KKTC Başbakanı Veryansın Tv’ye konuştu: ABD ve AB’nin son duvarı Lefkoşa! Burayı yıkamayacaklar…

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Veryansın Tv’nin sorularını yanıtladı: Berlin’de ne olacak? Kıbrıs Türkünün özlemi? Mustafa Akıncı nasıl çark etti? O gemiye neden çıktı?Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?

KKTC Başbakanı Veryansın Tv’ye konuştu: ABD ve AB’nin son duvarı Lefkoşa! Burayı yıkamayacaklar…

ERDEM ATAY / Veryansın Tv

Başkent Lefkoşa’daki Başbakanlık konutunda KKTC Başbakanı Ersin Tatar‘ın konuğu olduk. Görüşmemizde KKTC’nin bugününü, geleceğini ve Doğu Akdeniz’den gelen tehditleri konuştuk. Sayın Tatar, yakın dönemde Türkiye’nin de bir numaralı gündemi haline gelecek konularda Veryansın Tv’ye önemli açıklamalarda bulundu.

ÖZELLİKLE BERLİN’İ SEÇTİLER’

Erdem Atay: Duydum ki siz her sabah bir yürüyüşe çıkarmışsınız. O yürüyüş yavaş yavaş herhalde bu Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde biraz koşmaya doğru evrilecek gibi. Siz neler söylemek istersiniz?

Ersin Tatar: Tabii ki şimdi daha erkenden uyanıyoruz. Çünkü o yürüyüşü yapmak lazım. O yürüyüş bizi sağlıkta dik tutuyor, zinde tutuyor. O yüzden onları ihmal etmiyorum ama etraf hareketlenmeye başladı. Bildiğiniz gibi, 15 Kasım günü coşkuyla törenlerimizi yaptık ve KKTC’nin 36. Yıldönümünü kutladık. Sayın Fuat Oktay da buradaydı, Türk hükümeti adına. O da gerekli mesajları verdi. Ama o günlerde bir de baktık ki bayrağımızı yakmışlar Güney Kıbrıs’ta. Şimdi 25 Kasım’da görüşmeler var Berlin’de. Her ne kadar gayrı resmi olsa da bir gayret var, bir çalışma var. Neyse de BM genel sekterliği davet etmiş. Akıncı da Anastasiadis de gidiyorlar. Orada işte en son Avrupa Birliği’nde yıkılan duvarın, Berlin olduğunu herkes biliyor. Berlin’de özellikle yapılıyor diye düşünüyoruz biz.

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SON DUVARI LEFKOŞA

Erdem Atay: Bir simgesel önemi var…

Ersin Tatar: Tabii tabii. Duvarın yıkıldığı yer ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin son duvarı Lefkoşa. Lefkoşa’daki duvar ne zaman yıkılacak? Şimdi bütün bunlar bir bakıma bir baskı oluşturuyor. Bu iş öyle veya böyle halledilecek. Biz kesinlikle o kanaatte değiliz. Çünkü biz süreci 80 yıldır takip ediyoruz. 100 yıl olmasa bile.

KIBRIS TÜRK’Ü İKİ ÖZLEMLE YAŞADI: BURAYA ASKER VE SU NE ZAMAN GELECEK?

Ersin Tatar: Tabii 1878’de biliyorsunuz, Osmanlı zora girince burayı İngilizlere kiraladı. 1914’te Lozan Anlaşması’yla İngiliz, işte 1. Dünya Savaşı’nda olanları da hesaba katarak, adayı gasp etti. O günden bugüne Kıbrıs Türk’ü bu adada direniyor. Ama aslında bizim mücadelemiz 1878’de başlar. 1571’den 1878’e kadar Osmanlı yönetimindeydi. Bizim bir sıkıntımız yoktu. 1878’de buradan asker çekilince, hep bunlar fotoğraflarda var yani çok da eski bir tarih değil, bizim o zamanlardaki milliyetçilerimiz burada ‘Bu asker ne zaman geri gelecek?’ özlemiyle yaşadılar. Kimisi göremedi, öldü gitti. Ama iki özlem var. Bir, ‘asker ne zaman gelecek?’ Bir de, ‘Türkiye’den su buraya ne zaman gelecek?’ Benim neslim çok şanslıyız. Askerin geri gelmesini de gördük, suyun buraya gelmesini de gördük. Kimisi askerin geri dönmesini gördü 1974’te ama suyu göremedi. O suyun buraya gelmesi de çok önemlidir. Bu kurak iklimde KKTC’nin hayat kalitesi için, tarımsal faaliyetler için su çok önemlidir. Bu vesileyle ifade etmiş olayım. Türkiye’ye, Türkiye Cumhuriyeti’ne çok teşekkür etmek istiyorum. Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere çünkü onların talimatlarıyla bu asrın projesi büyük bir maliyetle gerçekleşmiştir ve KKTC’yle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki bağlar daha da pekişmiştir. Bu çok önemli. Şimdi bundan sonra kabloyla elektriğin buraya getirilmesi gündemimizde var, ekonomik koşullar uygun olursa. Onun da adaya çok büyük faydası olacak, düşüncesi içerisindeyiz.

RUMLARLA FEDERASYON ARTIK MÜMKÜN DEĞİL’

Ersin Tatar: Dolayısıyla ben şöyle bağlayayım. Bir kere Kıbrıs’ta iki eşit halk var. Rumlar ve Türkler. Bu iki eşit halkın burada sağlıklı bir şekilde yaşayabilmeleri için, artık bu saatten sonra ortaya çıkmıştır ki bizim Rumlarla öyle federal bir çerçevede ortaklık yapmamız mümkün değildir. Çünkü hem kendi içimizdeki eski kavgalar; kin, nefret, bayrak yakmalar gibi. Geçen Güney’e geçen ki biz çok geçmeyiz ama bize muhalif, Rumlarla daha yakın olmak isteyen, daha iyi geçinen insanlarımız vardır. Onlara da saygı duyarım. Onları da tartaklarlar. Onların da arabalarının lastiğini patlatırlar ya da bir futbol maçında saldırıya uğrayabilirler. Hiç fark etmez onlar için.

Erdem Atay: Kin var diyorsunuz öyle mi?

Ersin Tatar: Kin hem de nasıl kin! İnanamazsınız. Elam hareketi açık havada yapıyor. Sonuna kadar bu işin peşindeyim. Bu Türkleri kovan adam, adamın açıklaması var. Adamın milletvekili var mecliste, bu Elam’ın. Yani siyasi bir parti milletvekili var seçimde ve çıkıp bayrak yakıyor. Ve bu bayrağın yakılmasından sonra hiçbir tepki veya tedbir güneyde yok. Yani Anastasiadis dahil, diğer liderler çıkıp diyemiyorlar ‘Ayıp ettiniz, yazık ettiniz bu dünya milletine uygun değildir.’ ‘Netice itibariyle Kıbrıs’ta çözüm arayışı içinde görüştüğümüz insanlardır, bizim kuzey komşularımız, Kıbrıs Türkleri’ onu bile diyemiyorlar.

ARTIK EGEMEN DEVLET OLMA ZAMANI’

Ersin Tatar: Çünkü içten kendilerine bir yeminleri vardı bunların. Bu yeminler nedir? ENOSİS yeminidir. Bu onların kiliseden gelme kendilerine göre bir taahhütleri vardır. Bu taahhüt de bu adanın er veya geç Rum adası olması ve Yunanistan’a bağlanması. Şimdi Avrupa Birliği içerisinde Yunanistan olduğu için ve bunlar da Avrupa Birliği’ne girdiği için zamanın Yunanistan başbakanı Kostas Simitis gelmiş, Lefkoşa’da yaptığı balkon konuşmasında ‘ENOSİS’i gerçekleştirdik’ demiştir. Çünkü aynı coğrafyada aynı birlik içerisinde, Avrupa Birliği’nde, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi. Biz artık beraber yerleşmeye, sermaye hareketleri her şey bir bütün olduğu için, her şey serbest olduğu için, her türlü hareket olabildiği için bir bakıma ‘birleştik’ demiştir, Lefkoşa’da. Dolayısıyla biz buna karşıyız. Biz diyoruz ki bu saatten sonra bir anlaşma olacaksa mutlaka ve mutlaka eşitlik temelinde olacak, siyasi eşitlik değil, siyasi eşitlik bize göre, bu federasyon çerçevesinde Kıbrıs Türklerine kurulacak olan bir tuzaktır. Çünkü çoğunluğun azınlığı yönetmesidir. Kıbrıs Türklerinin özellikle Türkiye garantörlüğünün sonlandırılması ile Türkiye’nin burada zaman içerisinde çekilmesiyle, her türlüsüyle askeriyle de etkinliğiyle de garantörlüğüyle de, bunların sonlandırılmasıyla bizleri Avrupa Birliği içerisinde bunlar yok etme politikası güdeceklerdir. Bu kesindir yani. Biraz Kıbrıs’ı anlayan gören bunu görür. Ama farklı düşünenler şöyle düşünebilir. ‘Ya işte biz Avrupa Birliği içerisinde onların nimetlerinden faydalanarak, biz bireyler olarak kendimizi kurtaralım, KKTC Türk Cumhuriyeti bunları sonraki şeyler’ diye o şekilde kendi kendilerini avutabilirler. Böyle insanlar da vardır. Bak açık ve net söylüyorum. Onlar öyle düşünür. Ben farklı düşünürüm, benim partim farklı düşünür. Bize göre halkın çoğu farklı düşünür. Dolayısıyla bizim siyasetimiz mutlaka ve mutlaka Kıbrıs’ta iki ayrı eşitlik temeline dayalı egemen eşitlik noktasında devlet. Binali Yıldırım dün fahri doktora aldı burada. Aynı şekilde artık Kıbrıs’ta iki devlet var. İki devlet temelinde olması lazım. Yılların bakanı, milletvekili, başbakanı, meclis başkanı dün konuşma yaptı burada. Türkiye’den de öyle bakılıyor zaten buraya.

AKINCI ÇARK ETTİ’

Erdem Atay: Artık bu federasyon konuşulmayacak mı yani?

Ersin Tatar: Eskiden farklıydı. Her türlü iyi niyet göstergesi bakımından, müzakere süreçlerinde Türkiye’nin de desteği olmuştur ama Crans Montana’da bu sürecin çökmesiyle o zaman Sayın Çavuşoğlu Dışişleri Bakanı 11 gün ben Crans Montana’da emek verdim. Her türlü çalışmanın içerisinde oldum. Ama gördüm ki karşı tarafta iyi niyet yok. Karşı taraf hep kendine çalışıyor. Karşı tarafın esas niyeti federal temelli bir anlaşmayla dönüşümlü başkanlığı bile haritaya aldıktan sonra Türk tarafına vermemek için kriz çıkarttı ve Anastasiadis Lefkoşa’ya döndü. Sonra geri geldi. Geri geldikten sonra da hiçbir şey olmadı. Masa çöktü ve o gün Sayın Akıncı da demişti. Ama bunlar unutuluyor. Ne dedi Sayın Akıncı? ‘Bu nesil artık bu şansı kaybetti’ dedi. Federal temelli bir anlaşma şansını kaybetti, dedi. Bilahare Akıncı’nın da açıklamaları oldu. ‘Bundan sonra tek yol’ dedi, ‘AB çatısı altındaki devlet’. Ben hiç unutmuyorum. Akıncı da bunu söyledi. Sonra tabi çark etti. Yine hala daha federasyon peşinde ve resmi açıklamalarında diyor ki ‘Kıbrıs’ta tek seçeneğimiz federal temelli bir anlaşmadır’. Çünkü BM parametreleri öyleymiş, öyle olabilir. Ama önemli olan benim halkımın ne düşündüğüdür. Halkımın ne istediğidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk’ü eğer bu konuda zaman içerisinde birleşebilirse tek vücut aynı noktada aynı şeyi söylerse o zaman dünya ve BM bizi dikkate almak zorundadır. Kosova’da olduğu gibi. Kosova’da da benzer süreçler yaşandı. Ama bir noktada kopunca ve Kosova o durum tek vücut halk bunu istedi deyince Kosova ayrılığa gitti.

Erdem Atay: Şimdi Sayın Başbakanım bir yandan hem bu var. Bir yandan da Türkiye’yle Kıbrıs arasında, KKTC arasında, bir ayrıştırmaya çalışan bazı gruplar var. Biraz önce zaten siz de bahsettiniz. Sayın Akıncı’nın açıklamaları, özellikle Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin, bir de aynı zamanda Rumların KKTC bayrağını yakması, bütün bunları nasıl değerlendirmek lazım? Bunlar Türkiye ile KKTC’nin arasını açmaya yönelik bir hamle mi?

ARTIK SESSİZLİK BİZİ KURTARMAZ, BİZZAT SESİMİZİ ÇIKARMAMIZ LAZIM’

Ersin Tatar: Birileri uğraşıyor ama bunlar kabul görmez. Çünkü halk sağduyuludur. Halk, genelde çoğunluğu olayları çok iyi izler, çok iyi muhakeme eder. Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkı için yaptığı fedakârlığı Kıbrıs Türk halkı için önemini halk genelde bilir. Gençlerde bazı sıkıntılar olabilir. Çünkü geçmişi bilmedikleri için, farklı yerlere çekilebilirler. Onlara da doğru yolu göstermek bizim vazifemizdir. Doğruyu anlatmak her türlü sosyal medyasıyla, televizyonuyla, gazetesiyle, yazarlarıyla, fikir ve kanaat önderleriyle bizim vazifemizdir. Biz onu yapıyoruz. Önemli olan bu koşulları lehimize çevirmektir. Demokrasilerde her türlü tehlike olabilir. Herkes dilediği gibi konuşabilir, söyleyebilir. Gerçekleri ve doğruları söyleyenler de en az onlar kadar konuşmak durumundadır. Biz onu yapıyoruz. Özellikle benim başkanlığımdaki bu hükümet ve Ulusal Birlik Parti son zamanlarda artık konuşmaya başlamıştır. Eskiden şunu söyleyeyim sol kesim, işte o, barış şeyleri, daha fazla konuşan insanlardı. Onlar seçilmiş, eğitilmiş, onlar daha fazla konuşuyorlardı. Şimdi biz onlardan fazla konuşuyoruz. Çünkü biliyoruz ki konuşarak, tartışarak bu davayı kazanacağız. Böyle oturup işte ne derler, sessiz çoğunluk, o dönem kapandı. Çoğunluğun görüşlerini paylaşabilmek için artık sessizlik bizi kurtarmaz, biz de sesimizi çıkarmalıyız. Onun için ben her yerde o mücadeleyi veriyorum. Konuşuyorum, çeşitli ortamlar yaratıyorum, bu kamuoyunu yaratabilmek için. Türkiye’yle çok temaslarım oluyor, çünkü Türkiye de önemli. Türkiye’nin burayı yanlış tanımasını istemiyoruz. Bu çatlak sesler Türkiye’deki kamuoyunu da yanlış yönlendirebilir. Kamuoyunu bizden kopartabilir. Bu yüzden Türk kamuoyuna da fırsat buldukça bunları anlatmaya çalışıyorum. Biliyorsunuz bu Barış Pınarı meselesinde benim doğru açıklamalarım, yürekten ve samimi açıklamalarım Türkiye’den çok büyük destek gördü.

ERSİN TATAR ADAY MI?

Erdem Atay: Özellikle kamuoyunda çok büyük destek aldı.

Ersin Tatar: Bunu devam ettirmek zorunda ve niyetinde olduğumu söylemek istiyorum.

Erdem Atay: Nisanda bir seçim var, Cumhurbaşkanlığı seçimi. Ne görüyorsunuz? Aday mısınız? Kimler aday olabilir?

Ersin Tatar: Burada partiler var tabi. Öyle görülüyor ki bu en önemli makam. Her ne kadar başbakan biraz daha icraat makamı olsa da bu da önemli. Devletin tepesindeki makam. Bu son gelişmelerden sonra bakıyorum ki partiler kendi adaylarını çıkaracaklar, parti esas karar verme mekanizmasıdır. Dolayısıyla bu görev bize verilirse bu yolda yürüyeceğiz. Çünkü Ulusal Birlik Partisi ülkemizin en önemli, en örgütü, en iddialı partisi. Hal böyle olunca, böyle bir kritik dönemde böyle bir makama tabi ki talip olmam konusunda genel bir kanaat var. Daha Nisan’a kadar beş ay var. Uzun bir seçim zamanı var önümüzde. Şu an hükümet çalışmaları var. Hükümet çalışmalarımızı da iyice götürmek durumundayız. Yapılacak çok iş var. Dolayısıyla bunları değerlendiriyoruz, en iyi şekilde, doğru zaman gelince neyse o olacak. Ve bunu artık çıkıp açıklayacağız.

GEMİDE O POZU NEDEN VERDİ?

Erdem Atay: O zaman Doğu Akdeniz’e geçelim. Gemide bir poz verdiniz. Niye verdiniz o pozu?

Ersin Tatar: Bir kere ben Türk hükümetine teşekkür için çıktım oraya. Çünkü bu gemiler Türk hükümetinindir, Türkiye’nindir. Ama her vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da, Enerji Bakanımız da, diğerleri de biz Doğu Akdeniz’de bu kavgayı verirken, Türkiye’nin meşru hak ve çıkarlarını aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin de hak ve çıkarlarını bu yollardayız. Bu maliyetli işlerin içerisine girdik. Çünkü bunlar pahalı işlerdir. Ama Türkiye’nin gücü var, hamdolsun daha da olacak inşallah. Bu Doğu Akdeniz’deki zenginliklerin mücadelesini de payımızı ve hakkımızı almak için büyük bir çaba, niyet ve kararlılık ortaya konulmuştur. Biz bunu takdir ettik. Biz Kıbrıs Türkleri olarak Rum tarafından ancak bir anlaşma olursa ancak olursa payımızı bölüşeceklermiş, hesabımıza yatıracaklarmış. Buna kimse inanmaz. Dolayısıyla biz bu zenginliklerin içinden payımızı almak için Türkiye’nin yaptığı bu kararlı duruş ve fedakârlık bizim önemli o bakımdan. Gemiye gidip hem oradaki mürettebata başarılar diledim, hem bakana eşlik ettim, hem de tabi gurur duyduk. Türk bayraklarıyla kırmızı beyaz gemilerin Doğu Akdeniz’de bu çalışmalar içerisinde olması bizim için gerçekten…

Ersin Tatar, Yavuz gemisinde…

Erdem Atay: Rumlara ne mesaj vermek istediniz burada?

Ersin Tatar: Rumlara, biz Türkiye’yle birlikte haklarımızı almak için her türlü çalışma içinde olacağız, hakkımızı yedirmeyiz, diyoruz. Yani bu Kıbrıs sizin değil, ikimizindir. Siz tek başınıza bu araştırmalara başladınız ama biz de varız bizim de haklarımız var. Mademki siz bizi dışladınız, her türlü önerimize rağmen ortada komite dedik, hayır dediniz. Şöyle yapalım dedik, hayır dediniz. Tek başınıza, adanın tek sahibiymişsiniz gibi böyle bir yola girdiniz. Bunu biz asla tasvip etmeyiz ve dolayısıyla biz de kendi haklarımızı Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte aramaya devam ettiğimizi, onlara bu mesajı verdik.

Erdem Atay: Kıbrıs halkı Türkiye’ye ne mesaj gönderir. Size Kıbrıs halkının temsilcisi olarak soruyorum. Aynı zamanda Kıbrıs Türk hükümeti buradan Türk hükümetine ve Türk halkına ne mesaj gönderir?

TÜRKİYE KKTC İLE ÇOK DAHA GÜÇLÜ’

Ersin Tatar: Bir kere biz bu coğrafyada, ben şunu söylemeye başladım son zamanlarda, 1974’te Türkiye Cumhuriyeti buraya garantörlük hakkından dolayı Kıbrıs Türklerini soykırımdan kurtarmak ve can ve mal güvenliğini sağlamak için kendi soydaşlarının, adaya adım atmıştır. Ve ona biz mutlu 20 Temmuz Barış Harekâtı diyoruz. Kıbrıslı Türklerin özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuştuğu gün fevkalade önemli ve tarihsel bir süreç. Tabi başta o zamanın başbakanı merhum Ecevit ve hakkını vermek lazım Necmettin Erbakan’a şükranlarımızı sunuyoruz. Şimdi bu kadar sene sonra 45 yıl sonra bakıyoruz ki KKTC bu coğrafyada, Doğu Akdeniz’de yaşanan zenginliklerin mücadelesinde Türkiye’nin bölgede bir lider ülke olarak ortaya çıkması, Doğu Akdeniz’e en uzun sahil şeridi olarak Türkiye Cumhuriyeti artık Kıbrıs’ı daha fazla önemsemeye başlamıştır. Gerek stratejik, gerek ekonomik, gerek bu son doğalgaz rezervlerinin mücadelesinde. Dolayısıyla diyorum ki, her ne kadar da bizim Türkiye’ye mutlak ihtiyacımız olsa da güvenliğimiz bakımından, Türkiye’nin de ki Mustafa Kemal Atatürk ulu önder o zaman ne demişti, sakın ola bu Kıbrıs’ı düşman eline bırakmayınız yoksa bizim başımıza bela olur. Anadolu’ya hapsoluruz demişti sayın ulu önderimiz. Şimdi baktım geçen gün sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da 36. Yıldönümü dolayısıyla KKTC’nin, sadece Kıbrıs’taki toprak meselesi değil, aynı zamanda KKTC bayrağının hem göklerde, hava sahasında hem de denizlerde dalgalanması için bu Kıbrıs meselesini destekleyip Kıbrıs Türk halkına sahip çıkacağız anlamında bir açıklaması oldu. Yani KKTC’nin kuzeydeki bu toprağı değil aynı zamanda denizlerdeki mavi vatan dediğimiz hak ve çıkarlarımızın korunmasında ve uçaklarımızın bu hava sahasında rahat rahat uçabilmeleri için de KKTC daha önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla her boyutuyla baktığımızda, Türk milletimizin eğer bu bölgede iddialı bir güç olacaksa demek ki Türkiye Cumhuriyeti ana kıta 82 milyon nüfusuyla ve Doğu Akdeniz’deki en uzun sahil şeridiyle. Mavi vatan dediğimiz bu Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarımızın, hem Türkiye’nin hem KKTC’nin örtüşen parselleri vardır. Ekonomik münhasır bölge ve karasuları bakımından, bir de KKTC’nin ta kendisi. Bütün bunları beraber yönettiğimizde, beraber algılayabildiğimizde, beraber hareket ettiğimizde, birlik beraberlik içerisinde olduğumuzda, çok daha güçlü bir yapı ortaya çıkıyor, Türk milleti adına.

ÇATLAK SESLERİ ZAMANLA SİNDİRMELİYİZ’

Ersin Tatar: Dolayısıyla buradaki parazitleri, buradaki çatlak sesleri, zaman içerisinde bunları sindirmemiz lazım. Çünkü esas güç biziz. Esas milletimizin bizden beklediği bunlardır. Ve bu iş 1571’de başladı. 1071’de Alparslan’ın orduları Malazgirt’e geldi. Anadolu’nun kapıları açıldı. 1571’de 500 yıl sonra Kıbrıs adasına çıkartma yaptı Osmanlı. Çünkü Anadolu’dan sonra bu denizlerde hareketlilik, haçlı seferleri, şu bu falan derken, Kıbrıs’ın korsanlardan ve eşkıyalardan kurtulabilmesi bölgeye biraz istikrarın gelmesi için Osmanlı 60 bin şehit vererek almıştır Kıbrıs’ı 1571’de. Geçenlerde ben sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak Malazgirt’teydim. Orada yapılan konuşmalarda esasında bu tarihin bizim tarihimizin olduğunu ve öyle dünya tarihine baktığında çok da eski bir tarih olmadığı 1571. İşte 1071 baktığınızda 1000 yıl anca geçti. 1000 yıl dünya tarihinde çok uzun bir süre değil. 1071, 1571,1974, şimdi 2020’ye geliyoruz. Baktığımızda bu tarihsel sürece mücadele devam ediyor. Anadolu’nun kapılarının açılması, İstanbul’un fethi, Kıbrıs’ın fethi, şimdi Doğu Akdeniz’deki bütün bu zenginliklerle birlikte beraber hareket edebilmek ve buradaki parazitleri ve çatlak sesleri temizleyerek tek hakimiyet ve gerçekten milletimize yakışır şekilde özgürlük içinde başımız dik bu coğrafyada buranın zenginlikleri ve kaynaklarıyla burada yaşayabilmek. Çünkü bu bizim hakkımızdı. Ben öyle bakıyorum.

İNGİLİZLERİN FAALİYETLERİ

Erdem Atay: Şimdi Amiral Cem Gürdeniz, bir konuşmamızda şunu söylemişti. Bu mavi vatan isminin zaten isim babasıdır kendisi. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Türkiye 2020’nin kilit ülkeleridir ve bu kilit ülke bütün Orta Doğu’nun, Asya’nın ve Avrupa’nın kapısını açacak, geleceğini belirleyecek bölgedir. Siz buna nasıl bakıyorsunuz? Yani şöyle Amerika’nın ve Rusya’nın en azından bu bölgeye bakış açısını da değerlendirdiğimizde nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz?

Ersin Tatar: Bu aynen dediği gibi sayın komutanımızın. Bir kere buralarda büyük zenginliklerin olduğu aşikar ve kesindir. Aksi takdirde bu kadar şirket buralara gelip bu çalışmalara başlamazlardı. Şimdi ne nerede var o tam belli değil. Havadan da resmini çektiğinde, sondaj gemileri hareket ettiğinde tam ne nerede belli değil. Ama uzun vadede bütün bu zenginliklerin ortaya çıkması beklenmektedir. Dolayısıyla kilit bir yer oluyor. Yani buralardan sağlanacak gaz, petrol, karbon her neyse Avrupa Birliği’nin şu kadar senelik enerji ihtiyacını giderecekmiş. Öyle ifade ediyorlar. Bir de stratejik olarak bu bölgede İngilizler iki üs tutuyor. Yani İngilizlerin biraz daha bizim beğenmediğimiz tavırları varsa, Güney Kıbrıs’a bir yakınlıkları varsa, iki tane üsleri vardır Güney Kıbrıs’ta. Üs dediğin adam istediğin gibi uçağını kaldırır, gider Orta Doğu’ya bombalarını atar, geri gelir, gemileri gelir, istedikleri gibi burada her türlü faaliyet içerisinde.

İNGİLİZLER AMERİKALARLA BİRLİKTEDİR, TÜRKİYE DE O NEDENLE BURADA OLMALIDIR’

Erdem Atay: Amerika’nın da benzer hamleleri var.

Ersin Tatar: E zaten Amerika ile İngiliz beraber. Üsleri vardır. Dolayısıyla Türkiye de burada olmak zorundadır. Olacaktır. Zaten açıklamalar hep o yöndedir. Aslında bu saatten sonra Suriye olaylarından sonra bu bölgenin bu kadar önemli bir bölge olduğu da netleşince Türkiye tarihten gelen haklarını asla başkasına bırakmaz. Zaten ben hep şunu söylerim, bir kere garantörlük hakkı Türkiye’nindir. Türkiye’nin tarihten gelen sorumlulukları ve haklarıyla bu garantörlüğü almıştır. Dolayısıyla buradaki sayın Akıncı’ya ya da başkalarına kalmamıştır Türkiye’nin garantörlüğünü sulandırsın veya sonlandırsın. Bunun kararını Türkiye verecektir. 82 milyon nüfusuyla Türkiye Cumhuriyeti verecektir. TBMM onaylayacaktır da orada bir değişim olsun. Dolayısıyla oradan gelen mesaj asla biz Kıbrıs’ın garantörlüğünden vazgeçmeyiz, Kıbrıs Türklerinin de her zaman yanında olacağız, bu bölgenin de her zaman tarafında olacağını söylüyor Türk hükümeti ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan.

KIBRISLI TÜRKLERİN EN GÜÇLÜ OLDUĞU NOKTADAYIZ’

Dolayısıyla ben şu anda gelişmeden memnunum. Çünkü en güçlü noktamızdayız. KKTC’nin bırak kuruluşunu, 1974’ten öncesine baktığımızda gelinen nokta Kıbrıslı Türklerin en güçlü oldukları bir noktaya gelmiştir, bu ulusal dava dediğimiz Kıbrıs meselesi. Hiç bu kadar gündemde olmadı. Hiç bu kadar önemli olmadı. Hiç bu kadar Türkiye tarafından da önemsenmemişti. Yani biz 1950’lerde doktor Fazıl Küçük, Rauf Denktaş nur içinde yatsınlar, Türkiye’ye gidip kapıları zorluyorlardı. ‘Aman Kıbrıs’a dikkat ediniz, Kıbrıs elden gidiyor’. Ama Türkiye o zaman tabi bu 1., 2. dünya savaşlarını yaşamış, Cumhuriyeti’ni yeni kurmuş, bir takım sıkıntılar içerisinde. Kıbrıs’a pek fazla dikkat edemiyorlardı. Bizim insanlarımızın gidip gelmeleriyle oradaki siyasileri ya da ilgili insanları meseleye dikkat çekmeyi başarmalarıyla. Hep bunlar fotoğraflarla belgelenmiştir. Kıbrıslı olduğumuz için çok yakından biliyoruz bunları. İş nereden nereye geldi son 50-60 senede!

YUNAN LOBİSİ VAR AMA BİZLER HER ŞEYE RAĞMEN DİRENİYORUZ’

Erdem Atay: Washington’un Güney Kıbrıs’a ilgisinin artmasının sebebi bu mu? Yani Türkiye’nin Kıbrıs’ta daha çok rol alması?

Ersin Tatar: Ben bu dünya siyasetini ilgiyle herkes gibi izliyorum. Rusya’nın farklı bakış açısı var. Amerika’nın farklı bakış açısı var. Ama günün sonunda bu Hristiyan dünya bizden farklı olabiliyor. Amerika’da dünya kadar Yunan lobisi var. Zamanında fark etmişler, yerleşmişler. Yunan lobisi diye bir şey var oralarda. Onların da tabi seçimi var, etkisi var. Ama hamdolsun biz de bütün bunlara karşı direnebiliyoruz. Varlığımızı ortaya koyabiliyoruz. Onlar da bunu görüyor. Bakmayın yani, bir takım haksızlıklar yaşadık ama KKTC gerçeğini görüyorlar. Bu bölgede ve Kuzey Kıbrıs’ta ayrı bir devletin olduğu, ayrı bir milletin olduğu, ayrı bir yönetimin olduğu ve dolayısıyla birleşme noktasındaki sancıları, sıkıntıları gördükleri için mutlaka şu an bizim almakta olduğumuz pozisyona saygı duyacaklarını düşünüyorum.

DOĞU AKDENİZ’DE KKTC BAYRAĞI SALLANDIRACAĞIZ’

Erdem Atay: Çok teşekkür ederiz.

Ersin Tatar: Ben teşekkür ederim, bütün izleyicilerinize, beni dinledikleri için.

Erdem Atay: Buradan mesajınız varsa onu da alalım.

Ersin Tatar: Bütün izleyicilerinize, Türkiye’ye, Anadolu halkına herkese selam olsun diyorum. Biz burada, Kıbrıs’ta başımız dik yaşıyorsak biliyoruz ki orada bir Türkiye var. Türkiye 82 milyonluk halkı ile bizi izliyor. Onların soluduğu hava, nefes, bizim de nefesimizdir. Dolayısıyla aynı kader birliği, gönül birliği, tarih birliği, her türlüsüyle burada sizleri de temsil ederek bu serhat vatanda şu anda KKTC daha da güçlenerek yoluna devam etmektedir. Doğu Akdeniz’deki son gelişmeleri zaten konuştuk. Bütün bunlar milletimiz içindir. Bütün bu uğraşlar milletimizin bekası içindir. Daha güçlü bir Türkiye, daha huzurlu bir Türkiye, ekonomik olarak daha kalkınmış bir Türkiye ve tabi ki bununla birlikte daha insanlarının mutlu olduğu. Doğu Akdeniz’de sizleri de temsil eden bayraklarımızın gönderde sallandığı bir KKTC hepimizin temennisi ve tabi ki hedefidir. Bu duygularla hepinize bir kez daha bizi izlediğiniz için çok teşekkür ederim. Hepinize bir kez daha KKTC’den selam olsun diyorum. Çok teşekkür ederim.

Söyleşinin tamamı aşağıdaki videomuzda…