Gazetecilerin davası 9 Eylül’de Çağlayan’da... ‘Ne suç ne de suçlu var’

Tutuklu gazeteciler Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç’ın aralarında bulunduğu 6 gazeteci 9 Eylül’de görülecek duruşmada ikinci kez hakim karşısına çıkacak. Avukat Hüseyin Ersöz, “Suç ve suçlunun bulunmadığı, gazeteciliğin yargılandığı davada, değil yarın, derhal olması gereken sadece gazetecilere özgürlüklerinin iadesi değil, aynı zamanda beraat kararı’dır” dedi.

Gazetecilerin davası 9 Eylül’de Çağlayan’da... ‘Ne suç ne de suçlu var’

'MİT mensuplarının ifşa' edildiği iddiasıyla tutuklu bulunan Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Muhabir Hülya Kılınç ve Yeniçağ yazarı Murat Ağırel’in de aralarında bulunduğu 6 gazetecinin yargılandığı davanın görülmesine 9 Eylül’de Çağlayan Adliyesi’nde devam edilecek.

Avukat Hüseyin Ersöz, Cumhuriyet gazetesinin Olaylar Ve Görüşler köşesindeki yazısında gazetecilerin yargılandığı davaya dikkat çekti.

Ersöz, “İkinci Odatv Davası” olarak adlandırılan davanın “özgür basının” hedefe konulduğu bir yargılama süreci olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Eleştirel yayıncılık çizgisi herkesin malumu olan Odatv’ye, BTK kararıyla erişim engeli getirildiği; genel yayın yönetmeni, haber müdürü ve haber Sahibinin tutuklandığı bir davada özgürlük hakkı, ifade hürriyeti ve basın özgürlüğünün ‘defaten’ ihlal edildiğini söylemek abartılı bir yorum olmaz.

MAHKEME BAŞKANININ MUHALEFET ŞERHİ

Diğer yandan “Sızıntı” ve “Metastaz” gibi “devlet içinde devlet” uygulamalarını yazan Barış’lar ve “Sarmal” ile yolsuzlukları kaleme alan Murat Ağırel’in aynı davada bir araya gelmelerini “tesadüf” görmek, ahmaklıkla eşdeğer bir iyi niyet değil de nedir?

Davada suçlama konusu yapılan “MİT mensubunun Libya’da şehit düşmesi” hadisesinde, cenazenin kamuoyunun dikkatini çekmeden defnedilmesini eleştiren gazetecilerin, “3 satır haber” ve atılan “1 tweet’le” bırakın tutuklanmasına, “demokratik ülkelerde” haklarında dava açılmasına dahi şahit olmazsınız.

Öyle ki haber içeriğinde şehidin ismi dahi sansürlenirken onları ifşa ile suçlamak, hukukun “araçsallaştırıldığına” delalet etmez mi? Buna kimsenin hakkı yoktur, olmamalıdır.

Davada gelinen aşamada tutukluluk incelemesini yapan mahkeme başkanının, Barış Pehlivan’ın tahliye edilmesi görüşünü yansıtan 31 Ağustos tarihli muhalefet şerhi, isnatların yüzeyselliğini de gözler önüne sermekte. Mahkeme başkanının “delil durumu” ve “atılı suçun sanık lehine vasıf değiştirme ihtimali” mütalaası, aslında ortada “ne suç ne de suçlu var” demenin hukuk dilindeki şekli.

Duruşmaya 9 gün kala yazılan muhalefet şerhi, aslında ilk gün Savcılıkça verilmesi gereken “takipsizlik kararının gerekçesi” olmalıydı. Oysaki adalet sisteminin çözüm bekleyen bu problemi, gazetecilerin “6 ayı aşkın süredir neden özgürlükleri kısıtlanıyor” sorusunun herkesçe bilinen “malum cevabı” aslında."

OLMASI GEREKEN DERHAL BERAAT KARARI

“9 Eylül’de görülecek yargılama, adalet terazisinde basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinin değerinin tartılması yanında, ülke insanın “demokratik yaşam standardının” ölçüleceği bir davaya dönüşmüştür” diyen Ersöz, “Suç ve suçlunun bulunmadığı, gazeteciliğin yargılandığı davada, değil yarın, derhal olması gereken sadece gazetecilere özgürlüklerinin iadesi değil, aynı zamanda beraat kararı’dır. Ülke insanına soluk aldıracak, demokrasi ve hukuk devletine olan inancı tazeleyecek olan da budur” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Libya’da şehit düşen bir MİT görevlisinin cenaze töreninin Oda TV’de haber olmasının ardından MİT, site hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Suç duyurusunun ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Oda TV Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Oda TV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Yeniçağ yazarı Murat Ağırel, muhabir Hülya Kılınç, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ile Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser tutuklanmıştı. Akhisar Belediyesi basın biriminde sözleşmeli memur olarak çalışan Eren Ekinci ifadesinin ardından serbest bırakılırken, dava dosyasında şüpheli olarak yer alan Erk Acarer ise bulunamamıştı.

Gazeteciler hakkında, “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama” ve “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlarından 9’ar yıldan 20’şer yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında duruşma savcısı gelecek celseye kadar esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması süre verilmesini istemişti.

3 GAZETECİYE TAHLİYE

Gazeteciler Barış Terkoğlu, Mehmet Ferhat Çelik ve Aydın Keser’in yurt dışı yasağı konularak tahliyesine karar veren heyet, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in ise tutukluluk hallerinin devamına kararlaştırmıştı. Duruşma 9 Eylül'e ertelenmişti.