Muharrem İnce: HDP ile AKP görüşmüş bunda ne var ki?

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce Van ve Hakkire'de konuşma yaptı. AKP'nin Anayasa değişikliği için HDP ile görüşmesi sorulan Muharrem İnce, "Hiçbir sakınca yok ama gizli saklı görüşmeyi, utangaç görüşmeyi doğru bulmam. Görüşülecekse milletin gözünün önünde olmalıdır." dedi.

featured

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin Memleket Buluşmaları kapsamında Ağrı’da vatandaşlarla buluştuktan sonra Van’a geldi. Van Merkez’de esnaf ziyaretinde bulunan İnce, daha sonra basın toplantısında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Açıklamalarında iktidar ve muhalefete yüklenen İnce “Ana Muhalefet Partisinin Genel Saymanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na “Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım” diye hitap ediyor. Seçilmiş bir milletvekili, bir memura “Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım” diyor. Milletvekili seçilmiş adamdır, memura böyle hitap eder mi? “Sen muhatabım değilsin!” demesi lazım zaten. “Cumhurbaşkanı gelsin buraya!” demesi lazım.” dedi. Muharrem İnce açıklamalarına şöyle devam etti;

ANA MUHALEFET PARTİSİ LİGHT AKP GİBİ DAVRANIYOR

Ana muhalefet partisi, onun da durumu içler acısı. Plan Bütçe Komisyonu’nun tutanaklarına baktım. Ne diyorlar, ne konuşuyorlar diye. Tutanaklarda partinin genel saymanı, ana muhalefet partisinin genel saymanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na “Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım” diye hitap ediyor. Seçilmiş bir milletvekili, bir memura “Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım” diyor. Kendini halen bürokrat zannediyor. Hangi görevde olduğunun farkında değil! Milletvekili seçilmiş adamdır, memura böyle hitap eder mi? “Sen muhatabım değilsin!” demesi lazım zaten. “Cumhurbaşkanı gelsin buraya!” demesi lazım. Yürütmenin başı Cumhurbaşkanı ise, yasamanın üyesi onunla muhatap olur, atanmış bir memurla muhatap olmaz. Ve çıkıyor ne diyor biliyor musunuz; “Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımdan” sonra Dışişleri Bakanı’na yağcılık yapıyor. “En az tahribat sizin bakanlığınızda oldu.” diyor. Tutanaklarda var bu. Ya Şakir, Bakaracı’yı, bunları kim yaptı büyükelçi ya? En az tahribat orada olmuş. Görmüyor musun bunları, kimlerin büyükelçi olduğunu? Light AKP gibi davranıyorlar.

‘TÜRKİYE 20 YIL ÖNCE NE DURUMDAYDI ŞİMDİ NE DURUMDA’

20 yıllık bir iktidar var. 20 yıl önce Türkiye ne durumdaydı, şimdi ne durumda bir kısaca özetleyelim. 20 yıl önce enflasyon yüzde 29’du, bugün enflasyon yüzde 85,5. Gıda enflasyonu yüzde 100. 20 yıl önce Türkiye’nin 130 milyar dolar dış borcu vardı. Bugün Türkiye’nin 460 milyar dolar dış borcu var. 20 yıl önce cari açık 0,5’di, şimdi 12 katı, yani 6 oldu. Türkiye’de gıda ortalaması 99,5 dünyada 9,1. Onda biri gıda enflasyonu.

‘DIŞİŞLERİ BAKANI KENDİ CUMHURBAŞKANINA BECERİKSİZ DİYOR’

Dışişleri Bakanı, Plan Bütçe Komisyonu’nda resmen Tayyip Erdoğan’ı gömmüş, resmen gömmüş kendi bakanı. Bakın ne demiş, bakanlığının başarılarını anlatırken şöyle bir cümle ediyor; “Tahıl Koridoru Anlaşması sayesinde dünya gıda fiyatları yüzde 9 düştü.” Yani tahıl koridorunun açılmasıyla dünya gıda fiyatları yüzde 9 düşmüş. Türkiye’de ise gıda fiyatları sadece ekim ayında yüzde 5 artmış. Dünyada yüzde 9 düştüğünü söylüyor, Türkiye’de yüzde 5 artıyor. Yani Dışişleri Bakanı kendi Cumhurbaşkanı’na “beceriksiz Cumhurbaşkanı” diyor. Ama bunu ne yazık ki medyada görmezden geliyor. Bakın yıllık 99,5 gıda enflasyonu Türkiye’de, ekmek 7,5 lira 10 liraya doğru gidiyor. Bu kafayla giderseniz ekmek 10 olur demiştim yakında da bunu göreceğiz.

‘CUMHURBAŞKANI TALİMAT VERMESE ORMAN YANGININI SÖNDÜRMEYE BİLE GİTMEYECEK’

Yani bu 20 yıl içerisinde Türkiye’yi kötü yönetti, liyakatsiz kadrolarıyla yönetti. 2018’de yarıştık, 4 yıl geçti aradan. 3 Ekonomi Bakanı, 5 Merkez Bankası başkanı, 5 TÜİK başkanı değişti. Bakanlar önemsiz oldu artık yani. Bakanların ismini bile bilmiyoruz, vatandaş da bilmiyor. Yangın söndürmeye gidecek “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla gittik ” diye başlıyor. Yani sel bölgesine gidecek, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla gidiyor. Talimat vermese orman yangınını söndürmeye gitmeyecek demek ki. Bakanlar o kadar gereksiz insanlar oldu ki artık istifa bile edemiyorlar. Ben istifa ettim diyemiyor affını istiyor, affını!

‘FAİZE VERDİĞİMİZ PARAYI MİLLİ EĞİTİME VERMİYORUZ, YAZIK BU ÜLKEYE’

Milli Eğitim bütçesine baktım. 435 milyar TL bütçesi var. 435 milyar TL bütçenin 301 milyarı personel ve SGK gideri. Koskoca Millî Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi 435 milyar, 301 milyarı sadece personel gideri. Bütün bütçenin 2023 bütçesinin faiz gideri ise 565 milyar. Yani 2023’te gerçekleşirse bu bütçe, 565 milyar faize ödeyeceğiz, 435 milyar Milli Eğitime ödeyeceğiz. Yazık bu ülkeye! Faize verdiğimiz parayı Milli Eğitime, çocuklarımıza vermiyoruz. Faize 565 milyar, tarımı desteklemeye 54 milyar. Onda biri. Tarıma bütün 81 vilayette verilen tarıma verilen desteğin 10 katını faize veriyoruz.

‘EĞİTİME AYRILAN BU BÜTÇE GELECEK İÇİN BÜYÜK BİR TEHLİKEDİR’

Türkiye’de 71 bin okul var. 1,2 milyon öğretmen var, 20 milyonda öğrenci var. 85 binde ücretli öğretmen var. İşte böyle bir durumda 20 milyon öğrencinin olduğu bir büyük topluluğa, faize verdiğimiz paradan daha az para veriyoruz. Ve ülke geleceğini kaybediyor! Kaybediyor geleceğini. Bakın 2019 Liselere Giriş Sınavı’nda 20 matematik sorusu var. 2019’da ortalama Türkiye ortalaması 5,09. Yirmi sorudan çocuklarımız 5,09 soru yapmış. 2022’de bu oran 4,74’e düşmüş. Böyle gidiyor eğitim, kaybediyoruz çağı kaybediyoruz. Geleceği kaybediyoruz. Türkçe sorusu, 2019’da 20 Türkçe sorusu var yine, 2019’da Türkiye ortalaması 11,75. 2022’de bu oran 9,22’ye düşmüş. Okuduğunu anlamayan, problemi çözemeyen çocuklar geliyor artık. Bu ne demektir? Gelecek için bir büyük tehlike demektir. Sıkı durun bir şey daha söyleyeceğim! 143 bin çocuğumuz matematikten sıfır çekmiş, hiç soru yapamamış. İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nin bütçesi 8,2 milyar dolar. Bir üniversitenin bütçesi 8,2 milyar dolar. Türkiye’de 129 devlet üniversitesi var, artı birde YÖK var. İngiltere’de bir üniversite bütçesi 8,2 milyar dolar Türkiye’de 129 üniversitenin bütçesi 7,2 milyar dolar. Yani 129 üniversiteye ayırdığımız para İngiltere’de bir üniversitenin bütçesi yapmıyor. Bu ülke gelişemez arkadaşlar, bu ülke kalkınamaz. Bu ülkede refah olmaz, bu ülkede mutluluk olmaz.

36 AY TAKSİTLE MONT ALIYORUZ!

Kira öder gibi ev sahibi oluyorduk bundan 10-15 sene önce. Hatırlayın, kira öder gibi. Biraz kredi çekiyorduk. Şimdi kirasını ödeyemiyor kimse. Kira öder gibi ev sahibi oluyorduk, şimdi 36 ay taksitle mont alıyoruz. AKP’den önce ders kitapları paraylaydı, okullar bedavaydı. Şimdi kitaplar bedava oldu, okullar parayla oldu. Ben hayatımda geçen yaza kadar hiç görmedim. Adana’da geçen yaz gördüm “dilimle karpuz” satılıyordu. 58 yaşındayım ben. 57 sene içinde dilimle karpuz satıldığını görmedim, Tayyip Erdoğan sayesinde dilimle karpuz satıldığını gördüm.

Bir şey söyleyeceğim; önceden televizyonlarda, gazetelerde şöyle yapılırdı hatırlar mısınız? “10 milyon lira çıkan talihli!” O şans oyunlarından kime para çıktıysa onların fotoğraflarını görürdük gazetelerde. Son yıllarda bir de fotoğrafları göremez olduk. Hiç dikkatinizi çekti mi? Fotoğraf falan yok artık, çıkmamaya başladı. Milleti buradan da mı dolandırıyorlar acaba?

‘BAŞBAKANLIĞIN ÖNÜNE YAZAR KASA FIRLATMAYI BIRAK, SARAYIN SOKAĞINA GİREMEZSİN’

Mesela sokaklarımızda bu kadar sığınmacı yine bunların döneminde oldu. Her 10 kişiden birisi sığınmacı. Çok ilginç bir şey daha oldu. Her şeyin fiyatı arttı bu ülkede, tek bir şeyin fiyatı azaldı; Türk vatandaşı olmak ucuzladı. Önceden 1 milyon dolar vererek Türk vatandaşı oluyordun, şimdi 400 bin dolar vererek oluyorsun. Mesela bunlar iktidara geldiğinde, 20 sene önce dolar 1,5 liraydı. Şimdi 18,5 lira. Mesela bunlardan önce televizyonlarda komedyenler vardı. Hiciv olurdu. Bunların hepsi kalktı, bitti. Mesela bunlardan önce siyası parti genel başkanları televizyonlara çıkar, tartışırlardı, şimdi yok. Salıdan salıya birbirlerine laf söyleyen insanlar topluluğu var. Mesela bunlardan önce karikatürler çizilirdi; Demirel’in, Ecevit’in ne karikatürlerini çizerlerdi. Çiz şimdi de göreyim. Mesela bunlardan önce başbakanlığın önüne yazar kasa fırlatılırdı. Fırlat şimdi de göreyim. Saray’ın yandan sokağına giremezsin. Başbakanlığın önüne yazar kasa fırlatmayı bırak Saray’ın sokağına giremezsin.

‘BUNLARDAN ÖNCE POLİS DEVLETİN MİLLETİN POLİSİYDİ’

Mesela bunlardan önce kırmızı ışıkta duran cumhurbaşkanları vardı. Şimdi 300 arabayla cumaya giden cumhurbaşkanları var. Mesela bunlardan önce parmak boyası vardı seçimlerde. İlkel milkel denilirdi ama çok işe yarardı, o da gitti. Mesela bunlardan önce polis bandosu bir partinin marşını çalmazdı. Polis devletin polisiydi, milletin polisiydi. Bir partinin polisi değildi. Ama şimdi polis bandosu AK Parti marşı çalıyor. Mesela bunlardan önce buzdolabı yoktu. Mağaralarda ağaç kavuklarında saklıyorduk yiyeceklerimizi. Mesela bunlardan önce ambulans yoktu. Eşeklerle taşıyorduk yaralılarımızı. Bunlardan önce futbol topu yoktu. Paçavralardan, bezlerden top yapıyorduk. Öyle diyorlar, öyle anlatıyorlar.

‘FAİZE 565 MİLYAR ÖDEYEN TÜRKİYE ASGARİ ÜCRETTEN ALINAN VERGİLERE 40 MİLYAR ÖDEYEMİYOR’

Mesela bir türlü çözülemeyen bir konu var. Vergi dilimi konusu. Ocak’ta maaş almaya başlıyor bordro mahkumu, temmuzdan itibaren maaşı düşmeye başlıyor. Neden düşüyor? Vergi dilimine giriyor. 2002’de iktidara geldiklerinde, vergi dilimi nerede başlıyormuş biliyor musunuz? Asgari ücretin 17 katı. Asgari ücretin 17 katı olursa vergi dilimine giriyormuş. 20 yıl sonra bu oran 5 katına düşmüş. Asgari ücretin 5 katını aldığında vergi dilimine giriyorsun. Bunu bir türlü düzeltmiyorlar. Düzeltmiş olsalar 17 katına çıkarsalar; devlete maliyeti de 40 milyar lira. Yani 565 milyar faizi ödeyen Türkiye, buraya 40 milyar lira ödeyemiyor.
Neden beceremezler? Şundan beceremezler; çünkü akla, ahlaka, bilime, hukuka inanmıyorlar. Öngörüleri tutmuyor. Örneğin enflasyonla ilgili şöyle demişler; 2021 Ekim’inde; 2022 için yani içinde bulunduğumuz yıl için enflasyon ortalaması 9,8 olacak demişler. 27 Ocak 2022’ye gelmişiz; “pardon” demişler, “9,8 değil 23,2 olacak.” 18 Nisan 2022’ye gelmişler; “pardon” demişler, 42,8’e yükseltmişler. 28 Temmuz 2022’ye gelmişler; “42 de değil 60,4 olacak.” demişler. 27 Ekim 2022’ye gelmişler; “pardon, 65,2 olacak.” demişler. Bugün kaç; 85. 31 Aralık’ta kaç olacak? Büyük ihtimalle %100 olacak. Kimin rakamı? TÜİK’in. İnanıyor musun? Hayır. Eğer TÜİK %85 diyorsa bu çok daha fazladır. Memleketin hali budur.

‘CUMHUR İTTİFAKI’NDA DA MİLLET İTTİFAKI’NDA DA OLMAK GİBİ BİR DERDİMİZ YOK’

Biz Memleket Partisi olarak ne öneriyoruz? Biz bu millete huzur öneriyoruz, huzur. 3A diyoruz; akıl, adalet ve ahlak. Gönül köprüleri kuracağız diyoruz. Ülkenin bir ucundan bir ucuna gönül köprüsü kuracağız, huzuru getireceğiz. Devlete olan güven. TÜİK’e, ÖSYM’ye, Merkez Bankası’na güvenen var mı? Yok. Bunu yeniden kuracağız, diyoruz. Hukuk devleti, diyoruz. Liyakat olacak, diyoruz. Şeffaf, denetlenebilir, rekabete açık bir kamu ihale kanunu diyoruz. Ve eğitim diyoruz. Tarımı stratejik bir sektör olarak göreceğiz. Tarımı, sağlığı ve eğitimi piyasanın koşullarına bırakmayacağız, diyoruz. Bu şekilde ne Cumhur İttifakı’nda ne Millet İttifakı’nda olmak gibi bir derdimiz yok. Biz millete bir reçete sunuyoruz, üçüncü bir yol öneriyoruz. Biz diyoruz ki; bunlar birbirine benziyor, biz bunlardan ayrıyız. Bunlar kayıkçı kavgası yapıyor diyoruz. Biri sıkıştı mı, diğeri yetişiyor, diyoruz. Hazine yardımı olmayan, belediyesi olmayan, müteahhitleri arkasında olmayan pırıl pırıl yepyeni bir parti, Memleket Partisi. Arkadaşlarımla birlikte sizleri selamlamak istedik ve önümüzdeki seçimde takdir milletin diyoruz.

‘HDP İLE AKP GÖRÜŞMÜŞ NE VAR BUNDA’

Açıklamasını tamamladıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan İnce; “Altılı Masa için 6+1, HDP gösteriliyordu. Sizin de CHP’nin duruşuna eleştirileriniz oldu. Eleştirdikleriniz ile yol haritanızda farklılık olacak mı?” sorusuna şu şekilde cevap verdi;
Muharrem İnce, Van’da neyi konuşuyorsa Trabzon’da onu konuşur. Diyarbakır’da neyi konuşuyorsam Edirne’de onu konuşurum. Görevin şartlarına göre konuşmamı değiştirmem. Omurgalı siyaseti tercih ederim. Bir yöreye gidip o yörenin hoşuna gidecek lafları söylemek, benim huyum değil. HDP ile AKP görüşmüş. E görüşebilir, bunda ne var ki? Parlamentoda temsil edilen bir parti, meclis başkan vekili olan bir parti. Ondan izin alıp konuşuyor milletvekilleri. HDP milletvekilinden izin alıp konuşuyorlar. Ben bir sakınca görmüyorum. Anayasa değiştirilecekse bütün siyasi partilerle görüşülmeli. Hiçbir sakınca yok. Ama gizli saklı görüşmeyi, utangaç görüşmeyi doğru bulmam. Görüşülecekse milletin gözünün önünde olmalıdır.

Muharrem İnce: HDP ile AKP görüşmüş bunda ne var ki?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 hafta önce

    yapma muharrem yapmaa sende mi brütüs geldin geldin geldin zurna son deliğinde zırt dedin.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!