Herkes yanlış biliyor! Bu görevlendirmeler kayyım mı?

İçişleri Bakanlığının belediye başkanlarını görevden uzaklaştırma ve bunların yerine görevlendirme yapma yetkisinin kayyım kurumuyla hiçbir ilgisi yok.

Herkes yanlış biliyor! Bu görevlendirmeler kayyım mı?

İçişleri Bakanlığı’nın terör örgütüyle bağlantı gerekçesiyle geçici görevden uzaklaştırma işlemi uyguladığı belediyelere yaptığı görevlendirmeler “kayyum/kayyım” diye adlandırılıyor.

Ama ortada önemli bir sorun var. Kamu dünyasında ve bu dünyayı düzenleyen idare hukukunda “kayyum/kayyım” diye bir kurum, mekanizma, kurallar silsilesi yok.

KAYYIM NEDİR?

Kayyım yasalarla belirlenen bazı durumlarda, başkasına ait bir işi görmek ya da malı idare etmek için tayin edilen kimse anlamına geliyor. Kayyım, idare tarafından değil mahkemeler tarafından atanmak zorunda. İki türü var. Kanuni kayyım, yasalarda belirtilen durumlarda iş-mal sahibinin rızasına bakılmaksızın atanıyor. İhtiyari (isteğe bağlı) kayyım, engellilik, yaşlılık gibi kısıtlılıklara sahip reşit bir kişinin kendi isteği üzerine atanıyor. Kayyımı kaldırma kararını da mahkeme veriyor.

Bu kurum, devlet idaresini değil bireysel ilişkileri düzenleyen Medeni Kanun’un konusu. Buna ek olarak Ceza Muhakemeleri Kanunu (madde 133) ile Türk Ticaret Kanununda (madde 235, 412, 552) hükümler var. Siyasal partiler, şirketler için de uygulanıyor; devlet kurumlarında ise hiçbir durumda söz konusu değil. Kayyım, sulh hukuk mahkemeleri tarafından atanabiliyor; denetimini asliye hukuk mahkemeleri yapıyor. Hem hangi durumlar için atanacağı belli, hem de süresi, sınırı, yükümlülükleri belli. Kaldırılması da mahkeme kararı gerektiriyor.

UZAKLAŞTIRMA VE GÖREVLENDİRME NEDİR?

İçişleri Bakanlığının belediye başkanlarını görevden uzaklaştırma ve bunların yerine görevlendirme yapma yetkisinin kayyım kurumuyla hiçbir ilgisi yok.

İçişleri Bakanlığına verilen yetkinin kaynağı Medeni Kanun değil, Anayasa ve buna dayanarak Belediye Kanunu.

Öte yandan malum ki, İçişleri Bakanlığı “mahkeme” değil. Yargının değil yürütme organının kurumu.

O HALDE BU YAKIŞTIRMA NEDEN?

İçişleri Bakanlığının anayasal idari vesayet yetkisini kayyımmış gibi dile getirmek, keskin ve uzlaşmaz muhalefetin dilinden ibaret. Bu dil, iş-mal sahibinin iradesine onun isteği dışında zorla el koyan ceberrut idare resmi çizmek bakımından muhalif kesimler için anlamlı.

Ayrıca idarenin anayasadan izin alarak yaptığı bu tasarrufu,konuyu durum ve nedenlerden kopararak seçilmiş – atanmış ikilemine çekmek bakımından da çok elverişli. Belediye yönetimi için seçilmiş kimseleri yerel seçilmiş de değil, ancak ulusal ölçekte anlamlı olabilen “milletin iradesi”ni temsil edenler diye sunduğunuzda, ortaya çıkan manzara iyice dramatik hale getirilebiliyor.

Böylece bakanlık ‘seçilmişler’i neden görevden aldı; bu haklı ve yerinde bir tasarruf mudur; vb sorular üzerine eğilmeye fırsat tanınmıyor.

Ancak tuhaf olan, bu tasarrufta bulunanların ve bunları destekleyenlerin de konuyu “kayyım” diye adlandırmaları. Öyle anlaşılıyor ki, bu kesim dil ve düşüncesini kaptırmış bulunuyor.

PEKİ KAYYUM MU? KAYYIM MI?

Hukuk dilimizde adlandırma uzun yıllar boyunca “kayyum” biçiminde yazılmıştı. Sözcüğün “kayyım” biçiminde yazılışı Medeni Kanunun son değiştirilmesinde oldu. Yürürlükte olan yasalarda artık “kayyım” deniyor.

Son Medeni Kanun değiştirilirken “kayyım” yazımı benimsenmiş durumda. Bunun nedeninin, İslam Ansiklopedisi’nde de yazıldığı üzere “kayyum”un“İslami bir kavram ve Allah’ın adlarından biri olması” gerekçesi olduğu söyleniyor.

Hukuk terimlerimiz Türkçe olsa, işin içinden çok daha kolay çıkardık. Yazık ki değil. Daha da fazla karışıklığa yol açmamak için en iyisi, yürürlükteki yasalarda kullanılanı yeğlemek. Akıllar yeterince karışmışken, buna bir de dil karışıklığı eklememekte yarar var.

Veryansintv.com

HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınma gerekçeleri

VeryansınTv.com