1. Haberler
  2. Analiz
  3. ‘Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim’: Siyasal iletişimin 5N 1K’sı üzerine

‘Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim’: Siyasal iletişimin 5N 1K’sı üzerine

featured

Siyasal İletişim Uzmanı Salih Levent Uğurlu yazdı…

Siyasette yanlış söz diye bir şey nadiren vardır; asıl tehlike her zaman yanlış andadır. Emine Ülker Tarhan yıllarca bekledi, sonunda o kürsüye çıktı ve mazot fiyatından söze başladı.

Büyük buluşmalar büyük cümleler ister, küçük cümleler söylendiğinde buluşma da onlarla birlikte küçülür. Tarhan’ın CHP’ye katılış töreninde sarf ettiği “Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim” cümlesi, Türk siyasi iletişim tarihinin en ilginç örneklerinden biri olarak not düşülmeyi hak ediyor. İlginç; çünkü bu cümle yanlış değil. İlginç; çünkü bu cümle sevilmiş bile olabilir. Ama siyasal iletişim açısından bakıldığında, bu cümle tam anlamıyla yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış çerçevede söylenmiş bir cümledir. Peki neden?

SİYASAL İLETİŞİMİN 5N 1K’SI

Gazetecilik okullarında öğretilen klasik formül “Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Neden, Kim” soruları siyasal iletişim için de temel bir iskelet sunar. Ancak siyasette bu sorular yalnızca haberin unsurları değil, mesajın taşıyıcı kolonlarıdır. Kolonlardan biri çürüdüğünde bina yıkılmaz ama yamuklaşır. Tarhan’ın o anı, tam da bu yamuklaşmanın ders kitaplığına girecek bir örneğidir.

Kim: Emine Ülker Tarhan, sıradan bir siyasetçi değil. Profili yargı kökeninin getirdiği disiplinle şekillenmiş, Kemalist hassasiyetleri belirgin ve zaman zaman ulusalcı söylemlerle kesişen; ancak çoğunlukla kendi çizgisini korumaya özen gösteren bir siyasi figür. Cumhuriyet Halk Partisi’nden koparak Anadolu Partisi’ni kurmuş, Türk solunun entelektüel damarlarından birine doğrudan temas etmiş bir isim. CHP’ye katılışı salt bir “transfer” haberi değildir; bu katılış, solun tarihsel olarak kıyısında duran bir ekolün ana gövdeyle buluşması anlamına geliyor. Yani Tarhan’ın o kürsüde verebileceği yüzlerce mesaj vardı: kimlik siyaseti üzerine, Kemalist gelenek üzerine, laiklik üzerine, ortak muhalefet inşası üzerine… Tarhan’ın sosyolojik ağırlığı bu mesajları taşıyacak kapasitedeydi.

Ne: “Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim.” Ekonomik şikâyet. Geçerli mi? Evet. Halkın derdine dokunan bir cümle mi? Evet. Ama Tarhan bu cümleyi söylediğinde, ondan beklenen mesajın binde birine bile ulaşamamış oldu. Ekonomik şikâyeti dillendirmek, CHP’nin zaten onlarca yıldır yaptığı bir şeydir. Tarhan’ın bu partiye katılışının anlamı, ekonomik şikâyetin ötesinde bir entelektüel ve siyasi senkronizasyondu. O an söylenmesi gereken şey, “Ben neden buradayım?” değil; “Biz birlikte ne yapacağız?” olmalıydı.

Nerede: Katılış töreni. Bu mekânın ritüel bir işlevi var. Törenler sembolik eylemlerdir; bilgi aktarmaktan çok anlam üretirler. Tarhan’ın kürsüye çıktığı o an, sol siyasetin iç dünyasına bakan bir ayna gibiydi. CHP tabanı, Tarhan’ı kim olduğu için izliyordu; ne diyeceği için değil. O ayna mazotu yansıttığında, töreni izleyenlerin zihninde oluşan görüntü, sembolik bütünlüğün kırılmasıydı.

Ne Zaman: Türkiye’nin ekonomik krizin ortasında olduğu, muhalefet partilerinin yeniden yapılanma döneminde bulunduğu ve CHP’nin kendi içinde yoğun bir dönüşüm yaşadığı bir an. Bu konjonktürde mazotu öne çekmek, yangın söndürmek için şelaleye giderken yolda bir çamura basmak gibidir: yanlış değildir, ama önceliği kaçırır.

Nasıl: İroni ve hafiflik içinde söylendi. Bu da meseleyi daha da karmaşık kılar. Çünkü ironi, doğru ellerde güçlü bir siyasi silahtır. Yanlış anda ise hem gülünç hem de hafifletici bir etki yaratır. Kitleler hafifletilmek istemez; özellikle büyük beklentiler taşıdıkları anlarda ağır konuşulmasını beklerler.

Neden: İşte asıl soru bu. Tarhan neden böyle bir giriş yaptı? Üç olasılık var. Birincisi, spontane bir refleks; sahneye çıkma gerginliğinin ya da kalabalığın enerjisinin tetiklediği ani bir söz. İkincisi, kasıtlı bir halkçılık hamlesi; “ben de sizin gibi biriyim” mesajı vermeye çalışmak. Üçüncüsü ise siyasal iletişim danışmanlığının yokluğu ya da yetersizliği. Üç ihtimal de aynı sonuca işaret ediyor: bu mesaj, verilmeden önce filtrelenmemiş.

SİYASAL SÖYLEMİN MİMARİSİ

Siyaset bilimciler uzun süredir “framing” yani çerçeveleme kavramını siyasal iletişimin merkezine yerleştiriyor. George Lakoff’un klasikleşen argümanına göre insanlar olgulara değil, olguların yerleştirildiği çerçevelere tepki verir. Tarhan’ın mazot cümlesi, ekonomik sıkıntı çerçevesine girdi. Oysa o törenin çerçevesi, siyasi yeniden yapılanma ve entelektüel buluşmaydı. İki çerçevenin çarpışması, mesajın kaybolmasına yol açtı.

Bunun yanı sıra siyasal iletişimde “Kitlesel beklenti yönetimi” denen bir kavram var. Bir konuşmacı kürsüye çıkmadan önce, dinleyici kitlesinin zihninde bir beklenti oluşur. Bu beklenti ne kadar yüksekse, karşılanmadığında düşüş de o kadar sert olur. Tarhan için beklenti yüksekti. “Mazot” bu beklentiyi karşılamadı; tören salonunda bir “eh” anı yarattı.

TARHAN’IN KAYBETTİĞİ FIRSAT

Tarhan o kürsüde şunu söyleyebilirdi: Türkiye’de solun neden bölündüğünü, bu bölünmenin maliyetini ve şimdi neden bir araya gelmenin zamanının geldiğini… Bunu kendi siyasi serüveninin perspektifinden, hem içeriden hem dışarıdan biri olarak anlatabilirdi. CHP tabanına, “Ben sizin dışınızda bir yerde durdum, şimdi içerideyim ve içerinin değişeceğine inanıyorum” diyebilirdi. Bu, hem entelektüel hem de duygusal olarak güçlü bir mesajdı.

Bunların hiçbirini söylemedi. Mazot söyledi.

SONUÇ: SÖZ ZAMANSIZ SÖYLENİRSE SÖYLENMEMİŞ SAYILIR

Siyasal iletişimin 5N 1K’sı, aslında tek bir soruya indirgenebilir: Bu an, bu mesaj için doğru an mı? Tarhan’ın örneği bize gösteriyor ki doğru mesaj bile yanlış anda söylendiğinde, mesaj değil gürültü üretir.

Siyasette söz, sadece içerikten ibaret değildir. Sözün taşıyıcısı kimdir, hangi zemin üzerinde yükselmektedir, dinleyici ne beklemektedir, zaman neyi gerektirmektedir; bunların tamamı, sözün anlamını belirler. Tarhan bu denklemi o gün kaçırdı. Özetle, mazot fiyatı bir gün düşer ancak o an bir daha gelmez.​​​​​​​​​​​​​​​​

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. ısmet pasanın cevdet sunay ıcın soyledıgı bır soz vardır.’neyapacak, sımdıye kadar ne yaptı ıse onu yapacak ‘demıstı.aynısını bu hanım ıcın soyleyebılırız.bırılerı kımbılır hangı nedenle arkasından ıteledı.

  2. 27 Mart 2026, 18:28

    Sayın yazar Chp sol parti mi?Rahmetlik Nihat Genç’in tanımıyla ”binlerce daire sahibi şımarık müteahhit çocuğu”hayatının hiçbir kısmında mücadele etmemiş,herşeyi babasının parası ve nüfuzu ile elde etmiş,sağ partilere yanaşmış,Fetönün yayın organlarında spor yorumculuğu yapmış,bu milletin deriyle dertlenmemiş Ekrem İmamoğlu’nu aday gösteren bir parti ”sol” parti mi oluyor sizce.Bu kafayla Chp hep kaybetmeye mahkumdur.

    • evet chp sı sol partı degılır. ecevıt chp sınden bu yana ısrarla bazı gucler tarafından yakıstırılmaya hatta yerlestırılmeye calısılan bır cabadır. chp nın gercek kımlıgının yok edımesı ıcın o devırlerde sag partıerın coklugu karsısında kuvvetlı bır sol partı olsun bu dengeleme cıkarcı cevreler ıcın fren gorevı gorsun dıye yapısıtırılan bır etıkettır. chp sı .ulusalcı altıok ılklerı baz alınarak kurulmus.kemalıst bır partıdır.

  3. Harika tespitler. Şu CAHAPA içerisinde güçlü bir kanat oluşturacak efsane niteliğinde karakter, heyecanlandırdı açıkçası, kaza olup olmadığını daha önce yaptığı konuşmaları da düşünüyorum, zaman ve açıklamaları gösterecek.

  4. Bu hanim Silivride halk dondurucu soğukta ozgurluk adalet haykirip titrerken. bangır bangır chp sloganiyla dolasan parti arabasındaydi

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!