CHP, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının 100’üncü gününde Saraçhane’de bir miting düzenledi.
Miting öncesi kalabalık kitleler Saraçhane’ye doğru yürüyüşe geçti.
CHP Kadın Kolları ile mitinge destek veren üniversite öğrencileri, Beyazıt’tan Saraçhane’ye yürüdü.
Eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na destek için Saraçhane’ye geldi.
Çetin, alanda yaptığı konuşmada, “Hepimizin Genel Başkan’ın etrafında toplanmamız lazım, herkesin bunu yapması lazım” dedi.
Zafer Partisi ise mitinge katılmama kararı aldı. Ümit Özdağ “Bu bizim değil, CHP’nin mitingi” açıklamasında bulundu.
İMAMOĞLU’NUN MESAJI OKUNDU
Mitingte, Ekrem İmamoğlu’nun mesajı okundu. İmamoğlu, kitleye mesajında şu ifadelere yer verdi:
İmamoğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Sevgili İstanbullular, yüreği vatan sevgisiyle çarpan, içi adalet ateşiyle yanan kıymetli hemşehrilerim, bir kez daha evinizde Saraçhane’deyiz. Sizinle gurur duyuyorum. Hoş geldiniz. Yüz gündür onurla ve cesaretle sahip çıktığınız, darbe heveslilerine bırakmadığınız Saraçhane milletin evidir. Tıpkı Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi Saraçhane’de de ancak milletin seçtikleri görev yapabilir. Yetkiyi millet verir, millet alır. Seçilmiş belediye başkanlarını bırakın kesinleşmiş mahkeme kararlarını daha ortada iddianame bile yokken tutuklayıp görevden almaya kalkanların hedefi doğrudan milletimizdir. Rakibini hukuk dışı yollarla saf dışı ederek seçim kazanma planları yapanların hedefi doğrudan milletimizdir.
Onlar seçimle gelenin seçimle gitmediği, muhalefetsiz bir rejim inşa etmek için millete boyun eğdirme peşindeler. Onun için milletimiz 100 gündür kendi hak ve hürriyetlerini savunuyor. 100 gündür meydan meydan artarak yükselen adalet talebiyle milletimiz vatanına sahip çıkıyor. Adalet ve hürriyet için ayağa kalkan bir milletin karşısında hiçbir güç duramaz. Kim kendini ne sanırsa sansın, kim kendini hangi aynada görürse görsün, millet, milletimiz herkesten büyüktür.
Mühür, kendini sultan zannedenler de değil milletimizdedir. Günü gelir, sandık kurulur ve milletin vicdanı son kararı verir. Sevgili hemşehrilerim, ben Silivri zindanında geride bıraktığım günlerin hesabını tutmuyorum. Yüz gün de olsa, bin gün de olsa fark etmez. Milletimin vicdanında mahkum olmadığım sürece kendimi esaret altında kabul etmiyorum, etmeyeceğim.
Asıl esaret altında olanlar, sahip oldukları bütün güce, yetkiye rağmen milletle yüzleşme korkusuyla saraydan sokağa bir adım bile atamayanlardır. Asıl esaret altında olanlar, koltuklarını kaybettikleri gün etraflarında tek bir kişi bile bulamayacak olanlardır.
Ben 19 Mart’tan önce İstanbul’un sokaklarında, meydanlarında, çarşılarında, pazarlarında hangi duyguyla dolaşıyorsam, buradan çıktığım günde aynı duyguyla dolaşacağım. Hemşehrilerim, daha önce beni nasıl karşılıyorsa yine öyle karşılayacaklar. Ben 19 Mart’tan önce Türkiye’nin dört bir yanında her siyasi görüşten, her köken ve inançtan vatandaşımın gözlerinin içine nasıl bakıyorsam, buradan çıktığım gün de öyle bakacağım. Vatandaşlarımız da daha önce beni nasıl karşılıyorlarsa, o gün de öyle karşılayacaklar.
İşte beni güçlü ve cesur kılan budur. Milletimin gönlünde, vicdanında sahip olduğum o eşsiz, o paha biçilmez yerdir. Yaptıkları hiçbir zulüm beni bu millete hizmet etmekten, onun sesine ses olmaktan, çocuklarımıza ve gençlerimize umutlu bir gelecek sunmak için çalışmaktan geri durduramayacak. Sizlerden aldığım güçle her koşulda mücadeleye devam edeceğim. Yılmayacağız, boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz.
İnancımızı hep koruyacağız. Mücadelemizi hep birlikte sürdüreceğiz ve hep birlikte başaracağız. Türkiye herkes için, her yerde adaletin hakim olduğu, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür insanların mutlu ve güzel ülkesi olacak. İşte o zaman her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu, Silivri Zindanı.”
CHP MİLLETVEKİLLERİ BARİKATIN ORTASINDA KALDI
CHP milletvekilleri Mahmut Tanal ile Yunus Emre’nin, mitinge gelirken polis barikatının ortasında kalmasıyla arbede yaşandı.
Yunus Emre, bir polisin kendisine vurduğunu belirterek, “Arbedenin uzağında maalesef bir polis memuru arka taraftan bana vurdu. Hiçbir vatandaşa bunu yapmaya, polis memurunun hakkı yoktur.” dedi.
ÖZGÜR ÖZEL: SANA AÇIKÇA MEYDAN OKUYORUZ
Özel, “Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar./ Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. / Safları sıklaştırın çocuklar / bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.” dizelerini okudu.
İZMİR’E OPERASYON
Özel konuşmasında şunları söyledi:
“Maalesef hukuksuzluğu bugün de İzmir’e sıçrattılar. 100 kara günü anlatacağımız bugünde yine bir şafak operasyonuyla adaleti lekelediler. Erdoğan, daha 5 gün önce başka şehirlere de sıçrayacağını söylüyordu. Sen gizli dosyaların savcısı mısın, yargıcı mısın? Bunların hepsini bilip siyasete alet ediyorsun. Ve sanıyorsun ki bizim mücadelemizi İzmir’de bir iş yaparak İstanbul’da zora sokacaksın. Buradan sana açıkça meydan okuyoruz. Bir yerde, iki yerde, on yerde değil bin yerde operasyon yapsan bin yerde direneceğiz, bin kere direneceğiz.
ERDOĞAN’IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI
Yapılan bu adaletsizlikler ekonomiye zarar veriyor. Ekmeği küçültüyor. Asgari ücretliye zam için bulunamayan paranın 120 katını darbe için bulanlar var. Tarımda çiftçinin borcuna faizi bile kaldırmayanlar, bu faiz yükünün 20 katını Ekrem Başkana darbe için kullanıyorlar. Öğrencilere yurt veremeyenler, burs vermeyenler darbeye para buluyorlar. Buradan bu güzel meydandan söylüyoruz, and olsun ki bu haramilerin saltanatı bitecek. Ant olsun ki emekçiler kazanacak, öğrenciler kazanacak, biz kazanacağız, Türkiye kazanacak. Biz bu sloganları atınca Tayyip Erdoğan şöyle diyormuş: ‘İyi oldu, 12,5 milyon üyemiz var, korkarlar. CHP gelirse bizden hesap soracakmış derler, evladının işinden korkar, torununun mülakatından korkar, CHP’den korkar, döner yine bize oy atar diyormuş. Buradan AKP’nin seçmenine, yoksulluğu sömürülerek üye yapılanlara, torununun mülakatı hatırına kaydolanlara, başka sebeple yazılanlara ya da ‘İyi olur’ diye düşünüp, televizyona bakıp aldanıp ama bugün pişman olanlara diyoruz ki; bundan sonraki seçim Cumhuriyet Halk Partisi’nin kazanacağı ama kimsenin kaybetmeyeceği seçimdir.
‘DERHAL KURTARACAĞIZ’
AK Parti’ye oy vermiş, kaydolmuş kimse korkmasın. Bir tek hırsızlar korksun, yolsuzlar korksun, çeteler korksun. Talimat verenler, talimatı alıp da adaleti katledenler korksun. Onlardan hesap soracağız. Biz emekliye zam isteriz. ‘Para yok.’ Asgari ücrete zam isteriz. ‘Para yok.’ Memur emeklisine zam isteriz. ‘Para yok.’ Çiftçiye destek isteriz. ‘Para yok.’ Darbeye gelince para var. Biz bugün bu meydandayken, evlerde kullandığımız doğalgaza yüzde 25 zam yaptı Erdoğan. Geçen ay 2 bin lira gelen doğalgaz faturası, bu ay 2 bin 500 lira gelecek ve bunun bir tek sebebi var. O da bu darbedir, bu darbecilerdir. Bu darbecilerden hesap soracağız. Bu milleti bu iktidardan derhal kurtaracağız.
‘ERDOĞAN ADAYIMI BIRAK’
Birileri ‘Terörsüz Türkiye’ diyor. Elbette Cumhuriyet Halk Partisi de tarihsel bir tutarlılıkla ‘Terör bitsin, barış gelsin. Analar ağlamasın. Kimsenin anasının gözünden yaş akmasın. Bu ülkenin parası teröre değil; hizmete, emekliye, emekçiye, öğrenciye, esnafa, çiftçiye gitsin istiyoruz. Ancak sadece ‘Terörsüz Türkiye’ demekle olmuyor. Terörsüz ve demokratik Türkiye istiyoruz. Terörsüz, çetesiz ve mafyasız bir hukuk devleti istiyoruz. Biz milletin birliğini, huzurunu savunuyoruz. Ama bu yapılanlar birliği bozuyor, huzuru kaçırıyor. Biz adalet istiyor, hukuk istiyoruz. Bu adaletsizlikler esas iç cepheyi zayıflatıyor. Birileri iç cepheyi kuvvetlendireceğine, Silivri’nin iç avlularını kuvvetlendiriyor. Artık birlik için, beraberlik için, zenginlik için adalet istiyoruz. ‘Hak’ diyoruz, ‘hukuk’ diyoruz, ‘adalet’ diyoruz. Bir yandan Türkiye’nin görmediği mitingleri yaparken, diğer yandan dünya siyasi tarihinin en büyük imza kampanyasını yapıyoruz. Sizlerin emeği, gayretiyle imza sayımız 20 milyonu geçti. Emeklerinize sağlık. Hedefimiz; Erdoğan’ın aldığı oydan fazla imzayla, ona dünyanın gözü önünde dünya siyaset tarihinin en büyük güvensizlik oyunu vermek. Bu milletin karşısına çıkamayacak halde olan Erdoğan’a seslenmek istiyoruz: Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.
‘BUTLAN’ TARTIŞMALARI
Size söz veriyorum. O sandık gelecek, Erdoğan gidecek. İktidar gelecek, huzur gelecek, adalet gelecek. Bir talep, bir çağrı, bir meydan okuma sonra da bir teşekkürüm var. Talebimiz şunadır. Diyoruz ki; biz birbirimize güveniyoruz, babamıza, eşimize, belediye başkanımıza güveniyoruz. Arkadaşlarımıza güveniyoruz. Erdoğan’a sesleniyorum: Eğer sen de o savcına, o başsavcına güveniyorsan kaçma, yargılamaları TRT’den canlı yayınlayın. Biz buradayız, kendimize güveniyoruz. TRT’den verin ki millet iftirayı da duysun, cevabını da görsün. Biz buradayız, hodri meydan. 19 Mart’ın 104’üncü, 23 Mart’ın 100’üncü gününde bugün buradaysak, Türkiye’de 30 dev miting yaptıysak, bu binada bir kayyım değil de İstanbul’un seçtiği bir belediye başkanvekili oturuyorsa, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında bir kayyım, bir butlan yoksa bunların hepsini o 19 Mart günü, ‘Ne olacaksa bugün burada, bu gece burada olacak’ deyip de çağırdığımızda, sabahın erken saatlerinde Vatan Emniyet’in önünde toplanan Cumhuriyet Halk Partililer ve İstanbul’un bütün demokratları ve o gün üniversitesinin önünde Beyazıt Meydanı’nda toplanan İstanbul Üniversiteliler, bariyerleri yıkıp da geldiniz, omuz omuza geldiniz, buraya gelip, bu tarihi binanın önünde ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz’ diye seslenerek sloganlarla, ‘İstanbul buraya’ dediniz.
ÜNİVERSİTELİLERE TEŞEKKÜR ETTİ
Teşekkürler İstanbul Üniversitesi. Teşekkürler Boğaziçi. Teşekkürler Yıldız Teknik Üniversitesi. Teşekkürler Marmara Üniversitesi. Galatasaray Üniversitesi’ne teşekkür, Mimar Sinan’a teşekkür. Teşekkürler İstanbul Teknik Üniversitesi. İstanbul’un dört bir yanından koşup gelen, vakıf üniversitelerinin öğrencilerine bu sesi başta Ankara’da duyan ODTÜ’lülere, Gazililere, bütün Türkiye’nin gençlerine teşekkür ediyoruz. Geleceğinize sahip çıktınız. Sizi seviyoruz, her birinize yürekten teşekkür ediyoruz. O gün Beyazıt’tan buraya yürüyenler yine burada mı? Yürümeye devam edelim mi? İktidara hep birlikte gidelim mi? Haramileri yollayıp halkın iktidarını hep birlikte kuralım mı? Hazır mıyız? Hazır mıyız? O zaman yürüyelim arkadaşlar. Hep beraber yürüyelim.”
