Masa dağılmak üzereydi ki… 4 saat 20 dakikalık müzakerede neler yaşandı?

Türkiye ile ABD arasındaki müzakerenin bir bölümünde masanın dağılma noktasına geldiğini öne süren Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun 'yaptırımlar umrumda değil' dediğini iddia etti.

Masa dağılmak üzereydi ki… 4 saat 20 dakikalık müzakerede neler yaşandı?

Türkiye ile ABD arasında varılan 13 maddelik anlaşmanın görüşüldüğü toplantıda yaşananlara ilişkin AKP’ye yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi bazı iddialarda bulundu. Selvi, gergin başlayan görüşmede masanın dağılmak üzere olduğunu gören Amerikalıların teklifi değiştirdiğini öne sürdü.

Yazının satır başları şöyle:

“Sizi Türkiye ile ABD arasındaki 4 saat 20 dakika süren müzakereye ama ondan önce ilk adımların atıldığı bir görüşmeye götürmek istiyorum. ABD Başkan Yardımcısı Pence’den bir gün önce Ankara’ya gelen ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien’ın temasları, uzlaşmaya giden sürecin ilk halkasını oluşturuyor. Ama görüşmenin perde arkasına bakınca işin hiç de kolay olmadığı anlaşılıyor. Çünkü Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile O’Brien’ın görüşmesinin başında bir gerginlik yaşanıyor. O’Brien görüşmenin başında masaya yaptırım kartını sürüyor. “Ateşkes sağlanamazsa yaptırımlar arttırılarak uygulanacak” diyor. O’Brien’ın bu hamlesi üzerine görüşme gergin bir havada başlıyor.

‘YAPTIRIMLAR UMRUMDA DEĞİL’

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın gözlerinin içine baka baka, “Yaptırımlar umurumda değil. Bu harekâta Türkiye’de tam destek var. Bu yaptırımlarla bir yere varamazsınız” karşılığını veriyor. Türk milletinin Barış Pınarı harekâtının arkasında kenetlendiğini, yaptırımların etkili olmayacağını anlatıyor. Tabii burada muhalefet partilerinin de hakkını teslim etmek gerekiyor. Türkiye’nin iktidarı ve muhalefetiyle Barış Pınarı harekâtının arkasında kapı gibi durmasının sesi belli ki ta Washington’dan duyulmuş. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da liderlere tek tek isimlerini saymak suretiyle teşekkür etti.

MASANIN DAĞILMAK ÜZERE OLDUĞUNU GÖREN…

Yaptırımlar kartının geri teptiğini gören Ulusal Güvenlik Danışmanı, bu kez ikinci kartı açıyor. Müzakere için hazırladıkları bir taslak metni masaya sürüyor. Taslak metin Türkiye açısından kabul edilemez bulunuyor. Çünkü O’Brien’ın metni, “ateşkes ve yaptırımlar”dan oluşuyor. Yeni bir gerginlik yaşanıyor ancak masanın dağılmak üzere olduğunu gören O’Brien, Türkiye’nin hazırladığı taslak metni müzakere etmeye yanaşıyor. Daha sonra 13 maddelik uzlaşmaya dönüşecek olan metnin müzakerelerine geçiliyor. ABD, geri çekilme sürecinde operasyonun durdurulmasını talep ediyor. Türkiye ise süre sınırlaması getirilmesinde ısrar ediyor. Çünkü ABD’nin ilk önerisinde 120 saat yok. Ondan sonra ABD’nin masaya nasıl oturacağı konusu ise belirsiz. Bunun üzerine bitiş süreci olarak 120 saat fikri ortaya çıkıyor. Uzlaşma sağlanıyor ama son söz heyetler arası görüşmelere bırakılıyor. Bu kadar önemli müzakerenin arasında ABD, FETÖ’den tutuklu ABD vatandaşlarını gündeme getiriyor. Çavuşoğlu o aşamada, “Kardeşim sen terör örgütünün liderini elinde tutuyor, vermiyorsun” diye sert bir çıkış yapıyor. O’Brien bozulduğunu gizlemiyor.

TAMAM MI DEVAM MI?

13 maddelik uzlaşma metni, heyetler arası müzakereler sırasında olgunlaştırılıyor. Hatta Erdoğan-Pence görüşmesi sürerken Çavuşoğlu ile Pompeo, bir yandan da taslak metin üzerindeki müzakereleri sürdürüyorlar. Ama sürece noktayı koyan karar, Erdoğan ile Pence’in ikili görüşmesinden çıkıyor. Pence görüşme öncesinde çok katı bir görüntü vermişti ama Erdoğan’la görüşme sırasında uzlaşmacı bir tavır sergiliyor. Görüşme bitip Erdoğan ile Pence kapıda gözükünce heyetler, “Tamam mı, devam mı?” diye ikisinin gözünün içine bakıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Heyetler arası görüşmelere geçiyoruz” sözüyle iki taraf da derin bir nefes alıyor. Ha bir de unutmadan ekleyeyim, Ulusal Güvenlik Danışmanı O’Brien, görüşmeye geçmeden önce Pence’e “Erdoğan ile görüşmede sakın ha bu yaptırımlardan bahsetmeyin” diye uyarıda bulunuyor. Tabii ikisinin de yanında olmadığım için bu uyarının tutulup tutulmadığını bilmiyorum ama uzlaşmaya varıldığına göre tutulmuş diyebiliriz.”