‘Kayyım’ atamasının yasal alt yapısını Hikmet Sami Türk açıkladı

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk kayyım atamalarıyla ilgili yasaları yorumladı.

‘Kayyım’ atamasının yasal alt yapısını Hikmet Sami Türk açıkladı

Kayyum uygulamasının KHK ile değiştirilen Belediyeler Kanunu’na dayandırıldığını söyleyen eski Adalet Bakanı hukukçu Ahmet Sami Türk, “Bu uygulama, Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 3.7.2005 tarih ve 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 15.8.2016 tarih ve 674 Sayılı Olağanüstü Hal KHK’sının 38’inci maddesi ile değiştirilen ve 10.11.2016 tarih ve 6738 Sayılı Kanun’un 34’üncü maddesi ile aynen kabul edilen 45’inci maddesine dayandırılıyor. İlgili büyükşehir belediye meclislerine başkanlıktaki boşalma durumunda başkan vekili seçme fırsatı verilmemesi için, Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesine olağanüstü hal döneminde 674 Sayılı KHK ile eklenmiş ve aynı dönemde 6738 Sayılı Kanun’la kabul edilmiş bulunan ek fıkradaki ‘terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevden uzaklaştırılma’ ile ilgili hükümlerin uygulanması suretiyle başkan vekillerinin atanması da doğrudan İçişleri Bakanlığı’nca yapılıyor. Böylece aslında olağanüstü hal için verilen bir yetki, bir suçlamaya dayandırılarak her iki yönüyle olağan halde de kullanılmış oluyor.” dedi.

Yeniçağ’ı gazetesinde Fatih Erboz’un haberine göre, kayyum uygulamasının ulusal birliğin korunması bakımından birleştirici iç politikanın tam tersi sonuçlar verebileceğini aktaran Türk, şu değerlendirmede bulundu: “Ayrılıkçı çağrışımlar yapmaktan geri kalmayacaktır. Muhalefet partilerinin adayları olarak seçilmiş başka belediye veya büyükşehir belediye başkanlarının da kısa zamanda benzeri uygulamalara hedef olması kaygısı, kaçınılmaz bir biçimde yerel yönetimleri etkileyecektir. İçişleri Bakanlığı’nın belediye başkanları hakkındaki kararları, Anayasa’nın 127. maddesinin IV. fıkrasına göre ‘geçici bir tedbir’ niteliğindedir. Bunun beş yıllık seçim dönemini kapsayacak bir uygulamaya dönüşmemesi için söz konusu başkanlar hakkındaki soruşturmanın ve iş yargı önüne geldiğinde kesin hükme kadar gidecek sürecin en kısa zamanda sonuçlandırılması gerekir.”