Hitler'in topu Karadeniz'de çıktı... O denizaltıların sırrı neydi?

TCG Alemdar denizaltı kurtarma gemisince Ağva-Şile açıklarında yapılan dalış eğitimlerinde, Alman denizaltısına ait Krupp marka top bulundu. Buluş, 2. Dünya Savaşı'nın en çılgın planını yeniden hatırlattı.

Hitler'in topu Karadeniz'de çıktı... O denizaltıların sırrı neydi?

VERYANSIN TV

Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) Twitter hesabından yapılan açıklamada, TCG Alemdar denizaltı kurtarma gemisi tarafından Kurtarma Özel Harekat Eğitimleri kapsamında 3-6 Mayıs tarihlerinde Ağva-Şile açıklarında "Satıhtan İkmalli Dalış Eğitimleri"nin icra edildiği belirtildi.

Açıklamada, "Eğitimler sırasında 2019 yılında TCG AKIN tarafından keşfi yapılan Alman denizaltısı U-23'e ait '20 mm Krupp marka top' dipte tespit edilerek su yüzüne çıkartıldı ve konservasyon amacıyla İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığına teslim edildi" bilgisi paylaşıldı.

Paylaşımda, Alman denizaltısına ait topun fotoğraflarına da yer verildi.

KARADENİZ'DE BATIRIP TÜRKİYE'YE ÇIKTILAR

İkinci Dünya Savaşı'nın en sıra dışı hikayelerinden biri Türkiye kıyılarında yaşandı. Karadeniz’e şaşırtıcı bir yöntemle indirilen 6 Alman denizaltısından üçü, gemilerini batırıp hiç bilmedikleri, tanımadıkları bir ülkede, Türkiye’de karaya çıkmak zorunda kaldı.

Bu denizaltılardan biri, U-23’ün enkazı, TRT Haber’in Mavi Tutku adlı sualtı belgesel programı çekimleri esnasında, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın arama ve kurtarma gemisi TCG Akın tarafından 2019 yılında keşfedilmişti.

Şile-Ağva Bağırganlı açıklarında 40 metre derinlikte yapılan keşif, dünya kamuoyu tarafından da ilgiyle karşılandı.

HİTLER'İN KARADENİZ PLANI

Türk karasularında batırılan Alman denizaltısının sıra dışı hikayesi TRT'nin aktarımına göre şöyle:

İkinci Dünya Savaşı’nın olanca hızıyla devam ettiği günlerde, Avrupa’yı yangın yerine çeviren Adolf Hitler, gözünü doğuya, o zamanki adıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne çevirmişti.

22 Haziran 1941’de 3 milyon Alman askeri taarruza geçti. Bu cephede hedef, zengin doğal kaynaklar, özellikle de petroldü. Barbarossa olarak adlandırılan bu harekatta Hitler, sadece kara birliklerinin hücumuyla Rusları dize getireceğine inandırılmıştı. 

Almanlar hızlı bir ilerleyişle Karadeniz kıyılarını işgal etmiş, Taupse’ye kadar ilerlemişti. Ama Karadeniz’de kıyıları kontrol altına alacak ve ikmal yollarını koruyabilecek Alman deniz kuvveti yoktu

MONTRÖ ENGELİ

Karadeniz’e giriş kapalıydı ve geçiş bileti İkinci Dünya Savaşı'nda tarafsız olan Türkiye’nin elindeydi. Türkiye, Montrö Sözleşmesi gereğince Karadeniz’e tek ulaşım yolu olan Çanakkale ve İstanbul boğazlarını askeri gemilere kapatmıştı. Sessiz ve derinden ilerleyen denizaltıların gizli geçişlerini engellemek için de su altına manyetik hatlar döşemişti. Alman hükümeti, Türkiye’den önce boğazları, denizaltı geçişine açmasını istedi. Türkiye'nin cevabı olumsuz oldu. 

Almanlar bu kez kendi yapımları olan Türk denizaltıları Atılay, Saldıray ve Yıldıray’ı  satın almak istedi. Savaşın dışında kalmaya kararlı Türk hükümeti, tarafsızlığına gölge düşürecek bu isteği de geri çevirdi. 

ÇILGIN PLAN

Almanlar için seçenekler azalıyordu. Çaresiz kalan Almanlar, çılgınca bir planı uygulamaya karar verdi. Kuzey Denizi'nden Karadeniz'e denizaltılar karadan taşınacaktı. Donanma üssü Kiel’den Müttefik Romanya’nın Köstence limanına kadar olan rota, Avrupa’daki nehirleri kullanılarak toplam 3 bin 500 kilometrelik bir mesafe demekti. 

SÖKÜP TAŞIDILAR

Almanlar bu sıra dışı bir yolculuk için, donanmanın en küçük ve en hafif denizaltılarından olan tip 2’leri seçti. Bu özel görev için önce tip 2 B sınıfı 6 denizaltı seçildi. 30. filotilla olarak adlandırılan U-9, 18, 19, 20, 23 ve 24 denizaltıların taşınabilmesi için mühendislik bilgisi gerektiren karmaşık bir dizi işlem gerekiyordu. Gemilerin boyutları küçük olsa da tek parça taşınmaları mümkün değildi. Bu yüzden Almanlar ilk iş olarak denizaltıları parçalara ayırmaya karar verdi. Sökülen parçalar römorkörlerin çekeceği özel olarak hazırlanmış dubalara yerleştirildi. 

26 RUS GEMİSİ BATIRDILAR

1942 baharında ilk grup 3 denizaltı denizaltı parçaları, Elbe ve Tuna nehirleri kullanılarak taşındı. 2 nehir arasında kalan 300 kilometrelik mesafede ise denizaltılar karadan ilerletildi. 6 Alman denizaltısının Romanya’nın Köstence limanına taşınması 11 ay içinde gerçekleşti.

Tekrar monte edilen denizaltılar, Ekim 1942’den itibaren Karadeniz’in tehlikelerle dolu azgın sularına açıldı. Alman denizaltıları, 1 buçuk yıl boyunca 56 operasyon düzenledi ve toplam 45 bin 426 tonluk 26 gemi batırdı.

KARADENİZ'DE SIKIŞTILAR

Denizaltıların başarıları, Rusların Karadeniz’deki üstünlüğünü bitirse de bu, geç kalmış bir başarı oldu. Alman kuvvetlerin karada yok oluşu başlamış, savaş çoktan kaybedilmişti. 1944 yazında Romanya savaşta saf değiştirdi. Sovyet ordusu, denizaltıların tek üssü olan Köstence’ye girdi ve 6 denizaltıdan üçünü, U9,18 ve 24’ü kullanılamaz hale getirdi. 

3 denizaltı, U19, 20 ve 23 ise limansız ve desteksiz kalmıştı. Karadeniz’de kapana sıkışan denizaltılardan U23'ün Komutanı Rudolf Arendt, bu durumlarını çuvala koyulmuş kedilere benzetiyordu.

Almanlar, denizaltıların Sovyetlerin eline geçmemesi için tekrar Türk hükümetiyle temasa geçti. Bu kez denizaltılarını, personelin iadesi karşılığında teslim etmek istiyorlardı. Tarafsızlık konusunda hassas olan Türkiye’nin cevabı yine olumsuz oldu.

BÜYÜK AMİRAL KARL DÖNİTZ'İN EMRİ

Donanma komutanlığına yükselen Büyük Amiral Karl Dönitz, başka çaresi kalmadığını anlamıştı. Denizaltı komutanlarına batırma ve Türkiye’de karaya çıkma emri gönderdi. Emre göre askerler Anadolu topraklarında güneye inecekler ve Ege’deki Alman gemileriyle irtibat kuracaklardı.

3 Denizaltı 9 Eylül 1944’de Türk kıyılarına yakın bir noktada buluştu. Komutanlar, denizaltılarını batıracakları noktaları tespit etti. U19 Karadeniz Ereğli, U20 Sakarya Karasu açıklarında batırıldı. Rudolf Arendt’in U23 için seçtiği nokta ise Ağva açıklarıydı. 

Alman denizciler için asıl zorluk bundan sonra başlayacaktı. Denizciler, hiç bilmedikleri bir ülkede karaya çıkmışlardı. Gruplara ayrılan sarışın, mavi gözlü ve kısa pantolonlu askerlerin fark edilmesi uzun sürmedi. Karaya çıktıklarının ertesi günü yakalandılar.

ISPARTA'DA ÖZEL KAMP

Türkiye, Birinci Dünya Savaşı’nda müttefiki olan Alman askerlerine ihtimam gösterdi. Almanlar, önce Beyşehir, ardından Isparta’daki özel  kampta 2 yıl boyunca misafir edildiler. Beyşehir’de 8 ay kalan ve Kızılay’ın aylık maaş bağladığı askerler, günlük yaşama da katkıda bulunuyorlardı. Kimi hastanede doktorluk yapıyor, kimi ayakkabı üretiyor, kimi de fabrika ve atölyelerde bozulan makinaları tamir ediyordu.

Dünyayı kan gölüne çeviren savaş, Eylül 1945’te bitti. Alman denizaltıcılar, Türkiye’de enterne edilen diğer askerlerle birlikte Temmuz 1946’da trenle İzmir’e, ardından gemiyle İtalya’ya gönderildi. Barış anlaşması gereği Amerikalılara teslim edilen askerler, Almanya’nın Münih kenti yakınlarındaki Dachau esir kampında sorgulandıktan sonra Eylül 1946’da evlerine döndü.

İLK DENİZALTI 1994'TE BULUNDU

Bu hikayenin sessiz tanıkları denizaltılar, Zonguldak Ereğli, Sakarya Karasu ve Kocaeli Bağırganlı açıklarında bilinmeyen noktalarda yatıyordu. Bu sessizliği ilk bozan U20 Denizaltısı olacaktı. U20, Sakarya’nın Karasu ilçesinin 2 mil açığında Türk Deniz Kuvvetleri’nin arama kurtarma gemisi TCG Kurtaran tarafından 1994 yılında bulunmuştu. Araştırmacı Selçuk Kolay tarafından da geminin kimliği tespit edilmişti. Denizaltı savaşın sessiz tanığı olarak 26 metre derinlikte yatıyor

U23 Karadeniz’e ulaşan son denizaltıydı. Göreve başladığı Haziran 1943’ten batırıldığı Eylül 1944’e kadar geçen 15 aylık sürede 7 gemi batırdı. Sivastopol, Batum ve Novorosisk bölgelerinde devriye görevleri yaptı. TCG Akın, 2 yıl önceki  bu keşifle dünya tarihine önemli bir not düşmüş oldu. U20’nin ardından U23’ün bulunması, İkinci Dünya Savaşı'nın en sıra dışı hikayelerinden birinin gündeme gelmesini sağlamış oldu.

Türkiye kıyılarında yatan 3 denizaltıdan biri olan U19 ise Zonguldak Ereğli açıklarında bir yerde keşfedilmeyi bekliyor.