'Kaza mı suikast mi' sorusu aydınlanacak mı? Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme...

Düşen helikopterde hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin, 11 yıl aradan sonra yeni gelişme yaşanıyor. "Kaza mı suikast mi?" sorusu hiç bitmeyen olayla ilgili 4 kişi hakkında "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla hazırlanan iddianame mahkemece kabul edildi. Helikopter parçalarının çalınması ve arama-kurtarma çalışmasında yaşanan sorunlar yeniden gündeme geldi.

'Kaza mı suikast mi' sorusu aydınlanacak mı? Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yeni gelişme...

BBP'nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişi, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ta helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybetmişti.

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca, Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında, aralarında eski Adana Jandarma Bölge Komutanı Ali Lapanta'nın da bulunduğu 4 kişi hakkında "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla hazırlanan iddianame dün mahkemece kabul edildi.

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin düştüğü tarihte Adana Jandarma Bölge Komutanı olan emekli korgeneral Ali Lapanta, eski Kurmay Başkanı Mazlum Koçoğlu, dönemin Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal ve eski Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru hakkında "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla hazırlanan iddianame, 5. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.

Yazıcıoğlu işkenceyle mi öldürüldü?

Mahkemece, yapılan incelemenin ardından iddianame kabul edildi.

Mahkeme, ayrıca sanıklar Lapanta ile Koçoğlu'nun astı konumundaki dönemin İl Jandarma Komutanı Sezai Akgün ve üstü konumundaki dönemin Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır'ın, Yargıtay 5. Dairesince aynı arama kurtarma faaliyetine ilişkin yargılandıkları, bu nedenle aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu belirtilerek, dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceğinin ilgili daireye sorulmasına karar verdi.

Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

İDDİANAMENİN DETAYLARI

İddianamede, Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve İsmail Güneş'in bulunduğu helikopterin düşmesine ilişkin 28 Mart 2009 saat 14.30 sıralarında köylülerden oluşan 17 kişilik grubun helikopter enkazına Keş Dağı Karayakup bölgesinde ulaştığı hatırlatıldı.

İhbar ve tanık ifadeleri, hayatını kaybeden İsmail Güneş'in 112 Acil Komuta Merkezi ile görüşmeleri, jandarmaya yapılan ihbarlar, yer tespiti ve arama kurtarma çalışmalarına ilişkin bilgilerin yer aldığı iddianamede, birçok rapora da yer verildi.

Olay günü, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünce olumsuz hava koşullarının belirtildiği aktarılan iddianamede, uçuş için meteorolojik şartların elverişli olmadığının uçuş öncesinde anlaşıldığı, görerek uçuşa müsait olsa dahi emniyetli seyrüsefer imkanı olmayan bu durumda helikopterin kalkışına izin verilmemesi, yahut kalkmaması gerektiğinin pilota ihtar edilmesi gerektiği ifade edildi.

Uçuş emniyeti ile ilgili bu hususun denetiminden en üst düzeyde olay tarihinde Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü ve Sivil Havacılık Genel Müdürü olan şüpheliler Ali Arıduru ve Orhan Birdal'ın sorumlu olduğu değerlendirilen iddianamede, söz konusu helikopterin, uçuş planının, Türk Havacılık Bilgi Yayınlarında belirtilen kurallar ve koşulları sağlamadığı için usulüne uygun olmadığı, bu nedenle helikoptere kalkış izninin verilmemesi gerektiği, yahut helikopterin kalkmaması gerektiğinin ihtar edilmesi gerektiği kaydedildi.

Helikopter enkazına uzun süre ulaşılamaması nedeniyle arama kurtarma çalışmalarında sevk ve idare noktasında eksiklikler olduğu aktarılan iddianamede, helikopterde bulunan ELT isimli cihazın sinyalinin uyduda görüleceği ancak sarsıntı nedeniyle cihazın anteninin kırıldığı, bu nedenle noktasal tespit yapılamadığı ancak cihazın üzerinde portatif anten bulunduğu, bu cihazın kullanımının uçuş öncesi yolculara bilgilendirmeyle anlatılması gerektiği anlatıldı.

Yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı gerekçesiyle helikopterde bulunan cihazların söküldüğü/çalındığı belirtilen iddianamede, somut olayda arama-kurtarma faaliyetlerinin havada Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği, karada ise geçici olarak kurulan Kahramanmaraş Valiliği Kriz Merkezi, Başbakanlık Kriz Merkezi ve Adana Jandarma Bölge Komutanı ile Komutan Yardımcısının sevk ve idaresinde İl Jandarma Komutanlığı ile Göksun İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gerçekleştirildiği, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bilgi akışı sağladığı ancak araç, gereç, teçhizat yahut bizzat arama kurtarmada icracı herhangi bir faaliyette bulunduğuna dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı ifade edildi.

'HELİKOPTERDEKİ PARÇANIN ÇALINMASINA ENGEL OLUNABİLİRDİ'

Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği'nde kurumlara yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilmediğine dikkat çekilen iddianamede, şu bilgilere yer verildi:

"Bu hususun arama kurtarma çalışmalarının profesyonelce yönetilmesinin önüne geçtiği, KSK üyelerinin kırım çalışmaları kapsamında 29 Mart 2009'da olay yerine gittiği, 30 Mart 2009'da olay yerine gidemediği, bir sonraki gün tekrar gittiği, bu arada kaza soruşturma kurulunun Emniyet ve TSK imkanlarıyla olay yerine gidebildiği, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yahut Devlet Hava Meydanları İşletmesine bağlı herhangi bir araç ve gereç tahsis edildiğine dair bilgi belgenin bulunmadığı, nitekim 30 Mart 2009'da kırıma uğrayan askeri helikopteri kurtarmak için olay yerinde bulunan bir kısım askeri personelin sivil helikopter paneli üzerindeki Argus 5000CE Skymap 3C isimli GPS cihazları söktükleri/çaldıkları, bu olay vesilesiyle yargı ve devlet kurumlarının sürekli yıpratıldığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün araç tahsisi ve üyelerinin 30 Mart 2009'da enkaz mahalline götürülmesi halinde bu parçaların çalınmasına engel olunabileceği, böylece Sivil Hava Araç Kazaları Soruşturma Yöntem ve Yönetmeliğinin hükümlerinin bihakkın yerine getirilmiş olacağı müşahede edilmiş olup somut olayda bu yükümlülüklerin yerine getirilmediği anlaşılmıştır."

'YÜKSEK KESİMDE DEĞİL ENKAZLA İLGİSİ OLMAYAN YERDE ARAMA YAPILDI'

"Bölgedeki yüksek kesimlerde arama yapılması gerekmesine rağmen yüksek kesimlere çıkılmadığı, enkazla ilgisi bulunmayan yerlerde arama yapıldığı anlaşılmıştır" denilen iddianamede, şunlar aktarıldı:

"Arama kurtarma çalışmalarında yukarıdaki hususların yanı sıra olumsuz meteorolojik koşulların arama kurtarma çalışmalarını geciktirdiği, bunun yanı sıra yanlış ve yanıltıcı ihbarların bilgi kirliliği oluşturduğu, bu bilgi kirliliğinin arama kurtarmada aynı şekilde gecikme ve verimlilik anlamında olumsuz yansımaların olduğu, bununla birlikte sahada arama kurtarmaya katılan sivil-askeri birliklerin üstün gayretlerinin bulunduğu ancak çalışmaların yukarıda anlatılan veriler çerçevesinde GSM verileri, tanık beyanları, ayıklanmış doğru ihbarlar dikkate alınarak daha profesyonel sevk edilmesi halinde enkaza daha kısa sürede ulaşmanın mümkün olduğu anlaşılmıştır."

İddianamede, sanıkların "görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar cezalandırılmaları talep edildi.