İslamcı yazar: Bu tarikatların hepsi aynı!

Uşşaki tarikatı şeyhinin çocuk tacizinin ardından tarikat gerçeği yeniden tartışma konusu oldu. İslamcı yazar ve tarihçi İsmail Nacar, tüm tarikatların böyle olduğunu söyledi.

İslamcı yazar: Bu tarikatların hepsi aynı!

Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah'ın müridinin 12 yaşındaki kız çoğunu tacizden tutuklanmasının ardından yeniden gündeme gelen tarikatlar sorunu tartışılmaya devam ediyor.

İslamcı camiada tanınan yazar ve tarihçi İsmail Nacar, Fatih Altaylı'nın “Bazıları bütün tarikatlar böyle değil diyebilir biz nereden bilelim hangisi böyle hangisi değil” soruna "Bunların arasında öyle olmayanı yoktur. Hepsi aynıdır. Hepsinde türlü rezalet vardır” diye yanıt verdi.

Haber Türk yazarı Fatih Altaylı, Naca ile yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı.

Yazının satır başları şöyle:

"Sapkın tarikat şeyhi ile ilgili yazımda “Bazıları bütün tarikatlar böyle değil diyebilir biz nereden bilelim hangisi böyle hangisi değil” deyince İslamcı yazar ve tarihçi İsmail Nacar aradı.

Epeydir sesi soluğu çıkmıyordu.

Aramasına şaşırdım.

Meğer çok kısa ve öz bir bilgi vermek için aramış:

“Sizin bu tarikatlarla işiniz olmadığı için bilmezsiniz ama benim ömrüm bunlarla mücadele ile geçti. Çünkü İslam’da yerleri yoktur. Ve diyorsunuz ya hangisi öyle hangisi değil ne bilelim. Ben size söyleyeyim. Bunların arasında öyle olmayanı yoktur. Hepsi aynıdır. Hepsinde türlü rezalet vardır.”

MECLİS-İ MEŞAYİH

Bu tarikatları yazıyoruz ya!

Korkum ne biliyor musunuz?

Pek yakında bunları legalleştirmek için adım atılmasından korkuyorum.

Şöyle ki, Cumhuriyet öncesinde Diyanet diye bir kurum yoktu.

Memleketin dört yanından fışkıran çeşitli tarikatlara karşı bulunan tek çare bir Meclis’e Meşayih kurmak olmuştu.

1866 yılında alınan bir kararla

Mevlevi Şeyhi’nin başkanlığında, 5 farklı tarikat şeyhi, tarikat ve tekkeleri denetlemek, mali, idari işlerini kontrol altında tutmak ve tarikatlarda kimin posta oturacağını belirlemekle görevlendirilmişlerdi.

1868’den itibaren de sistem işlemeye başlamıştı.

Ancak tartışmalar bitmemiş, Anadolu’daki tarikat rezaleti bir türlü kontrol altına alınamamıştı.

Bugün de korkarım ki bu olan biteni fırsat görüp, Diyanet’in içinde bir Meclis-i Meşayih kurarlar ki, memlekete tek faydası onun başkanının altına da bir Mercedes makam otomobili çekmek olur!