Küresel kaos

featured
service

İsmet Hergünşen yazdı…

Kısa süre öncesine kadar uluslararası ortam küresel güçler açısından büyük oranda sessizliğe bürünmüştü.

Silahlı çatışmalar azalmış ve büyük güçler karşı karşıya gelmekten kaçınır hale gelmişti.

ABD açısından son 20 yıla damga vuran terörizme karşı top yekün mücadele olmuştu.

Afganistan’da müttefikleri ile sürdürdüğü maliyetli mücadele ve çabası ile siyasi hedeflere ulaşmada gayreti tam bir hayal kırıklığı yarattı. Keza Irak ve Suriye için de aynı.

Rusya ve Çin son yıllarda askeri ve ekonomi güç yapılarını revize ederken, küresel sahnedeki yükselişlerini reformlarla hızlandırdılar.

Ne Rusya ve ne de Çin’in küresel güç konusunda henüz ABD’ye rakip olamayacağı gerçeği, bu ülkenin liderliğini sürdüreceği anlamına gelmemelidir.

ABD’nin yerel olaylardaki etkisizliği, tek kutuplu dünyada alternatifsiz olmadığını gösteren gelişmeler, küresel liderliğinin bir anarşiye doğru evrildiğini göstermektedir.

Batı’da Rusya ve AB/ABD/NATO, Asya’da ise ABD ve Çin arasında zaman zaman tırmanma emareleri veren bir dizi olay yaşanıyor.

Sahip olduğu büyük enerji kaynakları ve enerji hatları kesişme yolları nedeniyle bugünlerde Ukrayna, Kazakistan’dan Avustralya’ya kadar jeopolitik kırılmanın eşiğindeyiz.

Geçen yılın sonlarına doğru tırmanış eğilimi gösteren Ukrayna geriliminde, Rusya ile Batı Dünyası’ndan “yeni bir Soğuk Savaş dönemine” doğru evrilebilecek karşılıklı hamleler geldi.

Rusya ve ABD/NATO bir dizi askeri konuşlanma başlattı ve muhabere potansiyelini yerinde görmek için askeri tatbikatlar düzenledi.

Geçmiş yüzyılda olduğu gibi günümüzde de silahlanmaya çok para harcanmaya, yeni teknoloji ve doktrinlere yatırım yapılmaya başlandı.

Moskova; Ukrayna krizinde Batı tarafından bir dizi yaptırımlara maruz kalacağını düşünse de, Kazakistan krizinde tercihini ekonomik çıkarlar yerine jeopolitik çıkarlarını koruma gayretinde gördü.

Nitekim; “Kollektif Güvenlik Örgütü” aracılığıyla davet edilme fırsatını kaçırmayarak, Kazakistan’a askeri gücünü göndermesi, bu düşüncenin sonucudur.

Kanıtlanmış petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından çok zengin olan Kazakistan kaynaklarını kontrol edecek bir Rusya’nın; ekonomik, politik ve stratejik olarak büyük avantajlar sağlayacağı gün gibi aşikardır.

Ayrıca; bu ülkenin genel güvenliğine katkı sağlamasının yanı sıra, nüfusu yüzde 24 civarında olan soydaşlarına güven duygusunu aşılaması söz konusudur.

Batı Dünyası, Ukrayna geriliminde sözlerinin ötesine geçemediği ve Kazakistan’a müdahale olma şansı bulamadığı gibi Rusya’nın manevra sahasını genişletmesine istemeyerekte yardımcı durumuna düşmüştür.

11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’nin terörizmle mücadelesine açıktan açığa karşı çıkmamış olan Rusya ve Çin’in, son NATO Liderler Zirvesinde aleyhlerine alınan kararlardan sonra birbirlerine biraz daha yaklaşmasını doğal karşılamak gerekir.

ŞİÖ (Şangay İş Birliği) üyesi olan Rusya ve Çin’in, sınırlarının kendi taraflarında askeri faaliyette bulunmayacakları üzerinde yapmış oldukları anlaşmalar da mevcuttur.

Batı’ya karşı bir dengeleme ve çok kutuplu bir dünya düzenini yeniden inşa etmek arzusunda olan Rusya, S 400 füzesi sattığı Hindistan’ı BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak görmek istemektedir.

Öte yandan ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya tarafından geçtiğimiz yıl imzalanan AUKUS Paktı, bölge barışı ve istikrarını ciddi şekilde baltalayacak, silahlanma yarışını artırabilecek ve nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarına zarar verecek niteliktedir.

ABD ordusu ve ittifaklarına karşı önleyici bir stratejinin başarılı olmasında en kritik husus, Rusya ve Çin’in kapasiteleri oranında gösterecekleri reaksiyoner hareketleri birlikte yapmaları olasılık dahilinde görülmelidir.

Peki ya Türkiye…

ABD ve AB’nin Türkiye konusundaki tutum ve gündemleri, Türk kamuoyunda rahatsızlık verecek durumun ötesine geçmiştir.

AB’ye ısrarla üye yapılmayan ve bazı müttefiklerinin de sürekli tacizine uğrayan NATO müttefiki Türkiye, jeopolitik durumu nedeniyle sadece ve sadece kendi bekasını ön planda tutacak ve refahına olumlu katkı sağlayacak hedefler peşinde koşmalıdır.

Son sözse; “Varsayım, iyi ve kötü şeylerin başlangıcıdır.”

Küresel kaos

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 4 ay önce

    ABD’nin hegomonyasinin yavas yavas tukenecegini soyleyebiliriz bu anlattiklariniz uzerinden. Ancak Cin ve Rusya’ya da yanasmanin da birtakim sakincalari olacaktir.
    Sonucta; Turkiye belirttiğiniz gibi bekasini ve refahini koruyacak partilerüstu politikasini belirlemelidir. Bunun icin demokrasi ve hukukun tam anlamiyla icselleştirilmesi sarttir.

    Cevapla
  2. 3 ay önce

    Turkiye’nin politikasini yazınizin son kısmında belirtmissiniz ki kesinlikle dogru.
    Cikarlarimizin ön planda oldugu ancak uzun vadede sürdurulebilir bir politika.
    NATO uyesiyiz diye Rusya’ya her kosulda karsi olmak politikamıza zarar verir düsuncedindeyim. Zira Rusya komsumuz sayilır ve son yıllarda iyi iliskiler icindeyiz

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!