1. Haberler
  2. Analiz
  3. Hoptirinam ülkesinde kimler kaybeder, kimler kazanır?

Hoptirinam ülkesinde kimler kaybeder, kimler kazanır?

featured

 Mustafa Kaymakçı yazdı…

 “İlkçağlarda mı, ortaçağlarda mı, yeniçağlarda mı bilinmeyen bir zamanda… Avuç içi gibi bilinen bu yeryüzünün bilinmeyen bir yerinde açları toklarından çok, düşünenleri konuşanlarından az bir ülke varmış. O ülkede yaşayanlar bolluk içinde darlık, varlık içinde yokluk çekerlermiş. Başları önlerine eğik, bakışları içlerine dönük, gönülleri dışarıya kapanık yaşar giderlermiş.”

Bu giriş cümlesi benim değil. Türkiye’nin yetiştirdiği en yurtsever yazarlarından biri olan Aziz Nesin’in “Memleketin birinde-Hoptirinam” öyküsüne ait.

Benim de bildiğim böyle bir Hoptirinam Ülkesi var. O ülkede büyük çoğunluğu oluşturan emekçiler köylüler ve emekliler, bir başka deyişle üreten sosyal sınıf ve tabakalar sistemden en az payı alıyormuş.

HOPTİRİNAM ÜLKESİNDE ÇALIŞANLAR VE EMEKLİLERİN DURUMLARI NASILMIŞ?

Hoptirinam ülkesinde en zengin yüzde 20’lik kesim milli gelirin neredeyse yüzde 50’sini alıyormuş. Geriye kalan çalışanlar ve emeklilerinin oluşturduğu en yoksul yüzde 20’lik kesim ise gelirin yüzde 5’sini anca alıyormuş.İki kesim arasında 10 kat fark varmış

Kentlerdeki çalışanlar ve emekliler ay sonunu getiremez, pazara çıkamaz olmuşlar.

Kentlerdeki çalışanlar ve emeklilerin çocukları devlet okullarında kalabalık sınıflarda eğitim-öğrenim yapıyormuş, varsıllar ise çocuklarını yıllık gideri 500.000 TL’lik okullara gönderiyorlarmış.

Çalışanlar ve emekliler sağlık hizmetlerine ulaşamaz olmuşlar, sağlık hizmetleri için aylar, yıllar sonrası randevu alıyorlarmış. Köylülerin de durumu aynı imiş. Sağlık işi kimi yerlerde, şeyhlerin, şıhların  kurdukları örgütlere havale edilmiş.

Kent yoksulları ve kırdan koparak kentlere sığınan köylüler, en yoksul semtleri oluşturmuş. İş güç olmayınca da kömür ve bulgur için oy satışları geçerli olmuş. Sadaka kültürü, sadaka ekonomisi ve sadaka seçimleri diye yeni terimler ortaya çıkmış.

HOPTİRİNAM ÜLKESİNDE ÇİFTÇİLERİN, KÖYLÜLERİN DURUMLARI NASILMIŞ?

Çiftçilerin büyük bir çoğunluğu, ürettiklerini değer fiyata pazarlayamadıkları için bankalardan ve kooperatiflerden aldıkları kredileri, faizleriyle birlikte ödeyemez durumdaymış.

Çay parası bulamayan köylüler ceplerine iki yumurta koyup kahveye çıkıyor ve takas yapıyorlarmış. Takas ekonomisi hortlamış durumdaymış. 

Köylüler, hal tüccarlarının, fabrikaların  ve giderek marketlerin kölesi olmuş. Sebze-meyve üreten üreticiler hal tüccarları için çalışıyorlarmış. 

Süt alım fiyatlarını da büyük süt fabrikalarında para babaları belirliyor, yem fiyatları artarken fabrikalar süt alım fiyatlarında indirme yapıyorlarmış. 

İflas eden köylüler çiftçiliği bırakıyor, şehirlere kaçıyorlarmış. Özellikle genç köylülerde bu durum daha yüksek oranda yaşanıyormuş.

HOPTİRİNAM ÜLKESİNDE AGA-KOOP’LAR!

Hoptirinam ülkesinde yaşayan saf, ancak namusunu kaybetmeyen bir müderris bu doğrultuda masal gibi  bir konuya tanık olmuş.

Hoptirinam ülkesinin Ora diye nitelendirilen bir bölgesi varmış. Ora Bölgesi’nde ağalar, beyler neredeyse bölgenin bütün topraklarına egemenmiş. Bu durum giderek kimi safların eleştirisine uğrayınca, yeni bir düzen ortaya çıkmış. Saf müderris, ders vermek için gitmiş olduğu bir ora kentinde, ağalara  kooperatifler  kurdurulmuş ve  ağaların da kooperatif başkanları olduğunu görmüş. Buna, saf müderris “Aga-Koop” adını vermiş.

Böylelikle dünyanın hiçbir bölgesinde gözlemlenmeyen bir kooperatifleşme modeli ortaya çıkmış. 

Şimdi, Ora Bölgesi’nin yoksul köylüleri, Aga-Koop adı verilen kooperatifin kağıt üstünde eşit(!)ortakları olarak eskiden olduğu gibi boğaz tokluğuna yaşamaya devam ediyorlarmış.

HOPTİRİNAM ÜLKESİNDE KİMLER KAZANIYORMUŞ?

Hoptirinam ülkesinde tekelci şirketler ve onların denetimindeki bankalar, onların havuzuna su döken bürokratlar, yoksul köylüleri sömüren ağalar sürekli kazananlar oluyormuş.

Hoptirinam ülkesinde tekelci şirketlerin net satışları bir önceki yıla göre yüzde  150’ye yakın  bir rekor kırmış. Çünkü şirketlerin ödediği vergiler hiç artmıyormuş. 

Hoptirinam ülkesinin maliye nazırı, bu durumu yaratan ekonomi-politika konusunda bir açıklama yapmış, önce “fakirden alıp zengine veriyoruz”, sonra da  “ben yanlış anlaşıldım” demiş. İşin daha ilginci, maliye nazırı böyle demesine karşılık kimi ekonomist geçinen yazarlar da, ekonominin insan yapması olduğu gerçeğini gözden kaçırarak, ortaya çıkan bu durumu katlanılması gereken ”görünmez el-fiyat mekanizması”na bağlıyorlarmış. 

Daha ile gidenler de, enflasyon artışındaki başat  etmenin artan ücretler olduğunu söylüyorlarmış. Buna karşılık namuslu  ekonomistler ise “enflasyon artışındaki başat  etmenin artan ücretler değil, şirketlerin maliyetlerin yükselmesini beklemeden gerçekleştirdikleri fiyat artışları olduğunu”  belirtiyorlarmış.

Gelelim,”Fırkalar”ımıza. Hoptirinam ülkesinde neredeyse bütün “Fırkalar”, çok azı dışında emperyal sistemin dayattığı neoliberal çözümlere teslim olmuş durumda imiş. Kitlelerin karşısına “biz daha iyi yönetiriz” diye çıkıyorlarmış.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!