İşte vize rantının paydaşları... ‘Yetki’ zenginleri

Eray Çelebi yazdı…

İşte vize rantının paydaşları... ‘Yetki’ zenginleri

Özelleştirme basit anlamıyla yalnızca kamu kurum ve kuruluşlarının satışı anlamına mı gelir?

Kritik kurumların özelleştirmesine karşı çıkmadan halkçılığı, devletçiliği savunabilir miyiz? 

Bu ve benzer soruları Turgut Özal döneminden bu yana sormaya başladık. AKP döneminde de gündemimizden düşmedi… 

Çünkü iktidar partisi bu alanda rekorlar kırdı…

1985’ten 2002’ye kadar özelleştirme tutarı 8 milyar dolardı…

Yalnızca 2005 yılında 8,2; 2013’te ise 12, 5 milyar dolar…

Bu süre zarfında Sümerbank’tan Tekel’e, Etibank’tan telekominikasyon sektörüne kadar Türkiye’nin kritik kurumları özelleştirildi. 

Özelleştirmeden vize hizmetleri de payını aldı.

Vize deyip geçmeyin….

Devletin egemenlik yetkisinde olması gereken, bir ülkeye hangi yabancıların gireceği ve ne kadar süreyle kalacağıyla ilgili kararların alındığı bir hizmetten söz ediyoruz. 

Konuyla ilgili Veryansın Tv’de imzamın bulunduğu iki yazı yayımlandı. 

İlk yazıda özetle şunlar vurgulandı: 

-30 Nisan 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle, yabancıların muhatabı yalnızca konsolosluklar değil, Dışişleri Bakanı’nın yetkilendirdiği şirketler oldu. 

-Eskiden yalnızca konsolosluğa harç parası veren bir yabancı ülke vatandaşı, yönetmeliğin ardından vize yetkilisi olarak belirlenecek şirkete de para ödemek zorunda bırakıldı. 

-Yönetmelikle birlikte Gateway isimli şirket 10 ülkede yetkilendirildi ve söz konusu şirketin kasasına bu sayede milyonlarca dolar para girdi. 

İkinci yazıda ise Gateway’den Wellenberg ailesine uzanan küresel vize rantı ve kişisel verilerin nasıl ihlal edildiği ortaya konuldu.

Her iki yazının sonunda Dışişleri Bakanlığı’na şu soruları yönelttik:

Dışişleri Bakanı şirketleri tek başına hangi kriterlere göre belirliyor?

Gateway dışında kaç şirket, hangi ülkeler için yetkilendirildi?

Tahmin edeceğiniz gibi yanıt gelmedi… 

O halde yanıtı biz verelim!

Aslında size hiç de yabancı gelmeyen bir şirketten başlayacağız: Beyaz Holding!  

PAKİSTAN VİZELERİ BEYAZ HOLDİNG’E 

Kanal 7, Haber 7 ve Ülke TV’nin sahibi…

Sadece son 8 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden toplam maliyeti 1 milyar 123 milyonu bulan ihale aldılar.

2004 yılından bu yana İSMEK’in hizmet alımı ihalesini kazanan şirketlerin isimlerinin farklı, fakat hepsinin Beyaz Holding’e bağlı olduğu ortaya çıkmıştı. 

Vize hizmetlerinde de aynı taktik…

Ülke Tur’ın aracı firması Anatolia Travel Services Limited ismiyle Pakistan için Dışişleri Bakanlığı tarafından yetkilendirilmişler! 

Yani Türkiye’ye vize başvurusu yapmak isteyen bir Pakistan vatandaşının Beyaz Holding’e para ödemesi dışında bir seçeneği yok! 

Devam edelim…

LİBYA VE LÜBNAN: ÇAMLICA

Çamlıca Turizm’e bağlı Visa For the Globe şirketiyle…

Libya ve Libnan’dan onlar sorumlu…

Dışişleri Bakanı’nın tercihi bu yönde…

Çamlıca Turizm’in sahibinin kim olduğuna gelince… 

Erdoğan’ın İmam Hatip’ten sınıf arkadaşı Hasan Gürsoy!

Şirket Gürsoy Grup bünyesinde faaliyet gösteriyor. 

ESKİ BAKAN YARDIMCISI'NA YETKİ

Yetkilendirilen farklı bir firmaya geçelim: Mena Vize

Sahipleri yine tanıdık: Eski Sağlık Bakanı Yardımcısı Agah Kafkas ve kardeşi Kani Kafkas!

Şirket 30 Nisan’da çıkan yönetmelikten kısa süre önce kuruluyor: 27 Ocak 2019’da… Kurulur kurulmaz da vize hizmetlerini alıyor… 

Kani Kafkas 2019’da yaptığı açıklamada  "Ana faaliyet alanımız Bağdat. Irak vatandaşlarını mağdur etmeden ve Dışişleri Bakanlığının verdiği yetkiye göre elektronik vize veriyoruz. Bu yıl Irak'taki altyapımızı daha da güçlendirdik." ifadelerini kullanıyor.

Şirket 7 Aralık 2020’de ise “terkin” ediyor, yani kapanıyor.

ŞERİATÇI ÖRGÜTÜN YÖNETİCİSİNE YURTDIŞINDA VİZE GÖREVİ!

Sıradaki firmanın adı TSA Vize

Bu firmaya dikkatinizi çekiyoruz. 

Neden mi? 

Çünkü firmanın Mecit Kılınçarslan isimli yönetim kurulu başkan vekili açık açık şeriat propagandası yapan, Yedi Hilal isimli gençlik örgütünün kurucusu! 

Şaşırmayın, “Bir ülkeyi yabancı bir ülke vatandaşına karşı bir anlamda temsil eden bir firmanın tepesindeki isim, bunu nasıl yapabiliyor” demeyin!

Yapıyor!

Örgüt propaganda videosunda şu çağrıda bulunuyor: 

“Dünya haritasını İslam haritasına çevirmek için ve sancağımızı 7 kıtaya dikmek için gel bu çağın sancaktarı biz olalım”

Aynı videoda “halifeliği yitirmenin acı verdiği”, latin alfabesine geçişin “dilini kaybetmek” anlamına geldiği anlatılıyor. Atatürk’ü isim vermeden eleştirerek…: 

“Halifesini yitirmiş acılı bir coğrafyaya doğduk bugünün gençleri… Bizler kahramanlarını kaybetmiş, dilini(Videoda latin alfabelerine geçiş gösteriliyor) kaybetmiş bir hayatın içinde konuşmaya, yazmaya, yaşamaya çalışıyoruz”

Örgütün manifestosunda da Cumhuriyet düşmanı Said Nursi, “Müslümanların Türkiye’deki ufku” olan isimler arasında tanımlanıyor. 

İnanabiliyor musunuz? İşte bu örgütün kurucusu olan Mecit Kıllınçdarslan’ın başkan vekilliğini üstlendiği şirket Sudan, Cibuti, Etiyopya ve Eritre’de Dışişleri Bakanı tarafından yetkilendirilmiş!

4 AYDA 3 MÜDÜR

Şimdi gelelim son şirkete…

Mısır, Nijerya ve Somali’de “vize aracısı” olan şirketin ismi Eylül ayına kadar MZ Vize….

7 Eylül 2020 tarihinden itibaren ise Voya Vize… 

Pek alışık olmadığımız, ilginç bir detay daha: Şirketin 3’ü 4 ay içinde olmak üzere, son 1 buçuk yılda toplamda 5 kez müdürü değişmiş!

Bir şirket neden ismini değiştirme ihtiyacı duyar ve daha önemlisi neden müdürünü kısa bir zamanda bu kadar çok değiştirir? 

Yanıt sizin… 

Müdürlerden biri de 16 Ocak 2020’de bu göreve gelen Harun Muş

Kim biliyor musunuz? 

AKP’nin eski Beyoğlu İlçe Başkanı!

Şirketin ortakları arasında Fethiye Muş da var. 

Harun Muş ve Fethiye Muş… İki soy isim de tanıdık geliyor…

Sadece soruyoruz: Bu isimlerin kongreden önce AKP Grup Başkanvekili olan Mehmet Muş’la bir akrabalık ilişkisi var mı? 

Şirketin kurulduğundan bu yana değişmeyen ismi ise Salih Çağdaş… 

İSTANBUL İL YÖNETİCİSİNİN ŞİRKETİNE YETKİ!

Çağdaş, geçen ay yapılan kongre öncesi İstanbul’da AKP’nin teşkilatlardan sorumlu İl Başkan Yardımcısı!

2009-2011 yılları arasında AKP Genel Merkez Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı, 2011 seçimlerinde AKP’den milletvekili adayı ve AKP’nin eski yedek MKYK üyesi…

Vize hizmetleri için kimlere yetki verildiği ortada… 

Şeriatçısından AKP’nin tepesindeki isimlere kadar… 

İlan yok, ihale yok! 

Sadece 2019 çıkan bir yönetmelik ve Dışişleri Bakanı’na verilen bir yetki var! 

Kamu gözcü ve sözcülüğünü yerine getirme sorumluluğuyla tekrar soruyoruz: 

Söz konusu şirketlerin vize aracılık hizmeti için yetkilendirilmesinin nedeni ne? 

Kriter AKP’li ya da eş, dost, akraba olmak mı?

Kişisel, gizli kalması gereken yabancıların kişisel verilerine söz konusu şirketlerin ortakları ulaşabiliyor mu? 

Vize gibi devletlerin egemenlik yetkisinde bulunan bir hizmetin özel şirketler aracılığıyla sürdürülmesi güvenlik açısından bir zaaf yaratmaz mı? 

Türkiye dış tehditlerle ve terörle mücadele ederken, kritik bilgilerin özel sektöre açılmasının zararları iyi hesaplandı mı? 

Bitirirken… 

Görüntü şu: Yönetmeliğe göre bütün şirketler Dışişleri Bakanı’nın iki dudağının arasına bakıyor.

Ama dediğimiz gibi görüntü bu, olgu farklı…

Böyle bir yetki tek başına Dışişleri’ne bırakılabilir mi? 

Bu soruya güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiyle yanıt verelim. Bir milletvekili vize hizmetlerinin belirleneceği firmalar hakkında bakın ne diyor: 

“Vize meselesi bizi(milletvekillerini) ve Dışişleri Bakanı’nı aşar, bu şirketleri belirleyen doğrudan Beştepe!”

Ne diyelim, Dışişleri sorularımıza yanıt vermedi, belki Beştepe verir!