başarı da bile yine bölünür olduk… Kimi doyasıya bu başarıya ve coşkuya ortak olmaya çalışırken, göz yaşlarını tutamazken, kimi kendini bilmezler de yerden yere vurmaya çalıştı. Özellikle bulunduğumuz coğrafya itibariyle bu başarılar tek ve emsalsizdir. Aslında bakıldığında, her iki kupada sadece bir şampiyonluktan ibaret değildir. Nasıl mı?
Çünkü Atatürk’ün kızları; kupanın birinin içine, sportif başarıyı, azmi, kararlılığı, beceriyi, dayanıklılığı, acıyı, özveriyi, güveni, Türk kadının tarihte daha önce de görülen gücünü, işini en iyi yapmanın gururunu koyup getirirken, diğer kupanın içine; Cumhuriyetin kazanımlarını, medeni hukuku, kadın-erkek eşitliğini, binlerce çocuğumuzun umudunu, yaşama sevincini, kadının değerini, seçme-seçilme hakkını, birey olma hakkını, paryalıktan ve kölelikten kurtulma hakkını, koyup getirmişlerdir. Bunun için kupadan daha ötesidir bu başarılar…
Bunun içinde bir kesimi rahatsız etmiş ve saldırıya maruz kalmışlardır. Bilinmelidir ki; büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği üzere “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” sözünde de olduğu gibi vatansever kızlarımızın, her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Olimpiyatlarda da başarılı olacaklarından asla şüphemiz yoktur.
İnsanlar doğarken, bazı olgularla doğmaz. Elinde de değildir. Seçme özgürlüğü de yoktur. Örneğin doğduğu coğrafyayı, ebeveynlerini, kardeşlerini, mezhebini ve daha birçok şeyi seçemez. Bu yaratanın takdiri ve kişinin kaderidir. Doğuştan gelen bu olgularla da kimse suçlanamaz ya da taktir edilemez. Sonuç olarak basit bir doğum sürecini ifade eder. İşte Cumhuriyet, bebeklerin daha adı bile konulmadan, onların kulaklarına; “Senin nasıl doğduğunun bir önemi yok. Eğer sen istersen, yeterince çalışırsan, gerekli koşulları yerine getirirsen, iyi birey olursan, bu ülkede her şey olabilirsin” diye fısıldadığı, onları sarıp sarmaladığı, yönetim şeklidir. Bunun için önemlidir. Günümüzde her ne kadar deformasyona uğratılmaya çalışılsa da herkese fırsat eşitliği sağladığı için önemlidir.
Filenin Sultanları da bu kazanımları, şimdiye kadar şampiyon olarak tüm dünyaya göstermişlerdir. Sporu sevmeyebilirsin, voleybolu da hiç sevmeyebilirsin. Takdir de etmeyebilirsin. Milli bilincin de olmayabilir. Hatta dinen cahil de olabilirsin. Bunların hepsine amenna… Buna saygı duyulur. Ama hakaret edemezsin.
Hele ki “Orada burada, keşke Sırplar kazansaydı” demen ne ola ki… “Keşke Yunan kazansaydı” diyen zihniyetin, aramızda kol gezen silüeti misin? Sen nesin? Yoksa biraz daha yalakalık yaparsam, mevkim yükselir mi diyen, müsvedde misin?
Hatırlatayım ey cahil; eğer milliyetçiyim diye ortada geziyorsan, senin taraf olduğun Sırplar; her fırsatta, her yerde “Çetnik” selamı yaparlar. Çetnik selamı da Bosna savaşından kalma zafer selamıdır. Sırp milliyetçilerinin selamıdır.
Yok ben Siyasal İslamcıyım, dindarım diye ortada geziyorsan, aynı Sırplar 1992’de Srebrenitsa’da binlerce Müslüman din kardeşimize, yüzyılın katliamını yapmıştır. Hala acıları taze, hala diridir. Hala çocuklar babalarını aramaktadır. Binlerce Bosnalı kadından doğan çocuklar, babasının Sırp olduğunu öğrenince intihar etmiştir.
Allah aşkına, Peygamber Muhammed aşkına… Oğuz Atam, Komutan Alparslan, Osman Gazi, Atatürk aşkına… Yahu söyle bana…
Sahi, Kimsin Sen?…
Hiç biri deal Abdülhamitin torunuyuk
Bravo hocam
Muhteşem yorumlar hocam tebrikler
ÇOK GÜZEL OLMUŞ BU YAZI. HARİKA TEBRİK EDİYORUM…
Tarih yazdı kızlarımız. Mükemmel yazı olmuş bunun üzerine. Tebrik ederim…
Çok güzel konulara değinildiği izlemesi zevk veren bir program :)
Harika olmuş bu yazı tebrik ederim!
Usta bir yazım kültürü elinden çıktığı çok belli güzel ve keyifle okunan bir makale olmuş Sayın Karanfilci🤝