Gürkan Uygun: Latin Amerika halkıyla duygularımız benziyor

featured

Yunus Emre Enstitüsü’nce düzenlenen Türk Film Haftası’nın onur konuğu olarak Bosna Hersek’e gelen oyuncu Gürakn Uygun oyunculuk mesleği üzerine konuştu.

Gürkan Uygun, Bosna Hersek’ deyince aklıma ilk etapta Türk duygusu geliyor. Onun da karşılığını burada görüyorsunuz.” ifadesini kullandı.

Balkanlar’da kendi kanından ve kültüründen kişileri görmenin çok keyifli olduğunu vurgulayan Uygun, “Burada biraz da Avrupa havası var. Birkaç farklı milletin bir arada yaşadığı bir yer.” dedi.

Uygun, Türk dizilerinin Balkanlar’da en çok izlenen diziler arasında yer almasına değinerek, son dönemde büyük ilgi gören Türk dizilerinin sadece Balkanlar’a değil, dünyanın 70’e yakın ülkesine ihraç edildiğini dile getirdi.

Dizi ihracatı noktasında Türkiye’nin ABD’den sonra ikinci sırada bulunduğunu anımsatan Uygun, “Tabii kaliteli bir iş çıkarmazsanız, talep de görmez. Çıkan işlerin yüzde 70’i Türkiye dışından talep görüyor.” dedi.

Uygun, daha önce rol aldığı “Kaçak” ve “Bu Şehir Arkandan Gelecek” dizilerinin de Güney Amerika’ya satıldığını aktararak, “Anladığım kadarıyla duygularımız benziyor, o duygular da insanlarda karşılık buluyor. Yaşam tarzı olarak da yakın insanlarız galiba.” ifadelerini kullandı.

Türk dizilerinin birçok kültürel ve sanatsal etkinlikten daha etkili olduğuna işaret eden Uygun, “Çünkü hiç bilmediğiniz diyarlarda, insanların evine girip ufacık bir çocuğun hayal dünyasına hizmet ediyorsunuz.” diye konuştu.

KURTLAR VADİSİ

Uygun, dizi kariyerine 1990’lı yıllarda TRT’de yayımlanan “Yaz Evi” dizisinde figüran olarak başladığını anlatarak, “Sadece öylece durmuştum. Herhangi bir diyaloğum yoktu.” dedi.

“Tatlı Kaçıklar”, “Kaygısızlar”, “Affet Bizi Hocam”, “Böyle Mi Olacaktı” gibi dizilerin yanı sıra askerden döndükten sonra “Deli Yürek” dizisinde de rol aldığını anlatan Uygun, o dönemde proje olarak konuşulmaya başlanan Kurtlar Vadisi’nin kariyerinde önemli yeri bulunduğunu vurguladı.

Uygun, yönetmen Osman Sınav’ın kendisine “Sen Memati’yi oynayacaksın” dediğini hatırlatarak, “Ve işte bugün buradayız. Kurtlar Vadisi, kariyerimdeki çok şeyi değiştirdi. Bir oyuncu, kariyerinde basamak basamak çıkar ama benim Memati’den sonra öyle olmadı. O basamağa adımımı attım, bir anda beni tramplen gibi 5-6 basamak yukarı fırlattı.” diye konuştu.

Kurtlar Vadisi projesinde, Türkiye’de kendi mesleğinde önde gelen oyuncuların, yönetmenlerin, senaristlerin ve yapımcıların çalıştığını belirten Uygun, şöyle devam etti:

“Tüm parametreler dört dörtlüktü ve çok şükür böyle bir rol bana düştü. Biraz da yüzüme oturdu. Bir oyuncunun tek derdi, hayatı boyunca oynayabilmektir. Her şeyden önce bana bunu sağladı. Bu kadar popüler olmasam, beğenilmesem, takdir edilmesem devamı gelmeyecekti. Onun dışında asla parayla kazanamayacağım keyifler de yaşattı. Karşılıksız sevgiye mazhar olmak müthiş bir duygu.”

MİMAR SİNAN ROLÜ

Uygun, dönem dizilerinde canlandırdığı karakterlere hazırlanırken çokça araştırma yaptığına değinerek, “Yaptığımız şey, aslında topladığımız tüm o bilgileri kamera karşısında bir sıraya koyup hangi planda, nereye yerleştireceğinize karar vermek.” dedi.

Muhteşem Yüzyıl’da canlandırdığı “Mimar Sinan” rolüne hazırlanırken tüm külliyatı okumaya çalıştığını söyleyen Uygun, “Tabii hepsini okuyamıyorsunuz ama günümüz teknoloji çağı ve bu işinizi kolaylaştırıyor. Koltuğunuzda internete girdiğinizde, bir belgesel seyrettiğinizde kendinizce birtakım şeyleri belirliyorsunuz.” ifadesini kullandı.

Uygun, 98 yaşında ölen Mimar Sinan’ı araştırırken onun çok nüktedan, insanlarla çok iyi geçinen, dertlerini iyi anlatabilen, çözüm üretmeyi seven bir adam olduğunu öğrendiğini belirterek, başka bir oyuncunun da aynı karakterden başka bir şeyler çıkarabileceğini vurguladı.

“Payitaht Abdülhamid” dizisinde canlandırdığı “Halil Halid Bey” karakterine de değinen Uygun, “Aslında benim oynadığım Halil Halid, gerçeği gibi değil. Halil Halid Bey Mısır’da, İngiltere’de çalışmış bir öğretim görevlisi. Biz kurgu, drama ekleyince biraz hareketlendiriyoruz. Halil Halid’i profesör olarak okudum ama biraz mahalleli havası da koymak zorundasınız.” ifadelerini kullandı.

SES ÖNEMLİ

Uygun, sesin bir oyuncu için önemine de dikkati çekerek, “Ses bizim enstrümanımız. Sessiz bir oyuna belli bir seviyede katlanabilirsiniz. Mesela Chaplin olursam belki. Ses, bizim en kuvvetli enstrümanımız. Onu istediğimiz boyuta da getirebiliyoruz, oradan bir başka karakter de yaratabiliyoruz. Bedenimizle birlikte en kıymetli enstrümanımız aslında sesimiz.” diye konuştu.

Son olarak rol aldığı “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” filmi hakkında da konuşan Uygun, “Tanık olduğum tarihin içinde oynamak çok keyifli. Birincisi, nasıl bir araştırma yapacağınızı iyi biliyorsunuz. İkincisi de fazla yapmanıza da gerek kalmıyor çünkü zaten tanık olmuşsunuz.” dedi.

Bu tarz işlerin oyuncular için bir şans olduğunu söyleyen Uygun, “Hayali yazılmış bir hikaye içerisinde her şeyi yapabilirsiniz ama biyografik bir hikayede belirli kalıplar içinde kalmak zorundasınız. O da canlandırdığınız karaktere saygınızdan zaten.” değerlendirmesinde bulundu.

Payitaht “Abdülhamid” dizisinde “Halil Halid Bey” karakterini canlandıran oyuncu Gürkan Uygun, Kurtlar Vadisi’nin kariyerinde önemli bir yeri bulunduğunu belirterek, “Bir oyuncunun tek derdi hayatı boyunca oynayabilmektir. Her şeyden önce bana bunu sağladı.” dedi.

Kariyeri boyunca birçok başarılı dizi ve filmde rol alan Uygun, dönem dizilerinde rollerine nasıl hazırlandığı, Türk dizilerinin başarısı ve Kurtlar Vadisi projesinin kariyerindeki önemini anlattı.

Gürkan Uygun: Latin Amerika halkıyla duygularımız benziyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 15 Aralık 2019, 20:35

    Latin Amerika halkıyla duygularımız benziyor. Elhaaak doğru. Bunu bilmeyen kalmadı. İstanbul kumpanyaları Evita müzikalini sahneye Mrs. Çiller’in başbakanlıkta işbaşı yaptığı gün koydular. Konrad ADENAUER «(Ludwig) Erhard’ı başbakanlıktan uzak tutmak için (ve Amerika’nın gazâbına istihkak kespetmekten korktuğundan) ekseriya O’nun sadece bir iktisatçı olduğunu ileri sürmüştür». Prof. Tansu ÇiLLER’in “Ludwig Erhard çizgisini izle(r)” olduğu da, târihe, Doğan Uluç imzâsı ve Erol Simâvî onayı ile kaydedilmiştir. Şeytan ayrıntıda, faşizm de iktisat ve maliye ilimlerinin ayrıntılarında gizlidir. Kafası bunlara basmayan, ML hatta Maoist olmağa kalkmamalıdır. Benden söylemesi.. [bkz: Doğan Uluç, “Çiller tartışması Amerika’da” (tek sütun üzerine) başlıklı New York New York köşe yazısı, Hürriyet gzt., Sahibi Erol Simavi, Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Sorumlu Müdür Hasan Kılıç, Yıl 47 Sayı 16620, 18 Temmuz 1994 Pazartesi, Basıldığı Yer Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Ş. Güneşliköy Posta Kodu 34540 Bakırköy/İstanbul, s.13].

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!