İsmail Gaspıralı ‘dilde, fikirde, işte’ yaşıyor

Büyük Türk düşünürü İsmail Gaspıralı Türk lehçelerinin, yabancı diller yerine birbirlerinden kelimeler alarak zenginleşmesini ve İstanbul Türkçesi esas alınarak ortak bir yazı diline kavuşulmasını sürekli savundu. Onun 'Dilde, fikirde, işte birlik' sözü bugün tam anlamıyla gerçekleştirilmeyi bekliyor.

İsmail Gaspıralı ‘dilde, fikirde, işte’ yaşıyor

İsmail Gaspıralı bilimsel olarak ilk kez Türkler üzerine düşünen, kafa yoran, birlik olmaları gerektiği düşüncesine ulaşıp bunu şekillendiren ve hayatı boyunca savunan önemli bir düşünürdür. Türkçü görüşün ideologlarındandır denilebilir.

Onun 1883’te kurduğu ve 1918’e kadar 35 yıl yayınlanan haftalık Tercüman gazetesi kendi deyimiyle, “Dersaadet’in hamal ve kayıkçılarına, Çin dahilinde bulunan Türk devecilerine ve çobanlarına gazeteyi tanıtmıştır. Kazan’da, Sibirya’da olduğu gibi Tebriz’de ve Horasan’da da Bahçesaray dilini öğrenmeye meyil doğurmuştur.”

Gaspıralı bütün kitaplarında Türk halklarını birlik ve dayanışmaya çağırdı. Sloganı: Dilde, fikirde, işte birlik!

Bu şiar bugün hala gerçekleştirilmeyi beklemekte ve ortaya atıldığı zamanlardaki canlılığını korumaktadır.

İSMAİL GASPIRALI KİMDİR?

İsmail Mirza Gasprinskiy (İsmail Bey Gaspıralı) 20 Mart 1851’de Kırım Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de doğdu. Annesi Fatme Sultan köklü bir mirza ailesinin kızıydı. Babası Mustafa Alioğlu Gasprinskiy de Çarlık ordusundan emekli teğmen rütbesini taşıdığı için küçük İsmail zadegân sınıfına mensuptu. Öğrenim hayatına mahallî Müslüman mektebinde başlayan İsmail, tahsilini bir Rus okulu olan Akmescit Erkek Gimnazyumu’nda sürdürdü. Bunu müteakip, önce Voronej’deki, daha sonra da Moskova’daki Harbokulu’na kaydoldu.

Gaspıralı İsmail Bey Yalta’da öğretmenken bütün Rus klasiklerini okuma olanağı bulmuştu -1869

Özellikle Moskova’daki askerî tahsil yıllarında genç İsmail dönemin Rus fikir hayatını ve aydınlarını yakından tanımak imkânını buldu.

Tanıştığı Rus aydınlarına derin saygı duymakla birlikte, o yılların Moskovası’nın anti-Türk karakterdeki Pan-Slavist atmosferi onda aksi tesir doğurdu. 1867’de devam etmekte olan Girit isyanında Rum asilere karşı mücadele eden Osmanlı askerlerine katılmak arzusuyla yakın arkadaşı Mustafa Mirza Davidoviç ile birlikte gizlice Türkiye’ye geçmeye teşebbüs ettiyse de, Odesa’dayken yakalandı.

Gaspıralı İsmail Bey Yusuf Akçura ile

Gaspıralı, 1868’de Bahçesaray’a dönerek, buradaki ünlü Zincirli Medrese’de Rusça muallimliğine başladı. Bu arada kendisini yoğun bir şekilde Rus edebî ve felsefî eserlerini okumaya verdi. 1872’de Kırım’dan ayrılan Gaspıralı İstanbul, Viyana, Münih ve Stuttgart üzerinden Paris’e gitti. Paris’de geçirdiği iki yıl içinde ünlü Rus yazarı İvan Turgenyev’e asistanlık yapmak da dahil çeşitli işlerle hayatını kazandı. 1874’de öteden beri içinde yatan Osmanlı zâbiti olma arzusuyla İstanbul’a geldi. Ceride-i Askeriye’de tercüman olarak çalıştı.  İstanbul’da kaldığı yaklaşık bir yıllık zaman zarfında, çok istediği zabit olma fikrini gerçekleştiremedi ve Kırım’a geri döndü.

İsmail Gaspıralı, Hasanbey Zerdabi ve Alimerdan Topçubaşov. (Bakü, 1903)

Gaspıralı Müslüman Türk kızlarının eğitiminde de öncülük yaptı. İlk usûl-i cedîd kız mektebini ablası Pembe Hanım Bolatukova’ya 1893’te Bahçesaray’da açtırdı. 1905 yılı sonlarında Bahçesaray’da yayın hayatına giren Âlem-i Nisvân (Kadınların Dünyası), sadece Kırım Tatarları’nın değil bütün Rusya Türkleri’nin tarihlerindeki ilk kadın dergisi oldu ve Gaspıralı’nın sahipliğinde kızı Şefika Gaspıralı’nın idaresinde bir yıl kadar yayımlanabildi. Rusya’daki Türkler’in ilk çocuk dergisi olan Âlem-i Sıbyân da ilk defa Mart 1906’da Tercüman’ın ilavesi olarak okuyucuya sunulmaya başlandı. Derginin yayımı düzensiz aralıklarla 1915’e kadar sürdü. Birinci sayısı Nisan 1906’da yayımlanan mizah dergisi Ha Ha Ha ise ilginç içeriğine rağmen uzun ömürlü olamadı ve muhtemelen beş sayı çıkabildi.

1890 yılına ait bu fotoğrafta, soldan: Zühre Hanım, Gaspıralı İsmail Bey ve Fatma Hanım ile Rıfat ve Şefika Gaspıralı

Nihayet 1883 yılının 10 Nisan günü Bahçesaray’da Tercüman gazetesini çıkardı. Gazete bütün Türk dünyasına yayıldı ve büyük heyecan uyandırdı. Bu gazete Gaspıralı’nın sevgili eşi ve ateşli bir Türkçü olan Zühre Hanım’ın mücevherleri ile çıkmıştır. Zühre Hanım 1903 yılında ölmüş ve Bahçesaray’da Menli Giray türbesine gömülmüştür.

EşiZühre Hanım’ın evlilik günlerindeki fotoğrafı

Gaspıralı Türk lehçelerinin, yabancı diller yerine birbirlerinden kelimeler alarak zenginleşmesini ve İstanbul Türkçesini esas alınarak ortak bir yazı diline kavuşulmasını sürekli savundu. Onun “Dilde, fikirde, işte birlik” sözü bugün de bütün Türk dünyasının ülkü ve ilkesi olmak değerindedir.

Gaspıralı hem yazdı hem de yılmadan, usanmadan Türk dünyasını gezerek konferanslar verdi. Onun tesirinde yetişen gençler Türk dünyasının her yanında çeşitli gazeteler ve kitaplar yayımladılar.

Şefika Gaspıralı’nın kızkardeşi Nigâr Hanım (sol başta), yakın arkadaşları Leyla ve Meryem Bulutçuk kardeşlerle birlikte

İsmail Gaspıralı 11 Eylül 1914* günü vefat etti. Cenazesi büyük bir cemaatle kaldırıldı ve eşinin yanına defnedildi.

İsmail Bey Gaspıralı Pariste-1872

Eserleri : Rusya Müslümanları (1881), Mirât-ı Cedid (Bahçesaray, 1882), Avrupa Medeniyetine Bir Nazar-ı Muvazene (İstanbul, 1885), Hâce-i Sıbyan (Bahçesaray, 1893) , Atlaslı Cihannâme (Bahçesaray, 1894), Mekteb ve Usul-ü Cedid Nedir (Bahçesaray, 1894) Dârürrahat Müslümanları yaki Acaib-i Diyâr-ı İslâm (Bahçesaray, 1909) Halebâ Vebası ve onun Daru devası, Bahçesaray.

Gaspıralı kimi yakın dost ve arkadaşlarıyla

1896…Bahçesaray Polis Müdürü Ukrayna asıllı Aleksandr Grigoryev İvanenko’nun küçük kızı Olga’nın yaşgünü partisine katılanlar… Şefika Gaspıralı en öndeki çocuklardan soldan ikinci (siyah kıyafetli), arkasındaki siyah kıyafetli hanım ise Ukraynalı öğretmen Ekaterina Vasilevna.

24 Eylül 1914 (63 yaşında) öldüğü gün evi.

Gaspıralı İsmail bey’in cenaze töreni

Gaspıralı İsmail bey’in cenaze töreni

Gaspıralı İsmail bey’in cenaze töreni