İlker Başbuğ: İdam cezası kalkmamış olsaydı, bugün aranızda olmayabilirdim

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Org. İlker Başbuğ ifade verdikten sonra açıklama yaptı.

İlker Başbuğ: İdam cezası kalkmamış olsaydı, bugün aranızda olmayabilirdim

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, katıldığı bir televizyon programında, FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili 26 Haziran 2009’da AKP’li isimlerin imzasıyla Meclis’e getirilen yasaya işaret ederek “Bunu kim hazırladı? Tamamen FETÖ ile ilgili… Bu konu araştırılsın, FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkar” demişti.

Başbuğ’un açıklamalarına AKP cephesinden sert tepki gelmiş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bizzat dava açılması talimatı vermişti.

6 AKP milletvekilinin Başbuğ hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine Savcılık İlker Başbuğ’u ifadeye çağırmıştı.

İlker Başbuğ’un ifadesinin alınması işlemi, bir saat sürdü.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle İstanbul Anadolu Başsavcılığın’da ifade veren 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, başsavcılık çıkışında açıklama yaptı. Başbuğ’un avukatları yazılı açıklamayı basına dağıttı. İşte o açıklama:

“28 Ağustos 2008’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı olarak göreve başladım.

O gün yapılan Genelkurmay Başkanlığı Devir ve Teslim Töreni’nde yaptığım konuşmada şunu söylemiştim:

Giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyal ve politik yaşamı biçimlendirmeye ve dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar.
Bu konuşmadan kısa bir süre sonra, Enver Altaylı F. Gülen’e yazdığı mektupta şunu söylüyordu:
“Yeni Gnkur. Bşk.’nın zat-ı alinize ve yapılan hizmetlere bakışı son derece menfidir [olumsuzdur]”

30 Ağustos 2010 tarihinde emekli oldum.
6 Ocak 2012 tarihinde tutuklandım.
5 Ağustos 2013’te FETÖ mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldım. Eğer o gün, Türkiye’de idam cezası kalkmamış olsaydı, bugün aranızda, hayatta olmayabilirdim. Yargıtay’ın kararı ve yeniden yargılanma neticesinde iddia edilen “Ergenekon Davası” tarihin çöplüğüne atıldı.
26 ay Silivri’de cezaevinde tutuldum, hürriyetim elimden gasp edildi.

Genelkurmay Başkanlığı görevim süresince, cezaevinde bulunduğum ve cezaevinden çıktığım günden bugüne kadar, TSK’ya karşı yürütülen komplolar ile mücadele ettim. Bu mücadeleyi bir görev ve sorumluluk olarak kabul ediyorum. Bu mücadele “Ergenekon’dan Çıkış” isimli kitabımda detaylı olarak anlatılmaktadır. Verilen bu mücadeleyi bazıları hayal bile edemez.

Bugün haksız ve anlamsız bir hakaret iddiası ile “şüpheli” sıfatıyla ifade vermeye çağrıldım.

Bu anı tarihe bir not olarak düşmek istiyorum.

Elli yıl bilfiil TSK’da görev yapan ve Türk Ordusu’nun en üst makamına gelen, geçmişten bugüne kadar yaptıkları ve davranışları herkes tarafından net olan birisi olarak, TBMM’nin manevi şahsiyetini hedef alan bir konuşma veya davranışımız söz konusu olamaz.

26 Haziran 2009 günü TBMM’ye getirilen yasa değişikliklerinden birisi Anayasa’ya aykırıdır. Bu yasa değişikliği Anayasa Mahkemesi tarafından 21 Ocak 2010’da iptal edilmiştir. Burada üzerinde durulan noktalar; Anayasa’ya aykırı bu yasa değişikliğinin kimler tarafından hazırlandığının ve bu yasa değişikliklerinden kimlerin faydalandığının, neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi ve sorgulanmasıdır.

Takdir, Yüce Türk Milletinindir.”