Mavi Vatan söylem değil, eylem gerektirir

İsmet Hergünşen yazdı...

Mavi Vatan söylem değil, eylem gerektirir
Mavi Vatan söylem değil, eylem gerektirir

“Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir.” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ün öngörüsünü destekleyecek bir proje daha gerçekleşiyor.

Sözde dost (!) ve müttefik (!)  bazı ülkelerin uyguladıkları yaptırımlar, açıktan açığa ya da örtülü ambargo ve haksız dayatmalarına bir nebze de olsa cevap niteliğinde olacak şekilde, MİLGEM Projesi’nin devamı olan “İstanbul Firkateyni” 23 Ocak 2021 tarihinde “Mavi Vatan”la buluştu.

Gemi tasarım, tekne inşası ve sistem entegrasyonunda  dışa bağımlılığın azaltılmasıyla, harp gemisi inşası alanında gerekli bilgi birikimi, tecrübe ve alt yapı donanımının gelişimi ile birlikte, 2000’li yıllardan itibaren Türk Deniz Kuvvetleri ’nin yeni gemi ihtiyacı büyük oranda milli olarak gerçekleştirilmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda inşa edilen 4 adet “ADA” sınıfı korvetden sonra “İSTİF” sınıfı firkateynlerin inşasının yüzde 70 yerlilik oranıyla gerçekleştirilmesiyle, askeri gemi inşası açısından çok daha iyi bir noktaya gelinmiş olunacaktır.

Türk savunma sanayi şirketleri tarafından tasarlanan sistemlerle donatılan ve iki yıl içerisinde Türk Donanması ’nda harbe hazır hale gelecek olan Türkiye Cumhuriyeti Gemisi / TCG İstanbul ’un denizleri sakin, pruvası neta, ufku ve bahtı açık olsun.

Kamuoyunda uçak gemisi olarak bilinen ve halen özel bir Türk tersanesinde inşasına devam edilen çok maksatlı amfibi hücum gemisi “TCG Anadolu” nun önümüzdeki yıllarda hizmete sokulacak olması da, Cihet-i Bahriye ’nin gücüne ayrı bir katma değer katacaktır.

Projelerin realize edilmesiyle birlikte; “Karadeniz, Adalar (Ege) Denizi ve Akdeniz ’deki deniz ilgi ve yetki alanlarını kapsayan vatan” anlamına gelen “Mavi Vatan” doktrini ile denizlerimizde durumsal farkındalık artacak ve Türk Deniz Kuvvetleri ’nin “Orta Ölçekli Küresel Güç Aktarım Yeteneğine Sahip Deniz Kuvveti” olma hedefi yolunda yeni bir aşama daha gerçekleştirilmiş olacaktır.

Son yıllarda toplumun siyasi, sosyal ve kültürel katmanlarında, denizciliği ve deniz gücünü merkeze alan düşünme, planlama ve uygulama bilinçliliği arttıkça, başta karar vericiler olmak üzere denize ve denizciliğe verilecek önem doğrultusunda, Türkiye daha büyüyecek ve daha da güçlenecektir.

Öte yandan, Türk Deniz Kuvvetleri ’nin dış politika ve denizcilik hedeflerinde yaşanan değişikliklere ayak uydurabilmesi ne kadar önemliyse, Denizcilik sektörünün refah getiren diğer bileşenleri de o derecede hayati önem taşımaktadır.

Onlarca soruna rağmen, denizciliğimizin geldiği nokta “Evet ...ama, Yeterli mi”...“Hayır” diyorum.

Denizcileşmeyi ve Denizi medeniyet olarak gören Atatürk’ün “Denizciliği Türk ’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” ifadesinde yer bulduğu gibi yapılması gerekenler mi!..

- Devletin, denizcilik misyon ve vizyonu doğrultusunda tek sesliliğin oluşması için “Mavi Vatan Siyaset Belgesi” hazırlanmalı

 -12 yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi ’nin her 4 yıllık dönemine “Denizcilik ve Türk Denizciliği” dersi müfredata konulmalı”

 -Genç nüfusun denizciliğe özendirilmesi sağlanarak, yüksek döviz girdisi sağlayacak gemi adamı ihracı ülke politikası olarak görülmeli

 -Yabancı bayraklı ya da şirketlerde çalışan gemi adamlarına yürürlükteki mevzuata uygun olacak şekilde sosyal güvenlik yasası çıkartılmalı

 -Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz ’de Türkiye ’nin hükümranlık haklarını yok sayan dayatma ve tehditlere karşı kararlı ve güçlü bir duruş sergilenmeli

 -Sismik araştırma ve sondaj gemilerinin faaliyetleri her 3 denizde istikrarlı bir şekilde kararlılıkla sürdürülmeli

 -Montrö Boğazlar Sözleşmesi ’nin lafzına ve ruhuna zarar getirecek eylem ve söylemlerden vazgeçilerek, Karadeniz ’de barış ve istikrarın idamesi maksadıyla oluşturulan Karadeniz İş Birliği Görev Grubu (Blackseafor) yeniden aktif hale getirilmeli

 -Karadeniz, Adalar Denizi ve Akdeniz havzasında “Deniz Ticareti ve Turizmi” ni kontrol altına alacak şekilde uygun nitelikte yeni gemi ve yat inşa projeleri teşvik edilmeli

 -Konaklamalı Turizm pazarlaması, yat turizmini içermeli

-Balıkçılık sektörü açık denizlere yönlendirilmeli

 -“Denizcilik Bakanlığı” kurulmalı, mümkün olmadığı takdirde yeni hükümet sistemi içerisinde “Deniz Politikaları Kurulu” na yer verilmelidir.

Netice olarak; Kara ülkesi kadar deniz ülkesine diğer bir ifade ile kara egemenlik alanı kadar deniz egemenlik alanına sahip olan Türkiye'nin “Denizcilik Vizyonu” bir an önce hayata geçirilmek zorundadır.