Mavi Vatan'ın siyasi sınırları tanınmayı bekliyor!

E. Tuğamiral İlker Güven yazdı...

Mavi Vatan'ın siyasi sınırları tanınmayı bekliyor!

Türkiye 2019 yılında Doğu Akdeniz Mavi Vatan'ın Batı sınırını, E.Amiral Doç. Dr. Cihat Yaycı doktrinine uygun şekilde, Libya ile anlaşarak tespit etmiş ve BM'ye bildirmiştir. Ancak Mavi Vatan'ın Doğu ve Güney sınırları ise hala komşu ülkelerle kıta sahanlığı deniz sınır yetki anlaşmaları yapılmadığı için açıklığa kavuşturulmamıştır. Mavi Vatan sınırlarının tayin ve oluşturulmasında, Libya, KKTC ve Suriye hattı ile Mısır, İsrail ve Lübnan komşu ülkeleri arasındaki siyasi ilişkiler kilit rol oynamaktadır.

LİBYA CEPHESİ

Burada Türkiye BM'nin resmen tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümet (UMH) ile Deniz Yetki Sınırlama ve Güvenlik Yardım Anlaşması imzalamıştı. Ancak Türkiye burada ABD yanlısı bir politika izlemektedir. Bu nedenle de, ABD'nin stratejisine uygun olarak, Rusya ile Libya'da karşıt duruma düşülmektedir. Türkiye'yi Rusya ile düşman durumuna getirmek isteyen ABD, 1937'den beri Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de söz sahibi olmasını istemeyen Fransa'yı da yanına katarak Mavi Vatan'da Türkiye'nin karşısına çıkarıyor. Oysa Libya'nın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Mavi Vatan batı sınırı anlaşmasının garantisi için, Türkiye'nin Rusya ile işbirliği ulusal çıkarlarımız açısından çok büyük önem arz etmektedir.

SURİYE CEPHESİ

Türkiye, Astana süreci ve Moskova Mutabakatı çerçevesinde, Suriye'nin batısında İdlib'de Rusya ile iş birliğ içinde bulunmaktadır. Ancak Suriye'nin doğusunda sözde dostumuz ABD 30 yıldır ülkemizi bölmeye çalışan PKK/PYD/YPG'yi siyasi, askeri ve ekonomik olarak destekliyor. ABD, hatta PKK/PYD terör örgütü ile Irak'ta Barzani kontrolündeki Kürt grupları arasında siyasi uzlaşma ile muhatap kılarak onlara devlet kimliği kazandırmaya çalışmaktadır. Yani sözde “Kürt Devleti”nin Suriye ve Irak parçalarını birleştirmeye çalışmaktadır. ABD'nin bu eylemi Türkiye için tam bir beka sorunudur.

ABD VE KOMUTASI ALTINDAKİ NATO

ABD'nin küresel çapta baskıcı stratejisinin esasları İngiltere tarafından belirlenmektedir. İngiltere İsrail'in de kurucusu olarak, ABD'nin Orta Doğu ve İsrail'in güvenlik politikalarının da mimarıdır. İngiltere tarihte, Çarlık Rusya’sı ile Osmanlı Devleti'ni 300 yıl savaştırmıştır. Bugün de aynı görevi tek kutuplu dünya lideri ABD, çok kutuplu dünyaya evrilirken dahi, kıtasal güç konumundaki Rusya'ya karşı Türkiye'yi NATO içinde ileri karakol görevinde tutmaya çalışmaktadır. Ancak Ergenekon, Balyoz, ABD-FETÖ-NATO 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, Türkiye Atatürk'ün bağımsızlıkerdemi doğrultusunda, Rusya ile işbirliğine başladı. Türkiye-Rusya işbirliği, iktidarın politik kararsızlığı nedeniyle, Atatürk ile Lenin arasındaki işbirliği gibi olamamıştır. ABD, Libya politikasında Türkiye'nin Rusya ile karşı karşıya gelmesini fırsata çevirerek, Türkiye'nin milli çıkarları için çok önemli olan hava savunma sistemi S-400'lerin iptal edilmesini tehdit ederek ısrarla istemektedir.

Özet olarak, ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail, bölgesel güç konumunda bağımsız bir Türkiye'yi görmek istemiyorlar. ABD, Türkiye'nin Rusya ile işbirliğini önlemek ve hatta “düşman” konumuna getirmeye çalışıyor. Türkiye, ABD'nin gözünde Rusya'ya karşı kullanılan uydu bir devlet konumundadır. 5 Haziran 1964 Johnson mektubundan sonra, İnönü'nün danışmanı Prof. Nihat Erim, “ABD sadece kağıt üzerinde müttefiktir. Ulusal çıkarlarımız söz konusu olduğunda, darbenin her zaman ABD ve ATO'dan geleceği anlaşılmıştır. Dış politikada Türkiye'nin ABD'den bağımsız bir politika izlemesi gerektiği görülmüştür'' diyerek son derece doğru tespit yapmıştır…

KKTC CEPHESİ

ABD, KKTC'yi tanımadığı gibi, 1987 yılından beri Güney Kıbrıs'a uyguladığı silah ambargosunu da 2019 yılında kaldırdı. Ayrıca ABD, GKRY'de güvenlik işlerini geliştireceğini ve ordusuna askeri eğitim ile maddi kaynak sağlayacağının sözünü vermiştir. Özetle ABD, Kıbrıs'ta İngiltere ve Fransa'yı da katarak, KKTC ve Türkiye karşıtı politika sürdürmektedir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Türkiye'nin Mavi Vatan sınırlarını tayin ve oluşturma tezleri ile bağımsız KKTC politikasının amansız düşmanı maalesef dost olarak gördüğümüz ABD'dir.

ABD, Türkiye, Suriye, Irak ve İran'dan koparılacak parçalar ile sözde “Kürt Devleti” kurma hayalinden asla vaz geçmemektedir. Bugüne kadar ABD-Türkiye ilişkilerine baktığımızda, kazanan tarafın, Türkiye çıkarlarının aksine daima ABD olmuştur. Bu durumda, Einstein'ın “Delilik nedir?” sorusuna, ''Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklemektir'' cevabı, Türkiye'nin ABD ilişkilerinde mutlaka bağımsız hareket etme zorunda olduğunun açık ifadesidir.

Vatan savunması Mavi Vatan sınırından başlar. Bunun için Atatürk'ün 20 Eylül 1924 tarihinde Hamidiye Kruvazörü'nde şeref defterine, ''Hudutlarının mühim ve büyük kısmı deniz olan Türkiye Cumhuriyeti'nin Donanması da, mühim ve büyük olmak gerekir. O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir” direktifi bugünde ve gelecekte de geçerliliğini korumaktadır..

DENİZCİLİK BAKANLIĞI KURULMALI

İthalat ve ihracatının yüzde 87'si deniz yolu ile yapılan Türkiye'nin mutlaka eksikliği hissedilen, denizciliğin tek elden koordinasyonu için ''Denizcilik Bakanlığının'' kısa zamanda kurulması önemli olarak mütalaa edilmektedir. Doğu Akdeniz Mavi Vatan ve bağrında demirli bir uçak gemisi gibi duran Bağımsız KKTC, Türkiye'nin vazgeçilemez, en önemli jeopolitik hedefi ve güvencesidir. Bunun için bu bölgede Türkiye, aralıksız ve daimi olarak Donanma bulundurmaktadır. Ancak, yakında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ABD planlarına ve GKRY isteklerine uygun davranan Akıncı ve siyasi partilerin karşısına, tek adayla çıkamayan Ulusal Cephe'deki dağınıklık kaygılarımızı maalesef artırmaktadır.

Moskova Mutabakatı'nda Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi egemenliğinin kabulü esas alınarak, gecikmeksizin Suriye ile diplomatik ilişki kurulmalıdır. Müteakiben İhvan saplantısı ve Sisi'yi tanımama ısrarından vaz geçerek Mısır ile diplomatik ilişki kurulması, Mavi Vatan jeopolitiği açısından çok önemli görülmektedir.

ADALAR DENİZİ'NDE YUMUŞAK GÜÇ

Mavi Vatan’ının siyasi sınırlarını tanımlamak ve KKTC'nin tanınmasını sağlamak üzere, Suriye, Mısır, İsrail, Filistin ve Lübnan ile MEB (Münhasır Ekonomik Bölge) Deniz Yetki Sınırlama Anlaşmaları yapılması için diplomasi gücü proaktif olarak kullanılmalıdır.

ABD, Fransa, İsrail, Yunanistan, GKRY, Suudi Arabistan ve BAE cephesine karşı, Türkiye, Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Rusya ve Mısır ile Güvenlik ve Bölgesel İşbirliği oluşturmak için diplomatik çalışmalara başlamasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Doğu Akdeniz Mavi Vatan siyasi sınırları güvence altına alındıktan sonra, Batı Anadolu’nun denizden devamı olan ''Adalar Denizi”nde (Ege) Yunanistan tarafından anlaşmalara aykırı olarak işgal ve gasp edilen hak ve çıkarlarımızın yumuşak güç kullanarak geri alınacağına yürekten inanılmaktadır. Bütün belirtilen hususların elde edilmesinde kilit unsur, iç cephede birlik ve beraberliktir.

Bunu sağlamada bayrakla beraber, ''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE'' sloganının aralıksız kullanımının tekrar çok önem kazandığı mütalaa edilmektedir.