James Jeffrey günlerdir Türkiye'de ne işler çeviriyor? Prof. Dr. Hasan Ünal anlattı

James Jeffrey'in Türkiye temaslarını değerlendiren Hasan Ünal, ABD'nin Suriye'deki politikalarına karşı en önemli cevabın Suriye yönetimi ile diyalog geliştirmek olacağını belirtti.

James Jeffrey günlerdir Türkiye'de ne işler çeviriyor? Prof. Dr. Hasan Ünal anlattı
James Jeffrey günlerdir Türkiye'de ne işler çeviriyor? Prof. Dr. Hasan Ünal anlattı

VERYANSIN TV

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey günlerdir Türkiye'de temaslarını sürdürüyor. Terör örgütü PKK/PYD'ye verdiği destekle bilinen Jeffrey, ziyaretinin ilk gününde İstanbul’da Suriyeli 'muhalif' örgüt liderleriyle görüşyü. Daha sonra Ankara'ya gelen Jeffrey Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'la buluştu. İstanbul'a tekrar giden Jeffrey, bugün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile görüştü.

Jeffrey'in ziyaretini ve Türkiye'nin Suriye politikasını Maltepe Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk. İşte Ünal'ın değerlendirmeleri:

TÜRKİYE'NİN SURİYE POLİTİKASI GÜNCELLİĞİNİ YİTİRDİ 

- Jeffrey'in Türkiye temaslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Jeffrey'in ve Amerikanın yapmaya çalıştığı birçok şey aslında bizim dış politikadaki temel bir yanlışımızı istismar etmeye yönelik. O da şu; bunlar Fırat’ın doğusunda PYD’yi devletleştirmek istiyorlar. Bunun içinde Türkiye’yi karşılarına alarak değil, Türkiye’nin Şam yönetimi  ile uzlaşmayacağı varsayımı ile hareket ederek bunu yapıyorlar. Yani diyorlar ki ‘Ankara nasıl olsa Şam ile uzlaşmaz, dolayısıyla biz Ankara’nın Şam ile uzlaşmama politikasını istismar edebiliriz’. Burada haklılar da kendileri açısından.  Çünkü beklentileri şu Türkiye Şam ile uzlaşmamakla kalmıyor bir de başka şeyler talep ediyor. Jeffrey ile yapılan görüşmelerde de bunların ele alındığı anlaşılıyor. Türkiye pozisyonunu yinelemiş o da şu: Türkiye diyor ki: (2015 te belirlenen bir politika aslında) 
- Bütün Suriye’de ateşkes olsun, 
-Suriye’ye yeni bir anayasa getirilisin, 
-Geçici bir hükümet olsun bu anayasa çerçevesinde belki anayasaya geçici maddeler konulacak veya anayasanın yürürlüğe girmesinden önce böyle bir şey olsun. 
-Fiili olarak geçici hükümette mümkünse Esad yer almasın, yer alacaksa mutlaka muhaliflerde yer alsın, 
- Uluslararası gözlemcilerin kontrolü altında seçimler yapılsın.
Bu seçimlerin sonucunda Şam’da kim iktidara gelirse Türkiye ona göre pozisyonunu belirleyecektir.  Fakat bu pozisyonun sürdürülmesi imkânsız. Çünkü alanda karşılığı kalmadı. 2015’de Rusya aktif bir şekilde savaşa girmeden önce Suriye’nin birçok yerinde ‘cihatçılar’ dediğimiz terörist gruplar büyük yarıklar oyuklar oluşturmuştu. Suriye hükümet güçlerine karşı savaşıyorlardı. Fakat onlar tamamiyle yenildi, onlardan kaçarak, tahliye edilerek gelenler İdlib’de bulunuyorlar. Bunun dışında İdlib artı Türkiye’nin kontrolü dışındaki toprakların büyük bir bölümünde (Tanf hariç) Suriye egemenlik kurmuş durumda. Kabaca topraklarının yüzde 60’ından fazla bir bölümde.

ANAYASAYI DEĞİŞTİRMEK PYD’NİN ÖNÜNÜ AÇAR

Şimdi geriye kalan en önemli sorun İblib ve Fırat’ın doğusu… Burada şu konuyu ele almak lazım;

 Türkiye neden Suriye’ye yeni bir anayasa dayatmak konusunda ısrarcı.  Şu anda Suriye anayasası milli devlet esaslı ve üniter yapı üzerine kurulu. Şimdi milli devlet, üniter yapı üzerine kurulu anayasal sistemi değiştirmeye çalışmak demek en basitinden özerk bölgeler oluşturmak anlamına gelir ya da doğrudan federasyona çevireceksiniz anayasayı. Şimdi özerk bölgeler oluşturduğumuz zaman PYD’nin devletleşmesine nasıl mani olacaksınız? Otomatikman PYD kendi bölgesini sağlama almış olacak.

ESAD İNADI PKK/PYD’NİN ÖNÜNDE

Zaten şuan Amerikalılarla PYD/PKK’nın yapmaya çalıştığı bu. Türkiye kendi yanlış politikalında inatlaşarak aslında dolaylı olarak PYD/PKK’nın önünü açıyor. Yani Esad inadı ‘aslında orada bir PYD devleti kurulması konusundaki gidişattan’ daha önemli oluyor Türkiye için.  Bu da Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından doğru bir politika değil. İşte Jeffrey’in gelişi, yapılan bütün müzakereler ortada… Çünkü Jeffrey diyor ki ‘Suriye hükümet güçleri alanda daha fazla bir şey kazanamıyor’.  Yani ‘savaş sona ersin’ diyor o da aynen ‘yeni bir anayasa gelsin burada Türkiye’de masada olsun Suriye masaya gelsin, yeni bir anayasa gelsin’ diyor. 
Bu arada tabi Türkiye ve Rusya’nın farklılıklarını da mümkün olduğu ölçüde istismar ederek Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmeye çalışıyor jeffrey. Bu açıdan da Amerika’nın ulusal çıkarlarına ya da mevcut ortaya koyduğu politikalara uygun şeyler yapmaya çalışıyor. Türkiye’nin yaptıklarının amacını anlamak ise mümkün değil. Anlaşılabilen sadece bir şey var, gayet istikrarlı bir şey; 10. yılına giren bu savaşta Türkiye, Esad’la olan kavgasına son verme niyetinde değil. Bunun Türkiye’nin ulusal çıkarlarına hizmet eden bir tarafı da yok.

-ABD ve PYD arasındaki petrol anlaşmasına Türkiye gerekli tepkiyi gösterdi mi?

Gösterdi. Rusya ve İran ayrıca tepki gösterdi. Sonra Türkiye, Rusya ve İran üçlü bir tepki sundular. Suriye hükümeti de şiddetle kınayan bir açıklama yaptı ama bütün bunlar Türkiye’nin yanlış politikasının alandaki yansımaları. Çünkü eğer normalde Türkiye,  Şam hükümeti ile ilişkilerini normalleştirip iki mutabakat imzalasa, birinde Türkiye’deki Suriyelilerin geri dönüşü ile ilgili olsa ve aynı zamanda Türkiye Suriye’nin bütün toprakları üzerinde İdlib dahil Türkiye’nin kontrolündeki topraklar dahil bütün toprakları üzerindeki etkili egemenliğini kabul eden bir çizgiye gelse Türkiye açısından muazzam bir ilerleme olur. İkincisi ise bu PKK/PYD ile ilgili olarak ve o petrol anlaşması ile ilgili olarak ikinci mutabakat ise Şam hükümeti ile olabilir. Adana Mutabakatı’nın yeniden yürürlüğe girdiğini ortaya koyan ek bir mutabakat sağlanabilir ve böylece Adana Mutabakatı çerçevesinde Türkiye ve Suriye Fırat’ın doğusundaki PDY’ye karşı ortak mücadele tavrını belirlerler. Buna Rusya da destek verirse askeri tedbirlere başvurmadan bile sonuç alınabilir. Çünkü askeri tedbirlere gerek olmayabilir. Türkiye, Suriye ile bu şekilde bir uzlaşmaya gittiği takdirde zaten ABD ve PYD’nin Türkiye’nin Şam ile uzlaşmayacağı üzerine kurduğu varsayım politikayı yıkmış olur. Psikolojik üstünlüğü ele geçirir ve PYD’ye karşı çok etkili mücadele verilebilir. Amerika orada tutunamaz. ABD tunamazsa zaten PYD tutunamaz. Burada kilit şudur. ‘Suriye’nin milli üniter yapısını sırf Esad’a kızıp ‘Esad bütün topraklarında tam hakimiyet kurmasın’ diye bozmaya kalkarsak bunun gelecekteki vebalini hiçbir yönetim taşıyamaz. Çünkü orada bir PYD devleti kuruluyor . Yani bir PKK devleti kuruluyor ve bizim politikalarımız Esad’la inatlaşmamız dolaylı olarak bu politikaya yardımcı olmuş oluyor.