1. Haberler
  2. Siyaset
  3. İYİ Parti, PKK bildirisine karşı Lozan’da… Dervişoğlu: İktidar ve ortakları terörle kendilerini eşitlemiş başka bir örgüttür!

İYİ Parti, PKK bildirisine karşı Lozan’da… Dervişoğlu: İktidar ve ortakları terörle kendilerini eşitlemiş başka bir örgüttür!

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısını Lozan Parkı'nda düzenledi. PKK'nın Lozan Antlaşması'nı hedef alan ve Cumhuriyeti 'soykırım' ile suçlayan 'fesih' bildirisine tepki gösteren Dervişoğlu, "Bugün aynı çiçeğin tomurcuğu olarak açan MHP ve DEM, 4 seçim boyunca muhalefeti enfekte ettiler. Biri dışarıdan terörize ederek, biri muhalefetmiş gibi görünerek, biri AKP, diğeri PKK güdümünde siyaseti durmadan zehirlediler" diye konuştu.

featured

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısını, PKK’nın Lozan Antlaşması’nı hedef alan ve Cumhuriyeti ‘soykırım’ ile suçlayan ‘fesih’ bildirisine tepki göstermek amacıyla Lozan Parkı’nda düzenledi.

Dervişoğlu, burada yaptığı açıklamada, “Bugün aynı çiçeğin tomurcuğu olarak açan MHP ve DEM, 4 seçim boyunca muhalefeti enfekte ettiler. Biri dışarıdan terörize ederek, biri muhalefetmiş gibi görünerek, biri AKP, diğeri PKK güdümünde siyaseti durmadan zehirlediler” diye konuştu.

“İktidar ve ortakları terör ve teröristle kendilerini eşitlemiş başka bir örgüttür” ifadelerini kullanan Dervişoğlu, ”Sorularımı sadece iktidar görünümlü örgüte değil, muhalif görünümlü terör sevicilere, oy kaybından korktuğu kadar Türkiye’yi kaybetmekten korkmayanlara, cebinde gezdirdiği kırmızı kartı PKK’nın metnine gösteremeyenlere soruyorum” diyerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e tepki gösterdi.

‘PKK İLE İTTİFAKLARINI BARIŞ DİYE MEŞRULAŞTIRDILAR’

Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün korkunun üzerine cesaretle yürüme günüdür. İstikbal harbimiz cesaret harbidir. O irade işte bugün burada dimdik ayaktadır.

Hepinizin şahsında o kutlu iradeyi selamlıyor. Huzurunuzda saygıyla eğiliyorum. Değerli dava arkadaşlarım. Aslında tarih tekerrür ediyor. Aynı ortaklarla, aynı mutabıklarla ve aynı sözde karşıtlarla 2009 yılında Oslo’da başlatılan, 2015’te güya rafa kaldırılan çözüm süreci arka planda, sınırlarımız dışında olgunlaştırılıp bugüne kadar sinsice getirilmiştir.

Demek ki neymiş? Türkiye ve Türkiye’ye duyulan kin asla bitmemiş. Lozan’ın gizli maddeleri yokmuş ama sinsi düşmanları varmış. Bugün aynı çiçeğin tomurcuğu olarak açan MHP ve DEM 2018’den 2024’e kadar dört seçim boyunca muhalefeti enfekte ettiler. Biri dışarıdan terörize ederek, biri muhalefetmiş gibi görünerek, biri AKP güdümünde, diğeri PKK güdümünde siyaseti durmadan zehirlediler.

Kürdü de, Türkü de, Aleviyi de, Sünniyi de tahrik ve tahkir ettiler. Şimdi bu kirli oyunun giriş ve gelişme aşamaları tamamlanmış, artık sonuç aşaması sahneye konulmuştur. Tek tesellim hiçbirinin gizleyecek ve saklayacak bir şeyi kalmamıştır. Sözde kralları gibi müttefikleri de, danışmanları da, soytarıları da çıplaktır, çırılçıplaktır. Yıllarca PKK yaftasıyla siyaseti kirletip dizayn ederek iktidarda kalanlar bugün PKK ile ittifaklarını barış diye meşrulaştırıyorlar.

‘CUMHURİYET BUNLARA GÖRE KAPATILMASI GEREKEN BİR PARANTEZ’

Bu soysuz ilişkiyi resmileştirip yeni Türkiye’yi kiminle ve nasıl kuracaklarını ilan ediyorlar. Kurulduğu günden itibaren Cumhuriyetle kavgası bitmeyen AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tapu senedi Lozan’la ilgili düşüncesi kime niye düşman olduklarının ve kimle niye ittifak ettiklerinin de bir özetidir.

Cumhuriyet bunlara göre kapatılması gereken bir parantez, milli mücadele özür dilenmesi gereken bir hatadır. Terörsüz Türkiye’den kasıt işte tam da budur. Terörsüz Türkiye terör örgütleriyle ittifakla ve müzakereyle sağlanmaz. Hukukla, adaletle, demokrasiyle ve özgürlüklerle sağlanır.

Olmayan savaşa şimdi bir de barış ilan ediyorlar. O hain ve küçük akıllarıyla planlar yapıp dizide bunlar barışa karşı diye yaftalıyorlar. Her kavramı, her değeri ve duyguyu eğip bükmeye mahirdirler ve alışıktırlar. Demokrasi bunlar için sadece kendilerinin karar aldığı ve konuşabildiği, istemediklerini ise susturdukları rejimin adıdır.

Terör ve terörist bunlar için iktidarlarıyla olan mesafeyle tanımlanır. Onlara yakınsanız yerli ve milli, uzaksanız sizi terörist ilan etmeleri başucu şantajlarıdır. Devlet bunlar için şahıs, aile, danışman ve yandaşları için kar ve makam arpalığıdır. Hukuk bunlar için iktidar ve ortaklarının menfaatlerini gözetmenin yahut bu menfaatlere dönük tehditleri bertaraf etmenin aracıdır.

Adalet bunlar için darül harp sayıp yağmaladıkları memleketin tüm kaynaklarını aralarında paylaşmanın adıdır. Cumhuriyet bunlar için gaspetmekten çekinmedikleri milli iradenin bir günlük oy atma seremonisidir.

‘İKTİDAR VE ORTAKLARI TERÖR VE TERÖRİSTLE KENDİLERİNİ EŞİTLEMİŞ BAŞKA ÖRGÜTTÜR’

Türkiye ise bunlar için bambaşka bir Türkiye’dir. Türksüz, cumhuriyetsiz, hukuksuz, adaletsiz, duyguları sömürülen ve istifade edilen bir acizler memleketidir Türkiye.

Kısaca, iktidar ve ortakları terör ve teröristle kendilerini eşitlemiş başka bir örgüttür. Kavramların içini boşaltan, değerleri yok eden, tarihi çarpıtan, şuur yoksunu arsız bir örgüttür. Aşımıza zehir katıp kaynatılan katranı şeker diye satan örgüttür.

2002 yılından beri yaptıkları budur. Sattıkları sarı, kırmızı, yeşil şekerlerin hepsi aynı katrandandır. Biz bu zehri yemeyiz, bu katranı da yutmayız. Dün iştahla yiyen, bugün aynı iştahla saldıran ve belli ki yarın da yiyecek olan aymazlara da yol ve geçit vermeyiz. Sizin barış ve terörsüz Türkiye diye yutturmaya çalıştığınız, Türkiye’nin geleceğine kurulmuş bir saatli bombadır.

Tapu senedimiz olan Lozan’ı ret ve inkar ederek Türkiye’yi işgalci ve soykırımcı ilan eden, elde ettikleri tüm kazanımları silahlı mücadeleyle sağladıklarını söyleyen, silah bırakmayı Türkiye’den elde edecekleri tavizlere ve beklentilerine uygun yasal ve anayasal düzenlemelere endeksleyen, binlerce evladımızın katiline özgürlük ve siyaset yapma hakkı isteyen, sırtlarını dayadıkları emperyalist güçlerden aldıkları desteklerle hala koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit etmeye kalkışan bu canilerle neyin pazarlığını sürdürüyorsunuz?

‘HANGİ EMELLERİNDEN VAZGEÇMİŞLER?’

Hiç sormak aklınıza gelmedi mi? Hangi emellerinden vazgeçmişler? Üniter yapımıza kast etmeyi terk etmişler mi? Federasyon, konfederasyon, kanton hayallerinden uzaklaşıp ortak vatan teraneleriyle bölünmez bütünlüğümüze darbe vuracak hesaplardan geri duracaklar mı? Bir sorunu aşıyor gibi görünerek Türkiye’yi bölgede ve uluslararası zeminde daha büyük belalarla baş başa bırakmak hedeflerinden cayacaklar mı?

Anayasada ifadesini bulan vatandaşlık tanımına itirazlarını sürdürecekler mi? Şimdi herkes melek pozuna bürünmüş barış havarileri yapıyor. Biz sorgulamaya ve hesap sormaya devam edeceğiz. İktidarın kendi geleceğini kurtarmak ve kendisine zaman kazandırmak amacıyla planladığı ama Türkiye’nin geleceğini karartacak bu teslimiyet ve yıkım sürecine asla ama asla müsaade etmeyeceğiz.

‘BOYNUNA ZİL GEÇİRİLMİŞ KURTLARI ALKIŞLAMAMIZI İSTİYORLAR’

Aziz Türk milleti, değerli dava arkadaşlarım! Ekim ayında başlattıkları son kalkışmanın şimdilik en neticelerini tecrübe ettik. Adım adım gelen bu süreci tam 13 aydır noktasına, virgülüne kadar her mecrada anlattım. Yeni Anayasa martavalı ile başlattıkları hazırlık ve denemenin terör örgütünün bir şekilde Cumhur koalisyonuna katıla katılımıyla sonuçlanacağını da söyledim.

Son bir yıldır bize izlettikleri Anayasa, normalleşme, genişleme, çözüm diye sunulan aşamaların yani sirkin özü budur. Evet bu bir sirktir. Yalanlarla, illüzyonlarla ve hokkabazlıklarla dolu bir sirktir. Bu sirkte yılanların nasıl deri değiştirdiğine şaşırmamızı bekliyor. Boynuna zil geçirilmiş kurtları alkışlamamızı istiyorlar.

‘BU İHANETİ DURDURMAK, KASTEDENLERİN DE HESAP VERMESİNDEN SORUMLUYUZ’

Nice aslan, nice kaplan kamçının sesiyle hoplayıp zıplıyor. Papağanlarsa aynı ezberletilmiş cümlelerle güya akıl veriyorlar. Bu Alamut büyüsünden acilen kurtulmak için bugün burada, yarın meydanlarda sonraki her gün vatanın her sathında toplanmalıyız. Bu delirmişliği durdurmalıyız. Yoksa kurtaracağımız bir cumhuriyet kalmayacaktır. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.

O satıh dün olduğu gibi bugün de bütün vatandır. Büyük Türk milleti! Yüz beş yıl önce 1920’de ya Sevr ya işgal diye dayatıldığında Sevr’in barış olarak sahnelendiği oyun uygun zamanda, uygun mekanda, en elverişli aktörlerle yeniden karşımızdadır. Devşirilmiş başrollerin oyuncularına hiç kimse aldanmasın. Emperyalizmin yapımcısı ve yönetmeni olduğu bu oyunda senaryo, replikler, herkesin rolü tek elden dağıtılmıştır.

Bilinsin ki bugün tepeden tırnağa ihanete dönüşmüş olan bu akışa şayet müsaade edersek 101 yıl önce parçalanan Sevr’in şartları bugünün dünyasının gerçekleri ve sıfatlarıyla hayata geçirilecektir. Garb’ın afakını çelik zırhlı duvarların sarmasını beklemeyeceğiz. İngiliz postallığını, Yunan süngüsünü görmedik diye de kimse bizden şükür beklemesin. Vatanın işgal edildiğini anlamak için düşmanın ekin tarlamıza girmesini bekleyecek vaktimiz yok. Bu ihaneti durdurmak kastedenlerin de hesap vermesinden sorumluyuz.

‘BUGÜN ECDADIMIZA ŞEHİTLERİMİZE LAYIK OLMA GÜNÜDÜR’

Lozan Barış Antlaşması, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastin yıkılışını ifade eder bir vesikadır. Yüz bir yıl önce ya vatan yıkılacaktı ya da o en çetin silahlarla kalkışılan hain suikast. Yüz bir yıl önce, 101 yıl sonra bugün ya vatan yıkılacaktır ya da en namert silahlarla kalkışılan bu suikast. Atalarımızda o suikasti yıktı, şimdi sıra bizdedir. İşte gün bugündür. İşte bugün ecdadımıza ve şehitlerimize layık olmak günüdür.

Bugün istikbal ve cumhuriyetimize kasteden unsurların hepsi karşımızdadır. Gördüğünüz aktörler, isimler, partiler, örgütler Türk uygarlık ülküsünün ebedi muarızları, cumhuriyet fikri ve devletinin ise ezeli karşıtlarıdır.

Erdoğan’ın yeni Türkiye’si işte bunların Türkiye’sidir. Olmayın olmayan savaşın barış cumhuriyete karşı girişilen bir suikast anlaşmasıdır. Af reform değişim diyerek hazırladıkları tezgahın son ürünü de bunların anayasası olacaktır. İfratla tefrit arasında bir cendereye koyar gibi milletimin sıkıştırıldığı yer tam olarak budur. Zaman kalmamıştır. Artık zaman karar zamanıdır.

‘MÜHÜR, GÜÇ ONLARDA AMA UNUTMAYIN VATAN BİZİM DEVLET BİZİM MUSTAFA KEMALLER BİZİMDİR’

Bu kararı verecek olanlarda sizlersiniz. Ya devleti bir şahıs malı yapmak isteyen onlar kazanacak ya cumhuriyet hepimizin diyen bizler kazanacaktır. Ya istibdat dört bir yandan boğazımızı sıkacak ya hürriyet diyen bizler kazanacağız. Ya bu ihanet süreci cumhuriyetimizi yıkacak ya da emanet ne pahasına olursa olsun bizim tarafımızdan korunacaktır.

Mühür onlarda güç onlarda Devlet iradesi onlarda. Devlet idaresi de onlarda. Ama unutmayın. Vatan bizim bayrak bizim devlet bizim cumhuriyet bizim Mustafa Kemaller bizimdir. Ne mutlu Türküm diyene! Ne mutlu Türküm diyene!

‘YOL SİZSİNİZ, AMAÇ SİZSİNİZ, ÇÖZÜM SİZSİNİZ’

Kıymetli genç kardeşlerim beni iyi dinleyin. Sizler yeni nesil değilsiniz. Sizler bu cumhuriyetin genç neferlerisiniz O yüzden size konuşmuyorum. Sizinle konuşmuyorum. Sizle konuşuyor derdimi size anlatıyorum. Sizden iktidarın veya partim için destek talep etmiyorum. Sizi iktidar yapmanın yollarını hep birlikte açmaya davet ediyorum. Ben size yol göstermeyeceğim. Çünkü yol sizsiniz. Size başka bir hedef göstermeyeceğim. Çünkü amaç sizsiniz. Size sorunlardan bahsetmeyeceğim. Çünkü çözüm sizsiniz. Size uzattığım eller açtığım kollar bunadır. Ben bunun vesilesiyim.

‘MUSTAFA KEMAL’İ ALIN VE TAM KARŞINIZA KOYUN’

Milyonlarca aile öyle bir yumruk olalım ki bir daha kendilerine gelemesinler. Bu cumhuriyet, bu vatan bu kavga bu parti bu kürsü sizindir. Söylediğim her doğru sizin sorumluluk ise benimdir. Beni ister abi sayın ister baba, ister arkadaş yahut kardeş sayın fark etmez. Sizler 7 yaşından itibaren her gün okul sıralarında otururken karşınızda duran üç çerçeveye baktınız. Ortada Mustafa Kemal duruyordu. Solda İstiklal Marşımız sağda ise Gençliğe Hitabe asılıydı.

Bugün o tozlu çerçeveleri yerinden sökmek ve yüreklere asmak zamanıdır. Sökün ve elinize alın. İstiklal marşımızı artık o çerçeveden çıkartın. Çünkü hürriyet ve istiklalimize vurulan zincirleri kırmak zamanıdır. Şimdi gençliğe hitabeyi o duvardan indirin ve elinize alın. Artık o hitabenin vazifelerini yerine getirmek zamanıdır ve şimdi Mustafa Kemal’i size bu yukarıdan baktığı yerden alın ve tam karşınıza koyun.

‘ONUN GİBİ MÜCADELE ETME ZAMANIDIR’

Onun hep olmasını istediği gibi bakın ona onunla beraber bir cumhuriyet davası gütmek için. Onunla beraber bir vatan kavgası vermek için artık onun gibi mücadele etmenin zamanıdır. İşte o zaman sevgili kardeşlerim göreceğiz ve göreceksiniz ki yılların biriktirdiği kirlerini söküp atmak çok kolay olacaktır.

Şimdi karşımızda her beş yılda bir dikilen eli değnekli gazeteciler korosu yine aynı menfur besteyi bangır bangır çalıyorlar. Barış geliyor. Hazır olun. Susun. Barışa itiraz olmaz diyorlar. Gençler ölmeyecek. Hukuk devleti gelecek. Demokrasi tesis edilecek. Eşitlik ve adalet olacak diyorlar.

Ve onlara göre hiçbirimizin durun bir dakika demeye hakkı yok. Öyle mi? Devlet anayasasız gayrimeşru şekilde idare edilirken nasıl ve kimlerle anayasa yapılacak diye sormayacağız. Öyle mi? Mavi Vatan diye çıktıkları yolda Kıbrıs’ı kumar masasında bahse yatırıp kaybeden şuursuzlara siz hangi vatandan bahsediyorsunuz demeyeceğiz. Öyle mi?

En temel anayasal hürriyetler insan hakları bir talimatla ve bir telsiz anonsuyla paramparça edilirken özgürlüğü kim getirecek diye bakmayacağız. Öyle mi? Oslolar, Dolmabahçeler 6, 8 Ekim olayları hendeklerle biten süreçler savaş alanına çevrilen şehirler verilen yüzlerce şehit varken biz hangi süreç diye sormayacağız. Öyle mi? Hele de cumhuriyet aşağılanırken yıkılmak istenirken yurttaşlık yerine kulluk dayatılırken vatandaşlığın yerini biat almışken demokrasi gelecek yalanına inanacağız.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Olaya Cumhuriyet cephesinden bakan ve mecliste grubu olan tek parti, Dervişoğlu’nun genel başkan olduğu partidir. Armudun sapı, üzümün çöpü demeden desteklemek gerekiyor.

  2. Güzel demişte bu iş konuşmakla bitmiyor hocam. eylem hareket lazım.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!