1. Haberler
  2. Analiz
  3. Karadeniz’deki güvensizlik hali en çok iki ülke arasında ikili ticareti vuruyor-2

Karadeniz’deki güvensizlik hali en çok iki ülke arasında ikili ticareti vuruyor-2

featured

Okay Deprem yazdı…

İlişkili Haber
thumbnail
Karadeniz’deki güvensizlik hali en çok iki ülke arasında ikili ticareti vuruyor-1
Haberi görüntüle

TÜRKİYE’NİN HIZLA BOŞALTTIĞI ALANI, HER KONUDA OLDUĞU GİBİ GENE SON SÜRAT ÇİN DOLDURUYOR

Krasnodarlı meyve-sebze tüccarlarıyla yürüttüğüm uzun diyalogda konu, süregelen ve değinilen tüm problemlerden dolayı azalan meyve-sebze arzına geliyor. Filistinli kökenli Rusyalı Mahmut, bilhassa son 3 ay zarfında Türkiye’den gelen yaş meyve ve sebzelerde arz düşüşünün tam yüzde ellilere değin ulaştığını bu yüzden süpermarket zincirleri bir tarafa (Magnit, Pyatiroçka gibileri az da olsa halen tedarik etmeye devam ediyorlarmış), toptancıların hızlıca ve giderayak Türk mallarından uzaklaştıklarını söylüyor. “Peki bu konjonktürde en ucuza mal edilen malların hangi ülke orijinli olduğunu” sorduğumda, genel yanıt beni hayretler içinde bırakmaya yetiyor: Çin! Geri kalan hemen her konuda yeryüzü liderliğine oynayan Çin artık yaş sebze meyvede de Rusya’nın ana tedarikçisi olmaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Ayaküstü renkli diyaloğumuz devam ederken Mahmut çok ciddi ve bir o kadar da alarm verici bir öngörüde bulunuyor: “Durum böyle giderse” şayet diyor, en fazla 5-6 ay içerisinde, yani depolardaki son stokların da bitmesiyle Rusya’da Türk mallarının kalmayacağını, piyasadan bütünüyle silineceği uyarısında bulunuyor. 

EN KALİTELİ MEYVE-SEBZE TÜRKİYE’DEN GELİNEN NOKTADA EN ÇOĞU ÇİN’DEN, EN UCUZUYSA İRAN’DAN

Tam da yukarıdaki bağlamda, Çin’in Rusya’nın merkezi bölgelerine kadar gönderdiği malları, aradaki devasa uzaklığa rağmen nasıl olup da bu kadar ucuza mal ettiğinin sırlarını soruyorum: Bu konuda BRICS’in kolaylaştırıcı olduğu gerçeğini (gümrük vergilerinin çok daha az olması etmeni başta olmak üzere) kabul etmelerinin yanı sıra, daha somut olarak da, Çin mallarının Rus gümrüğünden çok daha hızlı ve “sorunsuz” geçtiği ile, genel olarak Rusya’nın Çin’e dönük çok daha yakın politikası olduğu realitesinin hakkını teslim ediyorlar. Dahası, Çin’in her geçen gün üretimi arttırdığından dem vuruyorlar hepsi de. Bütün bunları konuşadururken, Mahmut ara sualime istinaden, her şeye karşın en kaliteli malların Türkiye’den gelenler olduğunu ancak buna rağmen toplamda en ucuza mal edilenlerin ise İran malları olduğunu, ne var ki gerek kalite sorunundan gerekse de aynı anlama gelmek üzere, İran’da hala uluslararası nitelikte denetim ve sertifikasyon sisteminin oturmamasından ötürü süper market zincirlerinin onları neredeyse tercih etmediklerini kaydediyor. Öte yandan HAL’e yüklüce gelip dağıtılan meyvelerin halen ve her şeye rağmen az bir kısmı ve çeşidi Rusya’da yetişebiliyor. Bunlar arasında söz gelimi şeftali ve nektarinin Kırım ve Kuzey Kafkasya’da yetiştiğini söylerlerken, çileği sorduğum da ise seyrek ve tam olarak, yani tam olgunluk evresine kadar pek de yetişmediğini belirtiyorlar çalışanlar.

ARTIK ERMENİ MALLARI YOK, AZERBAYCAN MALLARI İSE TEST-LABORATUVAR VE SERTİFİKA ENGELİNE TAKILIYOR

Yukarıda aktarılan ve sektörün pek çok konu ve sorununa değindiğimiz sohbetimiz sürecinde TIR’cılara değil ancak buranın bazı toptan tüccarlarına bir de, toplam kar marjlarında bir düşüş olup olmadığı sorusunu yöneltiyorum. “Açıkçası pek de olmadığı” cevabını alıyorum. Çünkü Türkiye’nin boşalttığı alanı oldukça hızlı ve çoktan, adlarını andığımız ve anmadığımız bir dizi ülke doldurmuş bile. Bu esnada Azerbaycan ve Ermeni mallarının Rusya pazarında Türk mallarına ne ölçüde alternatif teşkil edip etmediğini de sormadan geçmiyorum. Rusya, Ermeni tarafından epeydir yaş meyve sebze almayı bıraktığı gerçeği değişmemiş ancak zaten bu ülkenin üretimi son derece kısıtlı ve devasa Rus pazarı açısından yetersizmiş. Azerbaycan’a gelirsek eğer, onda da kalite seviyesi bir tarafa, halen ve her şeye rağmen test-laboratuvar ve sertifika kriterleri uzak ara kâfi gelmediğinden üst düzey Rusya’nın gros ve hiper marketleri ilgili ülke mallarını çok da tercih etmiyorlarmış, dolayısıyla da her iki ülkenin malları daha ziyade sabit pazarlarda arz ediliyormuş.

DRONLARIN VURDUĞU TÜRK GEMİSİ 4 HAFTA DENİZDE KALIR VE SONRA RUS GÜMRÜĞÜNCE REDDEDİLİR

Krasnodar HAL’indeki görüşme ve kısa kısa söyleşilerim süredururken, Türk toptancı ve tüccarlarla Türkiyeli ünlü bir armatör firmanın tam da Karadeniz’deki mevcut olağanüstü asayiş bozukluğundan dolayı başına gelenleri konuşuyoruz. Bitmek bilmeyen dron saldırılarından söz konusu firmanın bir gemisi de nasibini alır ve tam 4 hafta boyunca açık denizde kalır, kolay kolay uzak bir yere hareket edemez. Gemi o sırada ağzına kadar meyve ve sebze yüklüdür ve haliyle ilgili malların çok mühim bir oranı bozulmaya – çürümeye başlar. Ardından gelen süreç bir o kadar daha trajiktir. Bu sefer de Rusya gümrüğü gemiyi limana yanaştırmaz ve gerisin geri o halde Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalınır… Bu tatsız konuya da değindikten sonra depoların devamında ilerleyip bir başka kişi ile tanışıyorum. Bu sefer konuk olduğum kişi, HAL’in tecrübeli tüccarlarından birisi olan, Trabzonlu Çağlar Şahin. Biz yavaştan konuşmaya başlarken az sonra yanımıza Murat Yılmaz adlı bir başka Türk çalışan geliyor. Çağlar Bey, eskiden beri ağırlaşıp adeta kangrenleşen sorunlardan dolayı bir ara trenle bile ta Mersin’den kalkıp Rusya’nın Astrahan şehri üzerinden buralara kadar mal geldiğinden (yanlış hatırlamıyor ise 10 küsur sene öncesinde ve de nispeten kısa bir süre boyunca) söz açıyor. Ofislerine geçtikten sonra sohbet koyulaştıkça, olan biten karşısında Türkiye’nin resmi ve gayri resmi tepki ve “tepkisizliğini” soruyorum ona da. Ona kalırsa Türkiye NATO’dan dolayı ses çıkarmıyor… Devamında artık; biber, nar ve kuru incir gibi pek çok ürünlerinin geri döndüğünü, yani Rusya tarafından kabul edilmediğinden yakınıyor. Rusya Tarım Bakanlığı’nın çıkarttığı çeşitli türlerdeki zorluklardan ötürü ilgili kuruma yakın zamanda bir mektup bile yolladığını söylüyor Şahin. 

TÜRKİYE’NİN RESMİ MERCİ VE KURUMLARI İLGİSİZLER, YA YANITLAMIYOR YA DA DÖNÜŞ YAPMIYORLARMIŞ

Çağlar Bey’e, genel olarak işlerini soruyorum, son durumla bağlantılı olarak bozulup bozulmadığını merak ediyorum. Sezonun iyi geçip geçmediği, esas olarak ise bundan sonrasındaki muhtemel durumun ekim sonundan itibaren, yani kendi adlandırması ile sonbahar sezonunun tam anlamıyla başlamasıyla beraber belli olmaya başlayacağını belirtiyor. Gene de şu ana, yani bu röportajı yaptığım zamana değin işlerinin ciddi anlamda ve olumsuz olarak değişmediğine, karlarının çok da azalmadığına vurgu yapıyor. Bu da görüşlerini aldığım öncekilerin de bildirdiği üzere; alternatiflerin, seçeneklerin varlığı sayesinde… Akabinde, “Madem genel sorun ortak ve bundan Türkiye tarafında sayısız üretici, tüccar, nakliyeci, armatör, gemici, vs. etkileniyor haliyle, o halde azımsanmayacak sayıda bu kitle son aylarda farklı biçimlerde tepki veriyor mu, tepkisini ortaya koyup değişik şekillerde eylem yapıyorlar mı?” diye soruyorum… Aktardıklarına bakılırsa, her şeye karşın hatırı sayılır sayıda kişi, kurum ve kuruluş kendilerince şikayet mektupları kaleme alıp ilgililere iletmiş, ilgili resmi makamlara başvuruda bulunmuşlar, vs. Ancak malum, yine de sonuç değişmemiş… Çağlar Bey’e göre de Türkiye’nin ilgili kurum ve mercileri hemen hiçbir şey yapmıyorlar. Onun sözleriyle somut olarak ifade etmek gerekirse; ya dikkate almıyor ve cevaplamıyorlar ya da söz konusu şikâyet ve başvuruları işleme koymuyorlar, sürüncemeye bırakıyorlar, vs.        

‘MERSİN-ST. PETERSBURG’ ARASI ALTERNATİF DENİZ GÜZERGAHI İLE ABHAZYA LİMANI GİRİŞİMLERİ

 Bey’in ofisinde detaylı sohbetimizin sonlarına doğru gelirken, bir ara alternatif deniz güzergahı olarak Abhazya’dan bahsediyor. Bilindiği gibi ilgili ülke Rusya başta olmak üzere birkaç ülke ve cumhuriyet tarafından tanınmış olsa da, bu dünyanın geneli için halen geçerli değil, bu da haliyle başka potansiyel ve fiili problemleri yaratıyor. Bunun yanı sıra ise, ilgili bölgenin liman kapasite ve teknik niteliklerinin yetersizliği de ciddi problemler doğurabilirmiş. Yine de anlattıklarına göre, sektör dahilindeki bazı Türk işadamları bunun için uğraşıyorlarmış. Öte yandan, günümüz negatif konjonktürünün bir de “Mersin – Petersburg” gibi bir deniz güzergahına vesile olduğundan söz ediyor Çağlar Bey. Nitekim, ilgili istikametin 15 gün gibi aşırı uzun süresi ve haliyle epey masraflı olması, topu topu bir iki firmanın ve de en fazla bir iki kez bu yolu denemesine yetmiş de artmış bile…     

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!