İki yönetmen bir film

Murat Bölükbaşı yazdı...

İki yönetmen bir film

Ümitlerin Norveç’in kaybedeceği puan ya da puanlara kaldığı bir ortamda çıktığımız Letonya müsabakasında takımımız oyuna 4-3-3 dizilişiyle başladı. Defansı Zeki, Merih, Çağlar, Caner dörtlüsüyle kurgulayan teknik direktör Stefan Kuntz, orta sahayı merkezde Berat solda Hakan, sağda Orkun’a teslim ederek üçlü bir orta sahayla oyuna başladı. Hücum hattında Norveç maçında olduğu gibi Cengiz, Burak ve Kerem’le gol arayacaktık. İlk yarıda Norveç maçında olduğu gibi yine Zeki desteği ve Cengiz imzalı oyun organizasyonuyla özellikle sağ kanat varyasyonları ile rakip kalede etkili olmaya çalıştık. Cengiz’in aldığı bireysel sorumluluk ve saha liderliğine Hakan, Orkun, Kerem ve Burak destek vermeyince birkaç cılız atak çabası dışında rakip kalede varlık gösteremedik.

Rakip Letonya ise 2. bölgede sağlam ve inatçı bir savunma anlayışı ile önce oyunumuzu bozup, sonra çabuk ataklarla kalemizde tehlikeli olmaya çalışsa da finalde başarılı olamadı ve maçın ilk yarısı başladığı gibi golsüz beraberlikle sona erdi.

İkinci yarıda da oyun hikayesi olarak değişen bir şey yoktu! Yine Cengiz kendi yazıp oynama diğerleri uyku modunda seyretme haletiruhiyesi içindeydi. Neyse ki 70. dakikada Tarasovs’un mükemmel ayak dışı pasıyla ceza sahamız içinde Savalniek’i görmesi ve onun ortasıyla Gotkovski’nin gol vuruşu bize soğuk bir duş aldırdı. Bu soğuk duş Milli takımı kendine getirmiş olacak ki, tüm hatlarımızla Letonya kalesini ablukaya aldık. Yine “aşk filmlerinin büyük yönetmeni” Cengiz’in maçın 76. dakikasında sağ kanat bölgesinden yaptığı “adrese teslim” ortaya Serdar’ın köşeye giden kafa vuruşu, ‘bu film daha bitmedi’ diyordu. Kalan dakikalarda şuurlu şuursuz tüm ataklarımız Letonya defansında eriyordu…

Norveç maçı ve Letonya maçının 95. dakikasına kadar ortalarda görünmeyen ama ‘bir hikaye yazılacak ve oynanacaksa finalini ben oynar ben yönetirim’ diyen 36 yaşındaki yaşlı kurt Burak, kendi alıp kendi attığı penaltıyla Katar hayalini son iki maça taşımayı başarıyordu. Sonucu ne olursa olsun milli futbol heyecanını son maça kadar yaşamak, umudu, ümidi canlı tutmak ve yaşatmak futbol adına keyif, heyecan ve haz veriyor. Belki de futbol, bilinmezlikleri, sürprizleri bu kadar anlık yaşattığı için çok seviliyor. Kim bilir…