1. Haberler
  2. Gündem
  3. İmamoğlu, PKK açılımında el yükseltti: Sürecin genişletilmesini önerdik

İmamoğlu, PKK açılımında el yükseltti: Sürecin genişletilmesini önerdik

Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başlattığı açılım sürecine destek verdi. “Terörsüz Türkiye” sürecine destek olduğumuz gibi bu sürecin “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” şeklinde genişletilmesini önerdik." diyen İmamoğlu, "eşit vatandaşlık" talebinde bulunarak "sivil anayasa" istedi.

featured

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, PKK açılımı sürecinin genişletilmesini istedi.

T24’ten Murat Sabuncuya konuşan İmamoğlu “Terörsüz Türkiye” sürecine destek olduğumuz gibi bu sürecin “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” şeklinde genişletilmesini önerdik.” dedi.

‘Sivil anayasa’ talebinde bulunan ve ‘eşit vatandaşlık’ isteyen İmamoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin komisyon çağrısıyla ilgili de “Sayın Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecini Meclis’te ve geniş bir mutabakatla ele almayı öneren davetini çok önemli buluyorum, çok kıymet veriyorum.” ifadelerini kullandı.

Sabuncu’nun soruları, İmamoğlu’nun yanıtları şöyle:

‘EŞİT VATANDAŞLIK HİÇBİR ŞEY GÖTÜRMEZ’

⁠”Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak makbul ve muteber olmak için yeterli olacak” diye bir cümle kurmuştunuz. Buradan Anayasa’da Türk-Kürt ayrımı noktasının kaldırılması yeni bir tanım mı anlamak gerekiyor?

Anayasamızın da hukukumuzun da bütün vatandaşlara hitap etmesi gerektiğini, sadece vatandaşlığı hesaba katması gerektiğini düşünüyorum. Ay yıldızlı bayrağımızın bizi bütünleştirdiği yurdumuzda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bizim için esastır. Biz, bir evin çatısı altında yaşayan koskoca bir aileyiz. 86 milyonun eşit hissedarlığını tescilleyen eşit vatandaşlık, Türklüğümüzden de Kürtlüğümüzden de hiçbir şey götürmez. Kimliklerimizi değersizleştirmez. Bizim derdimiz vatandaşlarımızın kendilerini özgür ve eşit görüp hissedecekleri işleri yapmak. Buna ilaveten, Anayasamızın ilk dört maddesinin değiştirilmesi zaten tartışmaya kapalıdır. Bunun dışında Anayasamızda yapılacak değişikliklerin önce milletimizin talebi, sonrasında da tarihimizle, geleceğimizle ve gerçeklikle uyuşması son derece önemlidir. Milletimizin eşitlik talebi, tarihimizle de geleceğimizle de gerçeklikle de uyuşmaktadır. Bize düşen görev milletimizin talebini yerine getirmek için çalışmaktır.

‘SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ ANAYASADA VARIZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni Anayasa yapımı için CHP’ye el ele olma çağrısı yaptı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette bir darbe anayasasıyla devam etmek Türkiye’ye yakışmıyor. Elbette sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapmalıyız. Buna şüphe yok. Ama şunu da unutmayalım: Yürürlükteki anayasa bir darbe anayasası ancak Erdoğan’ın pek çok yerini değiştirdiği bir anayasa bu. Yürürlükteki anayasamız aslında bir Evren-Erdoğan anayasasıdır. Hatta hükümet sistemi gibi Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısı gibi kısımları açısından bu bir Erdoğan anayasasıdır.

Biz sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapmaya tabii ki varız. Hükümet sistemi, HSK’nın yapısı, kuvvetler ayrılığı vb. konuların hepsini birden ele alacak özgürlükçü ve sivil bir yeni anayasaya elbette ihtiyaç var. İktidarın gücünü sınırlandıran, karar alma süreçlerini şeffaflaştıran bir anayasaya tabii ki ihtiyaç var. Ancak iktidardakilerin ne böyle bir anayasa yapmaya ne de böyle bir anayasaya uymaya niyetleri var. Özgürlükçü ve sivil bir anayasa isteyen önce yürürlükteki anayasaya uyar, önce yeni anayasa konuşacak bir siyasi iklime razı olur. Önce seçimde kendisini yeneceğini bildiği rakibini hapse atmaz.

‘AÇILIMIN GENİŞLETİLMESİNİ ÖNERDİK’

İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ olarak adlandırdığı yeni sürece ilk günden beri destek verdiniz. 22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan süreç öncesinde de siyasi kariyerinizde Kürt sorununun çözümü konusunda öneriler getirdiniz, bu konuda konuşmalar yaptınız. Gözaltına alınıp tutuklanmanızdan önceki hafta 16 Mart’ta Diyarbakır’da toplantınız vardı. Orada “Kürtler bizim sorunumuz var dediği müddetçe ortada bir Kürt sorunu vardır” diye konuştunuz. Şu an yürütülen sürecin Kürt sorununun çözümü için dönüştürücü adımlar olduğunu mu yoksa iktidarın başka bir siyasi ajandası olduğunu mu düşünüyorsunuz?

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirip, diplomamı aldığımda, aile şirketimizin yönetimini babam bana devretmişti. O tarihten itibaren işimizi büyütmem için sadece Beylikdüzü ve İstanbul’da değil tüm Türkiye’de temaslarda bulundum, geliştirdiğimiz konut projelerini tanıtmak için çok sayıda şehrimizi gezdim. Güneydoğu Anadolu bölgesine ziyaretlerimde Kürt vatandaşlarımızla yakından ilişki kurma imkânım oldu. Aynı şekilde Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi olduğum dönemde de bölgeyi defalarca ziyaret ettim. Kürtler de Türkler de aynı değerlere sahip, tasada bir, sevinçte bir, onurlu vatandaşlar. Ne zaman Kürtlerin yoğun olduğu şehirlere gittiysem hep kendimi evimde hissettim. Çünkü, oranın insanı sizi öyle görüyor, öyle hissettiriyor. Belki çok klişe gelecek ama Malazgirt’ten Çanakkale’ye aynı kaderi paylaşmış, aynı idealler için sırt sırta vermiş insanlar. Bu nedenle Kürt sorununa her zaman kulak verdim, bu sorunun aşılması için kendi üzerime düşenleri yapmak için inisiyatif aldım.

Hatta Beylikdüzü Belediye Başkanı iken şehir dışına yaptığım ilk resmi ziyaret Diyarbakır’a idi. Oradaki CHP örgütüyle birlikte sivil toplum örgütlerini ziyaret ettim, sorunun çözümü için ortak akıl toplantıları organize ettim.

İBB adaylığım başladığında, kampanyam için kullandığım önemli başlıklardan biri “İstanbul İttifakı” idi. İstanbul İttifakı şehirde yaşayan herkesi eşit ve onurlu vatandaşlar olarak gören, 16 milyonu vatansever kabul eden benim bakış açımın özetiydi.

Bunca detayı şunun için anlattım: Kürtlere ve Kürt meselesine başından beri yakın oldum. Kaldı ki, benim siyasi anlayışım, insanımızın huzuru, refahı ve mutluluğu üzerine kuruludur. Eğer Kürtler Türkiye’de kendini yeteri kadar huzurlu, mutlu ve eşit hissetmiyorsa, eğer Kürtler bizim sorunumuz var diyorsa, yapacağımız tek şey bu soruna çözüm bulmaktır. Sorunları, kimlikleri ve değerleri inkâr ederek, görmezden gelerek yapılan siyaset, ancak yalandan ve çıkarcılıktan ibarettir.

‘KÜRT MESELESİ HAK VE ÖZGÜRLÜK MESELESİ’

Şuna da kalben inanıyorum: Kürt meselesini sadece terör bağlamında konuşmak ve sadece güvenlik politikalarıyla ele almak bize çok şey kaybettirdi. Güvenlik meselesini, terör meselesini ihmal etmeden Kürt meselesini haklar ve özgürlükler meselesi, demokrasi meselesi, millet olarak zenginleşme, refah ve kalkınma meselesi olarak ele almak gerekirdi. Bu yapılmayıp mesele terör parantezine sıkıştırıldığından hem haklar ve özgürlükler kısıtlandı hem de demokrasimizden ve refahımızdan feda ettik.

Meseleye bu çerçeveyle baktığımız için “Terörsüz Türkiye” sürecine başından beri destek verdik. Öncesinde de hem teröre karşı olduk hem de Kürt meselesinin varlığını kabul edip çözümünden yana olduk. Ülkemizin gerçek manada birlik olması için daha fazla demokrasi talep eden ve birbirimizi anlayan bir bakışla gönül birliğimizi nasıl güçlendireceğimize odaklandık.

“Terörsüz Türkiye” sürecine destek olduğumuz gibi bu sürecin “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” şeklinde genişletilmesini önerdik. Çünkü, terör ve Kürt meselesi ülkemizin en önemli meseleleri arasında olduğu ve bir an önce en geniş mutabakatla çözülmesi gerektiği gibi ülkemizin hukukun üstünlüğüne ve kuvvetler ayrılığına geri dönüşten haksız tutuklamalara, tarafsızlığını yitirmiş yargıya uzanan önemli demokrasi meseleleri var. Bu sebeple, Terörsüz Türkiye için atılması gereken adımları konuşurken, ‘bunları da konuşalım ve bu sorunları ortadan kaldırmak için gerekli düzenlemeleri yapalım’ diyoruz. Özetle, “Terörsüz Türkiye” sürecini destekliyoruz ama iktidarın, özellikle de bu süreci kendi çıkarına olacak biçimde dar tutma eğilimini de görüyoruz ve bunu değiştirmeye çalışıyoruz.

İktidarın şu anda yaptığı örgütün feshini öne alıp, sıra Kürt meselesine ve Türkiye’nin demokrasiyle ilgili diğer sorunlarına gelince işi yokuşa sürmek. Siyasi iktidarını terör istismarına, terörle mücadele bahanesiyle kurduğu otoriter düzene borçlu olanlara güven duymak kolay değil.

Niyetle ilgili kuşkularımız olmakla beraber “Terörsüz Türkiye” sürecine kayıtsız kalmayı, işin dışında kalmayı uygun bulmuyoruz. “Terörsüz Türkiye” süreci etrafındaki tartışmayı muhakkak gerçek bir siyasi tartışmaya çevirmeye, etraflı bir demokrasi tartışmasına dönüştürmeye çalışıyoruz. Bütün siyasi partilerle, sivil toplumla ve vatandaşlarla beraber hareket edip süreci demokrasiyi genişletecek bir süreç yapmanın peşindeyiz.

‘BAHÇELİ’ AÇIKLAMASI: ‘ÇOK KIYMET VERİYORUM’

MHP Lideri Bahçeli’nin komisyon çağrısı üzerine şunu söylediniz: ‘TBMM bünyesinde bir komisyonun kurulması adına, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de bir çağrıda bulunması kıymetlidir. İnanıyorum ki bu süreç, ancak Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasına vesile olursa başarıya ulaşacak, milletimize umut ve güven verecektir’… Komisyonun pozitif anlamda sonuç alabilmesi için ne gibi adımlar atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Sayın Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecini Meclis’te ve geniş bir mutabakatla ele almayı öneren davetini çok önemli buluyorum, çok kıymet veriyorum. Böyle gördüğümüz için de üzerimize düşeni hemen yaptık. Sayın Bahçeli kendi çağrısını yapmadan benzer bir çağrıyı biz de yapmıştık. Sayın Bahçeli’nin çağrısından sonra çağrımızı genişleterek tekrar ettik. Bütün siyasi partilerin, sivil toplumun, uzmanların katkı verdiği, şeffaf biçimde yürütülen bir süreçten yana olduğumuzu, böyle bir süreç olursa katkı sunacağımızı açıkladık. Çünkü şuna inanıyorum: Hem terör meselesini bir daha canlanmayacak biçimde sonlandırmak hem Kürt meselesini çözmek hem de demokrasimizin esaslı meselelerini halletmek için esaslı bir mesaiye ihtiyacımız var. Herkesin katıldığı, şeffaf bir Meclis mesaisine ihtiyacımız var.

Meclisimizi yeniden siyasetin merkezine oturtmak, siyasetin gündeminin Beştepe ve danışmanları tarafından değil milletin temsilcileri tarafından tayin edildiği, milletin kaderine atanmış danışmanların değil, seçilmiş vekillerin yön verdiği bir Türkiye için elimizden geleni yapmaya hazırız.

Öte yandan, daha önce de söylediğim üzere Terörsüz Türkiye sürecinin kişisel hesap ve ihtiraslara kurban edilmesine alet olmaya da niyetimiz yok.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. koltuk için ”Kürt Sorunu” emziğini ağzından düşürmüyor. Demlenmekte ısrar ediyor. Bunlar taktik ve strateji hiç bilmiyorlar.
    Tüm devlet gücünü elinde tutan ve ABDnin desteğini almış RTE varken DEM neden sizinle iş tutsun bre aymazlar? %7 oyu kalmış dem için %93 ü neden karşınıza alıyorsunuz? Beyniniz nasıl çalışıyor sizin?
    Yani millet çıkarı açısından değil, kişisel çıkarları açısından bile olaya baksalar, tuttukları yol yanlış. Nasıl bir akıl tutulmasıdır anlamak olası değil.

  2. 30 Mayıs 2025, 15:30

    Bu adama destek vermek vatana ihanetin daniskasıdır. Bu adamı hapisten çıksın diye kendini yirtanlara duyurulur. Birileri bunu dayatıyor fark edin artık. Dem den daha Demli. Bu ülkede ikinci sınıf vatandaş olan kim var?

  3. 30 Mayıs 2025, 15:24

    Hayrola, bu ülkede “Türk milletine serbest olup da Kürt vs diğer “milliyetlere” yasak olan bir şey mi var? Derdinizi açık açık söyleyin de herkes anlasın.

  4. Saloko filminde bir replik vardı “Bunlar anlaşmış beyyyy”

  5. 30 Mayıs 2025, 14:34

    Kodesten çıkmak için Türkiye’yi mi vermek istiyor?

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!