Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, İsrail’in “pager” isimli çağrı cihazlarına sızması sonucu 9 kişi öldü, 200’ü ağır olmak üzere yaklaşık 2 bin 800 kişi de yaralandı.
NNA’dan yapılan açıklamada, “Beyrut’un güney banliyöleri ile Lübnan’ın birçok bölgesinde benzeri görülmemiş düşmanca bir güvenlik olayı yaşandı. Yüksek teknoloji kullanılarak taşınabilir pager sistemleri patlatıldı ve çok sayıda yaralı olduğu, yaralıların hastanelere nakledildiği bildirildi.” ifadeleri kullanıldı.
Lübnan’da bazı çağrı cihazlarının, sahiplerinin üzerindeyken patladığı anlar sosyal medyaya yansıdı.
Görüntülerde, taşınabilir cihazların sinyal vermesiyle sahipleri tarafından ellerine alındığı ve bu esnada infilak ettiği fark ediliyor.
Yaralanan çok sayıda kişinin Hizbullah mensubu olduğu kaydedildi.
SAĞLIK BAKANI CAN KAYBINI AÇIKLANDI
Lübnan Sağlık Bakanı Firas el-Ebyad, çağrı cihazlarının patlatılması nedeniyle biri çocuk 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 200 kadarı ağır yaklaşık 2800 kişinin yaralandığını açıkladı.
Ebyad, Lübnan’da akşam saatlerinde Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılmasıyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, biri çocuk 8 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 2800 kişinin yaralandığını söyledi.
Bakan Ebyad, yaralanmaların çoğunun “el veya karın bölgesinde gerçekleştiğine” dikkati çeken Ebyad, yaralılardan 200’ünün durumunun ağır olduğunu belirtti.
HİZBULLAH’TAN AÇIKLAMA
Lübnan Hizbullahı, ülke genelinde mensuplarının kullandığı çağrı cihazlarının patlamasından İsrail’i sorumlu tutarak bu saldırıya karşılık vereceğini duyurdu.
Hizbullah, yaptığı yazılı açıklamada, “yürüttükleri araştırma ve ellerindeki bilgilerin ışığında ülke genelinde sivilleri de hedef alan çağrı cihazlarının patladığı saldırıdan tamamıyla İsrail’i sorumlu tuttuğunu” kaydetti.
Açıklamada, İsrail’in “bu günahkar saldırı için ister beklesin ister beklemesin hakkı olan cezayı alacağı” belirtildi.

10 MENSUBUNUN DAHA ÖLDÜĞÜNÜ AÇIKLADI
Hizbullah, daha sonra da sosyal paylaşım platformu Telegram üzerinden konuya ilişkin bir dizi açıklama yaptı.
Açıklamalarda, 10 Hizbullah üyesinin daha yaşamını yitirdiği ifade edilirken, ölenlerin isimleri ve doğum tarihleri şu şekilde sıralandı:
Necib Abdulhuseyn Aladdin “Ali Mazlum” (1991), Hasan Muhammed Yasin “Yamin” (1986), Hüseyin Ahmed Menteş “Salah” (1994), Muhammed Zekeriya Abbas “Haydara” (1986), Abbas Bilal Munim “Mirza Mehdi” (1996), Muhammed Mehdi Ali Ammar “Zülfikar” (1985), Hüseyin Ali Aladdin “Zekeriya” (1989), Hüseyin Eyyub Fakih “Bakır” (1988), Abbas Fadl Yasin “Ebulfadl” (1993) ve Mehdi Abbas Semhat “Cevad Matuk” (1995).
Hizbullah, dün Lübnan’da çağrı cihazlarının patlatılmasının ardından yaptığı açıklamada, iki mensubunun öldüğünü duyurmuştu.
Hasan Ahmed Muhammed ile Yusuf Madi’nin hayatını kaybettiği aktarılan açıklamada, Muhammed ile Madi’nin nerede ve hangi sebeple öldüklerine ilişkin ise bilgi verilmemişti.
İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullahı arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana devam eden çatışmalar ve karşılıklı saldırılarda yaşamını yitiren Hizbullah mensuplarının sayısı 453’e çıktı.
İSRAİL NASIL YAPTI?
İsrail Dış İstihbarat Servisi MOSSAD’ın, Lübnan’da infilak ettirilen çağrı cihazlarının pillerine patlayıcılar yerleştirdiği ve söz konusu cihazların 5 ay önce ithal edildiği öne sürüldü.
Sky News Arabia’nın ismi paylaşılmayan kaynaklara dayandırdığı haberinde, MOSSAD’ın “Hizbullah’ın çağrı cihazlarına önceden ulaştığı ve pillerine patlayıcı madde yerleştirdiği” iddiasına yer verildi.
Haberde, MOSSAD’ın patlayıcılar yerleştirdiği pillerin sıcaklığını uzaktan yükselterek cihazları infilak ettirdiği de ileri sürüldü.
Katar merkezli Al Jazeera televizyonunun da Lübnanlı güvenlik kaynağından aktardığına göre, cihazlara yerleştirilen patlayıcı 20 gramın altında ve infilak ettirilen cihazlar 5 ay önce ithal edildi.

Konuyla ilgili sosyal medyaya yansıyan ve Hizbullah mensuplarının kullandığı iddia edilen 3 modelin ismi yoğun etkileşime girdi.
Buna göre, söz konusu çağrı cihazı modellerinin ikisi ABD, biri ise Tayvan menşeli şirketler tarafından üretilmiş ürünler.
Cihazlardan biri, ABD menşeli ve 1900’lerin başından bu yana telefon ve diğer iletişim cihazlarını üreten Motorola’ya ait.
Ancak olayın yaşandığı günün akşamına kadar, Hizbullah mensuplarının üzerinde patladığı veya hasar aldığı teyit edilmiş, doğrudan Motorola markası görünen çağrı cihazlarının görselleri sosyal medyada dolaşıma girmedi.
Yine Motorola’ya bağlı “Teletrim” markalı cihaz paylaşımları yapılmasına karşın bu görsellerin sağlam cihazlara ait olduğu fark edildi.

Sosyal medyada paylaşılan son cihaz ise Tayvan menşeli “Apollo Gold” şirketi tarafından üretilen ve Hong Kong menşeli “Apollo Systems HK” şirketi tarafından satılan “Gold Apollo Rugged Pager AR924” model ürün.
Paylaşımlarda parçalanmış ancak model bilgileri okunabilen Apollo marka çağrı cihazlarının görselleri yer aldı.
Apollo Systems HK, resmi internet sitesinde, dijitalleşen sağlık sektörü ve bakım tesislerinde olmak üzere dünya çapında birçok sektöre çağrı cihazı ve iletişim sistemleri sağladığını belirtiyor.
Şirket ayrıca, sağlık çalışanları, müşteriler ve yöneticilere uluslararası alanda güvenilir iletişim, sistem tasarımı ve ağ destekli çözümler sunduğunu bildiriyor.
Öte yandan söz konusu şirketler, bu cihazlarının satışını cep telefonları ve internetin yaygınlaşması nedeniyle uzun süre önce durdurdu. Buna karşın bu modellerin ikinci el satışları olduğu görülüyor.
ABD’DEN AÇIKLAMALAR
Saldırı sonrası ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in Hizbullah ile yaşanan gerilimi görüşmek için İsrail’i ziyaret etmesinin beklendiği bildirildi.
ABD’nin “Axios” haber platformu, Austin’in 22-23 Eylül’de İsrail’i ziyaret etmesinin beklendiğini aktardı.
Adı açıklanmayan İsrailli ve ABD’li yetkililere dayandırılan haberde, Austin’in İsrail ziyaretinde gündemin Hizbullah ile yaşanan gerilim olduğu belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, günlük basın brifinginde, Hizbullah unsurlarının kullandığı çağrı cihazlarının patlatılmasıyla ilgili güncel gelişmeleri değerlendirdi.
Miller, “ABD’nin bu işle bir ilgisinin olmadığını söyleyebilirim. ABD, bu olayla ilgili önceden bilgi sahibi de değildi. Şu anda olayla ilgili bilgi topluyoruz.” ifadesini kullandı.
Hizbullah tarafından söz konusu olayın sorumlusu olarak İsrail’in gösterilmesiyle ilgili sorulara da yanıt veren Miller, olayın halen yeni olduğunu ve nasıl gerçekleştiğiyle ilgili bilgi topladıklarını vurgulayarak, “Şu anda bunun ötesinde herhangi bir değerlendirmemiz yok.” dedi.
Israrlı sorular karşısında saldırının sorumlusunun İsrail olup olmadığına ilişkin yorum yapmaktan kaçınan Miller, “ABD Dışişleri Bakanı Blinken bölgedeyken böyle bir saldırı yapmak sizce de bölgede ABD’nin tansiyonu düşürme çabalarına zarar vermiyor mu?” şeklindeki bir soruya yanıt vermekten kaçındı.
Miller, İsrail’in bu saldırıyla ilgili zamanlamayı özellikle seçtiği yönündeki önermeler hakkında herhangi bir yorum yapmayacağını ve yargı içeren bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu söyledi.
‘HİZBULLAH MEŞRU HEDEFTİR’
Öte yandan, ABD Dışişleri Sözcüsü Miller, bir soru üzerine Hizbullah’a yönelik söz konusu saldırının “meşru” olduğunu savundu.
Miller, ABD’nin gözünde Hizbullah’ın bir “terör örgütü” ve bu sebeple “meşru bir hedef” olduğunu ve İsrail’in, Hizbullah karşısında kendini savunma hakkı bulunduğunu söyledi.
ABD’li sözcü, Hizbullah’ın meşru bir hedef olup olmadığı sorusuna, “Bu olay özelinde söylemiyorum çünkü halen bilgileri topluyoruz fakat genel anlamda evet, elbette; sivillere yönelik terör saldırıları düzenleyen Hizbullah militanlarını hedef alan operasyonları destekliyoruz. İsrail terörizme karşı kendini savunma hakkına sahiptir, sivillere karşı değil ama teröristlere karşı bu hakka sahiptir.” yorumunu yaptı.
Söz konusu olayın bölgedeki tansiyonu artırdığını kaydeden Miller, ABD olarak bölgede tansiyonun düşmesini istediklerini ve diplomatik bir çözüm bulunması için çaba gösterdiklerini kaydetti.
BEYAZ SARAY: OLAYLA İLGİMİZ YOK
Diğer yandan günlük basın brifinginde olayla ilgili soruları yanıtlayan Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, ABD’nin, saldırılarla herhangi bir ilgisinin olmadığını belirtti.
Jean-Pierre, “Eğer ‘ABD’nin olayla ilgisi var mı?’ diye sorarsanız, hayır, ABD’nin dahli yok. Ayrıca Lübnan’da yüzlerce çağrı cihazının patlaması olayından önceden haberdar değildik. Bu olay, farkında olduğumuz bir şey değildi.” dedi ve bunun ötesinde yorum yapmayacağını söyledi.
ABD’li sözcü, yönetim olarak İsrail ile Hizbullah arasında gerginliğin tırmanmasını ve bölgesel bir çatışmaya dönüşmesini istemediklerini de kaydederek, “Bu spesifik olayla ilgili spekülasyona girmek istemiyorum ancak İsrail ile Hizbullah arasındaki Mavi Hat boyunca yaşanan çatışmalar konusunda diplomatik bir çözüm olması gerektiğine inanıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
İSRAİL ABD’YE ‘HABER VERMEMİŞ’
ABD’nin “Axios” haber platformunun iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail’in Lübnan’daki çağrı cihazlarını patlatmadan önce Biden yönetimine bilgi vermediği iddia edildi.
Konuya ilişkin bilgi sahibi olduğu belirtilen bir kaynağa göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, üst düzey kabine üyeleri ve güvenlik kurumlarının başkanlarıyla hafta başında yaptığı güvenlik toplantısı sırasında söz konusu saldırı onaylandı.
İsmi paylaşılmayan bir İsrailli yetkili de Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın gün içerisinde Tel Aviv’deki ordu komuta merkezinde birkaç saat görüştüğünü belirtti.
Haberde başka bir kaynağın ise İsrail’in Hizbullah ile çatışmayı yeni bir aşamaya taşımak için söz konusu saldırıyı yaptığı ancak tam kapsamlı bir savaş seviyesine ulaşmamaya çalıştığı yorumuna yer verildi.
cep telefonuda patlaya bilir o zaman saatli bomba taşıyoruz resmen
şu ülkedeki en büyük nimet bazı dönemlerde can yaksa da ortadoğuya nispetle var olan huzur ortamı. ülkeyi akpden devralması muhtemel, içinde dempkknın da olduğu zihniyet umarım bize bu günleri de aratmaz.