1. Haberler
  2. Analiz
  3. FKÖ’den ASALA’ya, ASALA’dan PKK’ya: Taşeron örgüt misyonu

FKÖ’den ASALA’ya, ASALA’dan PKK’ya: Taşeron örgüt misyonu

featured

Fatih Şahintürk yazdı…

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çok konuşulan 22 Ekim çıkışından yaklaşık 4 ay sonra 27 Şubat’ta PKK lideri Öcalan’ın, PKK’ya yönelik yaptığı silah bırakma çağrısıyla birlikte son dönem çözüm süreci yeni bir aşamaya geçti.

Öcalan’ın açıklamasının içeriğine bakacak olursak Öcalan kısaca son 200 yılda Kapitalist güçlerin, Türk-Kürt kardeşliğini bozmaya çalıştığını, bununla birlikte devletin faşizan uygulamaları ve asimilasyon politikaları nedeniyle Kürtlerin “haklı gerekçelerle” isyan ettiğini, kendisi de PKK’yı kurarak Cumhuriyetin en uzun süreli isyan ve şiddet hareketini başlattığını, ancak dünyada ve Türkiye’de Sosyalist ideolojinin iflas etmesi ve devletin inkâr politikasını terk edip Kürt kimliğini tanımasıyla örgütün misyonunu kaybettiğini, bu yüzden artık Türk Kürt kardeşliğinin temini için demokratik kanalların kullanılması gerektiğini, PKK’nın, bir kongre düzenleyerek tüm gruplarıyla birlikte silah bırakıp tasfiye edilmesi gerektiğini söyledi.

Öcalan’ın bu açıklamasından sonra ilginç bir şekilde çözüm sürecini destekleyenler arasında PKK terör örgütüne “meşru müdafaa hakkını kullanana Kürt isyan hareketi” etiketi yapıştırılıp PKK’yı aklama çalışmaları başladı.

Kuzey Irak’ta düzenlenen bir panele katılan DEM milletvekili Cengiz Çandar, panelde konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:

“Bizim Kürt kardeşlerimiz var. Bir de terörist kötüler var. Kürt bile demeyelim onları. Onlar terörist. Onları ayırıyoruz. Ve sorunumuz da Kürt sorunu apayrı bir meseledir ama terördür. Ben öyle bakanlardan biri değilim duruma PKK’yi terörist olarak Türkiye niteliyor, devlet niteliyor ama ben birey olarak hiçbir zaman bu deyimle ve bu terimle konuşmadım PKK hakkında. Terörizmde değil benim nezdimde bir Kürt isyanı bu.

Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinde Kürt isyanları var, bir sürü var. Ta Cumhuriyet’in kuruluşuyla başlayanlar var. En başta 1925 Şeyh Said isyanı, arkasından Ağrı Dağ isyanı, Dersim ve İrili Ufaklı Kürt isyanları var. Türkiye’nin eski Cumhurbaşkanları ve Başbakanlarından Süleyman Demirel 29 tane tespit etmiş. Meşhurdur. 29 Kürt isyanı diyor. Bu da sonuncusu diyor PKK’nin ilkine. Fakat bunun bir özelliği var. PKK’nınkinin tarihin en uzun, en dayanıklı, en kalıcı ve en yaygın Kürt isyanı olması. Kırk yıldır sürdü. Yayıldığı alan söylemi, çıkışındaki talepleri falan hepsinden çok farklı kıldı ve henüz de bitmiş değil.

Abdullah Öcalan’ın dünkü beyanını tarihi kılan o çareyi 40 yıllık tarihin en uzun, en kalıcı, en dayanıklı, en yaygın Kürt isyanına nokta koymasıdır.”

Cengiz Çandar’a göre PKK bir terör örgütü değil, bir isyan hareketiymiş… Yani, devlet Kürt kimliğini inkâr ettiği için Şeyh Said de Seyit Rıza da Abdullah Öcalan da ve diğer isyancılar da meşru müdafaa hakkını kullanarak isyan etmiş…

Halbuki PKK, Ortadoğu’daki diğer taşeron örgütler gibi, gayrimeşru gelirlerle finanse edilen küresel güçlerin taşeronu olan bir örgüt olarak kuruldu. PKK’yı en çok etkileyen de Şeyh Said isyanı, Seyit Rıza isyanı gibi “Kürt isyan hareketleri” değil, Ermeni terör örgütü ASALA’ydı. Hatta öyle ki, PKK kurulduktan sonra 1979-1983 yılları arasında ASALA ile birlikte hareket edip, gerçekleştirdikleri eylemleri birlikte üstlendi… ASALA’nın 1983 yılında dağılma sürecine girmesinden sonra ortaya çıkan boşluğu da PKK doldurdu.

Kısaca PKK, ASALA’nın devamı olarak projelendirildi desek yanlış olmaz…

İşin daha ilginç yanı ASALA’da Filistin davasının sembol örgütü FKÖ’den ayrılarak kurulan FKHC’den ilham alarak kuruldu. Soğuk Savaşın bu miadını doldurmuş örgütlerin arkasında ise her zaman küresel güçler ve istihbarat servisleri oldu. Değişen sadece kuklaları tutan eller oldu…

FKÖ’den FKHC’ye, ASALA’dan PKK’ya bu taşeron örgütlerin birbirleriyle ilişkisini ve mücadelesini kısaca anlatalım…

1948 yılında İsrail devleti kurulduktan sonra İsrail’e ve Siyonizm’e karşı Ortadoğu ülkelerinde ve Filistin’de silahlı mücadele başladı.

1952 yılında Mısır’da BAAS’çı Hür Subaylar Grubunun darbe yaparak Kavala’lı Hanedanını devirmesi ve Cemal Abdünnasır’ın Mısır devlet başkanı olmasıyla Filistin’de İsrail karşıtı mücadelenin merkezi Mısır ve Nasır oldu.

Elbette Ortadoğu’daki diğer BAAS iktidarlarına ve Nasır’a destek veren en büyük devlet Sovyet Rusya’ydı.

Filistin davasını bu şekilde üstlenen Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır, 1964 yılında Filistin’deki İsrail devletiyle mücadele eden grupları bir araya getirerek Filistin Kurtuluş Ordusu’nu (FKÖ) kurdu.

1969 yılında FKÖ’nün en büyük bileşenlerinden El Fetih’in lideri Yaser Arafat, FKÖ’nün başına getirildi. Arafat, öldüğü 2004 yılına kadar FKÖ lideri olarak görev yaptı. Cemal Abdünnasır’ın 1970 yılında hayatını kaybetmesinden sonra FKÖ ve Yaser Arafat, Filistin davasında ön plana çıkan isim oldu.

1967 Arap-İsrail Savaşı’nda yaşanan mağlubiyet FKÖ’nün bölünmesiyle sonuçlandı.

1967 yılında Şam’da FKÖ’den ayrılan George Habbaş, Wadie Haddad ve Nayif Havatme, Filistin’in Kurtuluşu için Halk Cephesi (FKHC) örgütünü kurdu.

FKHC 2 yıl sonra, 1969 yılında gerçekleştirdiği kongre ile Marksizm ve Leninizm’i benimsedi ve böylece Sovyet Rusya’nın güdümüne girdi.

FKHC’nin Marksizm’i benimsemesine ve Sovyet Rusya’nın güdümüne girmesine karşı çıkan FKHC kurucularından Nayif Havatme, bu kongrede FKHC’den tasfiye edildi ve kongreden kısa süre sonra Filistin Kurtuluşu için Demokratik Cephe (FKDC) örgütünü kurdu.

Navatme’nin FKHC’den ayrılmasının temelinde istihbarat servisleri vardı…

FKHC’nin kurucularından ve iki numaralı ismi Wadie Haddad, 1969 yılında Sovyet Rusya istihbarat servisi KGB tarafından angaje edilmişti. FKHC’nin kurucularından ve üç numaralı ismi Navatme ise Suriye istihbarat servisi Muhaberat tarafından angaje edilmişti.

Cemal Abdülnasır gibi BAAS’çı olan Hafız Esad, Suriye’de Sovyet Rusya ve diğer BAAS’çı iktidarlardan ayrı bir BAAS politikası izliyordu. Haliyle Filistin davası için Navatme’ye FKDC örgütünü kurdurmuştu…

Aynı dönemde Suriye ve Lübnan’da İsrail ve Siyonizmle mücadele edecek gerillaları eğitmek için çok sayıda FKHC ve FKDC kampları kuruldu.

Deniz Gezmiş ve Cengiz Çandar gibi isimler de aynı dönemde Suriye’ye giderek bu kamplarda gerilla eğitimi aldılar.

Deniz Gezmiş kısa süre sonra Türkiye’ye döndü ve yakalandı. 1972 yılında idam edildi. Cengiz Çandar ise yaklaşık 4 yıl sonra 1974 yılında CHP-MSP Koalisyon hükümetinin genel af kanunuyla birlikte Türkiye’ye döndü…

İsrail ve Siyonizmle mücadele için gerilla eğitimi, Suriye ve Lübnan’daki kamplarda bu şekilde başladıktan sonra 1971 yılında FKHC’nin suikast timi olan “Kara Eylül” örgütü Ali Hassan Salameh tarafından kuruldu. Kara Eylül’ün amacı Siyonist liderlere suikast yapmak ve küresel çapta eylemler yaparak seslerini dünya kamuoyuna duyurmaktı.

Kara Eylül, 4-5 Eylül 1972 tarihinde Münih’te gerçekleştirilen olimpiyat oyunları sırasında İsrail’in olimpiyat takımına mensup 9 sporcuyu öldürerek ilk eylemini gerçekleştirdi…

Kara Eylül’ün kurulmasından yaklaşık 2 yıl sonra 1973 yılında FKCH’nin George Habbaş’tan sonra gelen lideri Wadie Haddad’ın sağ kolu ve fanatik bir Ermeni milliyetçisi olan FKHC militanı Harityun Taguşyan da Kara Eylül örgütünden ilham alarak Ermeni terör örgütü ASALA’yı kurdu.

Taguşyan’a göre İsrail bölgedeki en büyük destekçisi ve müttefiki Türkiye’ydi. Kara Eylül Siyonistleri hedef aldığı gibi ASALA da Türkleri hedef almalıydı. Zaten 1915 Ermeni tehcirinden ve 6/7 Eylül 1955 olaylarından dolayı Ermeniler’in Türkiye’ye karşı husumeti ve kan davası vardı…

ASALA’nın lideri Harityun Taguşyan, 1951 yılında Irak Musul’da Hıristiyan bir Ermeni olarak doğdu. 16 yaşında yani 1967 yılında evden kaçarak FKHC’ye katılan Taguşyan kısa sürede örgütün iki numaralı ismi Wadie Haddad’ın sağ kolu ve örgüt içinde tanınan bir militan oldu.

1973 yılında FKHC’den ayrılan Taguşyan Lübnan’da Ermeni terör örgütü ASALA’yı kurdu ve Kara Eylül gibi eylemlere başladı.

Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar 27 Ocak 1973’te, Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil 22 Ekim 1975’te, Paris Büyükelçisi İsmail Erez ise 24 Ekim 1975’te ASALA tarafından şehid edildi…

1973-1984 yılları arasında 3’ü diplomat olmak üzere 58 Türk vatandaşı ASALA tarafından şehid edildi.

Sovyet Rusya’nın, Suriye’de Hafız Esad rejiminin ve Lübnan’ın desteğini alarak kurulan ASALA bu terör faaliyetlerine devam ederken Türk Solu içinde özellikle TİP çevresinde Kürtçülüğe kayan sol gruplar ortaya çıktı.

Kürt dili ve kültürü üzerinden bölücülük yapan bu grupların başında Devrimci Doğu Kültür Ocağı (DDKO) geliyordu. 12 Mart 1971 Muhtırası’ndan sonra DDKO kapatılınca 1974 yılında yerine Devrimci Doğu Kültür Derneği (DDKD) kuruldu.

O dönem Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde eğitim gören öğrenciler arasında yer alan Abdullah Öcalan’da arkadaşlarıyla birlikte DDKD faaliyetlerine katılıyordu. DDKD içinde “Apocular” olarak tanınıyorlardı.

PKK terör örgütü, 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis Köyü’nde DDKD’nın desteğiyle Abdullah Öcalan liderliğinde kuruldu.

PKK kurulduktan kısa süre sonra ihtiyacı olan silah ve mühimmatı Behçet Cantürk’ten temin etmeye başladı. Bulgaristan’dan getirdiği silahları Apoculara satan uyuşturucu ve silah kaçakçısı Cantürk, 1978 yılında DDKD’ye üye olmuştu.

Behçet Cantürk 1950 yılında Diyarbakır Lice’de doğdu. Babası Reşit Cantürk, annesi Hatun Demirciyan isimli bir Ermeni’ydi.

Behçet Cantürk ilköğretimini Lice’de tamamladıktan sonra 1969 yılında Bingöl Lisesi’nde okumaya başladı. Aynı yıl kan davası nedeniyle bir olaya karışınca okulu bırakıp dağa çıktı. 1972 yılında teslim olan ve cezaevine gönderilen Behçet Cantürk 1973 yılında serbest kaldı. Çürük raporu alarak askerlik görevinden muaf tutuldu.

Cezaevinden çıktıktan sonra ticarete başlayan Behçet Cantürk inşaat ve nakliyat işine girdi. Aslında nakliyat işi Cantürk için paravandı, Behçet Cantürk, sahibi olduğu otobüslerle silah ve sigara kaçakçılığı yapıyordu.

Behçet Cantürk’ün Bulgaristan üzerinden getirdiği silahlar, Suriye’de ve Lübnan’da faaliyet gösteren FKHC, FKDC, ASALA gibi örgütlere satılıyordu. Kısa süre sonra Cantürk, PKK’ya da silah satmaya başladı.

Cantürk bu örgütlere silah satarken aynı zamanda ASALA ve PKK’ya maddi yardımlarda da bulunuyordu.

Behçet Cantürk 1979 yılında “Sarı Avni” lakaplı uyuşturucu kaçakçısı Avni Karadurmuş (Hüseyin Avni Musullulu) ile tanışıp uyuşturucu kaçakçılığına da başladı.

Behçet Cantürk’ün uyuşturucu kaçakçılığına başladığı yıl, PKK Türkiye’de deşifre olunca Suriye’ye kaçtı ve Suriye devlet başkanı Hafız Esad, PKK’yı Lübnan Bekaa Vadisi’ne yerleştirdi. Böylece PKK’nın ASALA ile tanışması ve işbirliği de başlamış oldu. Hatta 1979-1983 yılları arasında gerçekleştirilen ASALA eylemlerini ASALA ile PKK ortaklaşa üstlendi.

Öcalan’ın Suriye ve Lübnan’da faaliyet gösteren Filistin direniş örgütleriyle de teması vardı. 1999 yılında Öcalan yakalandığında üzerinde FKDC örgütü üyesi olarak Ali Ammar adına düzenlenmiş sahte kimlik kartıyla yakalanmıştı…

1981 yılında ASALA ile uyuşturucu ticaretine başlayan Cantürk, 1982 yılında Kapalıçarşı üzerinden altın kaçakçılığına başladı.

Behçet Cantürk’ün kariyerinin zirvesinde olduğu bu dönemde ASALA-PKK ilişkisi sona erdi ve ASALA dağılma sürecine girerken PKK ise Türkiye’ye yönelik terör eylemlerine başladı.

ASALA ile PKK ilişkisinin sona ermesi ASALA’nın Kapalıçarşı eylemi nedeniyle gerçekleşti.

Kapalıçarşı’daki altın ve mücevherat kaçakçılığı Kapalıçarşı’da faaliyet gösteren Ermeni, Süryani ve Yahudilerin elindeydi. Kısa süre sonra ünlü mafya lideri Dündar Kılıç, Kapalıçarşı esnafı üzerine çökmeye karar verdi. Kapalıçarşı’daki esnaf da Behçet Cantürk’ten yardım istedi.

Dündar Kılıç’a bir cevap vermek ve gözünü korkutmak isteyen Behçet Cantürk de ASALA ile birlikte Kapalıçarşı eylemini planladı.

15 Haziran 1983 tarihinde Mıdırgıç Madaryan isimli bir ASALA militanı, Kapalıçarşı’da MP-5 tipi otomatik silahla vatandaşların üzerine ateş açtı ve ardından üzerindeki el bombasının pimini çekerek intihar etti. ASALA’nın Kapalıçarşı eyleminde 2 kişi öldü, 15 kişi yaralandı…

PKK ise ASALA’nın eylemine katılmadığı gibi bu eylemden sonra ASALA ile yollarını ayırdı. PKK’nın bu tavrındaki neden sigara kaçakçılığıydı. PKK’nın önemli gelir kaynaklarından biri olan sigara ve tütün kaçakçılığı da Dündar Kılıç’ın elindeydi. PKK, bu gelir kapısından mahrum kalmamak için Dündar Kılıç’ı karşısına almak istememişti…

ASALA terör örgütü içinde bu olay sonrası fikir ayrılıkları yaşanmaya başladı ve sonunda ASALA lideri Taguşyan da 1988 yılında Atina’da başka bir ASALA militanı tarafından öldürülünce örgüt dağılma sürecine girdi ve kısa süre sonra dağıldı.

PKK ise 1983 yılında Türkiye’ye karşı eyleme geçme kararı aldı ve örgüt merkezini Kuzey Irak’a taşıdı.

1984 yılında Siirt Eruh ve Hakkâri Şemdinli Karakol saldırılarıyla Türkiye’ye karşı ilk terör eylemlerine başlayan PKK, 1989 yılında Berlin Duvarı’nın çöküşü ve 1’nci Körfez Savaşı’ndan sonra ise kendini yeniden yapılandırarak ABD ve NATO’nun kontrolüne girdi. Örgütün flamasında yer alan Orak Çekiç atılarak yerine sarı kırmızı yeşil renkler benimsendi.

Hiç kimse Birleşik Sosyalist Kürdistan devletini kurmak amacıyla kurulan bir örgütün dünyanın en büyük kapitalist devletiyle olan ilişkisini sorgulamadı…

ASALA’nın dağılma sürecine girdiği ve PKK’nın terör eylemlerine başladığı 1984 yılında Behçet Cantürk’ün tatlı hayatı da değişti.

1984 yılında Babalar Operasyonuyla tutuklanan Cantürk, 4 yıl Diyarbakır Cezaevinde yattıktan sonra 21 Mayıs 1988 tarihinde tahliye oldu.

Behçet Cantürk serbest kaldıktan sonra daha dikkatli yaşamaya başladı ancak PKK’ya dolaylı olarak finansal destek vermeye devam etti. Mesela 1992 yılında yayın hayatına başlayan ve PKK’nın yayın organı olarak bilinen Özgür Gündem gazetesi kurulduktan kısa süre sonra gazetenin yüzde 10 hissesini satın alarak ortak oldu.

Behçet Cantürk, 14 Ocak 1994 tarihinde kaçırıldı ve ertesi gün Sapanca’da şoförüyle birlikte ölü bulundu.

Küresel güçlerle ve istihbarat servisleriyle bu kadar içli dışlı olan, tüm finansal kaynaklarını gayrimeşru şekilde uyuşturucu, silah ve tütün kaçakçılığından elde eden bir örgütü, Kürt halkının haklarını savunan meşru bir isyan hareketi olarak görmek en hafif tabirle cehalettir…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!