Haluk Bilginer hangi eğri zamanda dik durdu?

Yıllardır ülkede yaşanan en büyük felaketler karşısında bile sessiz kalan, muhalif sanatçılar rol bulamazken reklamdan reklama koşan, para için Fetullah Gülen rolüne bile giren Haluk Bilginer, suya sabuna dokunmayan bir mesajıyla bile gündem oldu.

Haluk Bilginer hangi eğri zamanda dik durdu?
Haluk Bilginer hangi eğri zamanda dik durdu?

MURAT ŞİMŞEK / VERYANSIN TV

28. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin Onur Ödülleri bu yıl Şerif Sezer, Yavuz Turgul ve Haluk Bilginer’e verildi. Bilginer, teşekkür konuşmasında şunları söyledi:

"Türkiye’de sanat hep, ‘rağmen’ yapıla gelmiştir. Yasaklara rağmen, sansüre rağmen, engellenmeye rağmen, olanaksızlıklara rağmen… Ama ülkemizin sanatçıları, bu engelleri aşarak, bu duvarları yıkarak dünya çapında ödül alan işler yapmayı becermişlerdir. Bu da sanatçının inancı, inadı, direnci ve gerçeği söylemek için çabası… Adana Altın Koza Festivali de öyle… 1969’dan beri engellere karşı direnerek, bugünlere gelebilmiş prestijli bir festival olmayı başarmıştır. Başta Zeydan Karalar’ın katkıları, destekçileri, gönüllüleri... Onlara şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum. Buradan ‘Onur Ödülü’ almak benim için büyük bir onur. Çok teşekkür ederim. Bu onuru 2 çok sevdiğim ustayla paylaşıyor olmak, Yavuz Turgul ve Şerif Sezer ile paylaşıyor olmak benim için büyük bir onur. Sizlere çok teşekkür ederim. Eğri zamanlarda dik duranlara selâm olsun.”

Hiçbir zaman yasağa, sansüre, engellemeye uğramayan Haluk Bilginer'in bu sözleri büyük ilgi topladı. Birçok muhalif medya Bilginer'i manşete çekerken sosyal medyada Haluk Bilginer adına açılan ama onunla alakası olmayan hesaplardan yapılan paylaşımlar binlerce beğeni aldı.

Atatürkçü görünen sosyal medya kullanıcılar, Bilginer'in şahsına ait olmayan bazı sözleri paylaşarak onu göklere çıkardılar.

Oysa Bilginer, her konuda konuşmasına karşın Atatürk ve Cumhuriyet devrimleri konusunda oldukça ketum.

Kendisi Atatürk’ü rehber edinecek birisi hiç değil. Haluk Bilginer 2014 yılında Hürriyet gazetesine verdiği bir söyleşide Atatürk’ü öldürmekten bahsetmişti.

O röportajından ilgili bölüm:

“91 yıldır adapte olamamışız. 91 yıldır güce tapıyoruz. Biz gücü çok severiz. Kendini güçlü gösteren herkese tapınırız. Bizim babalarımız da öyledir çünkü de ondan. Evde bir güç isteriz hep. Baba sendromudur o. Bir laf vardır çok severim; erkekler babaları öldükten sonra büyür.”

Kim o baba?

– Ooooh ohoho… Oto-sansürlettirmeyin beni. Türkiye’nin babası. 90 yıldır bir tane.

Yani, içimizdeki Atatürk’ü mü öldürmemiz lazım?

– Atatürk’ü öldürmeyeceğiz. Atatürk’ü olduğu gibi anlamaya çalıştığımız zaman onu daha iyi analiz edebileceğiz. Atatürk’ü insan olarak anlayabileceğiz. İkon olmaktan çıkarıp, insan olarak anlamak gerekiyor. 90 yıldır sadece tapınmakla meşgulüz.

Ak Parti döneminde de böyle mi devam etti sizce?

– E etmek zorunda çünkü aykırı olur tersi. Statükoyu bozarsanız iktidara da gelemezsiniz. Status quo! Bunu sadece Atatürk diye de geçiştiremeyiz. Bu, tamamıyla bir algı ve yaşama hali. Yaşama tutunma hali. Başka türlü tutunamıyoruz, bize hep bir baba lazım. Babasız olmuyor. Biz babalarımızı öldüremedik..

‘ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ İÇİN İNSANLAR ÖLÜYOR’

O söyleşiden birkaç ay sonra Ot dergisine konuşan Bilginer, yine milli değerleri hedef almıştı:

“Allah aşkına Atatürk Milliyetçiliği’ni tarif edebilecek bir insanoğlu var mı bu dünyada? Atatürk Milliyetçiliği nedir? Kimse bilmez. Ama Atatürk Milliyetçiliği için insanlar ölüyor bu ülkede, Atatürk Milliyetçiliği için darbeler yapıldı geçmişte. Ben hiçbir şey bilmiyorum mesela bu konuda ve birinin beni aydınlatmasını bekliyorum. Anlamı olmayan, ezberlenmiş, hiçbir derinliği olmayan, kimsenin ne anlama geldiğini anlatamayacağı cümlelerle gidiyoruz.”

‘BENİM VARLIĞIM NEDEN TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLUYOR?’

“Bize altı yaşımızdan beri her sabah ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ diye bağırmayı öğrettiler okulda. Bir gün bile düşünmedik bu söz ne anlama geliyor diye. Benim varlığım neden Türk varlığına armağan oluyor? Anlamıyorum. Benim evladımın, benim küçücük kızımın varlığı Türk varlığına armağan olacakmış ha? Benim kızım, benim altı yaşındaki meleğim: ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ diye bağıracak ha? ‘Allah korusun’ diye bağırıyorum arkasından, beklerken her seferinde okuldan çıkmasını.

Ve gün geliyor; ‘Andımız yasaklansın’ diye bir kanun çıktığında önce solcular itiraz ediyor; çünkü AKP istedi ya böyle bir şeyi. Koca koca insanlar meydanlara çıkıp Andımız’ı okudular. Anlamını bile bilmedikleri bir şeyi, altı yaşından beri bağırdıkları bir şeyi yeniden bağırdılar.”

ATATÜRK’Ü OYNADIĞIM İÇİN GURUR DUYMUYORUM ALDIĞIM PARAYA BAKARIM

2007 senesinde onca Atatürkçü sanatçı dururken İş Bankası bir reklamında Atatürk’ü canlandırması için Haluk Bilginer’le anlaşmıştı.

Atatürk rolüyle bir tomar para alması bile Bilginer’in Atatürk’e olan mesafesine engel olmamıştı. O reklamın ardından gazetecilerin “Atatürk olmak, ulu önderin kılığına bürünmek size neler hissettirdi?” sorusuna “Burnumda kaşıntı, kolumda kasıntı. Bir gece o yapay burun ile yattım. Nasıl sıkıcı bir şey olduğunu anlatamam.” cevabını verir. “Gurur duydum” diyecek değil ya. Devamında da şunları söyler:

“Ayrıca neden ulu önder diyoruz? Neden ululaştırıyoruz ulu manitu gibi. Babanıza, annenize ulu diyor musunuz?

Aslında Atatürk hakkında bildiğimiz her şey yalan. Ali Rıza Efendi’nin resmi diye bir şey yok. Bize gösterilen resim sahte. Ulu Önder derken çok ayıp etmiş oluyoruz. O da bir insan. Eminim Atatürk yaşasaydı kendine “ulu” denmesini istemezdi… Aynı Atatürk’ü anlatıp duruyorlar. “1881’de doğdu. Annesi Zübeyde Hanım, Babası Ali Rıza Bey…” Can Dündar bunların hepsini Mustafa filminde anlattı.”

“Size bu reklam filmi teklifi geldiğinde bir tereddüt yaşadınız mı?” sorusunaysa “Reklam teklifi geldiğinde hemen kabul ettim. Hiç bir tereddüt yaşamadım. Sadece “bana ne kadar para vereceksiniz” diye sordum. Diğer oyuncular para için oynamıyorlar mı?” yanıtını veriyordu.

PARA İÇİN FETULLAH GÜLEN ROLÜNE DE GİRDİ

Haluk Bİlginer Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği “New York’ta Beş Minare” isimli filmde FETÖ elebaşı Gülen’i canlandırmıştı. Filmdeki “Hacı” karakterinin Fetullah Gülen’i çağrıştırdığı yönündeki soruya “İzleyicinin seyir zevkini bozmamak için bu soruya cevap vermiyorum.” şeklinde yanıt vermişti. Filmin “barışa” hizmet ettiğini ve “Hacı” karakterinin iyi biri olduğunu savunmaktan geri kalmamıştı. Atatürk ile ilgili soruda kin kusan Bilginer, Fetullah Gülen sorulunca en ufak olumsuz yorum yapmaktan kaçınıyordu.