Kartalkaya’daki otel yangınını araştırmak için kurulan Meclis araştırma komisyonunun on üçüncü toplantısında, yangın faciasında yakınlarını kaybedenler konuştu. Yangında eşi ve iki çocuğunu kaybeden anne Duygu Can, “Biri yanıma yaklaştı. ‘Vali Bey üzülüyor. Burada ağlama’ dedi bana. Ben ömrümü adadığım evlatlarımı kaybederken, acım bile rahatsızlık sayıldı. Gözyaşlarım bastırılmak istendi. O an anladım. Biz orada yalnızdık. Ben size soruyorum bu komisyon neden kuruldu. Bu komisyon hiç kurulmamalıydı. Böyle bir gerekçe ile biz burada olmamalıydık. Önlemler, bu katliam olmadan önce yapılmalıydı. Ben bu ülkede anne olmanın bedelini böyle ödememeliydim. Çocuk doğurmanın, büyütmenin, uğruna yaşamanın karşılığı bu olmamalıydı. Yaşadıklarım sadece bir annenin değil, bu ülkenin vicdanının taşıması gereken bir acıdır” dedi.
“Bolu Kartalkaya Mevkiinde Bulunan Bir Otelde Meydana Gelen Yangın Faciasının Tüm Boyutlarıyla Araştırılarak İlgili Kurum ve Kuruluşların Sorumluluklarının Tespit Edilmesi ve Benzer Olayların Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu” AKP Erzurum Milletvekili Selami Altınok başkanlığında toplandı. Komisyonun on üçüncü toplantısında yangın faciasında yakınlarını kaybedenler konuştu.
‘VİCDANINIZA SES VERİN’
ANKA’nın haberine göre yangında oğlunu kaybeden baba Eray Bağcı, “Personel yangınla nasıl mücadele edeceklerini bilmiyorlardı. yangın dumanını görünce kaçtılar. canımızı kurtarmak yerine kendi canlarını kurtarmanın derdine düştüler. olaydan sonra bilinçli ya da bilinçsizce delillerin karartıldığını ya da gerektiği gibi korunmadığını söyleyen ifadeler var. Oğlumdan sadece geriye bir bileklik kaldı. Ben şanslıyım çünkü evlatlarının eşyalarına ulaşamayan aileler var. Biz adalet istiyoruz. Hayatını kaybeden tüm canlarımız için bir daha böyle bir cinayet yaşanmasın diye karşınızdayız. gerçekler saklanmasın, sorumlular adalet önünde hesap versin. vicdanınızın sesine kulak verin.” ifadelerini kullandı.
‘BU KATLİAM ÖRTBAS EDİLEMEZ’
Kardeşi Alp Mercan’ı kaybeden Nihan Ece Mercan ise “Bu katliam örtbas edilemez. ‘takdiri ilahi’ denilerek geçiştiremez. bu yangının hesabı tırnak kadar hesabı olan herkesten sorulmalı. öyle bir emsal karar çıkmalı ki kağıda imza atanlar, neyin altına imza attığını anlamalı. Bir imza ile ülkeler kuruluyor, dağılıyor. Artık anlamamız lazım. Bu mesele sadece ‘tabut otel’ meselesi değil. Bu ruhsat verme süreçleri, tur operatörleri yeniden yapılandırılmalı. Kardeşimin adı yeni bir sayfanın açılmasına vesile olsun. Aksi takdirde sorumluluğu hepimiz taşırız.” diye konuştu.
‘BEDELİNİ BÖYLE ÖDEMEMELİYDİM’
Yangında çocuklarını kaybeden anne Duygu Can, komisyonda oğlunun yangından hemen önce gönderdiği ses kaydını dinletti.
Videoda acılı ailelerin gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.
Can, komisyonda yaptığı konuşmasında, “Ben bu komisyonda 13 yaşındaki oğlum canım Doruk’un cesaretini bekliyorum. O gün orada her şeyin tam ortasındaydık. Ama hiçbir şey bilmiyorduk. Ne bir açıklama, ne bir yönlendirme ne bir destek, ne bir anlayış. Biri yanıma yaklaştı. ‘Vali Bey üzülüyor. Burada ağlama’ dedi bana. Ben ömrümü adadığım evlatlarımı kaybederken, acım bile rahatsızlık sayıldı. Gözyaşlarım bastırılmak istendi. O an anladım. Biz orada yalnızdık. Ben size soruyorum bu komisyon neden kuruldu. Bu komisyon hiç kurulmamalıydı. Böyle bir gerekçe ile biz burada olmamalıydık. Önlemler, bu katliam olmadan önce yapılmalıydı. Ben bu ülkede anne olmanın bedelini böyle ödememeliydim. Çocuk doğurmanın, büyütmenin, uğruna yaşamanın karşılığı bu olmamalıydı. Yaşadıklarım sadece bir annenin değil, bu ülkenin vicdanının taşıması gereken bir acıdır. Benim evlatlarım geri gelmeyecek biliyorum. Saçının bir telini getiremeyeceğiz. Bu komisyonun, Meclis’in görevi başka Nehir’ler, başka Doruk’lar yanmasın diye artık bir adım atmak olmalı” dedi.
Anne Duygu Can’ın bu sözleri üzerine salonda bulunanlar, Komisyon Başkanı Altınok ve milletvekilleri duygu dolu anlar yaşadı. Bazı milletvekilleri ve yakınlar üzüntüden ağladı.
Canlarımız yandı, yüreklerimiz kan ağlıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Birçok evde, yürekte bu ateş hiç sönmeyecek.
Bu faciada en küçük bir sorumluluğu olan her birey için öyle emsal kararlar, cezalar çıkmalıki, bir daha ülkemizde bu tür acılar yaşanmasın.
Her düzeydeki Sorumlu kişiler neyin altına imza attıklarının, kullandıkları yetkilerinin nasıl sonuçları olabileceğinin, kimleri etkilediğinin bilincini, sorumluluğunu asla kaybetmesin.
Herşeye rağmen, yüreğinde yaptığı mesleğin bilincini, sağduyusunu taşıyan hukukçulara, bu kişilerin temsil ettiği adalete güvenimiz tam.
Başka canımız yok.
…