Hüznün şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan

Türk edebiyatının önemli isimlerinden "hüznün şairi" Ümit Yaşar Oğuzcan, vefatının 36.yılında anılıyor.

Hüznün şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan

22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946); Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı, otuz yılını doldurunca Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, emekliliğini istedi, ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan sanat galerisi kurdu.

Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan Oğuzcan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan bir şair olarak hafızalara kazındı.

Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi. 4 Kasım 1984 tarihinde vefat etti.

1967’ye kadar ki hayatı, eserleri hakkında yazılanlardan seçmeler “Ümit Yaşar/25. Sanat Yılı Jübilesi” adlı bir kitapta yer aldı.

YAŞADIĞI TRAJEDİLERİ ŞİİRLERİNE YANSITTI

Şiirlerinde genel olarak Faruk Nafiz Çamlıbel'in etkisinde olan Ümit Yaşar Oğuzcan, yoğun olarak aşk, ayrılık ve özlem temalarını ele aldı. Şiirleri farklı dillere de çevrilen şair, eserlerinde sade, akıcı ve tok bir dil kullanmayı tercih etti.

HER SABAH SENİNLE BAŞLAR

Önce gözlerin girer odamdan içeri
Sonra ellerin, saçların dudakların
Bir bir hatırlarım
Her sabah senin olan ne varsa
Yüzüm aydınlanır
Şarkılar söylemek gelir içimden
Yakında bir kuş öter
Uzaklarda bir tren sesi
Sonra kornalar, çocuk ağlamaları
Vapur düdükleri
Sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden
Ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma
Sarar benliğimi birden
Büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım
Her sabah seninle başlar
Ve ben her sabah
Ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım

Her sabah
Rezil insanlar bekler her köşebaşında beni
Yüzleri, yürekleri kadar kirlidir
Biri gider, biri gelir
Biri gider, biri gelir
Yakamda duygusuz iğrenç elleri
Ve soğuk gözbebekleri gözlerimde
O alışılmış yaşamak ki her sabah
İğreti bir elbise gibi durur üzerimde
Bir isyandır sarar içimi
Her şeyi üzerimden çıkarıp atasım gelir
Fakat insanlar, insanlar bırakmaz beni
Biri gider, biri gelir

Hep aynı ses, aynı şarkı
Aynı sağır gökyüzü
Dilsiz bir deniz
Kör bir düzen
Hep aynı kör döğüşü
Yalancı yüzler, aptalca bakışlar
O iki yüzlü selamlar
Hep aynı tempoda geçen manasız bir gün
Hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri
Ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar
Ya o geceler satılmış, utanç dolu
Büyük avizelerin aydınlattığı sefil yüzlerimiz
Renkli kumaşlar, altın kol düğmeleri
Kristal kadehlerde kral içkiler
O hesaplı dostluklar
Satın alınmış sevgiler

Ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin
Yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım
Sevmekse gönlümce sevmeliyim
Kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı
Ölmekse istediğim anda ölmeliyim
ve yaşıyorsam
Her şey bambaşka olmalı seninle
Alışılmış şeylerden öte
Yalanlardan, düzenlerden uzak
Yeter, yeter artık
Dönmesin o eski plak
Her şey gölümüzce olsun
Bulsun
Dilediği zaman ellerim ellerini
Paylaşalım seninle bütün geceleri
Sabahları, akşam üzerlerini
Görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım
Şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
Yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında
Her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi
Yeter artık, yeter
Kırılsın o çemberler
Sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci
Ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin
Bütün bir ömür boyunca
Seninle başlayan sabahlarım
Seninle sürüp gitsin.

Hayatı boyunca yaşadığı birçok trajediyi şiirlerine de yansıtan usta şair, büyük oğlunun vefatından sonra ölüm ve acı teması üzerine şiirler yazdı.

GALATA KULESİ'NDEN ATLAYAN ŞAİR OĞLU 'VEDAT'

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın babası Lütfü Oğuzcan'da şairdi.Oğluna yazdığı şiirde şu sözlerle sitem etmişti;

Bak dünya ne güzel, bu sitem niye,

Ettim ben adımı sana hediye.

Mutluyum ey oğul babanım diye,

Çarptırma hicvinle cezaya beni.

Baba Lütfü Oğuzcan’ın oğluna sitem etmesinin nedeni, Ümit Yaşar’ın sık sık intihara kalkışmasıydı.
Söylentilere göre Ümit Yaşar 24 kez intihara teşebbüs etmiş,kendi sözleri ile bu sadece 3 kere gerçekleşmişti.
Bir gün...
Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 17 yaşındaki oğlu Vedat Oğuzcan, Galata Kulesi’ne çıktı ve kendini aşağıya bıraktı.
Rivayet odur ki, cansız bedeni yerde yatarken avucundaki káğıtta "Baba intihar öyle edilmez böyle edilir!" yazılı bir not vardı. 

OĞLUMA AĞIT

Güneş doğar, gözüm görmez
Zaman ağlar, Vedat diye.
Gözlerine uyku girmez
Anan ağlar Vedat diye.

Çiçek açar, kuşlar öter
Yüreğimde diken biter
Kokusu burnumda tüter
Bu can ağlar Vedat diye.

Senin yerin mezar değil
Bu dert kalbe sığar değil
Oğul! Yalnız dostlar değil
Düşman ağlar Vedat diye.

Tek elmamın yarısıydın,
O canına nasıl kıydın,
Genceciktin, akıllıydın,
Duyan ağlar Vedat diye.

Uçup gittin bir kuş gibi,
Beyninden vurulmuş gibi,
Bir felaket olmuş gibi,
Cihan ağlar Vedat diye.

Canım ciğerimden taşar,
Ayağım ardından koşar,
Sensiz Ümit nasıl yaşar,
Her an ağlar Vedat diye.

Kader bana attı pençe,
Dünyam oldu paramparça, Düşündükçe varoldukça
Baban ağlar Vedat diye

(Ümit Yaşar Oğuzcan)

***

Bir gün anlarsın...

Uykuların kaçar geceleri,
Bir türlü sabah olmayı bilmez,
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden uğultudur başlar kulaklarında,
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu,
Şerefin, faziletin, iyiliğin güzelliğin.
Gün gelir de, sesini bir kerecik duymak için,
Vurursun başını soğuk, taş duvarlara,
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın.
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini
Boşuna geçip, giden yıllarına yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Seni sevdiğimi bir gün anlarsın.

***
AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....

Şiir serüvenini 5 döneme ayıran şair, 1941-1954 yıllarını "Uyanış", 1954 ile 1960 arasını "Arayış", 1960-1964 tarihlerini "Çalkalanış", 1964-1970 dönemini "Kaynayış", 1970 ve 1982 yılları arasını ise "Duruluş" olarak tanımladı.

ESERLERİ

Çoğu dört beş kere basılmış 33 şiir kitabının ilk baskı yıllarına göre isimleri:

  • İnsanoğlu (1947),
  • Dolmuş (1955),
  • Aşkımızın Son Çarşambası (1955),
  • Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957),
  • İki Kişiye Bir Dünya (1957),
  • Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959),
  • Karanlığın Gözleri (1960),
  • Akıllı Maymunlar (1960),
  • Seninle Ölmek İstiyorum (1960),
  • Üstüme Varma İstanbul (1961),
  • Sahibini Arayan Mektuplar (1961),
  • Yeni Dünya Rekoru (1961),
  • Sevenler Ölmez (1962),
  • Çigan Gözler (1962),
  • Ötesi Yok (1963),
  • Hüzün Şarkıları (1963),
  • Bir Gün Anlarsın (1965),
  • Sadrazamın Sol Kulağı (1965),
  • Mihribana Şiirler (1965),
  • Taşlar ve Başlar (1966),
  • Seni Sevmek (1966),
  • İnşallahla Maşallah (1966),
  • Toprak Olana Kadar (1968),
  • Göbek Davası (1968),
  • Ben Seni Sevdim mi (1968),
  • Halktan Yana (1969),
  • Aşk mıydı O (1969),
  • Önce Sen Sonra Ben (1971),
  • Rubailer (1972),
  • Yalan Bitti (1975),
  • En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978),
  • Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982),

Acılar Denizi (1977) isimli kitabı, son kitabı dışında bütün şiirlerinden seçmeler kitabıdır.

Diğer seçme şiirler kitabı "Şiirle 40 Yıl" (1982) adını taşıyor.

Bütün Şiirleri Özgür Yayınları’nda basılıyor (4 cilt, 1982-1984).