İlahiyatçılık bayağı cılk

Nazif Ay yazdı...

İlahiyatçılık bayağı cılk

Yıllardır “Ben bir ilahiyat uzmanıyım, ilahiyatçı değilim” diyorum.

Bu kariyer unvanını belirtme gereğini bir CILK oluştan uzak oluşumu ve medyada boy gösteren tv ekrana meftun zevattan ayrı düştüğümü vurgulamak için özellikle yapıyorum.

Din bilgileri alanındaki ciddiyetsizliğine, mahalle imamı görüntüsü verme hatasına, bilim ahlakı ve bilim felsefesi ile alay etme basitliğine cephe aldığımı haber verme duyarlılığımdan dolayı ilahiyat uzmanı oluşumu öne çıkarıyorum.

Klasik din bilgilerini papağan gibi tekrar eden sıkıcı ilahiyatçılardan olmadığımı ve sorgulanmayan geleneksel din anlayışından ne kadar uzak olduğumu inatla ilan etme adına bu Ortodoks sınıfla arama mesafe koyuyor ve her şeyi bildiğini sanan memur tipli ilahiyatçılığa, yani CILK sözcüğünü akla getiren vıcıklığa isyan ediyorum.

Din felsefesi üzerine yoğunlaşmayı seçen bir düşünce insanı olduğumu, bilindik din dersi hocası vasfıyla gurur duyanlardan haz etmediğimi daha nasıl duyurabilirim?

Bugünün İslam dünyasında ilahiyatçılık basbayağı CILK bir basitliğin alanıdır.

Ciddiyetsiz, ehliyetsiz, küstah ve bilimsellikten müstefi tavrın mümessilidir ilahiyatçılık.

“İlahiyatçı” derken bu ifadenin ne kadar iğreti ve basitlik içerdiğini hâlâ anlamadınızsa açıklayayım

Sözgelimi TIP BİLİMİ…

Tıp biliminde; İç Hastalıkları, Kulak Burun Boğaz, Cerrahi, Kalp ve Damar, Üroloji, Psikoloji vb daha birçok bilim dalının uzmanlığı bulunur.

Ama bir alanın mütehassıs üyesi asla ve kat’a bir başka alanın içine girmez, ukalalık yapmaz, haddini bilir, en fazla kendi alanıyla ilgili konu varsa diğer alandakilerden özür dileyerek bir şeyler söyleyebilir. Eğer bilimsel terbiyenin kurallarına uymazsa o kişi inanılır, güvenilir, ciddiye alınabilir vasfını kaybeder.

Diğer bilimlerde de aynı ciddiyet ve tutarlılık söz konusudur.

Şimdi gelelim ilahiyatçılığa…

Ve gelelim ilahi komediye…

İlahiyat fakültelerinde yıllar önce bir uzmanlığa gidildi ve görünüşte iyi edildi.

Kelam, Tefsir, İslam Hukuku (Fıkıh alanı), İslam Tarihi, Hadis vb kürsüleri güya ciddi bir bilim alanı olarak kabul edildi ve öğrenciler belli alanı seçmesi istendi.

Beklenti, bir kişi hangi alanda uzmansa o alanı ilgilendiren konu dâhilinde konuşması, yani haddini bilmesiydi.

Oysa tüm zamanlar içinde ilahiyatçıların hepsi her konuda uzmanmış gibi görüş ortaya koydu.

Fıkhı ilgilendiren konuda niçin bir Tefsir profesörü konuşur?

Hadisi ilgilendiren meselede neden bir Kelamcı yoğun yorum yaptı?

İslam Tarihini ilgilendiren mevzuya ne hakla İslam Hukukçusu burnunu sokar?

“İlahiyatçılık” denilerek işlenen bilim cinayetinde, ilahiyat eğitimi alan herkesin dahli, hepimizin ortaklığı var.

Bir bakıyorsunuz beni oruçla ilgili konuyla alakalı arıyorlar. Ama konuşmanın sonunda kendimizi Tefsir alanında buluyoruz. Tam hadisle ilgili konuşuyoruz sanıyorum, birden mevzunun başka bir alana kaydığını fark ediyorum.

Kamuoyu da genel itibariyle bilgisiz, toptancı ve hazırcı olduğundan şimdiye kadar bütün ilahiyat uzmanlarının her konuda donanımlı olduğu kanaatine sahip oluyor. “O hocadır, o bilmezse kim bilir” itikadı kamuoyunu da, ilahiyatçıları da derin bir gayya kuyusuna atıyor.

Cehaletten cesaret alan “ilahiyatçı” unvanlı kişiler olur olmaz, çoğu kez saçma salak fikirlerini, saygın kabul veya tespit ya da değerli yorum diye ortalığa saçıyor.

Kalitesiz avam tabakası da bu aymazlık ve savrulmaları örnek göstererek “Niçin ilahiyatçıların ortak kararları, bilime dayalı savları bulunmuyor. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor” itirazında bulunuyor, kendi zavallılığına bakmaksızın.

Her yıl aynı konuların bıkmadan usanmadan, tıpkı Ramazan’da sakız çiğnenme geyiği gibi önümüze çıkması tesadüf değildir, şaşırılacak bir şey de değildir.

Üstelik din bilgileri alanına gereken ciddiyet verilmezse, örneğin densiz bir felsefe profesörü ekranları arsızca parsellemeye devam edecektir.

Lütfen, tv’lerde, yazılı medyada ve tüm platformlarda ilahiyat uzmanları, kendi alanına göre seçilsin ve davet edilsin artık!

Yoksa her dini konuda uzmanmışçasına konuşanlarla alenen dalgamı geçeceğim, haberiniz olsun!

Sen de alanına, yani Kelam Ana bilim dalına uygun konuş, denilirse “hay hay, ama siz de o alanındaki yetkinliğime göre fikirlerimi sorarsınız herhalde” derim.

Özetle, ciddiyetsizliğe isyan ediyorum, sınırımızı bilelim, diyorum.

Ben din felsefesi alanında görüşlerini paylaşmak isteyen bir ilahiyat uzmanıyım.

İlahiyatçı değilim, CILK hiç değilim.