Üst düzey İsrailli bir yetkili ülkesinin uzun süredir istediği Siloam Yazıtı’nın Kudüs’e getirilmesini Türkiye’nin kabul ettiğini iddia etti.
İbranice yayın yapan Zman Yisrael’e konuşan yetkili, şu an İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 2 bin 700 yıllık Siloam Yazıtı’nın İsrail’e iade edileceğini belirtti. Söz konusu tarihi eser Kral Hezekiya’nın Kudüs’e inşa ettiği tünelin kanıtı olarak gösteriliyor. Bu tünel inşaatı İsrail’in Kudüs’le bağının çok eskiye dayandığının sembolü olarak görülüyor.
Var olan en önemli İbranice yazıtlardan biri olarak kabul edilen Siloam Yazıtı’na yönelik gelişme İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog bu hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmek üzere Ankara’ya geldi ve bu, 14 yıldır İsrail’in Türkiye’ye üst düzeydeki ilk ziyareti.
Independent Türkçe’nin aktardığına göre yetkili bu jestin karşılığında İsrail’in şu an ülkedeki bir müzede tutulan, tarihi ve dini açıdan önemli bir eseri Türkiye’ye göndermeyi teklif ettiğini söyledi. Açıklamaya göre bu jest Herzog ve Erdoğan’ın görüşmeleri sırasında dile getirilmese de iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasında düzenlendi.
Türkiye’den habere yönelik herhangi bir doğrulama gelmedi.

YAZITIN HİKAYESİ
Yazıtla ilgili internet kaynaklarında şu bilgiler yer alıyor:
“Milattan önce 8. yüzyılda Kudüs kralı Yahudi Hezekiya, topraklarını hızla genişletmekte olan Asurlular’ın Kudüs’ü işgal niyetinde olduğunu düşünerek şehrin önemli su kaynaklarından birini surların içine taşımaya karar vermişti. Suyu Kudüs surları içerisindeki Siloam Havuzu’na taşıyacak tünel projesi böyle başladı. İki ayrı yönden tüneli kazmaya başlayan işçiler bir süre sonra yerin altında, orta yerde karşılaştı. Dönemin önemli su yollarından birinin tamamlandığı bu anı ölümsüzleştirmek isteyen işçiler duvara yerleştirdikleri taşlardan birine bu olayı İbranice olarak not ettiler.
Olaydan 2 bin 600 yıl sonra, Osmanlı egemenliğindeki Kudüs’te ilginç bir olay yaşanır. 1880 yılında 16 yaşındaki bir genç, o dönem yeni keşfedilmiş olan Hezekiya Tüneli’nin duvarlarında elini gezdirirken tünelin orta yerinde söz konusu yazıt taşını keşfeder. Durumdan haberdar olan bir tüccar 1890 yılında yazıtı bulunduğu yerden kırarak koparır ve çalar. Devreye İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu Osman Hamdi Bey girer. Osmanlı’nın Kudüs sancağındaki İbrahim Hakkı Paşa’yı durumdan haberdar ederek yazıtı bulmak için tüm birimleri seferber eder. Çok geçmeden yazıt bulunur ve eser, tarihi yarımadada güven içinde sergilenmesi için İstanbul’a getirtilir.”
NE YAZIYOR?
Yazıtta yazanlar şöyle:
1. satır: …kazısı; kazı nasıl yapıldı; daha….
2. satır: Kazmalar aynı doğrultuda ve birbirine karşı idiler. Kanalın açılmasına üç endaze kala sesler işitildi.
3. satır: Bu sesler karşılıklı olarak birbirine bağıranların sesi idi. Çünkü orada kuzey ve güneyinden açılan tünel birleşiyordu. Ve o gün
4. satır: Kanal açılmış oldu. Tünelin açılması ile her iki taraftaki işçiler ve kazmaları karşılaştılar.
5. satır: Sular kaynaktan bin endaze uzaklıktaki havuza aktı ve
6. satır: İşçilerin başları üstündeki kayanın yüksekliği yüz endaze idi.
Ülke değil, ki çiftlik!!! Ağa ne derse, O!
Babasının malı gibi ormanları, sahilleri, kamu arazilerini, vatandaşlığı satıyorlar. Şimdi sıra arkeolojik eserlere mi geldi? Belki de çoğu yerinde bile değil.
Eğer israil ve yahudi lobileri bu eserin karşısında mavi vatan doktorini ve 12 adamızı geri almasını desteklese çok fenada olmaz. Aslında pazarlıkta bir şey veripte bir şey alacaksın. Düşünün, milli mücadele döneminde eğer ruslarda devrim olmasaydı ve yunan kralı, çiftliğinde bir maymun saldırısında ölmeseydi atatürkün mücadelesini destekleyecek uluslararası arenada müttefiki olmazdı, bu olaylar allahın bize verdiği destekler idi, atatürkün yolunu allah açtı. Yine düşünün bize karşı çelik gibi beraber olan batı cephesini allah çatlak veriyor bunu iyi kullanmak bizim vazifemiz. Mavi vatan, 12 ada ve kuzey ırak ve suriye (yanı misak-i milli sınırları) geri alınmalıdır, bu birinci aşama. İkinci aşamada batı trakya ve güney azerbaycan geri alınıp ve kuzey azerbaycan ile tran federasyonu kurmak sonra üçüncü ve dördüncü aşamalar
inşalah tek verdikleri yukardaki tablettir.
Babanızın alını mı veriyosun.. Cezası ağır olacak…
2nci Abdulhamid Han başta olmak üzere diğer padihşahlarda öyle yapardı, zaten buradan da görüleceği üzere Ağam kimi örnek aldığını birkez daha görmüş olduk.Benim asıl merak ettiğim, haberin içeriğinde geçen onların müzesinde olan ve bizler için çok önemli dini ve milli anlamlar taşıyan ; bizlere verecekleri ifade edilen şeyin ne olduğu? Çünkü böyle birşeyi kabul etmemeliyiz;o neyse yeri KUDÜS kalmalı..Orası için biz çok maddi ve manevi emek harcadık.! Sen tutup bir de sana bu yakışır diye Kudüs Kanuni kapısındaki 4 aslan kabartmasını veya, kardeşim ekonominiz belki düzelir diye Kubbet-ül Sahra’nın altın kubbesini falan vermeye kalkmasınlar? Yani ,aklımda deli sorular;neyi verceklermiş ki bize ?