VERYANSIN TV
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP), eski Başbakan Binali Yıldırım hakkında, “Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir” açıklaması nedeniyle suç duyurusunda bulundu. CVP Genel Başkanı İsmail Hakkı Atal ve CVP Genel Başkan Yardımcısı Serkan Öz, Yıldırım’ı savcılığa şikâyet etti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan dilekçede; Yıldırım’ın, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde yer alan “Türk milletini aşağılamak” ve Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesinde yer alan “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlarını işlediği kaydedilip Yıldırım hakkında soruşturma ve koğuşturma yapılması talep edildi.
Dilekçede; Yıldırım’ın geçmişte üstlendiği görevler itibarıyla sözlerinin hangi suçu oluşturduğunu bilecek bilgi ve tecrübeye sahip olduğu vurgulandı.
‘CUMHURİYETİN TEMEL ÇİMENTOSU: NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE’
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” ifadesinin hatırlatıldığı dilekçede; Anayasanın 66. maddesinin de bu doğrultuda “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” diyerek Anayasal hükmü belirlemiş olduğu belirtildi.
Dilekçede; Yıldırım’ın, “Anayasa’nın 66. maddesini ihlal ederek Türk milletini bir etnik unsur olarak tanımlamak suretiyle Türk milletini aşağılama, suçunu işlediği” kaydedilip şu ifadelere yer verildi:
“Cumhuriyetin kurucuları büyük önder Atatürk ve arkadaşları sömürgeci emperyalizme karşı dünyadaki ilk ve en büyük zaferi kazandıktan sonra emperyalizmin hedef ülkeleri zayıflatmak-çökertmek için uyguladığı temel stratejisi olan etnik milliyetçilik akımlarına karşı, Cumhuriyetin temel çimentosu olarak ‘Ne Mutlu
Türk’üm diyene’ veciz sözünde ifadesini bulan etnik-ırksal bir kökene dayanmayan Türk milleti kavramını Anayasal temeller üzerinde inşa etmiştir.”
‘ETNİK MİLLİYETÇİLİĞİN ÖNÜ AÇILMAYA ÇALIŞILMAKTA’
Dilekçede; Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK elebaşı Öcalan’a hitaben “Terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun” demesi ve bu koşulla “umut hakkı”ndan yararlanma çağrısı yapmasıyla başlayan süreç sonunda 27 Şubat’ta terörist başı Öcalan’ın yaptığı açıklama da hatırlatıldı.
Dilekçede, şu ifadelere yer verildi:
“Emperyalist güçler tarafından uygulamaya konulan senaryo ile Türkiye ve Türk halkına karşı operasyon AKP-MHP iktidarının Apo açılımıyla başlatılmıştır. Apo açılımı Türkiye’nin kuruluş ayarlarını değiştirmek ve Federatif anayasal zemin hazırlanarak BOP projesi doğrultusunda ABD-İsrail emperyalizminin uydusu kukla bir Kürt devleti kurmak için ilk adımdır.
Emperyalizm tarafından ‘Bereketli Hilal’ olarak adlandırılan ve Yunanca iki nehir arası anlamına gelen Mezopotomya projesi kapsamında, iklim krizi sürecinde 2050 yılında kurumayacağı bilimsel olarak tespit edilmiş ender su kaynaklarından olan Fırat ve Dicle havzasının uydu Kürt devletine (yani ABD-İsrail emperyalizmine) ait olması ve öncesinde uluslararası bir komisyona devredilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefin gerçekleşmesi için şüpheli Binali Yıldırım gibi şahıslar vasıtasıyla etnik milliyetçiliğin önü açılmaya çalışılmakta ve Anayasal koruma altında olan Türk milleti kavramına saldırılmaktadır.
Şüpheli geçmişte başbakanlık yapan bir kişi olup sözlerinin hangi suçu oluşturduğunu bilecek bilgi ve tecrübeye sahiptir. İşlenen suçlar kasten, belli bir amaç dahilinde işlenmiştir.”
BİNALİ YILDIRIM NE DEMİŞTİ?
Binali Yıldırım, İzmir’de “Türkiye’nin Sivil Anayasa Yolculuğu Projesi” adlı etkinlikte konuşmuş, Anayasa’nın 66. maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımını hedef almıştı.
“Sivil anayasa bir an önce yapılmalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da tekrar aday olmasının yolu açılmalı” diyen Binali Yıldırım, “Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir” ifadelerini kullanmıştı.
Yerellerde özerklik de talep eden Binali Yıldırım, şunları söylemişti:
“Terörle mücadele ederken, terör örgütlerine destek verenler diyorlar ki anadil konusu hallolsun. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşlık tanımı bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk’tür. ‘Türklerden başkasına yaşam hakkı yok’ diyorlar. Böyle bir şey yok, bu bir millet tanımı. Bu milletin unsurları var. Bin yıldır bu topraklarda Kürtler, Türkler, Süryani, Abaza, Çerkes’i var. Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir.
Bir etnik kimliği tanımlamak, öne çıkartmak değil de etnik kimliğinin kim olduğuna bakmaksızın vatandaşlığı önceleyen bir güncelleme yapılabilir. Bu bazı etnik grupların kendilerini ihmal edilmiş düşüncesinden kurtarabilir. Buna mani yok, şovenizme gerek yok, bizi bağlayan bayrağımız, toprağımız, milletimizdir. Kürd’ü, Türk’ü, diğer etnik gruplarıyla milletimizdir. Bunu esas alan bir güncelleme yapılabilir.
Yeni yapılacak anayasada yapılması gereken önemli konulardan bir tanesi, yerel yönetimlere adem-i merkeziyetçilik. Her şeyi Ankara’dan kontrol etmek yerine, yetki devrinin yapılması. Belediyeleri hem kaynak hem yetki olarak güçlendirmek lazım. Onlar da büyük millet meclisi olduğu gibi yerel meclislerdir. Menemenin işlerini, neyi yapıp yapmayacağını Ankara’daki bakanlık karar vermesin, kendi karar versin. Kaynaklarını kendi oluştursun, tabi ki devletten alacağı payı alsın. Bu da yeni anayasada düşünülebilecek bir husus olarak ele alınabilir.”

En mide bulandırıcı siyasi ayak..
Sağolun Babayiğitler. Memlekette vatansever bir siz varsınız.
Var olun