Geçmişten günümüze 1 Mayıs’ın anlam ve önemi

İşçinin ve emekçinin birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ın geçmişten günümüze anlam ve önemini sizler için anlattık...

Geçmişten günümüze 1 Mayıs’ın anlam ve önemi

1 Mayıs her şeyden önce bir emek ve mücadele günüdür. İşçi sınıfının 365 gün verdiği daha iyi şartlarda çalışma, daha iyi şartlarda yaşama mücadelesinin taçlandırıldığı bir gündür. Günde 15-16 saatlik uzun çalışma saatlerinin düşürülmesinden sosyal güvenlik sistemlerinin oluşturulmasına, kıdem tazminatından tatil hakkına ve sendika hakkına kadar sayısız kazanım bu mücadeleler sonucunda kazanılmıştır. 

KAPİTALİZM VE İŞÇİ SINIFI 

Endüstri Devrimi sonrası burjuvazinin işçiler üzerindeki baskısı artmış, işçiler karın tokluğuna günde 16 saate varan izinsiz çalışma şartlarına zorlanmışlardır. 

İnsanlık dışı çalışma şartlarına karşı ilk olarak Avustralyalı işçiler arasında ufak çaplı başarısız grev denemeleri oldu. Daha sonra Amerikalı işçiler günde 10 saatlik çalışma hakkı için mücadele ettiler. 1860’lara gelindiğinde birçok eyalette işçiler 10 saatlik çalışma hakkını elde etmişlerdi.

Fakat işçiler bununla yetinmediler ve 8 saatlik çalışma hakkı için mücadeleyi devam ettirdiler. Sonunda Uluslararası İşçi Birliği 1866 yılında Cenevre’de yapılan toplantıda günlük çalışma süresini en fazla 8 saat olarak belirledi. 

Daha sonraki yıllarda işçi sınıfı bu haklarını korumak ve daha fazla hak elde etmek için mücadeleye devam ederken burjuvazi de bu hakları yok saymak, geri almak için girişimlerde bulundu.  

HAYMARKET KATLİAMI VE 1 MAYIS'IN ORTAYA ÇIKMASI

Haymarket Olayı, 1 Mayıs 1886'da Louisville, Kentucky'de (ABD) başlayan işçi grevleri sonucu 4 Mayıs'ta yine aynı şehirdeki Haymarket Alanında meydana gelen olaydır.

1886'da Chicago'da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik iş günü için 1 Mayıs'ı grev ve 8 saat uygulamasını fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirledi.

1 Mayıs 1886'da, grev ve gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Irklar arasındaki dayanışma da o gün en yüksek noktaya ulaştı.

Louisville, Kentucky'de 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Louisville'deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi.

Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştı.

Grev ve gösteriler, 1 Mayıs'tan sonra da sürdü. İşçilerin çoğu 3 Mayıs'ta sokaklara çıktılar. McCormick'e ait fabrikadan atılan ve grevde olan işçiler de miting yaptılar.

Miting sona ermek üzereyken McCormick fabrika düdüğünü çalarak, içerideki grev kırıcıları dışarı çıkarttı. Grev kırıcıları protesto etmek için bir grup işçi fabrikaya yöneldi. İşçilere ateş eden polis, 4 işçinin ölmesine, onlarcasının yaralanmasına neden oldu.

Bu saldırıyı protesto etmek için 4 Mayıs'ta Haymarket Alanı'nda miting düzenlendi. Miting tam dağılırken, kürsünün önüne, nereden geldiği belli olmayan bir bomba atıldı. Hemen polisin önünde patlayan bomba nedeniyle 7 polis öldü, 69'u ise yaralandı. Yüzlerce işçi asılsız ithamlarla tutuklandı.

Tutuklanan işçilerden sekizi yargılanmak üzere seçildi: Albert R. Parsons, August Spies, Samuel J. Fielden, Michael Schwab, Adolph Fischer, George Engel, Louis Lingg ve Oscar Neebe.

Aralarından en gençleri olan Louis Lingg idamından bir gün önce intihar etti.

1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasına karar verildi.