Kobani davası başladı

6-8 Ekim 2014'te düzenlenen 'Kobani' eylemlerine ilişkin davada, aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu 28'si tutuklu 108 sanığın yargılanmasına başlandı. Dava 3 Mayıs 2021'e erteledi.

Kobani davası başladı

Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen davada, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın yanında Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Emine Ayna gibi HDP'li isimlerin yer aldığı sanıkların yargılanmasına başlandı.

Duruşma nedeniyle polis ve jandarma ekipleri cezaevi önünde yoğun güvenlik önlemi aldı. Duruşmayı izlemeye gelenler 3 farklı arama noktasından geçirildi. Polis, cezaevi önünde toplanmalara izin vermezken, salona girenlerin HES kodları kontrol edildi. Duruşmayı HDP milletvekilleri, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, aralarında Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar Grubu üyelerinin bulunduğu yabancı heyetler takip etti.

Sanıklar duruşmaya bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile bağlandı. Bazı sanıklar ise salonda hazır bulundu. Davayı başta Ankara, İstanbul ve Diyarbakır barosundan olmak üzere çok sayıda avukat takip etti. Avukatlardan bazıları salondaki kapasitenin dolması nedeniyle dışarıda kaldı.

ŞEHİT AİLELERİNDEN AÇIKLAMA

Öte yandan Demirtaş ve HDP'yi protesto eden şehit ve gazi yakınları da cezaevi önünde "Şehitler ölmez vatan bölünmez", "Kahrolsun PKK" ve "Terörist Selo" sloganları attı. Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen yaptığı açıklamada, "Başta Selahattin Demirtaş ve diğer HDP’lilerin yargılandığı davayı takip etmek için buradayız. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nde siyasi parti vasfına bürünen ve yakaları kandilin elinde olan bu şahısların yargılanması ve hak ettikleri cezayı almaları için buradayız. Şehit yakınları olarak davalara müdahil olacağız. Bu olayların talimatlarını veren bizzat Selahattin Demirtaş’tır. Demirtaş ise bu emri Kandil'den almıştır. Sözde hukuku ve evrensel ilkeleri koruması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Selahattin Demirtaş'ın suçsuz olduğunu ve serbest bırakılması gerektiğini söylüyor. Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararı da onları da hiçbir şekilde tanımıyoruz. Bizim bizden başka dostumuz yoktur" dedi.

'KÜRT KARDEŞLERİMİZİN ÖLÜM EMRİNİ VERDİLER'

Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı gazi Lokman Aylar, duruşma devam ederken cezaevi önünde açıklama yaptı. Aylar, "Bizim için içeride dava edilenler ile dağdaki teröristler arasında fark yoktur. İçeride devletimize hesap verenler ile bu olayları bahane ederek terörün siyasi uzantılarına arka çıkanlar arasında fark yoktur. Devletimize başkaldıran herkes elbette bedelini ödeyecektir. Kobani olayları göstermiştir ki; terör örgütünün siyasi uzantısı olan HDP, Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir. HDP, Kürt kardeşlerimizi kullanarak terör suçu işleyen bir suç makinesi haline gelmiştir. HDP ile iltisakı olan vekilleri gazi meclisimizin çatısı altında görmek istemiyoruz. Çünkü onların elinde Yasin Börü ve arkadaşlarının kanı vardır, Kobani'de uzun namlulu teröristlerce katledilen 37 vatandaşımızın kanı vardır. Bizler inanıyoruz ki; devletimiz orada can veren vatandaşlarımızın hesabını soracaktır. Kendilerini Kürt halkının temsilcisi olarak adlandıran HDP yöneticilerinin çoğunluğu Kürt olan kardeşlerimizin ölüm emrini vermişlerdir. Bunlar yetmezmiş gibi devlete başkaldırı çağrısı yapanlar bebek katilinin heykelini dikeceklerini söyleyerek, halkımızı galeyana getirmişlerdir. Buradan devlet büyüklerimize sesleniyoruz; terör ile bağlantısı tespit edilen kişilerin bir kere daha milletvekili olamayacak şekilde milletvekilliğini düşürün, partilerini kapatın. Gazi meclisimizin gündemine tekrar idam yasasını alın ve bir referandum kararıyla milletimize başvurun" dedi.

Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, iddianamenin kabulüne ilişkin kararı okudu.

Sanıkların kimlik tespitine geçildiği sırada sanık avukatları, söz alarak duruşma salonuna giremeyen avukatlar olduğunu öne sürdü.

Başkan Çolak, Kovid-19 tedbirleri kapsamında yeterli sayıda avukatın salona alındığını, ayrıca yerleşkede avukatlara özel tahsis edilen başka bir salon bulunduğunu, isteyen olursa o salondan da duruşmanın takip edilebileceğini söyledi.

Bunun üzerine salonda bulunan avukatlar, oturdukları sıralara vurarak alkışlarla durumu protesto etti.

Mahkeme Başkanı Çolak'ın, duruşma düzenini bozanları salondan çıkartacağını bildirmesi üzerine sanıklar da alkışlayarak protestoya katıldı.

Bu sırada tutuklu sanıklardan Sebahat Tuncel, "Savunma hakkı engellenemez" şeklinde slogan atmaya başladı.

Protesto ederek salondan ayrılan sanık avukatlarının, bu esnada tutuklu sanıklara "mahkemeye kimlik tespiti yaptırılmaması" yönünde telkinde bulundukları duyuldu.

Tek tek isimleri okunan sanıklardan eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen hariç diğerleri, isimleri okunmasına rağmen salonda hazır olduklarına dair beyanda bulunmadı.

Duruşmayı izleyen bazı müştekiler de sanıklara ve avukatlarına tepki gösterdi.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde sanık avukatları söz alarak, müvekkilleri hakkında daha önce benzer suçlamalarla açılmış davalar bulunduğunu ifade etti ve dosyalarının ayrılmasını istedi.

Sanıklar Demirtaş ve Yüksekdağ'ın avukatları iddianamenin özeti okunmadan önce müvekkillerinin talepleri olacağını, bu taleplerinin dinlenilmesi gerektiğini ifade etti. Usule ilişkin itirazlarda bulunan avukatlar, müvekkillerinin reddihakim talebinde bulunmak için söz istediklerini belirtti.

Cumhuriyet savcısının görüşünün alınmasının ardından heyetin ara kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, söz konusu taleplerin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 8. ve devamı maddelerince usule uygun olmadığından reddine karar verildiğini bildirdi.

Başkan Çolak, bazı sanık müdafilerinin mükerrer yargılama yapıldığı, bu nedenle dosyalarının tefrik edilmesi taleplerini reddettiklerini belirterek, sanıklar Demirtaş ve Yüksekdağ'a söz verilmesi talebinin yerinde bulunmadığını, iddianamenin okunmasından sonra sanıklara söz vereceklerini bildirdi.

Duruşmada daha sonra iddianamenin özetinin okunmasına geçildi. Bu sırada salonda bulunan sanık avukatları ve izleyici sırasında oturan HDP milletvekilleri alkış, zılgıt ve masalara vurarak kararları protesto etmeye başladı.

Yaklaşık yarım saat süren protestonun ardından sanık avukatları, duruşma salonunu terk etti.

İddianamenin okunmaya devam ettiği sırada sanıklardan bazıları, avukatların salonda olmaması nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığı yönünde itirazda bulundu.

Bunun üzerine mahkeme başkanı Çolak, "Alkışlayarak, zılgıt çekerek, sıraya vurarak sanık savunulmaz. Duruşma düzenini kimse bozamaz." karşılığını verdi.

İddianamenin özetlenmesinin ardından tutuklu sanıklar Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Sebahat Tuncel ile bazı sanık avukatlarının reddihakim talebinde bulundukları açıklandı.

DAVA ERTELENDİ

Mahkeme, sanıkların reddihakim taleplerini yazılı olarak sunmasına karar verdi. Sanık avukatlarının aynı yöndeki taleplerini ise geri çeviren mahkeme, bu karara karşı itiraz yolu bulunması nedeniyle savunmaların alınmasına başlanamayacağını bildirdi ve davayı 3 Mayıs 2021'e erteledi.

İDDİANAMEDEN

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 108 sanığa 'devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma', 'adam öldürme', 'adam öldürmeye teşebbüs', 'yağma', 'alıkoyma', 'alıkoymaya teşebbüs', 'mala zarar verme', 'yakarak mala zarar verme', 'kamu malına zarar verme', 'yakarak kamu malına zarar verme', 'işyeri dokunulmazlığını ihlal', 'geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal', 'geceleyin açıktan hırsızlık', 'açıktan hırsızlık', 'hırsızlık', 'geceleyin hırsızlık', 'basit yaralama', 'silahla basit yaralama', 'kamu görevlisini silahla basit yaralama', 'kamu görevlisini kasten basit yaralama', 'kemik kırığı oluşacak şekilde kasten silahla yaralama', 'kamu görevlisini kemik kırığı oluşacak şekilde kasten silahla yaralama', 'silahla kasten', 'yaralama', 'kamu görevlisini silahla yaralama', 'iş ve çalışma hürriyetinin ihlali', 'ibadethanelere zarar verme', 'düşük yapmaya neden olma', 'bayrak yakma', '5816 sayılı yasaya muhalefet', 'suç işlemeye tahrik etme' suçlamaları yöneltildi. Şüpheliler hakkında bu suçlardan 38'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680 yıl hapis cezası istendi.

108 sanıklı iddianamede 37 maktul ve 2 bin 676 mağdur yer aldı. Sanıkların tamamı yaşanan olayları, başlamasında ve devamında sorumlu düzeyde organize etmekle ve örgütün talimat bütünlüğü içerisinde şiddetli sokak olayları şeklinde ülke geneline yayıp terör olaylarına kitlesel boyut kazandırmakla suçlandı. Örgüt yöneticisi olmakla suçlanan sanıklar, tüm suçlardan da ayrı ayrı sorumlu tutuldu.